bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- son 3 ayın en başarılı gammazları5
- epileptiğe bakmayan diş hekimi4
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş7
- masklavi felsefesi3
- hayati yazıcı4
- fatma betülüm yapmaz9
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek5
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- sinirlenen dilenci kadın6
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- sabahları nefret edilen şeyler7
- haram para4
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması3
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- iyi menemenin sırrı22
- fatma betül sayan kaya18
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- lanet olsun adamım ben gidiyorum buralardan3
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- akp seçmeni3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- serdar ortaç tiktokta2
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı4
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu2
- dünyanın sonu2
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- klodyan klod duruşu2
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- boğaz ağrısı5
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı11
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
- sözlüğün yeni tasarımı14
- beşiktaş6
- muslettin amca23
- misafir terliği kokusu2
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- her sorunun çözümü2
- fon vurgunu4
- kötüye bir şey olmaz5
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- murat ünalmış2
osmanlı devletınde portre ressamlarına verılen ad.
Asıl adı Haydar Reis ve asıl mesleği denizcilik olup Sinan Bey gibi portre ressamı olarak ün yapmış, 16. yüzyıl Türk minyatürcüsüdür.
Siraceddin ismail'in, Amasya'da diğer camilerden barok üslubuyla ayrılan Şirvanlı Camii'nin türbe bölümünde medfun bulunan müridi Mir Hamza Nigari ise, 1799 yılında Karabağ'a bağlı Zengezor köyünde dünyaya gelir. Babası Mir Rükneddin Seyyid Emir Paşa, annesi Kızhanım Hayrünnisa, olup Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde bulunan Zengezor'a bağlı Cicimli köyünün sevilip sayılan "seyyid ocağı" na mensupturlar. Ataları Medine-i Münevvere'den gelerek bölgeye yerleşmişlerdir. Küçük yaştan itibaren tahsil ve terbiyesinde ihtimam gösterilmiş, dini ilimler okutulmuş, Arapça ve Farsça ögretilmiş olan Mir Hamza Nigari 15 yaşindan itibaren Karabag'da Karapirim köyüne giderek Karakuş Mahmut Efendi diye anilan alimden ders almaya başlar. Bir kaç yil Seki tarafina giderek Küçük Dehne denilen yerde Şikest Abdullah Efendi isimli zatin rahle-i tedrisinden geçer. Muhtemelen 1830'larda Mevlana Halid'e mülaki olmak için yola çıkar. Fakat onun 1826'da Şam'da kolera sebebiyle vefat etmiş oldugunu ögrenir. Nakşibendi mensuplarinin Sivas'ta toplanmış olmaları sebebiyle gideceği yer de aslında bellidir. Sivas'ta bulunan Mevlana Şah Ismail ile mülaki olur. Tahsilini bitirdikten sonra adi geçen şeyhe intisab eder ve sülükünü bitirdikten sonra Mevlana ile birlikte Amasya'ya gelir. Mürşidinden izin alarak önce Konya'da Mevlana Türbesi'nde sonra da Medine'de "Ravzai Mutahhara'da erbain çıkarır. Hac farizasını yerine getirip, Şam ve Kudüs'ü de ziyaret ederek, Medine-i Münevvere, Basra, Bağdat, Halep ve Şam yolu ile istanbul'a geçer. istanbul'dan Amasya'ya döner ve bir sene sonra, yine Mevlana Şah Ismail Hazretlerinin emri ile muhtemelen Şeyhin vefatindan önceki son görüşmeleridir. Rusya'ya geçer. Orada on sene kadar irşad, egitim, ve ögretim görevi ile meşgul olur.
Mir Nigari Hazretleri Rusya'daki ikameti sırasında evlenir ve burada dünyaya gelen oğluna şeyhinin Mevlana Halid ile olan bağlantısını hatırlatacak olan Siraceddin adını verir. Daha sonra Rusların kendisi hakkındaki şüphelerinden endişeye düşerek, Kırım Harbi sırasında birçok müridi ve mücahitle beraber gizlice Rus sınırını aşarak, Kars'a gelir.
