bugün

karşılaştırma, benzer yada farklı yönlerini degerlendirme.
(bkz: mukayese etmek)
nazım hikmet ran şiiri.

osmanlıların en usta şairi yahya kemal gelir aklıma:
bir camekanda şişman ve mustarip görürüm onu.
ve her nedense birdenbire hatırlarım:
yunan dağlarında ölen topal bayron'u.

[1947]
bir şey gerek

yarar fayda değer yada moral iyi filan hani fazla feylesof ağdası olmadan...

korkmalısınız,

sustuğunuzda olmadığınızı sananlardan,

korkmaları gerektiğini bilmezler onlar zaten tekrar konuşabileceğinizden...

bekaret tuhaf bir şey

öyle sek sek sektiriyor yani

taşıyanını

parmağınızı sokacak onca yer varken onla ilgili

boğazınıza sokun derim...

küçük iskender ve sevenleri için üzülünde diyebilirdim..

üzülürken kızın

kızarken büzülün

süzerken düzülün

yok yok

en iyisi

tanım ... bir şeyi bir başka şey ile karşılaştırmak..

ağzına boşalabildiğiniz ama içine giremediğiniz bakireler gibi yani...
Kendini karşısındaki ile "mukayese" etti ve böylece "ikileme" düştü! Artık adı iblis diye anılır oldu... Şeytanlığın nerede başladığını, farkettin mi?..

Haksız görmenin, kınamanın, kıskanmanın, vs, hepsinin ardında "mukayese" yatar! Şeytanlık, "karşılaştırmanın" olduğu yerden başlar! Şeytanlığın cezası şirk; onun da cezası huzurdan tard olunmaktır!

ahmed baki
mukayese

çıbanımız çok derin, işletemez yakılar;
nerde bizim şarkımız, nerde öbür şarkılar?

(1939)

necip fazıl kısakürek.
benzeterek, karşılaştırarak değerlendirme.
© copyright 2005 - 2026