bugün
- ucan tekme atan hipopotam29
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen13
- ulıdağ sözlük'ün geleceği17
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası25
- kızınız sözlükte yazabilir mi8
- iltica41
- pastırma sıcakları4
- sözlük kızlarının yaaaprak sarmaları6
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- sözlüğe yaprak sarması görmek için giren yazarlar8
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- sözlük kızına kırmadan güzel olmadığını söylemek6
- björk'ün dinlenmek için fazla björk olması3
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi31
- eminem vs ceza3
- yazarların severek okuduğu yazarlar9
- stanley kubrick fanlarının asla sıkılmaması2
- sözlüğe ilgi için giren yazarlar6
- bir kadının size çok tatlısın demesi8
- rock müziğin spor salonuna yenilmesi2
- charles dance2
- sözlüğe seks için giren yazarlar4
- dua lipa'yı görünce aşırı sinirlenmek6
- heyt bea10
- kadınlarda beyaz saç modası9
- rammstein vs manifest2
- slipknot vs stone sour2
- sözlük laf sokucuları5
- heath ledger i özlemek2
- manifest vs dream theater2
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar4
- sözlüğe meme görmek için giren yazarlar4
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı14
- iyiliğinizi düşünen yazarlar2
- dogma 95 kurallarına uyarak sözlük kavgası çekmek2
- başıbüyük3
- bir otel odasında yüksek dozda eroinden ölmek2
- mesai bitti görüşürüz5
- placebo overdozu2
- şerbetli tatlılar vs sütlü tatlılar3
- nervio'nun erkek olması26
- sözlükte ceo olmuş gibi davrananlar3
- nervionun hala sözlüğe gelmemiş olması4
- türkiye vs azerbaycan8
- audi a5 sedan2
- antiçorap4
- vestel2
- quentin tarantino ile ortaklı dana kesmek5
- bahçeli'nin 2028 seçim ve erdoğan açıklaması4
Evliyânın büyüklerinden ve Osmanlı âlimlerinden. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Aydınlı olduğu için aydınlık mânâsında Rûşenî lakabı ile anılmıştır. 1487 (H.892) senesinde Tebriz'de Kur'ân-ı kerîm okurken vefât etti. Kabri, Tebriz'de kendi adına Selçuk Hâtun tarafından yapılan dergâhdadır. Tasavvufta Halvetiyye yolundan Rûşeniyye kolunun kurucusudur.
Güzelhisar'da doğup yetişen Ömer Rûşenî, ilim tahsîli için Bursa'ya geldi. Yeşil Câmi imâretinde bulunan medreseye yerleşti. Orada bir müddet zâhirî ilimleri tahsîl ettikten sonra, içinde tasavvuf yoluna girme arzusu çoğalıp, Bursa'dan ayrılarak Karaman beldesine gitti. Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin büyük kardeşi Alâeddîn Ali Aydınî'nin talebeleri arasına girdi. Daha sonra Şirvan'ın nâhiyelerinden olan Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda yükselerek hocasının önde gelen talebelerinden ve halîfelerinden oldu.
Seyyid Yahyâ Şirvânî'nin sohbetlerine kavuştuktan sonra, kendisini ilme daha çok verdi. Sıkı riyâzetler çekti. Nefsin terbiyesi için çok gayret etti. Bu sebeple nefsin arzularını hiç yapmaz ve karşı çıkardı. Bu yoldaki gayret ve istidâdının fazlalığı sebebiyle, kısa zamanda çok yükseldi.
Hocasının vefâtından sonra onun yerine irşâd, insanlara doğru yolu anlatma vazîfesi yaptı. insanlara Allahü teâlânın râzı olduğu yolu gösterdi. Bir müddet Karabağ, Gence ve Tebriz civârında insanlara rehberlik yaptı. Akkoyunlu sultanlarının dâveti üzerine Tebriz'e gitti. Orada kendisi için yaptırılan zâviyeye yerleşti. Vefâtına kadar orada hizmet etti. Çok talebe yetiştirdi. ilim ve feyz kaynağı oldu. Talebelerinin en yükseklerinden birisi, Halvetiyye yolunun kollarından olan Gülşeniyye kolunun kurucusu olan ve Gülşenî diye tanınan ibrâhim bin Muhammed hazretleridir.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri bir defâsında Tebriz'e gitmişti. Sultan Hasan, bir Cumâ gecesi onu dâvet etti. Meşhur âlimleri ve velîleri de çağırmıştı. Sultan bir ara âlimleri göstererek, şikâyette bulundu. Bunun üzerine Dede Ömer Rûşenî sultana şöyle nasihat etti:Âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Dînin direkleridir. dedikten sonra, evliyânın meşhurlarından Bişr-i Hafî hazretlerinin bir gün yolda yere düşmüş bir kâğıt üzerindeki besmeleyi alıp temizleyip, güzel kokular sürerek hürmet göstermesi sebebiyle Allahü teâlânın rızâsına kavuşmasını, bu sebeple büyük bir velî oluşunu anlattıktan sonra; Bu âlimlerin kalplerinde Allahü teâlânın kelâmı Kur'ân-ı kerîm, O'nun mübârek isimleri ve ilmi vardır. Onların bereketli nefeslerini koklayıp, Cennet kokularına kavuşasın. Peygamber efendimiz, Veysel Karânî için; Yemen tarafından rahmet rüzgârı esiyor. buyurdu. Veysel Karânî hazretlerinin mübârek nefesleriyle nefsinizi temizleyiniz ki, Allahü teâlânın rahmetine kavuşasınız. Resûlullah efendimiz; Kim bir âlime ikrâm ederse, bana ikrâm etmiş olur. Bana ikrâm eden, Allahü teâlâya ikrâm etmiş olur. Allahü teâlâya ikram eden, Cennete girer. buyurdu. Âlimlere hürmet husûsunda âyet-i kerîmeler vardır. Bu hususta hadîs-i şerîfler de çoktur. Dolayısıyla âlimlere hürmet mutlaka lâzımdır. Onlara kötülük yapmayı düşünmek, insanın felâketine ve Allahü teâlâdan uzaklaşmasına sebeb olur. Âlimleri kim zemmedip kötülerse, onların etlerini yemiş gibi olur. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem;Âlimlerin etleri zehirlidir. Kim koklarsa hastalanır. Kim yerse ölür! buyurdu. Sultan Hasan büyük bir dikkatle bu sohbeti dinledikten sonra misâfirler dağıldı.
Dede Ömer Rûşenî, vefâtından on beş gün önce, talebeleriyle sohbet etti. Sonra müsâfeha edip vedâlaştı. Bu vedâdan sonra artık sohbet etmedi. Vefâtına kadar talebesi ibrâhim Gülşenî hizmetinde bulundu.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri, Peygamber efendimizin ve O'nun vârisleri olan hakîkî islâm âlimlerinin tam bir âşığı idi. Sevgili Peygamberimiz için yazdığı Türkçe ve Fârisî nâtları (O'nun vasıflarını anlatarak öven şiirleri) çok kıymetli olup, bu nâtlara pekçok şâir tarafından nazîreler yapılmış, yâni aynen onun vezin ve kâfiyesi ile şiirler söylenmiştir.
*
Güzelhisar'da doğup yetişen Ömer Rûşenî, ilim tahsîli için Bursa'ya geldi. Yeşil Câmi imâretinde bulunan medreseye yerleşti. Orada bir müddet zâhirî ilimleri tahsîl ettikten sonra, içinde tasavvuf yoluna girme arzusu çoğalıp, Bursa'dan ayrılarak Karaman beldesine gitti. Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin büyük kardeşi Alâeddîn Ali Aydınî'nin talebeleri arasına girdi. Daha sonra Şirvan'ın nâhiyelerinden olan Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda yükselerek hocasının önde gelen talebelerinden ve halîfelerinden oldu.
Seyyid Yahyâ Şirvânî'nin sohbetlerine kavuştuktan sonra, kendisini ilme daha çok verdi. Sıkı riyâzetler çekti. Nefsin terbiyesi için çok gayret etti. Bu sebeple nefsin arzularını hiç yapmaz ve karşı çıkardı. Bu yoldaki gayret ve istidâdının fazlalığı sebebiyle, kısa zamanda çok yükseldi.
Hocasının vefâtından sonra onun yerine irşâd, insanlara doğru yolu anlatma vazîfesi yaptı. insanlara Allahü teâlânın râzı olduğu yolu gösterdi. Bir müddet Karabağ, Gence ve Tebriz civârında insanlara rehberlik yaptı. Akkoyunlu sultanlarının dâveti üzerine Tebriz'e gitti. Orada kendisi için yaptırılan zâviyeye yerleşti. Vefâtına kadar orada hizmet etti. Çok talebe yetiştirdi. ilim ve feyz kaynağı oldu. Talebelerinin en yükseklerinden birisi, Halvetiyye yolunun kollarından olan Gülşeniyye kolunun kurucusu olan ve Gülşenî diye tanınan ibrâhim bin Muhammed hazretleridir.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri bir defâsında Tebriz'e gitmişti. Sultan Hasan, bir Cumâ gecesi onu dâvet etti. Meşhur âlimleri ve velîleri de çağırmıştı. Sultan bir ara âlimleri göstererek, şikâyette bulundu. Bunun üzerine Dede Ömer Rûşenî sultana şöyle nasihat etti:Âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Dînin direkleridir. dedikten sonra, evliyânın meşhurlarından Bişr-i Hafî hazretlerinin bir gün yolda yere düşmüş bir kâğıt üzerindeki besmeleyi alıp temizleyip, güzel kokular sürerek hürmet göstermesi sebebiyle Allahü teâlânın rızâsına kavuşmasını, bu sebeple büyük bir velî oluşunu anlattıktan sonra; Bu âlimlerin kalplerinde Allahü teâlânın kelâmı Kur'ân-ı kerîm, O'nun mübârek isimleri ve ilmi vardır. Onların bereketli nefeslerini koklayıp, Cennet kokularına kavuşasın. Peygamber efendimiz, Veysel Karânî için; Yemen tarafından rahmet rüzgârı esiyor. buyurdu. Veysel Karânî hazretlerinin mübârek nefesleriyle nefsinizi temizleyiniz ki, Allahü teâlânın rahmetine kavuşasınız. Resûlullah efendimiz; Kim bir âlime ikrâm ederse, bana ikrâm etmiş olur. Bana ikrâm eden, Allahü teâlâya ikrâm etmiş olur. Allahü teâlâya ikram eden, Cennete girer. buyurdu. Âlimlere hürmet husûsunda âyet-i kerîmeler vardır. Bu hususta hadîs-i şerîfler de çoktur. Dolayısıyla âlimlere hürmet mutlaka lâzımdır. Onlara kötülük yapmayı düşünmek, insanın felâketine ve Allahü teâlâdan uzaklaşmasına sebeb olur. Âlimleri kim zemmedip kötülerse, onların etlerini yemiş gibi olur. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem;Âlimlerin etleri zehirlidir. Kim koklarsa hastalanır. Kim yerse ölür! buyurdu. Sultan Hasan büyük bir dikkatle bu sohbeti dinledikten sonra misâfirler dağıldı.
Dede Ömer Rûşenî, vefâtından on beş gün önce, talebeleriyle sohbet etti. Sonra müsâfeha edip vedâlaştı. Bu vedâdan sonra artık sohbet etmedi. Vefâtına kadar talebesi ibrâhim Gülşenî hizmetinde bulundu.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri, Peygamber efendimizin ve O'nun vârisleri olan hakîkî islâm âlimlerinin tam bir âşığı idi. Sevgili Peygamberimiz için yazdığı Türkçe ve Fârisî nâtları (O'nun vasıflarını anlatarak öven şiirleri) çok kıymetli olup, bu nâtlara pekçok şâir tarafından nazîreler yapılmış, yâni aynen onun vezin ve kâfiyesi ile şiirler söylenmiştir.
*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar