bugün

Beyinlerini kendileri doldurmamışlardır. Okudukları kitaplar da hiçbir zaman düşünsel olarak 1. el olmaz; genelde arkadaştan, eşten dosttan, gazeteden görmüşlerdir. Bunun yanında, fikirlerini değiştirecek argümanları kabul etmezler. Bu argümanları hissettikleri anda savunmaya geçerler; değişime açık değillerdir. Sonuç olarak çürüyorlardır. Doğdukları günden itibaren geriye doğru koşuyorlardır. Bir adalet anlayışları gelişmiştir, ancak açıklama ister. Yani ''evet, adalet var; ancak...'' diye devam ederler. Böylece, yönetenler için kullanışlı insanlardır kendileri.

Kitapları gibi, düşünceleri de orijinal değildir. Aileden kalma, alıntı, çalıntı fikirleri taşıyorlardır. Ancak yanlış anlamayalım; bunlar onlara göre çalıntı değil; aktarılması gereken değerlerdir. 20. yüzyıl gelir, 21. yüzyıl geçer; ancak bunlar aktarılmalıdır. Tüm inanç sistemlerinin ayakta kalmasının şifresi de budur: sorgulamalara engel olmak ve toplu bir bilinçaltı yaratmak. Mal insanların, direkt olarak belirli bir inanç sistemine dahil olduğunu söylemiyorum; ancak inanç sistemlerinin mal insanları sevdiğini söylüyorum. Zira inanç sistemlerinin artık bir işe yaramadığını anlayan ve içeriden dışarıya çıkan insanlar da mevcut.
Neden var oldukları merak edilendir. Neye mal oldukları da belirsizdir.

(bkz: esprisine gülünmeyen kadın)
vazgeçilmesi kolay olan insanlardır.
vazgeçilmesi kolay olan insanlardır.
(bkz: mal canın yogasıdır)
Hızlı bir şekilde mal olmayanlarıyla takas edilmelidir aksi halde beyinde kalıcı hasarlar bırakabilirler.
avm ye mal kabulden girerler.
igreniyorum ya nasıl mal olablir bi insan.
© copyright 2005 - 2026