bugün
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir8
- bir tırcı sevmek11
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı9
- sözlüğün 1 60 boyunda kızlara olan düşmanlığı4
- fransa da sokağa çıkma yasakları10
- uçanyarrak317
- akepe dönemi16
- izmirin en güzel semtleri9
- türkiyenin geleceği5
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu13
- erkeği karizmatik gösteren şeyler2
- hayatın son gününde yapılabilecekler2
- ben geldim naneler12
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- sözlüğün kerhaneye dönmesi2
- anın görüntüsü24
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar8
- la loba22
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- teomancalmasur6
- engineer2820
- kitap okumanın bir sike yaramaması5
- gürcü ile kürtçü6
- hastane acil bölümü7
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nervio'nun ayakları17
- kelle paça5
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı4
- evren2
- kainat2
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- çorabın tekinin hep kaybolması4
- eski yazarlar geri gelsin12
- uefa şampiyonlar ligi5
- uludağ sözlük magazin ekibi5
- izmir de gece hayatı4
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- nasılsınız8
- komşusu abazan iken hunharca sevişen komşu4
- oktay saral3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- nerede ne yenir7
- fransa da yağmalanan apple mağazası8
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- menemen yiyen erkek13
- öyle bir dünya yok5
bir kova içi kanla dolu..
ben parça parça her yerdeyim..
kesmeseler kollarım olacaktı onlar benim..
ben annemin rahmini bugün terkettim..
ben parça parça her yerdeyim..
kesmeseler kollarım olacaktı onlar benim..
ben annemin rahmini bugün terkettim..
bana göre kesinlikle cinayettir. tabi kadın tecavüze uğramışsa orda tartışılır. çünkü kadın için çok ağır bir durum. bebeği doğurmak istemeyebilir. ama böyle bir durum yoksa ve birisiyle yatıp hamile kalıp pişman olup çocuğu aldırmak isterse bence bu tam anlamıyla cinayettir. kıza "yatmasaydın o zaman ya da korunsaydın bebeğin ne günahı var" derler. tabi erkeğede aynı görev düşer. cinsel arzularınızı gidermek isterseniz ve bunu korunmadan yaparsanız sonrasında bebeğe ömrü boyunca ebeveynlik yapmak zorunda kalırsınız.
tabi bir bebeğe kıyabilecek psikolojideki insanların o bebeği büyütmesi nasıl olur onu bilemeyeceğim.
tabi bir bebeğe kıyabilecek psikolojideki insanların o bebeği büyütmesi nasıl olur onu bilemeyeceğim.
yaşama anne karnında dahi olsa başlamış birini öldürmek cinayettir kanımca ve nitekim yasamızdaki açıklardan birini oluşturur. korunmayı beceremiyorsun ozaman sana ait olan çocuğu herşeye rağmen korumalısın.
allahın lanet ettiği insanların yaptırdıkları eylem.
doğum kontrol yöntemi değildir. bildiğin cinayettir.
-mahmut kürtaj olcam
+niye?
zamanı tutturamadık yine
+nasıl ya?
-ne yani mahmut doğsunda akrep burcu mu olsun.
(bkz: çocuğunun burcu için erken sezaryen olan anne)
+niye?
zamanı tutturamadık yine
+nasıl ya?
-ne yani mahmut doğsunda akrep burcu mu olsun.
(bkz: çocuğunun burcu için erken sezaryen olan anne)
devletin özel hayatlara nasıl cesurca daldığının güzel bir kanıtıdır. yıllarca yasaklanan, bir türkiye ayıbıdır. modern devletin geldiği noktayı gösterir bizlere, o noktada şudur; vatandaşının rahmine kadar girmiştir devlet.
masum bi çocuğun hayatına bile bile son vermektir...
bir canlının hayatına son vermekten hiç bir farkı yoktur. yok bilmem kaç haftalıkken alınırsa problem olmaz lafları da fasafiso. sen bir haltlar yiyeceksin sonra bir canlının hayatına kıyacaksın kimse duymasın diye. günahın en büyüğü değil de nedir bu?
yapılan bir hatanın bedelinin 3 kişinin aynı anda ödemesidir. ki en büyük bedel hatanın ta kendisi olarak adlandırılan, ancak hiçbir şeyden haberi olmayan kendisine yanlışlıkla yaşama şansı verilmiş bir canındır. ancak doğmaması seçilen bu can, doğduğunda hem kendi için hem de anne babası için kötü bir geleceğe işaret ediyorsa yapılacaktır bu işlem. iki kişinin de ömrü boyunca kabusu olacaktır, ancak yine de yapılacaktır. anne baba olmak doğan çocuğu aldırmamakla olmuyor çünkü. doğacak çocuğu ve onun geleceğini düşünmek de oluyor. handikaptır bu. ancak yaşayanların anlayabileceği bir handikap ve baştan sona bir kabus.
bazı keyfi durumlar dışında bunu yaptırmak zorunda kalanları harici tutarak söylemek gerekirse; cinayettir.sen git çatur çutur seviş, önlem almak için piyasaya sürülen ilaçlardan, koruyuculardan alma, sonra vay efendim "hamileyim, doğuramam vs"... nasıl bi vicdan buna razı gelir ki ?! sizi bayılttıktan sonra içinde büyümeyi bekleyen, senin sayende yaşayabilen,beslenen bebek olma yolunda hergün hızla ilerleyen o canlıya vakumlu enjektörle daha serçe parmağın kadar gelişmemiş canlının parçalarını tek tek içinden alıp çıkarıp, çöpe atıyorlar ! bu cinayetin katili, bu işlemi gerçekleştiren doktor değil, hamile kalan kadındır.senin canından, can bulan bu canlının hayatını sonlandırma işlemi ise sadece 10 dakika sürmektedir.
bir operasyondur.
Erken yaşta çocuk sahibi olmak istemeyen, fazla sayıda çocuk sahibi olmak istemeyen -malum üçü geçmeyecek-, henüz bebek sahibi olmuş olan, evlilik dışı çocuk sahibi olmak istemeyen, anne olmak istemeyen ya da vücudunun bozulmasını istemeyen kadınların tercihidir.
Tüm bu kadınların ortak özelliği ya korunma yöntemlerini tam olarak bilmemeleri ya da "et ete değecek" anlayışını benimsemeleridir.
Lakin, bilinçli kadınlar tarafından yerine göre verilmiş bir karar niteliği de taşımaktadır arada.
Erken yaşta çocuk sahibi olmak istemeyen, fazla sayıda çocuk sahibi olmak istemeyen -malum üçü geçmeyecek-, henüz bebek sahibi olmuş olan, evlilik dışı çocuk sahibi olmak istemeyen, anne olmak istemeyen ya da vücudunun bozulmasını istemeyen kadınların tercihidir.
Tüm bu kadınların ortak özelliği ya korunma yöntemlerini tam olarak bilmemeleri ya da "et ete değecek" anlayışını benimsemeleridir.
Lakin, bilinçli kadınlar tarafından yerine göre verilmiş bir karar niteliği de taşımaktadır arada.
anne rahminden cenini almaktır. psikolojik sorunları beraberinde getirir. eğer ki, mecburiyetten aldırmış bir anne ise uzun süre etkisinden kurtulamaz.
istenmemesi dışında, kadın için hayatının en kötü olayıdır.
hamileliğin 10. haftasına kadar yapılması yasal olan, 10 haftayı geçince alınması mecburi durumlar dışında devlet hastanelerinde yapılmayan, özel muayenehanelerde ya da kasaplarda gerçekleştirilen operasyon.
hamileliğin 10. haftasına kadar yapılması yasal olan, 10 haftayı geçince alınması mecburi durumlar dışında devlet hastanelerinde yapılmayan, özel muayenehanelerde ya da kasaplarda gerçekleştirilen operasyon.
belli başlı durumlar dışında * ( ki bunun da doğruluğu tartışılır) kesinlikle cinayettir.
kimsenin daha fazla zevk almak uğruna bir canı yok etmeye hakkı yoktur. olaya ister dini açıdan bakın, ister ahlaki açıdan bakın ne açıdan bakarsanız bakın bu böyledir.
birkaç saatlik zevkler uğruna hayatı elinden alınabilecek bir canlı değildir insan.
kimsenin daha fazla zevk almak uğruna bir canı yok etmeye hakkı yoktur. olaya ister dini açıdan bakın, ister ahlaki açıdan bakın ne açıdan bakarsanız bakın bu böyledir.
birkaç saatlik zevkler uğruna hayatı elinden alınabilecek bir canlı değildir insan.
'bir tanrıya inanmayı çok isterdim..insan bazen affedilmeyi çok istiyor!
- çünkü önceki gün hiç istemediğim halde bir bebek aldırdım.' *
- çünkü önceki gün hiç istemediğim halde bir bebek aldırdım.' *
Richard brautigan isimli beat kuşağı yazarının The Abortion: An Historical Romance 1966 adıyla türkçe' ye çevrilmiş kitabıdır.
Kitaptaki kadın kahramana " sanırım ismi Vida idi " gençliğimde aşık olmuştum.
(bkz: roman karakterine aşık olmak)
Kitaptaki kadın kahramana " sanırım ismi Vida idi " gençliğimde aşık olmuştum.
(bkz: roman karakterine aşık olmak)
anne karnında olan masumun daha yaşam faaliyetlerini tam olarak yerine getirilmeden şu veya bu sebeplerden dolayı yaşamına bir son verilme hadisesidir.
zorundalık sonucu yapılandır.
sen çok sevmişsindir. her şey hızla gelişir. önce hayatındaki ilk öpücüğü alırsın, sonra ilk defa biriyle aynı yatakta uyursun. daha sonraları ilk kez biri sana dokunur sen ilk kez birine dokunursun. sonra annenin yanında bile giyinemeyen sen ilk kez birinin hele ki bir erkeğin yanında soyunursun. seni görmesine izin verirsin. dedim ya hızla gelişir her şey. sonra o seni ruhsuz yapacak şeye gelir sıra. ilk kez penis görürsün. aslında bakamazsın ilk başta. görmek istemezsin. korkamuşsundur belki. üstündeki acemilik de cabası. ne yapacaksın ki onunla? ne yapılır ki? bu bilinmezlikler içinde sevişmeye başlarsın aşkından öldüğün adamla. büyük bir tutku hissedersin. onun sana dokunuşları uçurur seni. yavaş yavaş gider korkun. sen de dokunmaya başlarsın ona. elin gitmesi gereken yerlere kendiliğinden gider. hani her şey çok hızlı gelişiyordu ya işte bu kez zaman yavaşlar ya da sen öyle hissedersin. utanç, tutku, korku ve aşkla karışık olarak ilerler gece. sonrasında yavaşça açılır bacakların ve çığlıkların karışır geceye. sevdiğin adamı içinde hissedersin. tüm duyguların yerini nefesini kesen tarifi imkansız bir acı alır. sonrasında içinde hissettiğin hareketlenmeden doğan sesler karışır geceye. senin korkudan küçük küçük attığın çığlıklar, aşk dediğin adamın içinde gidip gelmesi. sonrasında adamın senin ağlayarak ölümüne neden olacağın şeyi içine bırakması. her şey çok güzeldi değil mi? aldığın zevk, verdiğin ya da verdiğini düşündüğün zevk... birbirinize sarılıp uyumuştunuz o gece. kalbinin üstünde atan bir kalp vardı. sabah aptal bir gülümsemeyle uyanırsın. yanında hala yatıyordur. gitmemiştir. yaptığın şeyden de pişmanlık duymamışsındır zaten. sonra o adam seni görmek istemediğini söyler bir kaç gün sonra. yıkılırsın. ölesiye aşık olduğun adam seni istememektedir. sana bir açıklama yapma gereği de duymaz. ağlarsın sızlarsın ama nafile. katlanırsın. kabullenmeye çalışırsın. aradan 1 kaç ay geçer ve bir tokat gibi yüzüne iner hamilelik. sevdiğin adamın çocuğu karnındadır. oysaki ilaç almıştın değil mi? ama o yüzde 0.1lik kısım seni buldu. bir işaretti belki bu. büyük bir sevinçle ararsın onu. ama yüzüne kapanan bir telefonla karşılaşırsın. tekrar ararsın bu sefer aradığınız kişiye ulaşılamıyordur. sonra kalkar gidersin evine, kapısına dayanırsın. aşık olduğun adam almaz seni eve ve kapıda ayak üstü söylersin hamile olduğunu. sevinecekti değil mi? tabi tabi sevindi. seni kolundan tuttuğu gibi doktora getirdi. engel olmaya çalıştın ama olmadı. adam seni istemiyordu çocuğu mu isteyecek?! sonra o buz gibi masaya yatarsın ağlaya ağlaya. elin karnında çocuğunu hissetmeye çalışarak beklersin doktoru. o ise dışarda bu işten kurtulmanın rahatlığındadır. sonrasında doktor gelir ve aylar önce sevdiğin adam için açtığın bacakları bu kez canından can koparacak doktora açarsın. hemşirenin biri gelir verir narkozu ve karnındaki cana dokunmaya çalışarak, gözyaşları içinde, istemeyerek kapatırken gözlerini hayır demeye çalışırsın ama olmaz. yarım saat sonra uyandığında sanki onunla birlikte ruhun ve duyguların da gitmiştir. ağlayamaz, konuşamazsın. odadan çıktığında artık nefret ettiğin o adamın yüzüne bile bakmadan çıkar gidersin. asla aynı olmayacak boktan bir hayata karışır ve her gününü ruhunla birlikte arafa gönderdiğin çocuğunu düşünerek geçirirsin.
sen çok sevmişsindir. her şey hızla gelişir. önce hayatındaki ilk öpücüğü alırsın, sonra ilk defa biriyle aynı yatakta uyursun. daha sonraları ilk kez biri sana dokunur sen ilk kez birine dokunursun. sonra annenin yanında bile giyinemeyen sen ilk kez birinin hele ki bir erkeğin yanında soyunursun. seni görmesine izin verirsin. dedim ya hızla gelişir her şey. sonra o seni ruhsuz yapacak şeye gelir sıra. ilk kez penis görürsün. aslında bakamazsın ilk başta. görmek istemezsin. korkamuşsundur belki. üstündeki acemilik de cabası. ne yapacaksın ki onunla? ne yapılır ki? bu bilinmezlikler içinde sevişmeye başlarsın aşkından öldüğün adamla. büyük bir tutku hissedersin. onun sana dokunuşları uçurur seni. yavaş yavaş gider korkun. sen de dokunmaya başlarsın ona. elin gitmesi gereken yerlere kendiliğinden gider. hani her şey çok hızlı gelişiyordu ya işte bu kez zaman yavaşlar ya da sen öyle hissedersin. utanç, tutku, korku ve aşkla karışık olarak ilerler gece. sonrasında yavaşça açılır bacakların ve çığlıkların karışır geceye. sevdiğin adamı içinde hissedersin. tüm duyguların yerini nefesini kesen tarifi imkansız bir acı alır. sonrasında içinde hissettiğin hareketlenmeden doğan sesler karışır geceye. senin korkudan küçük küçük attığın çığlıklar, aşk dediğin adamın içinde gidip gelmesi. sonrasında adamın senin ağlayarak ölümüne neden olacağın şeyi içine bırakması. her şey çok güzeldi değil mi? aldığın zevk, verdiğin ya da verdiğini düşündüğün zevk... birbirinize sarılıp uyumuştunuz o gece. kalbinin üstünde atan bir kalp vardı. sabah aptal bir gülümsemeyle uyanırsın. yanında hala yatıyordur. gitmemiştir. yaptığın şeyden de pişmanlık duymamışsındır zaten. sonra o adam seni görmek istemediğini söyler bir kaç gün sonra. yıkılırsın. ölesiye aşık olduğun adam seni istememektedir. sana bir açıklama yapma gereği de duymaz. ağlarsın sızlarsın ama nafile. katlanırsın. kabullenmeye çalışırsın. aradan 1 kaç ay geçer ve bir tokat gibi yüzüne iner hamilelik. sevdiğin adamın çocuğu karnındadır. oysaki ilaç almıştın değil mi? ama o yüzde 0.1lik kısım seni buldu. bir işaretti belki bu. büyük bir sevinçle ararsın onu. ama yüzüne kapanan bir telefonla karşılaşırsın. tekrar ararsın bu sefer aradığınız kişiye ulaşılamıyordur. sonra kalkar gidersin evine, kapısına dayanırsın. aşık olduğun adam almaz seni eve ve kapıda ayak üstü söylersin hamile olduğunu. sevinecekti değil mi? tabi tabi sevindi. seni kolundan tuttuğu gibi doktora getirdi. engel olmaya çalıştın ama olmadı. adam seni istemiyordu çocuğu mu isteyecek?! sonra o buz gibi masaya yatarsın ağlaya ağlaya. elin karnında çocuğunu hissetmeye çalışarak beklersin doktoru. o ise dışarda bu işten kurtulmanın rahatlığındadır. sonrasında doktor gelir ve aylar önce sevdiğin adam için açtığın bacakları bu kez canından can koparacak doktora açarsın. hemşirenin biri gelir verir narkozu ve karnındaki cana dokunmaya çalışarak, gözyaşları içinde, istemeyerek kapatırken gözlerini hayır demeye çalışırsın ama olmaz. yarım saat sonra uyandığında sanki onunla birlikte ruhun ve duyguların da gitmiştir. ağlayamaz, konuşamazsın. odadan çıktığında artık nefret ettiğin o adamın yüzüne bile bakmadan çıkar gidersin. asla aynı olmayacak boktan bir hayata karışır ve her gününü ruhunla birlikte arafa gönderdiğin çocuğunu düşünerek geçirirsin.
kürtaj bir cinayet ise, dışarı boşalmak soykırımdır... Martin luther king
(bkz: abortus)
seçimlerin en zorudur, için başka mantığın başka der, yüreğinin götürdüğü yerle aklının oyunları karışır birbirine, ne ağlar ne gülersin, ne üzülür ne sevinirsin, ruhsuzluktur sonrası, vicdan azabıdır bir o kadar doğrusu buydu rahatlığıdır,tecrübelerin en acısıdır,öncesi de sonrası da birdir, zordur, ızdıraptır, acıdır ağrıyan yerin bacak aran değildir artık...
bilindiği kadarıyla kürtlükle alakası yoktur .
kürtaj bir günahsa, çocuk bakamayacak herkes bu günaha ortak olsun. bir çocuğun hayatını sikertmek, onu rezil rüsva şekilde büyütmektense bu " büyük " günahı işleyin. yüz küsur tanımın %80'i günah olması üzerine. kimse de " ne diyorsun kardeşim " diye sormuyor. sonra hayatı sikertilmiş bir çocuk görünce içiniz acıyor. ulan bi karar verin hangisi günah hangisi değil?
bana kalırsa başkalarınan hayatına bu denli karışan, günah günah peh, kafir diyen adamlardan çıkacağına hiç çıkmasın daha iyi.
bana kalırsa başkalarınan hayatına bu denli karışan, günah günah peh, kafir diyen adamlardan çıkacağına hiç çıkmasın daha iyi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar