bugün

ilk olarak 2004 yılında yayınlanan muazzam bir renata salecl kitabı. türkçeye barış engin aksoy çevirisiyle metis tarafından ilk basımı "kaygı üzerine" adıyla 2013 yılında yayınlandı. kitapta lacan etkisi bir hayli ağır basar.

kitabın girişinde şöyle yazar salecl:

"bu kitabın temel doğrultusu, kaygının tekil öznenin bölünmüşlüğüyle (yani tutarsızlığıyla) ve topluma özgü antagonizmalarla başa çıkma şekliyle ne gibi bir bağlantısı olduğuna bakmak olacak. günümüz toplumunda, kaygıya bir deva bulmak için, kaygı doğurabilecek rahatsız edici nesneleri sürekli teşhir etmeye yönelik bir çaba varmış gibi görünüyor (çağdaş sanatlarda bile, mesela kadavraları teşhir ederek ölümde neyin kaygı uyandırdığını anlamaya uğraşıyoruz). günümüzde kaygıların sürekli çoğalışı, bizi kaygıdan kurtulmuş bir topluma daha fazla yaklaştıracak çabuk bir çözüm(mesela ilaçlar) arzusunu da uyandırıyor.
kaygı günümüzde kontrol edilebilir olması gereken ve uzun vadede kurtulabileceğimiz bir şey -kısaca, öznenin mutluluğunun önündeki nihai bir engel- olarak algılanıyor. felsefe ve psikanalizin kaygıyı temel bir insanlık hali, sadece felç edici etkileri olan bir fenomen değil insanların dünyayla ilişki kurmalarını sağlayan koşulun ta kendisi olarak tartışmış olduğu ise neredeyse unutulup gitmiş durumda."

savaş, kapitalizm, aşk, annelik gibi çeşitli konularda kaygının nasıl işlediğini bölümler halinde salecl. özellikle "savaş zamanlarında kaygı" bölümü harikuladedir.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.