Osmanlı ordusuna katılarak Ruslarla çarpışır. XIX.asrın ortalarında Kafkasya ve Kuzey Azerbaycan'da Ruslara karşi mücadele eden Nakşibendi tarikatinin taninmiş mürşidlerinden biri olarak halk arasinda büyük nüfuz kazanir. Kars'tan geçtiği Erzurum'da Bakırlar Mahallesi'ndeki mescidde beşyüz kuruş maaşla üç sene ders verir. Sonra tekrar Istanbul'a geçer. istanbul'da bir sene kalıp tekrar Erzurum yolu ile Rusya'ya gider ve orada kalan refikalarını alarak Amasya'ya döner 1865, burada irşad ve ilim tedrisi ile meşgul olur. Kisa zamanda yayilan şöhreti ve başina toplanan cemaatin büyüklügü Amasya'da ileri gelenleri ürkütür. Bu endişeler dolayisiyla Amasya müftüsü Haci Isa Efendiyle aralari açilir.
1875 yilinda oglu Siraceddin vefat eder. Aleyhindeki artan tezvirata karşilik şeyhin1878'de Amasya'yı terk ederek Merzifon'a çekildiği ve orada irşad ile meşgul olduğunu görürüz. Fakat Amasya'da kazandığı şöhret ve nüfuz bazı kimseleri hala rahatsız etmektedir. "isyan edecek" diye çıkartılan dedikodular sonucunda 1883'te Mir Hamza Nigari hakkında bir mazbata düzenlenerek, irade-i padişah ile Merzifondan çıkarılıp istanbul'a gönderilir. istanbul'da altı ay kaldıktan sonra yine hakkında gıyaben ikinci defa bir mazbata düzenlenerek önce haps ve sonra da Anadolu'ya sevk kararı alınır. Samsun'a çıktığında Amasya'lıların ileri gelen halkı tarafından vaki olan bir başvuru üzerine Samsun'da birkaç gün alıkonulduktan sonra Harput şehrine nefy olunur. Mir Nigari Hazretlerinin hayatı bir buçuk sene kadar bir şekilde Mevlana Halid ile bağlantı kurulan Harput'ta geçer ve 1886 senesinin Muharrem ayında orada Hakk'ın rahmetine kavuşur. Vasiyetleri üzerine cenazesi Harput'tan alınarak Amasya'ya getirilir ve Bayezid Paşa Mahallesinde bir evin arsasina defnedilir.
*
Mir Nigari Hazretleri Rusya'daki ikameti sırasında evlenir ve burada dünyaya gelen oğluna şeyhinin Mevlana Halid ile olan bağlantısını hatırlatacak olan Siraceddin adını verir. Daha sonra Rusların kendisi hakkındaki şüphelerinden endişeye düşerek, Kırım Harbi sırasında birçok müridi ve mücahitle beraber gizlice Rus sınırını aşarak, Kars'a gelir.
Osmanlı ordusuna katılarak Ruslarla çarpışır. XIX.asrın ortalarında Kafkasya ve Kuzey Azerbaycan'da Ruslara karşi mücadele eden Nakşibendi tarikatinin taninmiş mürşidlerinden biri olarak halk arasinda büyük nüfuz kazanir. Kars'tan geçtiği Erzurum'da Bakırlar Mahallesi'ndeki mescidde beşyüz kuruş maaşla üç sene ders verir. Sonra tekrar Istanbul'a geçer. istanbul'da bir sene kalıp tekrar Erzurum yolu ile Rusya'ya gider ve orada kalan refikalarını alarak Amasya'ya döner 1865, burada irşad ve ilim tedrisi ile meşgul olur. Kisa zamanda yayilan şöhreti ve başina toplanan cemaatin büyüklügü Amasya'da ileri gelenleri ürkütür. Bu endişeler dolayisiyla Amasya müftüsü Haci Isa Efendiyle aralari açilir.
1875 yilinda oglu Siraceddin vefat eder. Aleyhindeki artan tezvirata karşilik şeyhin1878'de Amasya'yı terk ederek Merzifon'a çekildiği ve orada irşad ile meşgul olduğunu görürüz. Fakat Amasya'da kazandığı şöhret ve nüfuz bazı kimseleri hala rahatsız etmektedir. "isyan edecek" diye çıkartılan dedikodular sonucunda 1883'te Mir Hamza Nigari hakkında bir mazbata düzenlenerek, irade-i padişah ile Merzifondan çıkarılıp istanbul'a gönderilir. istanbul'da altı ay kaldıktan sonra yine hakkında gıyaben ikinci defa bir mazbata düzenlenerek önce haps ve sonra da Anadolu'ya sevk kararı alınır. Samsun'a çıktığında Amasya'lıların ileri gelen halkı tarafından vaki olan bir başvuru üzerine Samsun'da birkaç gün alıkonulduktan sonra Harput şehrine nefy olunur. Mir Nigari Hazretlerinin hayatı bir buçuk sene kadar bir şekilde Mevlana Halid ile bağlantı kurulan Harput'ta geçer ve 1886 senesinin Muharrem ayında orada Hakk'ın rahmetine kavuşur. Vasiyetleri üzerine cenazesi Harput'tan alınarak Amasya'ya getirilir ve Bayezid Paşa Mahallesinde bir evin arsasina defnedilir.
*
Nigâri, bir kâğıdı bir kalemi sevdi. Padişahları gördü Gala-
ta'dan. II. Selim'le ava çıktı.
I.François'yı, V.Charles'ı çizdi.
Büyük dedesi gibi satranç oynadı. Bir deniz kitabı yazdı.Bu-
lunamadı.
Karanfili sevdi. Bunun için Barbaros'un, II. Selim'in eline
karanfil verdi.
Kanuni'yi I. François'ya yazacağı mektubu düşünürken gör-
dü. Kanuni onun için düşüncelidir. Gezdiği yerde yeşil bir dal var-
dır.
Padişahların yüzünü sevdi.Yavuz Sultan Selim* önünde bir
elma gibi durmasını bilmedi.
ihtiyarlığında tanıdı Barbaros'u. Bu yüzden yeşil bir göğe
bakar.
Ummanı dolaştı. Şiir yazdı.
Her sabah oturur kalemlerini sivriltirdi. Onun için eli hiç tit-
remedi.
Neden sonra yeryüzüne bir Nigâri tavrı çıktı.
Artık Kanuni hep düşüncelidir. Doğan burunlu, seyrek diş-
lidir. Resimdeki gibidir.
II.Selim sarı pabuçlar giyer. Bir taşlığa basar. Ava çıksa bir
adam sağ eliyle hedefi tutar.
Barbaros ne zaman arkasına bir şey giyse açık mavidir. Eli-
ni kaldırsa, otursa resimdeki gibi oturur.
Bir kâğıt üstündedir artık V.Charles. Başka hiçbir yerde de
olmayacaktır.
Yavuz'un boyunu hiç bilmeyeceğiz.
Şimdi bir kuşbaz dursa, bıyığını bursa, yürüse, Nigâri'nin tav-
rında yürür.
Şimdi Galata'da bir XV. Yüzyıl denizi Nigâri'nin boyalarına
Giriyordur.
Sıkılıyordur bir kalem bir fırça bir kâğıt.
*Yavuz Sultan Selim sıkılgandı. istanbul'a gizlice girdi. Okurken gözlük takardı.
(bkz: ilhan berk)
ta'dan. II. Selim'le ava çıktı.
I.François'yı, V.Charles'ı çizdi.
Büyük dedesi gibi satranç oynadı. Bir deniz kitabı yazdı.Bu-
lunamadı.
Karanfili sevdi. Bunun için Barbaros'un, II. Selim'in eline
karanfil verdi.
Kanuni'yi I. François'ya yazacağı mektubu düşünürken gör-
dü. Kanuni onun için düşüncelidir. Gezdiği yerde yeşil bir dal var-
dır.
Padişahların yüzünü sevdi.Yavuz Sultan Selim* önünde bir
elma gibi durmasını bilmedi.
ihtiyarlığında tanıdı Barbaros'u. Bu yüzden yeşil bir göğe
bakar.
Ummanı dolaştı. Şiir yazdı.
Her sabah oturur kalemlerini sivriltirdi. Onun için eli hiç tit-
remedi.
Neden sonra yeryüzüne bir Nigâri tavrı çıktı.
Artık Kanuni hep düşüncelidir. Doğan burunlu, seyrek diş-
lidir. Resimdeki gibidir.
II.Selim sarı pabuçlar giyer. Bir taşlığa basar. Ava çıksa bir
adam sağ eliyle hedefi tutar.
Barbaros ne zaman arkasına bir şey giyse açık mavidir. Eli-
ni kaldırsa, otursa resimdeki gibi oturur.
Bir kâğıt üstündedir artık V.Charles. Başka hiçbir yerde de
olmayacaktır.
Yavuz'un boyunu hiç bilmeyeceğiz.
Şimdi bir kuşbaz dursa, bıyığını bursa, yürüse, Nigâri'nin tav-
rında yürür.
Şimdi Galata'da bir XV. Yüzyıl denizi Nigâri'nin boyalarına
Giriyordur.
Sıkılıyordur bir kalem bir fırça bir kâğıt.
*Yavuz Sultan Selim sıkılgandı. istanbul'a gizlice girdi. Okurken gözlük takardı.
(bkz: ilhan berk)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar