bugün

"güzel aldırmazlık"
konversiyon bozuklugunda* görülen bir semptomdur.
Hastanın, belirtilerinden bahsederken, sanki başkasının hastalığından söz ediyormuş gibi kayıtsız bir tavır içinde olması durumudur.

en şık, en afilli semptomlardan biridir.. *
öncelikle türkçesi (bkz: güzel aldırmazlık).
hastanın kendi patolojisine karşı umarsamaz tavrı diyebiliriz ama tam olarak öyle değil.

bir örnekle açıklayacak olursak; mesela nihat doğan gibi bir tipi yıllarca bütün tv kanalları şöhret ettiler, yarışmalara çıkarttılar, taklitlerini yapıp birinci oldular değil mi? şimdi bu insan baktığınızda benim olmazsan taciz ederim diye şarkısı olan bir insan. bizim medyamız ve halkımız naptı? bu psikopatolojiyi görmezden gelip normalmiş gibi taklitlerini yapmaya devam etti. bir hastalığı normalleştirdi.

mesela ensestüel ilişkilerde kurban açısından bakıldığında bazen bu vardır. özellikle histerik kişiler babalarının dayılarının - baba-kız aşkı, dayı-yeğen aşkı olarak yorumladıkları (erkekler için de kutsal anne-oğul ilişkisi denilebilir)- taciz içerikli davranışlarını size gayet normal, baba kız ilişkisinin doğası gereği bir şey gibi, hatta sizi de buna inandırmaya çabalamadan "zaten böyledir" ifadesiyle anlatır. siz bir noktada oha diyemeden, allah allah bunda bir şey yok heralde dersiniz, ne sapık ruhlu insanım lan neler düşündüm diyebilirsiniz o kadar normal bir şey gibi anlatan insanın karşısında. karşınızdaki insan buna öylesine ikna olmuştur çünkü. Herkes de buna ikna olmuşçasına anlatır, yaşar.

Farkındalık en eksik hatta hiç olmayan şeydir burada. psikanalitik açıdan bakmışken, bastırma ve inkar savunma mekanizmalarının da oldukça etkili olduğu söylenebilir. "amaan boşver gitsin" demek değildir güzel aldırmazlık. kötüye tahammülü normalize ederek aldırış dışı etmek denilebilir. psikanalizan arkadaşları bu kavramı açıklamaya davet ediyorum. evet tez dönemimde olduğum için şu aralar kafayı yemiş durumdayım.
© copyright 2005 - 2026