bugün
- kolye18
- yunanistan4
- nervio tarzı entry girmek18
- 42 numara ayaklı kızın yaşama amacı5
- eve çağıran kızın ot da getir demesi5
- jaws filmindeki sikko balik24
- yetkisi alınan yetkili10
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı27
- 2026 ekim ayı3
- haftanın gammazlarında birinci olan user9
- arda güler16
- sevgiliyle araya mesafe koymak4
- atatürk ün hataları15
- yediğimiz yemekleri midede dışkı olarak taşımak4
- duşa giriyorum kimi düşüneyim7
- estonya3
- doğubank8
- sözlükteki yazarların beni kız zannetmesi11
- ülken için savaşır mısın6
- komşusuna sütyen içinde not bırakan kız2
- muhafazakar tatil seçenekleri6
- yemene asker gönderilme meselesi9
- 28 ekim 20262
- orta çağda gece yolculuğu yapmak7
- sevda türküsev3
- oktay saral10
- sözlüğün kralı10
- insan sevmemek7
- sözlüğü kurtaracak tek yazar5
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı6
- saatten anlayan yazarlar bi bakabilir mi5
- isveç2
- galatasaray6
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- flört etmeme ilkesi3
- sakarya üniversitesi3
- norveç3
- sana köyden kız bulacağım diyen anne3
- sözlüğe veda eden yazara kızan yazar4
- köklerinden koparılan bir çınar fenerbahçe2
- nev20
- simiago erkek mi kadın mı5
- azerizm2
- horny meydan6
- nev antalya konseri2
- iltica20
- 28 bin lira veriyor diye köle gözüyle bakan patron5
- bugün galatasaray fenerbahçe maçı var4
- danimarka2
- behzat ç.4
ilk aşk ilk heyecandır. Güzeldir ama bi o kadar can yakandır.
Çıktığım kızla karşılıklı aşık olmuştuk , şimdi dönüp diyorum keşke hiç çıkmasaydım , başıma gelen kalmadı amk kızı sayesinde.
bana çok yakınsın ve sana dokunamıyorum en acısı bu keşke aynı şehirde olmasaydık...
hayatinin gerisine damga vuracak tesaduf, gecici delilik.
genelde son aşk olmayan aşktır. ilk aşkım ilkokul 3. sınıf öğretmenimdi, oradan biliyorum...
Burdan selam sana ilkokuldaki sevdicegim.
son aşktır.
murathan mungan ilk aşk için şöyle der;
'' ilk aşk çok değerlidir. biraz da yazarın ilk kitabı gibidir. ne kadar ustalaşırsa ustalaşsın, ilk kitaptaki acemilik bir daha yakalanamaz.''
'' ilk aşk çok değerlidir. biraz da yazarın ilk kitabı gibidir. ne kadar ustalaşırsa ustalaşsın, ilk kitaptaki acemilik bir daha yakalanamaz.''
Unutulmaz diyenler kervanındayım...
unutulmayan. Hep aklının bir köşesinde duran hatırladıkça gülümsenen
unutulmuyor Allahin cezasi.
şimdiye kadar sormuş olan tüm sevgililerime göre, "birinci sınıftan beri arkadaşım canım. arada toplanıyoruz işte, haberleşiyoruz."
ilk yıllar -bende hala devam etiği üzere- dikkatimi birçok çocuk çekiyordu. 6. sınıfta muhabbetimiz başladı(yaş 12). karnıma kelebekler sokan başka biri olmadığı gibi, öyle kırmadan, saf seven/sevdiğim de olmadı. hiç mi delirmedim? delirmez olur muyum canım.. hele o dershanesinde hoşlandığı maki misali mavi gözlü pek ilgi duyduğu, sevdiği dizinin karakteri 'aslı'ya benzeyen kızı öğrendiğimde "amanın!" didim (yaş 13). kızı gizliden arayıp, farklı numaralardan mesajlar atıp sapıklık yapmadığım mı kaldı? kızın sevgilisinin tehditleriyle uğraşmadığım mı kaldı (yaş 14)? orta okul mezuniyetinde gömleğime şimdi pek hatırlayamadığım, başarıyla ilgili son derece resmi bir şey yazmıştı. hiçbir zaman onun istediği kadar çalışkan olamadım zaten. belki çalışkan olsaydım onun sıra arkadaşı bile olabilirdim, yahut ders çalışma bahanesiyle daha çok görüşürdü benimle. her şeye rağmen, hiçbir şey için pişman olmadığım tek yabancı. yalnızca bir gün dışarıda buluştuk. abidik gubidik rengarenk şeyler giymiştim, neden bilmiyorum. zaten o gün de dershaneden indi meydana. iki kez gitmiştim evlerine. evlerimizin arasında az bir mesafe vardı, balkondan bakışabileceğimiz kadar. annesi sınıf annesiydi, annelerimizle birlikte eve çağırmıştı bizi. babaannesi kim ahmetten şikayetçi dediğinde, dokuz on kız içinden sadece ben şikayetçi olduğumu söylemiştim. illa farkım olacak, anlıyor musun? ikincisinde ise annesi ankaraya, ablasının yanına gitmişti. babası da çalışıyordu o gün. evine çağırdı. hangi filmi izlediğimizi hatırlamamakla birlikte, yalnızca onun elini tuttuğumda heyecanlandığımı çok iyi hatırlıyorum. zaten daha sonra ancak tokalaştık.. lisede tek bahçeyi paylaşan iki ayrı okulda okuduk. tabi o anadolu lisesinde, ben düz lisede. her gördüğümde hızlı adımlarla yanına varıyordum, "ahmeet nasılsın?" demek için. lise üçteyken arkadaşıyla hazırladığı radyo programında beni sevdiğini söylemişti. tırıvırı muhabbet etmiştim, eskide kaldı o günler demek istermişim gibi. çünkü benim canım ona canım demek istediği zamanlarda o ya ders çalışıyordu, yada bana ayıracak vakti yoktu. ve bu durumun üniversiteye hazırlık döneminde aynı şekilde devam edeceğine de emindim. ne yorulmak, ne de yormak isttedim.
https://www.youtube.com/watch?v=y7TGTMXjW-o
orta sonda bizim olmasına karar verdiğimiz şarkı bu.
doğum günün 18 mart, şimdi yazmasaydım bir daha cesaret edemeyecektim. iyi ki doğdun. hayatta yaşanabilecek tüm güzel şeyler, güzel insanlar seninle olsun (buna beni ister dahil et ister etme, inan hiçbir şey fark etmez).
1 sene sonra gelen edit: "Çanakkaleliler günün kutlu olsun Ahmet" diyesim var. Umarım arkadaşınla bunu da tartışırsın aynı platformda.
ilk yıllar -bende hala devam etiği üzere- dikkatimi birçok çocuk çekiyordu. 6. sınıfta muhabbetimiz başladı(yaş 12). karnıma kelebekler sokan başka biri olmadığı gibi, öyle kırmadan, saf seven/sevdiğim de olmadı. hiç mi delirmedim? delirmez olur muyum canım.. hele o dershanesinde hoşlandığı maki misali mavi gözlü pek ilgi duyduğu, sevdiği dizinin karakteri 'aslı'ya benzeyen kızı öğrendiğimde "amanın!" didim (yaş 13). kızı gizliden arayıp, farklı numaralardan mesajlar atıp sapıklık yapmadığım mı kaldı? kızın sevgilisinin tehditleriyle uğraşmadığım mı kaldı (yaş 14)? orta okul mezuniyetinde gömleğime şimdi pek hatırlayamadığım, başarıyla ilgili son derece resmi bir şey yazmıştı. hiçbir zaman onun istediği kadar çalışkan olamadım zaten. belki çalışkan olsaydım onun sıra arkadaşı bile olabilirdim, yahut ders çalışma bahanesiyle daha çok görüşürdü benimle. her şeye rağmen, hiçbir şey için pişman olmadığım tek yabancı. yalnızca bir gün dışarıda buluştuk. abidik gubidik rengarenk şeyler giymiştim, neden bilmiyorum. zaten o gün de dershaneden indi meydana. iki kez gitmiştim evlerine. evlerimizin arasında az bir mesafe vardı, balkondan bakışabileceğimiz kadar. annesi sınıf annesiydi, annelerimizle birlikte eve çağırmıştı bizi. babaannesi kim ahmetten şikayetçi dediğinde, dokuz on kız içinden sadece ben şikayetçi olduğumu söylemiştim. illa farkım olacak, anlıyor musun? ikincisinde ise annesi ankaraya, ablasının yanına gitmişti. babası da çalışıyordu o gün. evine çağırdı. hangi filmi izlediğimizi hatırlamamakla birlikte, yalnızca onun elini tuttuğumda heyecanlandığımı çok iyi hatırlıyorum. zaten daha sonra ancak tokalaştık.. lisede tek bahçeyi paylaşan iki ayrı okulda okuduk. tabi o anadolu lisesinde, ben düz lisede. her gördüğümde hızlı adımlarla yanına varıyordum, "ahmeet nasılsın?" demek için. lise üçteyken arkadaşıyla hazırladığı radyo programında beni sevdiğini söylemişti. tırıvırı muhabbet etmiştim, eskide kaldı o günler demek istermişim gibi. çünkü benim canım ona canım demek istediği zamanlarda o ya ders çalışıyordu, yada bana ayıracak vakti yoktu. ve bu durumun üniversiteye hazırlık döneminde aynı şekilde devam edeceğine de emindim. ne yorulmak, ne de yormak isttedim.
https://www.youtube.com/watch?v=y7TGTMXjW-o
orta sonda bizim olmasına karar verdiğimiz şarkı bu.
doğum günün 18 mart, şimdi yazmasaydım bir daha cesaret edemeyecektim. iyi ki doğdun. hayatta yaşanabilecek tüm güzel şeyler, güzel insanlar seninle olsun (buna beni ister dahil et ister etme, inan hiçbir şey fark etmez).
1 sene sonra gelen edit: "Çanakkaleliler günün kutlu olsun Ahmet" diyesim var. Umarım arkadaşınla bunu da tartışırsın aynı platformda.
Baya unutulur.
diğerleri tamamen unutulabilir ama ilk aşk insanda kalıcı mesela okulun ilk gunu gibi ikinci üçüncü gün unutulur ama ilk gün az çok hatırlanır.
bir rivayete göre lise çağlarında yaşanır.
Ilkokul 1. sınıfa gidiyordum sınıfta saçları papatya güzelliğinde bir kız vardı o kadar sevmişim ki o yaşta nerden duyduysam okulun bahçesinde benimle evlenirmisin diye bağırmıştım kız için.
"ilk asklar unutulmaz" derler.
(bilinmez)
(bilinmez)
Unutulmaayandır..
Kalbin bir köşesinde pusuda bekler..
Kalbin bir köşesinde pusuda bekler..
"ilk göz ağrımdın be, ne çok ağrıdın."
Kimi zaman da ilk aşk değil aşk sanrısıdır.
ilişkimizin özeti bu klipti.
tutkuluyduk sinirliydik ve birbirimizi öldürüyorduk.
bir yandan seviyorduk.
birbirimizi yaşıyorduk,
kayboluyorduk.
bazen nefretimizde bazen vücutlarımızda,
öpüştüğümüz her insanda hala birbirimizi görüyoruz.
seviştiğimiz her tende kokumuzu alıyoruz.
baby please come back diyelim şarkıdan; http://www.youtube.com/watch?v=uelHwf8o7_U
ve bir sigara yakayım.
tutkuluyduk sinirliydik ve birbirimizi öldürüyorduk.
bir yandan seviyorduk.
birbirimizi yaşıyorduk,
kayboluyorduk.
bazen nefretimizde bazen vücutlarımızda,
öpüştüğümüz her insanda hala birbirimizi görüyoruz.
seviştiğimiz her tende kokumuzu alıyoruz.
baby please come back diyelim şarkıdan; http://www.youtube.com/watch?v=uelHwf8o7_U
ve bir sigara yakayım.
genelde ilk son olanıdır, zalim olma sebebidir, olgunlaşma deneyimidir, sonrasında evleneceği kadını bekler.
Muhtemelen aldatıldıktan sonra hiç bir kadına güvenmeyecektir.
hiç aklımdan çıkmaz, gerçi benim her aşk ilk aşk. sıfırdan başlarım hepsine. az ve öz olsun isterim.
Çok yakışıklıydı bebe.
hep bi rekabet vardı aramızda çocukluk işte o sınıf başkanıydı sonra ben oldum hep bi derslerde saçma rekabet .
hep bi rekabet vardı aramızda çocukluk işte o sınıf başkanıydı sonra ben oldum hep bi derslerde saçma rekabet .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar