Günlük yaşantımızda kızdığımız zaman bir anda ağzdan çıkıp söylediğimiz sözlerden oluşan ilençler bazen ağır olup, küfür biçiminde olur. Ancak çoğu kez, ilenme biçimindedir. ilençler de günlük yaşantımızın birer parçası gibidir. ilenmeler yalın, yapmacıksız ve nettir. Sözler söylenirken tartılmaz, olduğı gibi söylenir.Umutlarla umutsuzlukların, korkularla sevinçlerin, öfkelerle pişmanlıkların bileşkesidir.
Allah belanı versin.
Allah bin bir dert versin.
Allah canını alsın.
Allah kahretsin.
Başsız kalasın.
Cehennem ateşlerinde yanasın.
Dişin kırılsın.
Elin ayağına dolansın.
Elin diline dolanır inşallah.
Güldürmedin, gün yüzü görmeyesin.
Gün görmeyesin.
Hayatımı zehir ettin, zehir olur hayatın inşallah.
Hayrını görmedim, hayrını görmeyesin.
Huzur yüzü görmeyesin.
Kahpelik ettin, kahpelik bulasın.
Kahroldum, kahrolasın inşallah.
Kulağının zarı patlar inşallah.
Meteliksiz kalasın.
Murada ermeyesin.
Ölümün benim yüzümden olur inşallah.
Parça parça olursun inşallah.
Patla, çatla!
Bu psikolojik birer rahatlama olarakta oluşabilir. Ayrıca bu bedduayı eden kişinin tepkisini azaltır, çünkü kalıplaşmıştır, ağıza dolanmışta olabilir. Örneğin; "ölümün benim yüzümden olur inşallah" kullanımında kişi " öldürücem seni" dese aynı isteği söylemiş olur ama ikisi arasında kuvvet ve istek farkı vardır. Öldürücem seni bir tehdit olarak algılanabilir ama diğeri sadece kızgınlığın derecesini anlatmaktadır. Bu kızgınlık o kadar çoktur ki, öldürme isteği kadardır. Buradan anlıyoruz ki; ilençler toplumda rahatlama, kızgınlıkları belirtme amacıyla kullanılmaktadır.
beddua, kargış anlamına gelen söz. *
© copyright 2005 - 2026