bugün
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- sözlük whatsapp grupları12
- mükemmeliyete inanıyor musunuz6
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- özbek kadınlar11
- friedrich hegel la bi cay icek10
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- kahve büyüsü2
- deccal internetten çıkacak9
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı5
- asgari ücretle geçinebilmek7
- internetle yapay zeka kabala büyüsüyle yaratıldı4
- uludağ itiraf8
- ellerim bos gonlum hos29
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- epitaph2
- şarapçının mal varlığı8
- sarapci koala53
- dayatılmış güzellik algısı7
- kıyamet için tarih ver4
- fenerbahçe13
- slender the arrival de kurt adam olmak3
- schalke 042
- burçlara inanan erkek4
- kpss 20265
- gocu52
- civcivler osurur mu5
- birader bey baydır4
- sevgili2
- sarı torba12
- başka türlü bir şey2
- yeni bir din kurmak5
- 0 0 7 ağabey3
- deniz gül7
- ismet gürbüz7
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması7
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay7
- rus kadınla evlenir misiniz4
- anın görüntüsü24
- sıcak havaların sona ermesi5
- ağaç sulamak2
- dün gece ne oldu17
- sözlük kavgası2
- terörsüz türkiye sürecine karşı çıkanlar3
- dünyaya orman denir2
- kaçak saray2
- enayimiknatisii36
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi5
firma yazıhanelerinin renkli tabelalarının gece yolculuğunun yalnızlığındaki beyaz otobüs içi ışıklarını içten içe çağrıştırması ve rengarenk ışıl ışıl bu otogar ortamından birazdan tenha yollara düşüleceğini bilmek ve sevdiklerinden ayrılmaktır.
sevdiklerine doğru çıkılacak yolda sizi götürecek arabanın bir türlü perona gelmemesidir bazende.
biraz orhan pamuk'un yeni hayat'ı, biraz zeki demirkubuz'un bekir'i.. otogar adamı santim santim melankolik yapar.
farklı şehirlerde olan sevgililere fena koyan melankolidir.
belki aylarca beklemişsindir buluşmak için ve sonunda bulmuşsundur sevgilini kollarında, bütün gün gezip, özlem gidermişsindir ama artık dönme vaktidir.
ya o ya da sen düşeceksindir yine o soğuk otoban yollarına..
bir türlü bırakmak gelmez içinden ama ne çare?
gözünde hafif bir yaşla sevgilinden ayrılırken, bir daha kim bilir ne zaman buluşacağınızı düşünmeye başlarsın...
belki aylarca beklemişsindir buluşmak için ve sonunda bulmuşsundur sevgilini kollarında, bütün gün gezip, özlem gidermişsindir ama artık dönme vaktidir.
ya o ya da sen düşeceksindir yine o soğuk otoban yollarına..
bir türlü bırakmak gelmez içinden ama ne çare?
gözünde hafif bir yaşla sevgilinden ayrılırken, bir daha kim bilir ne zaman buluşacağınızı düşünmeye başlarsın...
kısa zaman içinde fazla kavuşma ve ayrılık yaşadıktan sonra bünye ne hissetmesi gerektiğini bilemez duruma gelir. zaten yorulmuştur yoğun hislerden, biner otobüse boş gözlerle bakar çevresine, otobüs hareket eder hala birşey hissetmemektedir bünye. otogar melankolisi vs vs hakgetire.
çağrışımlara bağlanabilmesi muhtemel melankolidir. mesele otogar'da değil bundan eminim... ışıklar, renkler, sesler... hiçbiri değil mesele. olay "gitmek" fiilinin soğukluğunda. insan, hayatı boyunca sürekli bir yerlerden gider, birilerinden gider, uzaklaşır. ve bu gitmelerin hemen hepsi kendi efkârında vuk'u bulur insanın.
misal üniversite hayatımı düşünüyorum... okula her gidişimde aynı şarkılar çalıyordu fonda... sırası bile şaşmadan: sevda değil*, gidenlerin türküsü*... besleyip, doyurduğum efkârımdan kurtulmam gerektiğini ise kulağıma "smooth up in ya" diye bağıran marq torien hatırlatıyordu.
eve dönüş yolunda da süreç benzer şekilde devam ediyordu. bir şehirden gidiliyordu, bir hayattan gidiliyordu yollar uzanıyor, uyku kaçırıyordu... oysa çok sevdiğim o şehre, istanbul'a gidiyordum ama gitmek kısmı hala efkâr ve melankoliyi gizliyordu koynunda.
kısaca gitmek tarafından senaryosu yazılan, otogarların renkli ışıkları ve aceleci, bezgin konukları tarafından sahnelenen melankolidir... yaşatmayı bilmek mühim meseledir. ilk molada derin bir nefes çekmek gibi cigarandan...
misal üniversite hayatımı düşünüyorum... okula her gidişimde aynı şarkılar çalıyordu fonda... sırası bile şaşmadan: sevda değil*, gidenlerin türküsü*... besleyip, doyurduğum efkârımdan kurtulmam gerektiğini ise kulağıma "smooth up in ya" diye bağıran marq torien hatırlatıyordu.
eve dönüş yolunda da süreç benzer şekilde devam ediyordu. bir şehirden gidiliyordu, bir hayattan gidiliyordu yollar uzanıyor, uyku kaçırıyordu... oysa çok sevdiğim o şehre, istanbul'a gidiyordum ama gitmek kısmı hala efkâr ve melankoliyi gizliyordu koynunda.
kısaca gitmek tarafından senaryosu yazılan, otogarların renkli ışıkları ve aceleci, bezgin konukları tarafından sahnelenen melankolidir... yaşatmayı bilmek mühim meseledir. ilk molada derin bir nefes çekmek gibi cigarandan...
giden olmaktandır.
......
şu anda yollarda olan bütün otobüsleri, o otobüslerin farklı şehirlere, farklı hayatlara dağılan yolcularını düşünüyor. gece olunca, yoldaki bütün otobüslerde kim bilir kaç insan uykusuz bakıyor yola, kaçı başını cama dayayıp uyuyor, kaçı rüya görüyor, kaçı iyi, kaçı kötü şeyler görüyor rüyasında? memleketine geziye gidenler, tayin olanlar, kentten kente gezen satıcılar, müfettişler, mecburi hizmete gönderilenler, büyüklerin elini öpmeye giden yeni evliler, tatile çıkanlar, baba ocağını bırakıp büyük şehirlerde bir umut arayanlar, büyük kentlerde tutunamayıp baba ocağına geri dönenler, bir yerden bir yere sürgün edilenler, emekliliğine yakın sakin bir yere yerleşmek isteyenler, boşanıp ailesinin yanına gönderilenler, askere uğurlananlar, askerden dönenenler, bir şeylerden kaçanlar, birilerini kovalayanlar, gideceği yere bir an önce varmanın arzusuyla içi kendinden önce koşan tezcanlılar, doğduğu yeri yıllar sonra ölmeden son bir kez görmek isteyenler, kız istemeye gidenler, evden kaçanlar, yolda kimlik kontrolü yapılmasından korkanlar, izne çıkanlar, izinden dönenler, sadece seyahat edenler, öylesine seyahat edenler... içinden bir bir sayıp çoğaltırken yolları yolcuları, yollarda çatallanan yazgı olasılıklarını farkında olmadan usulca uykuya dalıyor.
.....
*
......
şu anda yollarda olan bütün otobüsleri, o otobüslerin farklı şehirlere, farklı hayatlara dağılan yolcularını düşünüyor. gece olunca, yoldaki bütün otobüslerde kim bilir kaç insan uykusuz bakıyor yola, kaçı başını cama dayayıp uyuyor, kaçı rüya görüyor, kaçı iyi, kaçı kötü şeyler görüyor rüyasında? memleketine geziye gidenler, tayin olanlar, kentten kente gezen satıcılar, müfettişler, mecburi hizmete gönderilenler, büyüklerin elini öpmeye giden yeni evliler, tatile çıkanlar, baba ocağını bırakıp büyük şehirlerde bir umut arayanlar, büyük kentlerde tutunamayıp baba ocağına geri dönenler, bir yerden bir yere sürgün edilenler, emekliliğine yakın sakin bir yere yerleşmek isteyenler, boşanıp ailesinin yanına gönderilenler, askere uğurlananlar, askerden dönenenler, bir şeylerden kaçanlar, birilerini kovalayanlar, gideceği yere bir an önce varmanın arzusuyla içi kendinden önce koşan tezcanlılar, doğduğu yeri yıllar sonra ölmeden son bir kez görmek isteyenler, kız istemeye gidenler, evden kaçanlar, yolda kimlik kontrolü yapılmasından korkanlar, izne çıkanlar, izinden dönenler, sadece seyahat edenler, öylesine seyahat edenler... içinden bir bir sayıp çoğaltırken yolları yolcuları, yollarda çatallanan yazgı olasılıklarını farkında olmadan usulca uykuya dalıyor.
.....
*
Askerlerin ve öğrencilerin yaşadığı allahın belası melankoli. 32 defada gelip gitse insan o melankoliiyi üstünden atamıyor.
sigaraların ardı ardına yakılıp söndürülmesi.
yalnız gidildiyse en huzur dolu melankolidir. bir şehri daha arkada bırakmak, yeni maceralara doğru yola çıkmak. uğurlayacaklar varsa insana geri de bıraktıklarını hatırlatır, boyut değiştirir, yaş olur gözden akar, sümük olur burundan aka.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar