bugün
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı15
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- israil'in kızlarından daha ucuzu6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı12
- milan skriniar5
- anın görüntüsü23
- fenerbahçe 1 göztepe 14
- bel soğukluğu2
- keremi çıkarken ıslıkladılar3
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak5
- israilli kızlar5
- fenerbahçe 1 göztepe 22
- bmw 760i long3
- martin luther'in yahudiler hakkındaki sözleri2
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- fener felaket kaçırdı2
- göztepe neymiş böyle be2
- müdürün nöbetçi olduğu gece vardiyası2
- idealist misiniz6
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu7
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- 2002 yazı2
- ekmek yemeyi bırakmak3
- sigara içmek2
- kenan evren3
- cedidacer6
- ferhat güzel2
- bu devirde evlenmek5
- 31 ekim 2026 bursaspor bandırmaspor maçı4
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- sözlükteki fenerbahçeliler10
- uzun yol otobüs eziyetleri2
- 14 yıl sonra 2012 li lerin liseye başlaması2
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar8
- kenan evren'in fesli gavatı vatandaşlıktan atması3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı24
- akp'lilerin ahmet kaya'yı sevmesi4
- yağı emmiş patates kızartması3
- göztepe 3 ledi2
- gammaz adama güvenilir mi3
- sıdıka2
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz5
- en sevdiğiniz radyo kanalları4
- moralin çok bozuk olması5
- türkiye şahlanıyor5
- fenerbahçe göztepe3
- aziz yıldırım2
- en sağlam akıllı telefon2
- engineer288
- street fighter5
Mağara. Kur'an'da bir sure ismi.
Ashab-ı Kehfın yani 7 gencin kıssası anlatılmaktadır.
Ashab-ı Kehfın yani 7 gencin kıssası anlatılmaktadır.
Hazret-i Resûlullahın davası karşısında çaresizlikler içinde kıvranan Mekke müşriklerinin aklına yeni bir fikir geldi: Yahudi âlimlerinden Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında bir şeyler öğrenmek.
Bu maksatla Medine'ye giden temsilciler, Yahudi âlimleriyle görüşerek Resûl-i Ekrem Efendimizin söylediklerinden, yaptıklarından bahsettiler. Sonra da,
"Siz elinde Tevrat bulunan bir milletsiniz. Bu adam hakkında bize bilgi veresiniz diye size başvurduk." dediler.
Yahudî âlimlerinin, bu isteklerine cevapları şu oldu:
"O kimseye, 'Geçmişteki o genç delikanlıların hayret edilecek maceraları ne idi? Yeryüzünün doğusuna, batısına kadar ulaşan, dönüp dolaşan zâtın kıssası ne idi? Ruhun mahiyeti nedir?' Sorularını sorun. Eğer bu suâlleri cevaplandırırsa, bilin ki, o Allah'ın peygamberidir. Siz de ona tâbi olun. Yok eğer cevaplandıramazsa, o adam yalancı bir kimsedir. Kendisine istediğinizi yapabilirsiniz."
Temsilciler, Mekke'ye dönerek durumu müşriklere anlattılar. Müşrikler, ümid ve sevinç içinde Peygamber Efendimize koşarak, bu soruları sordular. Kâinatın Efendisi, sorularını cevaplandırmak için mühlet istedi:
"Size yarın bildireyim." dedi.
Bunu derken, o sırada "inşallah (Allah dilerse)" demeyi unutmuştu. Bu sebeple, bir görüşe göre üç, diğer bir rivâyete göre ise on beş gün bu konuda hiçbir vahiy gelmedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) sıkıntıdan duramaz hâle gelmişti. Hele müşriklerin,
"Muhammed bizden bir gün mühlet istedi. Bunca zaman geçti, bize hâlâ bir şey bildirmiş değil." diyerek dedikodulara başlamaları, bu sıkıntılarını daha da arttırdı. Öyle ki, kimseyle konuşamaz hâle gelmişti.
Nebiyy-i Ekremin, bu sıkıntıları fazla sürmedi, sonunda vahiy indi. Müşriklerin sorularına şöyle cevap verildi:
"Yoksa (Ey Resûlüm!) uzun zaman mağarada uykuda kalan Kehf ve Rakîm ashabı bizim mu'cizelerimizden şaşılacak bir şey oldular mı sandın? Hatırla ki o vakit o genç yiğitler mağaraya sığındılar da şöyle dediler: 'Ey Rabbimiz! Bize, tarafından bir rahmet ihsan buyur ve işimizde bize bir muvaffakiyet hazırla.'" (Kehf, 18/9-10)
Bu âyet-i kerimlerde, müşriklerin birinci soruları cevaplandırılıyordu ve adı geçen gençlerin Ashab-ı Kehf olduğu bildiriliyordu. Sonraki âyetlerde ise Ashab-ı Kehf'in maceraları anlatılıyordu.
Müşriklerin ikinci sorularına ise şu âyetler cevap veriyordu:
"Sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hâtıra okuyacağım." (Kehf, 18/83)
Sûrenin devam eden âyetlerinde ise, Cenâb-ı Hakk'ın Zülkarneyn'i iktidar sahibi yaptığı, ona bol vasıta ihsan ettiği ve bununla batıya doğru yol aldığı, yolculuğu esnasında bir kavimle karşılaştığı ve onları iyi işleri yapmaya davet ettiği belirtiliyor; sonradan doğuya doğru yol tuttuğu, burada da bir kavimle karşılaştığı ve onları da hayırlı işlerde bulunmaya çağırdığı beyân ediliyordu.
Müşriklerin üçüncü suâllerine ise şu âyet-i kerime ile cevap veriliyordu:
"Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Bilgi olarak da size pek az şey verilmiştir." (isra, 17/85)
Müşrikler, sordukları sorularına mükemmel cevap almışlardı. Buna rağmen, Peygamber Efendimizin davasını doğrulayıp, Ona uymaktan uzak durdular, şirkin ifradı içinde hayatlarına devam ettiler. Ancak, onların bu hak ve hakikattan yüz çevirmeleri, kendilerini felâkete sürüklemekten başka bir şeye yaramıyordu. Onlar direndikçe, îmân ve Kur'ân dâvâsı daha bir haşmet ve azametle gönüller üzerinde dalgalanmaya devam ediyordu.
Cenâb-ı Hak, ayrıca Peygamber Efendimizi de aynı sûrede şöyle ikaz ediyordu:
"Hiçbir şey hakkında 'Yarın bunu muhakkak yapacağım.' deme. Ancak 'inşallah' deyip Allah'ın dilemesi şartına bağlarsan müstesnâdır. Unuttuğun zaman da yine Rabbini an ve 'Umulur ki Rabbim beni bundan daha hayırlı ve doğru bir yola eriştirir.' de." (Kehf, 18/23-24)
Peygamber Efendimiz, bu ikazdan sonra, yapacağı bir şey hakkında "inşâallah" demeyi her zaman hayatında bir prensip edindi.
Kaynak: sorularla islamiyet
Bu maksatla Medine'ye giden temsilciler, Yahudi âlimleriyle görüşerek Resûl-i Ekrem Efendimizin söylediklerinden, yaptıklarından bahsettiler. Sonra da,
"Siz elinde Tevrat bulunan bir milletsiniz. Bu adam hakkında bize bilgi veresiniz diye size başvurduk." dediler.
Yahudî âlimlerinin, bu isteklerine cevapları şu oldu:
"O kimseye, 'Geçmişteki o genç delikanlıların hayret edilecek maceraları ne idi? Yeryüzünün doğusuna, batısına kadar ulaşan, dönüp dolaşan zâtın kıssası ne idi? Ruhun mahiyeti nedir?' Sorularını sorun. Eğer bu suâlleri cevaplandırırsa, bilin ki, o Allah'ın peygamberidir. Siz de ona tâbi olun. Yok eğer cevaplandıramazsa, o adam yalancı bir kimsedir. Kendisine istediğinizi yapabilirsiniz."
Temsilciler, Mekke'ye dönerek durumu müşriklere anlattılar. Müşrikler, ümid ve sevinç içinde Peygamber Efendimize koşarak, bu soruları sordular. Kâinatın Efendisi, sorularını cevaplandırmak için mühlet istedi:
"Size yarın bildireyim." dedi.
Bunu derken, o sırada "inşallah (Allah dilerse)" demeyi unutmuştu. Bu sebeple, bir görüşe göre üç, diğer bir rivâyete göre ise on beş gün bu konuda hiçbir vahiy gelmedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) sıkıntıdan duramaz hâle gelmişti. Hele müşriklerin,
"Muhammed bizden bir gün mühlet istedi. Bunca zaman geçti, bize hâlâ bir şey bildirmiş değil." diyerek dedikodulara başlamaları, bu sıkıntılarını daha da arttırdı. Öyle ki, kimseyle konuşamaz hâle gelmişti.
Nebiyy-i Ekremin, bu sıkıntıları fazla sürmedi, sonunda vahiy indi. Müşriklerin sorularına şöyle cevap verildi:
"Yoksa (Ey Resûlüm!) uzun zaman mağarada uykuda kalan Kehf ve Rakîm ashabı bizim mu'cizelerimizden şaşılacak bir şey oldular mı sandın? Hatırla ki o vakit o genç yiğitler mağaraya sığındılar da şöyle dediler: 'Ey Rabbimiz! Bize, tarafından bir rahmet ihsan buyur ve işimizde bize bir muvaffakiyet hazırla.'" (Kehf, 18/9-10)
Bu âyet-i kerimlerde, müşriklerin birinci soruları cevaplandırılıyordu ve adı geçen gençlerin Ashab-ı Kehf olduğu bildiriliyordu. Sonraki âyetlerde ise Ashab-ı Kehf'in maceraları anlatılıyordu.
Müşriklerin ikinci sorularına ise şu âyetler cevap veriyordu:
"Sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hâtıra okuyacağım." (Kehf, 18/83)
Sûrenin devam eden âyetlerinde ise, Cenâb-ı Hakk'ın Zülkarneyn'i iktidar sahibi yaptığı, ona bol vasıta ihsan ettiği ve bununla batıya doğru yol aldığı, yolculuğu esnasında bir kavimle karşılaştığı ve onları iyi işleri yapmaya davet ettiği belirtiliyor; sonradan doğuya doğru yol tuttuğu, burada da bir kavimle karşılaştığı ve onları da hayırlı işlerde bulunmaya çağırdığı beyân ediliyordu.
Müşriklerin üçüncü suâllerine ise şu âyet-i kerime ile cevap veriliyordu:
"Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Bilgi olarak da size pek az şey verilmiştir." (isra, 17/85)
Müşrikler, sordukları sorularına mükemmel cevap almışlardı. Buna rağmen, Peygamber Efendimizin davasını doğrulayıp, Ona uymaktan uzak durdular, şirkin ifradı içinde hayatlarına devam ettiler. Ancak, onların bu hak ve hakikattan yüz çevirmeleri, kendilerini felâkete sürüklemekten başka bir şeye yaramıyordu. Onlar direndikçe, îmân ve Kur'ân dâvâsı daha bir haşmet ve azametle gönüller üzerinde dalgalanmaya devam ediyordu.
Cenâb-ı Hak, ayrıca Peygamber Efendimizi de aynı sûrede şöyle ikaz ediyordu:
"Hiçbir şey hakkında 'Yarın bunu muhakkak yapacağım.' deme. Ancak 'inşallah' deyip Allah'ın dilemesi şartına bağlarsan müstesnâdır. Unuttuğun zaman da yine Rabbini an ve 'Umulur ki Rabbim beni bundan daha hayırlı ve doğru bir yola eriştirir.' de." (Kehf, 18/23-24)
Peygamber Efendimiz, bu ikazdan sonra, yapacağı bir şey hakkında "inşâallah" demeyi her zaman hayatında bir prensip edindi.
Kaynak: sorularla islamiyet
Mağara anlamına gelen arapça bir kelime.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar