bugün
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması12
- sözlüğün reisi kim anketi19
- sözlükteki fetocular6
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı13
- sözlükteki her kızı öven tipler11
- yılan dövmeli insanların garip olması4
- hikayenin devamını getir8
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- mazot3
- arkadaşlar9
- tas kafalı hırtlar için el salvador çözümü4
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir17
- erzurum hdp mitingi6
- ben kin tutmam insanı3
- hakkari mhp mitingi5
- doğru karpuz seçemeyen erkek9
- bir insanı tanımanın en iyi yolu7
- tas kafa traşlı hırt sorunu4
- yazarların akşama dair planları3
- sözlüğün reisi kim14
- emret komutanım izlemiş efsane nesil3
- kalp mi daha duygusal mide mi6
- nervionun kedisi3
- oksizoron tarafından terkedilenler5
- sevmediğin kişinin komik şakası2
- iskender büyük davasında haklıydı3
- erkek adamın külahtan dondurma yemesi2
- sözlük yazarlarının normal kombinleri16
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- üzümde aroma arıyorum4
- istiklal mahkemeleri her 10 yılda bir kurulmalı4
- antipanik sizce biraz antipatik mi5
- fetöcü polat alemdar3
- emlakçı2
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz22
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi9
- islamda namaz yoktur30
- true yu evlendiriyoruz kampanyası6
- gocu'nun durgunlaşması3
- bir dilim pastaya oy veren eyitimsiz seçmen5
- ütünün fişini çektim mi paranoyası5
- günaydın küçük ipneler9
- market poşetlerini tekte taşıyamayan erkek4
- hep ileriye doğru bakmak4
- kazım kaşifoğlu2
- hoşlanılan kızın kaç para mayış alıyon demesi5
- tombik4
- aynı hikayeyi birçok kez anlatan insanlar3
- kolay sıkılan bir insan olmak3
- evde yalnızken anlamsız sesler çıkarmak3
yeni farkettiğim harika türkü. fatih kısaparmak tarafından seslendirilmesine karşın sözlerini önemli bir şairimizin yazdığını düşünüyorum bu türkünün..
neyse efendim dizeler;
sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
kilimin dilinden ancak anlayan okur
sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaptım gayri bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun
kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
her nakışı bir duygunun ifadesidir
kilim sevgiliye çağrı aşka davettir
kimi renkler şikayettir kimi hasrettir
ben şu gönül tezgahında kilim dokudum
erenlerin dergahında aşkı okudum
töremizde kilim demek ilim demektir
kilim sevdadır özlemdir derttir istektir..
neyse efendim dizeler;
sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
kilimin dilinden ancak anlayan okur
sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim
ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaptım gayri bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun
kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
her nakışı bir duygunun ifadesidir
kilim sevgiliye çağrı aşka davettir
kimi renkler şikayettir kimi hasrettir
ben şu gönül tezgahında kilim dokudum
erenlerin dergahında aşkı okudum
töremizde kilim demek ilim demektir
kilim sevdadır özlemdir derttir istektir..
anadolu motiflerinin en iyi taşıyan kültür öğesidir.
(bkz: Fatih kısaparmak) Adlı müzisyenin kilim adlı şarkını yapıp hayatını kurtarmasına örnek çalışma. Adam 90’lardan piyasada yok ama hükümet kanallarında sürekli boy gösterdi ne hikmetse . Severiz o ayrı ama bir insanda şans mı dersin ne dersin . Helal olsun . Yıllardır onun ekmeğini yemesine örnek .
bir fatih kısaparmak türküsü. ilkokulda ne beynimiz yanmıştı be.
göçebe anadolu halklarında daha yaygın olan ve daha ziyade onların daha mahir olduğu dokuma biçimidir. kaybolmaya yüz tutan bu gelenek yüzünden kilimler yakında tarihi eser kıymeti görmeye başlayacak.
okuyanı rahatsız etmek için yazıldığını düşündüğüm bir behçet necatigil şiiri. en sıkıcı günün (pazar) şafağına az kalmışken aklıma geldi. sanki bu kilimi ben dokumuşum yanlış yaptığım için aşırı miktarda "ç" harfiyle cezalandırılıyorum. halbuki hepimiz birlikte dokuduk kilimi. şiiri de herkes okumalı.
"Kilimde incir çekirdekleri –parlak, pahalı
Elmaslar yerine çekirdek– süs, avunma.
Hatta soluk, ucuz boncuklar olabilirdi,
–Cam boncuk, incir çekirdekleri – süs, avunma.
Gezdir parmaklarını: Pürtük! Çünkü üzüm çöpleri…
Aptallığımızdan kalma üzüm çöpleri, armut sapları.
Ama biz dokuduk bu kilimi, eh bir dereceye kadar!
Değil ele güne çıkacak, değil asılacak duvarlarda.
Çiğnenir –çok çiğ çağ– ayaklar altında yabansı.
Sağlam olabilirdi, saplar aldattı bizi:
Üzüm çöpleri, armut sapları, çekirdek, çok çiğ
Önceden düşünemedik, çok çiğ çağ!
Renkler, oldu bir kere, geçti, renkler…
Düşünmek gerekli başlarken, sen buna
Renk mi diyorsun? Ben serin–mavi
Ismarlamıştım sana sıcak çaylar yanında.
Çok çiğ çağ. Çaldılar. Çıplak. Mavi, ama bu
Kan oturmuş tırnaklardaki mavi. Geçti.
Geçti, sökülmez, dokundu, sırıtır boşluk, ben sana…
Sakladığım baharlar nerde bu kilim için,
Nerde yıllarca önce, ben sana…
Ne yaptın baharları, baharsız çok çiğ, topraklarda…
Çok çiğ çiçek –hiç yok– hani bu kilimde?
Hani beyaz, beyaz, beyaz… Beyazları ne yaptın?
Çok çiğ bu kızgın yaz, çiğ bu karakış!
Bari biraz kışlarda… Çıplak, çok çiğ!
Çok çiğ bu çığlık, bu en bol renk: Kara! Ben sana
Hiç kara koyma demiştim, nerden düştü, çok çiğ
Paslı borulardan katran, soba zifiri…
Sonra eski patiska perdeler gibi solgun ve sıska
Parmaklarda kirli tütün sarısı.
Çok çiğ kesik öksürük, çiğ çatlak çağıltı…
En güzel renk mi, çok az! Eğreti, kaçamak, belki!
Belki kimi gecelerde ekleme
Sevinçlerden gelme çağla yeşili –Yanlış
Eğrelti otlarının yitik yeşili yani,
iki başlı kartalların ölü gözlerinde–
–ki belki– çok az!
Sonra çok az pembe, işe giderken ayrılışlarda
Kimi günler bir süre hani ayaküstü
Çekingen bir gülüş, çekingen çok çiğ çevre
Pörsük pembe, solgun güllerde, belki biraz!
Heyy! Bu kilimdeki bu bir sürü merteğin
işi ne? Çok çiğ! Kendi gözümüzde
Çöpler vardı, karartmış önümüzü.
Çöpler, yeterdi kilimde, bol –çok, çiğ, çağ–
Ama onlar mertek, doğru, çok çiğ!
Gözlerinin dalışı bile çok çiğ, çünkü…
Çünkü hançer nakışlarda bu çılgın çağrı,
Bu çürük iplik, bu ensiz atkı,
Bizim!"
Behçet NECATiGiL
"Kilimde incir çekirdekleri –parlak, pahalı
Elmaslar yerine çekirdek– süs, avunma.
Hatta soluk, ucuz boncuklar olabilirdi,
–Cam boncuk, incir çekirdekleri – süs, avunma.
Gezdir parmaklarını: Pürtük! Çünkü üzüm çöpleri…
Aptallığımızdan kalma üzüm çöpleri, armut sapları.
Ama biz dokuduk bu kilimi, eh bir dereceye kadar!
Değil ele güne çıkacak, değil asılacak duvarlarda.
Çiğnenir –çok çiğ çağ– ayaklar altında yabansı.
Sağlam olabilirdi, saplar aldattı bizi:
Üzüm çöpleri, armut sapları, çekirdek, çok çiğ
Önceden düşünemedik, çok çiğ çağ!
Renkler, oldu bir kere, geçti, renkler…
Düşünmek gerekli başlarken, sen buna
Renk mi diyorsun? Ben serin–mavi
Ismarlamıştım sana sıcak çaylar yanında.
Çok çiğ çağ. Çaldılar. Çıplak. Mavi, ama bu
Kan oturmuş tırnaklardaki mavi. Geçti.
Geçti, sökülmez, dokundu, sırıtır boşluk, ben sana…
Sakladığım baharlar nerde bu kilim için,
Nerde yıllarca önce, ben sana…
Ne yaptın baharları, baharsız çok çiğ, topraklarda…
Çok çiğ çiçek –hiç yok– hani bu kilimde?
Hani beyaz, beyaz, beyaz… Beyazları ne yaptın?
Çok çiğ bu kızgın yaz, çiğ bu karakış!
Bari biraz kışlarda… Çıplak, çok çiğ!
Çok çiğ bu çığlık, bu en bol renk: Kara! Ben sana
Hiç kara koyma demiştim, nerden düştü, çok çiğ
Paslı borulardan katran, soba zifiri…
Sonra eski patiska perdeler gibi solgun ve sıska
Parmaklarda kirli tütün sarısı.
Çok çiğ kesik öksürük, çiğ çatlak çağıltı…
En güzel renk mi, çok az! Eğreti, kaçamak, belki!
Belki kimi gecelerde ekleme
Sevinçlerden gelme çağla yeşili –Yanlış
Eğrelti otlarının yitik yeşili yani,
iki başlı kartalların ölü gözlerinde–
–ki belki– çok az!
Sonra çok az pembe, işe giderken ayrılışlarda
Kimi günler bir süre hani ayaküstü
Çekingen bir gülüş, çekingen çok çiğ çevre
Pörsük pembe, solgun güllerde, belki biraz!
Heyy! Bu kilimdeki bu bir sürü merteğin
işi ne? Çok çiğ! Kendi gözümüzde
Çöpler vardı, karartmış önümüzü.
Çöpler, yeterdi kilimde, bol –çok, çiğ, çağ–
Ama onlar mertek, doğru, çok çiğ!
Gözlerinin dalışı bile çok çiğ, çünkü…
Çünkü hançer nakışlarda bu çılgın çağrı,
Bu çürük iplik, bu ensiz atkı,
Bizim!"
Behçet NECATiGiL
ilkokulda öğretmenimin beni tahtaya çıkartıp söylettiği türküdür. O yaşlarda ne derdim varmış da bu türküyü ezberlemişim bilmem.
bugünlerde seccade sanılan zımbırtı.
Seccade olmayan.
Sevdiğine sözü olanın dokunduğu şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar