bugün
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz11
- muslettin amca15
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar10
- sex shop5
- gastronomi3
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı6
- fenerlilerin ağlaması3
- yeni tanışılan kimse8
- bencil olmak2
- muslettin amca ile halı sahaya gitmek2
- 4 kasım 2026 liverpoolun fbye döşeyceği boru4
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan6
- ucanpembekoala5
- dedeağaç2
- cezaevine özenen gençler8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı28
- 6 milyon lirayı zimmetine geçiren zabıt katibi5
- sözlük klasikleri8
- yağmurlu bir güne uyanmak5
- inancın sıcacık fırınları5
- 5000 yıllık kürt tarihinin ıspatı5
- biz de birileriyiz3
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- suavi nin tıraş bıçağı reklamında oynaması2
- anlamadım true ayıplı film çekerken mi yakalanmış3
- erkekler neden teşhirci giyinmez5
- aleksey batrakov27
- 24 kasım 2026 galatasaray aston villa maçı5
- anın görüntüsü33
- adolescence2
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması5
- akepem yapmaz5
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- 12 kasım 2026 türkiye belçika maçı3
- güne bir kitap alıntısı bırak3
- yazılımcıların flörtleşme algoritması2
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- aşk4
- kamala harris4
- kırıkkaleli olmak istemek10
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı3
- teoman müziği bıraktı2
- sinan sardoğan2
- doların 50 tl olması10
- çöpe bırakılmış ıvır zıvır3
- insan sevmemek2
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi3
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir11
- emre belözoğlu8
- sözlük kürdü55
ilim insanı, güzel insan. ekşi sözlüğün demir başlarından. samimi insan samimi yürek. kedilerin delisi.
(bkz: uludağ sözlükte yazan ünlüler)
(bkz: uludağ sözlükte yazan ünlüler)
kaliteli akçomar, gündelikçi değil belli ki kadrolu, önemsiz bir devlet memuru olabilir.
(#27258466) çok ama boş konuşan, kendini Müslüman zanneden, hatta belki ateistin biri.
Hadis-i Şeriflere uydurma diyen insan. aç oku o sana kaynak olarak gösterdiğim hadis-i şerifleri nakleden kitapları da Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem den kimlere teker teker aktarılmış bir gör. her hadis-i şerif e uydurma diyerek bu işten kurtulamazsın.
ayrıca imanmetre olmaya gerek yok. sen imanın altı şartından birini yerine getirmiyorsan imanın şartlarını tamamlayamamış, yani imansız olmuş olursun, bu kadar basit.
imam-ı azam Ebu Hanife hazretleri buyuruyor ki:
Tevhidin aslı, Amentüye inanmaktır. Allahü teâlâ, insanları kâfir veya mümin olarak değil, bu ikisinden hâli olarak yaratmış, sonra onlara emirlerini ve yasaklarını bildirmiştir. Kâfir olan; kendi arzusu ile hakkı inkâr ederek küfre girmiştir. Mümin de kendi arzusu ile tasdik ederek iman sahibi olmuştur. iman, inanmak demektir. inanmakta azlık çokluk olmaz. (Fıkh-ı ekber)
imam-ı Rabbani hazretleri de buyurdu ki:
iman, kalbin tasdiki, kabul etmesi, inanması demektir. inanmanın azı, çoğu olmaz. Azalan ve çoğalan inanışa, iman değil, zan ve vehim denir. Mümin büyük günah işlese de imanı gitmez, kâfir olmaz. Günahı çok olan bir mümin, tevbe etmeden ölmüş ise, Allahü teâlâ dilerse, günahlarının hepsini affeder, dilerse günahları kadar azap eder; fakat sonunda yine Cennete koyar. Ahirette kurtulmayacak olan yalnız kâfirlerdir. Zerre kadar imanı olan kurtuluşa kavuşur. (Mektubat 2/67)
Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:
iman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasakların hepsine kalbin inanması ve inandığını dil ile söylemesi demektir. (Hadika)
Müslümanlığın temeli, Allahü teâlânın birliğine ve Muhammed aleyhisselamın bildirdiği belli olan emirlerin ve yasakların hepsini Allah tarafından getirmiş olduğuna inanmak, tamamını beğenmektir. Yani emirleri yapmak ve yasak edilenleri yapmamak imanın şartı değil ise de, yapmak ve yapmamak gerektiğine inanmak imanın şartıdır. Böyle imanı olmayana, yani müslüman olmayana (kâfir) denir. Kâfirler, ne kadar iyi iş ve faydalı buluşlar yapsa da, ahirette azaptan kurtulamaz.
hadis-i şerifleri reddediyorsun ama dinimiz nakil dinidir bunu nasıl bilmezsin, bi araştır istersen? bir kaç hadis-i şerif daha:
(Kadere iman etmedikçe, başa gelecek olanın asla şaşmayacağına, başa gelmeyecek olanın da asla gelmeyeceğine inanmadıkça, hiç kimse iman etmiş sayılmaz.) [Tirmizi]
(Kadere inanmayan, imanın gerçeğine erişmez.) [Nesai]
(Kaderi inkâr edenin islam'dan nasibi yoktur.) [Buhari]
(Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder.) [Taberani]
(Ahir zamanda, kaderi inkâr edenler çıkacaktır.) [Tirmizi]
Görüldüğü gibi Peygamber efendimiz, ahir zamanda kaderi inkâr edenlerin çıkacağını bildirmiştir.
sen de onlardan birisin. ve de kusura bakma da hatta bakarsan bak Müslüman falan değilsin.
ayrıca Kur'an-ı Kerim'de geçen her şey apaçık mı da kader kelimesine taktın?
örneğin, Yalnız senden yardım dileriz. Fatiha 5, Yalnız Allaha güvenin, Maide 23, Yalnız benden korkun Bekara 40, âyetleri pek açıktır. Herkes anlar. Neresi açıklansın?
(Yalnız senden yardım dileriz) dedikten sonra, birinden bir bardak su istesek bu âyete aykırı mıdır, değil midir? Hangi hususta başkasından yardım istemeyeceğiz? Bunlar açık değildir.
(Yalnız Allaha güvenin) buyuruluyor. Ne hususta Allaha güveneceğiz? Bir doktora muayene olsak, ilaç verse, güvensek, bu âyete aykırı olur mu? Topkapıdan Sirkeciye giden tramvaya binsek, (Bu tramvay, bizi Sirkeciye götürür) desek, Allahtan başkasına mı güvenmiş olacağız? Demek ki güvenmenin izahı gerekir.
(Yalnız benden korkun) buyuruluyor. Başka bir âyet-i kerimede, (insanlardan korkmayın, benden korkun) buyuruluyor. (Maide 44) Hırsızdan, hainlerden ve yılandan korksak bu âyete aykırı olur mu? Demek ki açıklaması gerekli.
Kur'an-ı Kerim'de apaçık yazılan şeylerin bile, "namaz kılın" geçiyor ama namazın nasıl kılındığı dahil, açıklamasına ihtiyaç olduğu için Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem gönderildiği halde, O'nun açıkladığı kadere niye inanmıyorsun?
meal okuyup da kendini Kur'an-ı Kerim'i çok iyi bildiğini sananlardan isen eğer, kendini Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem zannediyorsun demektir. ilmihâl okumadan fıkhî hükümleri mealden kendimiz çıkarmaya kalkarsak, 72 sapık fırkanın âlimleri gibi, biz de, bu okyanusta boğuluruz. imam-ı Şa'rânî hazretleri buyuruyor ki:
Namazların kaç rekât olduğunu, rükû ve secdede okunacak tesbihleri, bayram ve cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisabını, orucun ve haccın farzlarını, hukuk bilgilerini, Kur'an-ı kerimden anlamamız mümkün değildir. (Mizan-ül Kübra)
ayrıca "kader" denilen şey o senin dediğin "uyuşturucu" olan şey değil. onu söyleyenler üstteki entry de yazdığım gibi "cebriye"nin yani "Allah zorla yaptırdı" diyenlerin saçmalığı. iman edilecek yani inanılacak kader şu ki: Allahü teâlâ, olacak her şeyi ezelde, sonsuz öncelerde, biliyordu. işte bu bilgisine kaza ve kader denir.
son olarak sana bir daha cevap vermeyeceğim çünkü Kaza ve kader konusu çok ince mesele olduğu için, birçok âlimin ayağı kaymış ve çeşitli bid'at fırkaları meydana çıkmıştır. Âlimlerin bile dalalete düştüğü bu konularda, kaderden bahsetmek uygun olmaz. Sadece nakil yapılır. Peygamber efendimiz de, (Kaderden bahsedilince susunuz) buyuruyor. (Taberani)
Hadis-i Şeriflere uydurma diyen insan. aç oku o sana kaynak olarak gösterdiğim hadis-i şerifleri nakleden kitapları da Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem den kimlere teker teker aktarılmış bir gör. her hadis-i şerif e uydurma diyerek bu işten kurtulamazsın.
ayrıca imanmetre olmaya gerek yok. sen imanın altı şartından birini yerine getirmiyorsan imanın şartlarını tamamlayamamış, yani imansız olmuş olursun, bu kadar basit.
imam-ı azam Ebu Hanife hazretleri buyuruyor ki:
Tevhidin aslı, Amentüye inanmaktır. Allahü teâlâ, insanları kâfir veya mümin olarak değil, bu ikisinden hâli olarak yaratmış, sonra onlara emirlerini ve yasaklarını bildirmiştir. Kâfir olan; kendi arzusu ile hakkı inkâr ederek küfre girmiştir. Mümin de kendi arzusu ile tasdik ederek iman sahibi olmuştur. iman, inanmak demektir. inanmakta azlık çokluk olmaz. (Fıkh-ı ekber)
imam-ı Rabbani hazretleri de buyurdu ki:
iman, kalbin tasdiki, kabul etmesi, inanması demektir. inanmanın azı, çoğu olmaz. Azalan ve çoğalan inanışa, iman değil, zan ve vehim denir. Mümin büyük günah işlese de imanı gitmez, kâfir olmaz. Günahı çok olan bir mümin, tevbe etmeden ölmüş ise, Allahü teâlâ dilerse, günahlarının hepsini affeder, dilerse günahları kadar azap eder; fakat sonunda yine Cennete koyar. Ahirette kurtulmayacak olan yalnız kâfirlerdir. Zerre kadar imanı olan kurtuluşa kavuşur. (Mektubat 2/67)
Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:
iman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasakların hepsine kalbin inanması ve inandığını dil ile söylemesi demektir. (Hadika)
Müslümanlığın temeli, Allahü teâlânın birliğine ve Muhammed aleyhisselamın bildirdiği belli olan emirlerin ve yasakların hepsini Allah tarafından getirmiş olduğuna inanmak, tamamını beğenmektir. Yani emirleri yapmak ve yasak edilenleri yapmamak imanın şartı değil ise de, yapmak ve yapmamak gerektiğine inanmak imanın şartıdır. Böyle imanı olmayana, yani müslüman olmayana (kâfir) denir. Kâfirler, ne kadar iyi iş ve faydalı buluşlar yapsa da, ahirette azaptan kurtulamaz.
hadis-i şerifleri reddediyorsun ama dinimiz nakil dinidir bunu nasıl bilmezsin, bi araştır istersen? bir kaç hadis-i şerif daha:
(Kadere iman etmedikçe, başa gelecek olanın asla şaşmayacağına, başa gelmeyecek olanın da asla gelmeyeceğine inanmadıkça, hiç kimse iman etmiş sayılmaz.) [Tirmizi]
(Kadere inanmayan, imanın gerçeğine erişmez.) [Nesai]
(Kaderi inkâr edenin islam'dan nasibi yoktur.) [Buhari]
(Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder.) [Taberani]
(Ahir zamanda, kaderi inkâr edenler çıkacaktır.) [Tirmizi]
Görüldüğü gibi Peygamber efendimiz, ahir zamanda kaderi inkâr edenlerin çıkacağını bildirmiştir.
sen de onlardan birisin. ve de kusura bakma da hatta bakarsan bak Müslüman falan değilsin.
ayrıca Kur'an-ı Kerim'de geçen her şey apaçık mı da kader kelimesine taktın?
örneğin, Yalnız senden yardım dileriz. Fatiha 5, Yalnız Allaha güvenin, Maide 23, Yalnız benden korkun Bekara 40, âyetleri pek açıktır. Herkes anlar. Neresi açıklansın?
(Yalnız senden yardım dileriz) dedikten sonra, birinden bir bardak su istesek bu âyete aykırı mıdır, değil midir? Hangi hususta başkasından yardım istemeyeceğiz? Bunlar açık değildir.
(Yalnız Allaha güvenin) buyuruluyor. Ne hususta Allaha güveneceğiz? Bir doktora muayene olsak, ilaç verse, güvensek, bu âyete aykırı olur mu? Topkapıdan Sirkeciye giden tramvaya binsek, (Bu tramvay, bizi Sirkeciye götürür) desek, Allahtan başkasına mı güvenmiş olacağız? Demek ki güvenmenin izahı gerekir.
(Yalnız benden korkun) buyuruluyor. Başka bir âyet-i kerimede, (insanlardan korkmayın, benden korkun) buyuruluyor. (Maide 44) Hırsızdan, hainlerden ve yılandan korksak bu âyete aykırı olur mu? Demek ki açıklaması gerekli.
Kur'an-ı Kerim'de apaçık yazılan şeylerin bile, "namaz kılın" geçiyor ama namazın nasıl kılındığı dahil, açıklamasına ihtiyaç olduğu için Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem gönderildiği halde, O'nun açıkladığı kadere niye inanmıyorsun?
meal okuyup da kendini Kur'an-ı Kerim'i çok iyi bildiğini sananlardan isen eğer, kendini Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem zannediyorsun demektir. ilmihâl okumadan fıkhî hükümleri mealden kendimiz çıkarmaya kalkarsak, 72 sapık fırkanın âlimleri gibi, biz de, bu okyanusta boğuluruz. imam-ı Şa'rânî hazretleri buyuruyor ki:
Namazların kaç rekât olduğunu, rükû ve secdede okunacak tesbihleri, bayram ve cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisabını, orucun ve haccın farzlarını, hukuk bilgilerini, Kur'an-ı kerimden anlamamız mümkün değildir. (Mizan-ül Kübra)
ayrıca "kader" denilen şey o senin dediğin "uyuşturucu" olan şey değil. onu söyleyenler üstteki entry de yazdığım gibi "cebriye"nin yani "Allah zorla yaptırdı" diyenlerin saçmalığı. iman edilecek yani inanılacak kader şu ki: Allahü teâlâ, olacak her şeyi ezelde, sonsuz öncelerde, biliyordu. işte bu bilgisine kaza ve kader denir.
son olarak sana bir daha cevap vermeyeceğim çünkü Kaza ve kader konusu çok ince mesele olduğu için, birçok âlimin ayağı kaymış ve çeşitli bid'at fırkaları meydana çıkmıştır. Âlimlerin bile dalalete düştüğü bu konularda, kaderden bahsetmek uygun olmaz. Sadece nakil yapılır. Peygamber efendimiz de, (Kaderden bahsedilince susunuz) buyuruyor. (Taberani)
(#27237930) abi sen kadere iman diye bir şey duymadın mı? hani imanın 6. şartı olan? senin zaten inanç baştan gitmiş...
imanın altıncı şartı, kadere, hayır ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna imandır. Amentüdeki, (Ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ) ifadesi, kaderin, hayır ve şerlerin hepsinin Allahü teâlâdan olduğuna iman etmeyi bildirmektedir.
insanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zarar, kazanç ve ziyanların hepsi, Allahü teâlânın takdir etmesi iledir. Kader, sözlükte, bir çokluğu ölçmek, hüküm ve emir demektir. Çokluk ve büyüklük manasına da gelir. Allahü teâlânın, bir şeyin varlığını ezelde dilemesine kader denilmiştir. Kaderin, yani varlığı dilenilen şeyin var olmasına Kaza denir. Kaza ve kader kelimeleri, birbirinin yerine de kullanılır. Buna göre kaza demek, ezelden ebede kadar yaratılacak şeyleri, Allahü teâlânın ezelde dilemesidir. Bütün bu eşyanın, kazaya uygun olarak, daha az ve daha çok olmayarak yaratılmasına kader denir. Allahü teâlâ, olacak her şeyi ezelde, sonsuz öncelerde, biliyordu. işte bu bilgisine kaza ve kader denir.
ayrıca Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor demişsin. Kader hakkında birçok âyet-i kerime vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.) [Kamer 52, 53]
(Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) [Araf 34]
(Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.) [Sebe 3]
(Bir canlıya verilen ömür ve ömrünün azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.) [Fatır 11]
Peygamber efendimiz, bu âyet-i kerimeleri açıklamıştır. Kadere inanmak, imanın altı şartından biridir.
Kaderi yaratan Allahü teâlâdır. Her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, kullarının iyilik mi kötülük mü işleyeceklerini, Cehennemlik mi, Cennetlik mi olduklarını elbette bilir, bildiğini yazıyor. Yoksa yazdığı için kul öyle yapmak zorunda kalmıyor. Cebriye zorla Allah yaptırır der, Mutezile ise Allahın kaderini inkâr eder. iki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da şer olanı da.) [Taberani]
(Denge, Rahman olan Allahü teâlânın elindedir. Kimini yükseltir, kimini alçaltır.) [Bezzar]
imanın altıncı şartı, kadere, hayır ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna imandır. Amentüdeki, (Ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ) ifadesi, kaderin, hayır ve şerlerin hepsinin Allahü teâlâdan olduğuna iman etmeyi bildirmektedir.
insanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zarar, kazanç ve ziyanların hepsi, Allahü teâlânın takdir etmesi iledir. Kader, sözlükte, bir çokluğu ölçmek, hüküm ve emir demektir. Çokluk ve büyüklük manasına da gelir. Allahü teâlânın, bir şeyin varlığını ezelde dilemesine kader denilmiştir. Kaderin, yani varlığı dilenilen şeyin var olmasına Kaza denir. Kaza ve kader kelimeleri, birbirinin yerine de kullanılır. Buna göre kaza demek, ezelden ebede kadar yaratılacak şeyleri, Allahü teâlânın ezelde dilemesidir. Bütün bu eşyanın, kazaya uygun olarak, daha az ve daha çok olmayarak yaratılmasına kader denir. Allahü teâlâ, olacak her şeyi ezelde, sonsuz öncelerde, biliyordu. işte bu bilgisine kaza ve kader denir.
ayrıca Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor demişsin. Kader hakkında birçok âyet-i kerime vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.) [Kamer 52, 53]
(Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) [Araf 34]
(Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.) [Sebe 3]
(Bir canlıya verilen ömür ve ömrünün azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.) [Fatır 11]
Peygamber efendimiz, bu âyet-i kerimeleri açıklamıştır. Kadere inanmak, imanın altı şartından biridir.
Kaderi yaratan Allahü teâlâdır. Her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, kullarının iyilik mi kötülük mü işleyeceklerini, Cehennemlik mi, Cennetlik mi olduklarını elbette bilir, bildiğini yazıyor. Yoksa yazdığı için kul öyle yapmak zorunda kalmıyor. Cebriye zorla Allah yaptırır der, Mutezile ise Allahın kaderini inkâr eder. iki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da şer olanı da.) [Taberani]
(Denge, Rahman olan Allahü teâlânın elindedir. Kimini yükseltir, kimini alçaltır.) [Bezzar]
uludağ sözlük yazar kişisidir.
gotchaaa...
hatta yazar ne kelime efendim alim alim.
aliyyül ala dır kendileri.
sözlükte yazması sözlük için şereftir, bizi onurlandırır bu adamla aynı sözlükte yazmak.
hoşgeldin güzel insan.
gotchaaa...
hatta yazar ne kelime efendim alim alim.
aliyyül ala dır kendileri.
sözlükte yazması sözlük için şereftir, bizi onurlandırır bu adamla aynı sözlükte yazmak.
hoşgeldin güzel insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar