1. .
    1821. tanrı, ey oğul, onun için "külle yevmin hüve fi şe'n*" buyurdu.
    1822. bu yolda yolun, tırmalan, son nefese kadar bir an bile boş durma!
    1823. olabilir ki son nefeste bir dem inayete erişirsin. o inayet, seni sırdaş eder.
    1824. padişahın kulağı, gözü penceredir; erkeğin canı olsun, kadının canı olsun... bir can neye çalışırsa, onu duyar, görür!

    (tacirin, ölü duduyu kafesten dışarı atması ve dudunun uçması)

    1825. tacir ondan sonra duduyu kafesten dışarı attı. duducuk, uçup bir yüksek ağacın dalına kondu.
    1826. güneş, ufuktan nasıl süratle doğarsa o dudu da, o çeşit uçtu.
    1827. tacir, hiçbir şeyden haberi yokken kuşun esrarını bu işe şaşırıp kaldı.
    1828. yüzünü yukarı çevirip "ey bülbül! halini bildir, bu hususta bize de bir nasip ver!
    1829. hindistan'daki dudu ne yaptı da sen öğrendin, bir oyun ettin, canımızı yaktın!" dedi.
    1830. dudu dedi ki: "o, hareketiyle bana nasihat etti; güzelliği, söz söylemeyi ve neşeyi bırak;

    devamı için:

    (bkz: mesnevi 1831-1840)

    bir önceki için: (bkz: mesnevi 1811-1820)
    ... pipishik