bugün
- tembel ve çalışmayan insan16
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- mezarlıkları sevmek5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- 1 saatte 10 bira içmek16
- aga be şarkılar3
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması5
- sözlük kızlarının kombinleri20
- ktç birader4
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- selam sözlük4
- velvet vs nervio19
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- lahmacun4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- uludağ sözlük görsel ekleme sorunu2
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- manyak olmaya karar verdim9
- elektrikli araba2
- instagram2
- mezarlıktan geçerken ölülere selam vermek2
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- en son ne yediniz2
- sigaraların eskiden daha pahalı olması2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- kıbrıs2
- jubel feat aleyna tilki diamonds2
- 20 temmuz 1974 kıbrıs barış harekatı'nın başlaması2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip3
- velvet12
- nervio11
- slavko vincic15
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- hırt5
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- ioçk bak bi buraya2
- otomobile ek vergi5
- skyhunter2
- şaka maka 2026 dünya kupasının bitmesi3
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- otokar3
- aylık 550 milyar tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sevilince şımaran kızlar4
- kıbrıs barış harekatı3
- teröriste o da insan demek4
- haber turk2
- cunda adası3
- ispanya19
Bu Metro olayı bana acayip ilham vermeye başladı.
E ilham denen şeyi de yakaladınmıydı bırakmamak lazım.
ilham yokken kötü kötü şeyler yazıyorsun. Kızanlar oluyor, kızancıklar oluyor. Sonra amcanın biri seni hayatından siliveriyor. Yetmiyor ikisi siliveriyor. Sevilmediğini hissediyorsun. Kötüyüm ben galiba diye düşünüyorsun.
Yazmak değişik bir şey. Ben genel olarak yazarak kazanıyorum. Kazanmak için yazdıklarım sadece kağıt üzerinde bir şeyler ifade ediyor. Zamanı geçince ucuzlaşıp değersizleşiyor. O yüzden böyle şeyler yazarak kendimi eğlendiriyorum. Kimsenin de yazdıklarımı ciddiye almasını istemiyorum.
Ne demiştik? Metro efem
Metro, bir toplu ulaşım aracı. Birbirini tanımayan yüzlerce insanın vagonlara dolup dolup boşalması toplumsal bir hareket ama boş, nötür, sıfır, ziro. Bir vagonda bizim köyün nüfusundan çok adam iç içe, omuz omuza, bazı ayıpladıklarım kucak kucağa
Örneğin ben böğün bi adamı koklaya koklaya geldim.
Düşün ki bir ananın yavrusunu bu kadar koklamışlığı yoktur. Vagonun içerisinde insanlar o kadar yakın ki birbirine, kendi kardeşiyle akrabasıyla bu kadar iç içe ve bu kadar uzun süre birlikte vakit geçirmemiştir. Bir de metrodan çıkarken itişmeler var. Sanki az ilerideki yürüyen merdiveni kaçıracak gibi kalabalığı yarıyor hain. Sanki o metroya binmemiş de metro ona binmiş gibi koşuyor deli.
Yani metrodaki bu birbirine yakınlık ama yabancılık bana çok ilginç gelmeye başladı. Dibindeki adamın gözünden gözünü kaçırma mücadelesi vererek uzun süre yolculuk yapmak ve bunu her sabah ve akşam tekrarlamak ne zor? Bir de vagonda bir yaşlıya denk gelindiğinde ona yer verme mecburiyetiyle hesaplaşanlar ve bu mücadeleye yenik düşerken etrafını kesen kahramanlar da var.
Bana da bazen yaşlı piyangosu vurmuyor değil. Ben bu durumda sakallarımı düşünüyorum. Ulan diyorum sakallarımın yüzde otuzu beyazlamış, ben de yaşlı sınıfına girmiyor muyum yani? Uyku numarası desen bende iğreti durur. Sonra yer vereceğim adamı iyiden iyiye inceliyorum. Nasıl, sağlıklı mı, ayakta uzun süre durabilecek gibi mi? Yaşlı numarası mı yapıyor yoksa? gibi şeyler. Şartları uygun buluyorsam yer veriyorum. Bu işin sözleşmesi olsa imzalarım. Ama yer verirken "bak ben bu adama yer verdim ha!" duruşu yapmamaya da özenle gayret ediyorum. Pişmanlığın yerini dizlerime doğru inen bir huzur kaplayıveriyor. Bu toplumsal olaydaki en anlamlı reaksiyon da bu sadece.
Sonuç olarak büyük kentlerdeki omuz omuza, diz dize yabancılık böyle bir şey işte. Merhabadan, bir gülşümseyişten uzak bir birliktelik. Bir yaşlıya yer verirkenki içtensizlik. Hayatın en sıkıcı parçası ama çok zamanını alan bir mesele.
Somurtmaksa bu işin en temel gereği
E ilham denen şeyi de yakaladınmıydı bırakmamak lazım.
ilham yokken kötü kötü şeyler yazıyorsun. Kızanlar oluyor, kızancıklar oluyor. Sonra amcanın biri seni hayatından siliveriyor. Yetmiyor ikisi siliveriyor. Sevilmediğini hissediyorsun. Kötüyüm ben galiba diye düşünüyorsun.
Yazmak değişik bir şey. Ben genel olarak yazarak kazanıyorum. Kazanmak için yazdıklarım sadece kağıt üzerinde bir şeyler ifade ediyor. Zamanı geçince ucuzlaşıp değersizleşiyor. O yüzden böyle şeyler yazarak kendimi eğlendiriyorum. Kimsenin de yazdıklarımı ciddiye almasını istemiyorum.
Ne demiştik? Metro efem
Metro, bir toplu ulaşım aracı. Birbirini tanımayan yüzlerce insanın vagonlara dolup dolup boşalması toplumsal bir hareket ama boş, nötür, sıfır, ziro. Bir vagonda bizim köyün nüfusundan çok adam iç içe, omuz omuza, bazı ayıpladıklarım kucak kucağa
Örneğin ben böğün bi adamı koklaya koklaya geldim.
Düşün ki bir ananın yavrusunu bu kadar koklamışlığı yoktur. Vagonun içerisinde insanlar o kadar yakın ki birbirine, kendi kardeşiyle akrabasıyla bu kadar iç içe ve bu kadar uzun süre birlikte vakit geçirmemiştir. Bir de metrodan çıkarken itişmeler var. Sanki az ilerideki yürüyen merdiveni kaçıracak gibi kalabalığı yarıyor hain. Sanki o metroya binmemiş de metro ona binmiş gibi koşuyor deli.
Yani metrodaki bu birbirine yakınlık ama yabancılık bana çok ilginç gelmeye başladı. Dibindeki adamın gözünden gözünü kaçırma mücadelesi vererek uzun süre yolculuk yapmak ve bunu her sabah ve akşam tekrarlamak ne zor? Bir de vagonda bir yaşlıya denk gelindiğinde ona yer verme mecburiyetiyle hesaplaşanlar ve bu mücadeleye yenik düşerken etrafını kesen kahramanlar da var.
Bana da bazen yaşlı piyangosu vurmuyor değil. Ben bu durumda sakallarımı düşünüyorum. Ulan diyorum sakallarımın yüzde otuzu beyazlamış, ben de yaşlı sınıfına girmiyor muyum yani? Uyku numarası desen bende iğreti durur. Sonra yer vereceğim adamı iyiden iyiye inceliyorum. Nasıl, sağlıklı mı, ayakta uzun süre durabilecek gibi mi? Yaşlı numarası mı yapıyor yoksa? gibi şeyler. Şartları uygun buluyorsam yer veriyorum. Bu işin sözleşmesi olsa imzalarım. Ama yer verirken "bak ben bu adama yer verdim ha!" duruşu yapmamaya da özenle gayret ediyorum. Pişmanlığın yerini dizlerime doğru inen bir huzur kaplayıveriyor. Bu toplumsal olaydaki en anlamlı reaksiyon da bu sadece.
Sonuç olarak büyük kentlerdeki omuz omuza, diz dize yabancılık böyle bir şey işte. Merhabadan, bir gülşümseyişten uzak bir birliktelik. Bir yaşlıya yer verirkenki içtensizlik. Hayatın en sıkıcı parçası ama çok zamanını alan bir mesele.
Somurtmaksa bu işin en temel gereği
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar