bugün
- trabzon büyükşehir belediyesi13
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi13
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- batıl inançlar5
- ülkemde başı açık kadın görmek istemiyorum6
- sevgiliye hitap şekilleri6
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı11
- renault 9 broadway12
- öğretmenlerin nöbeti5
- çayı şekersiz içip 10 adet baklava gömen tip2
- seksenler2
- mason greenwood10
- şerif hüseyin2
- kırmızı kaka7
- velvet hanım ile kahve içmek6
- mikrodalgaya sucuk koymak7
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı6
- özge özpirinçci3
- koli bandına saddam bandı demek3
- süreç bittiğinde olacak 10 şey5
- kasetçalar dinlemiş efsanevi nesil3
- güzel kızların dün sözlüğe uğramaması4
- spacex roket parçasının ay'a çarpması3
- tetanoz aşısı2
- kola neden koşer3
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı17
- çok enteresan solcular baksın2
- sözlükte sürekli güzel vadilerin yaylak olması4
- ronald mcdonald2
- sözlükten yükselen şakşakşak sesleri2
- erdogan'a suikast timi itirafı5
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay6
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- erkekte bıyık çok önemli4
- yan yana susabilen arkadaşlar3
- futbol4
- pişman olacağını bile bile yapma2
- evde tek başınayken sessiz konuşmak3
- sturm graz5
- fenerbahçe5
- ölünce tekrar deneyin yazısı görmek2
- ali vefa10
- erdoğan ın dünya lideri olması4
- çocuklar duymasın zero tuna'nın tersi2
- akasya durağı sinan2
- nihoşun ölümü15
- memduh bashgan14
- meal kuran değildir26
- sözlük yazarlarının tatlıları8
Saçmalamanın sonu yok, fakat kimisininki Rahşan Ecevit gibi itici oluyor, kimisi de öyle tatlı tatlı, öyle şirin, öyle 'kaliteli' saçmalıyor ki, zırvaları ilgi ve keyifle okunuyor.
Eskişehir belediye reisi solu birleştirecekmiş, birinciye örnek.
Artık sınıflar ortadan kalkmış, sağ sol ayırımı kalmamış, ikinciye örnek.
Vallahi biz 'küreselleşme başladı, komünizm geldi' diyen meslek büyüğümüzü de görmüştük de, 'köşe yazarlığı buysa ben padişahı olurum' diye içimiz rahatlamıştı...
Sevgili ağabeyim Mehmet Barlas'la cumhuriyet yönetiminin eski kadroları nasıl tasfiye ettiğini ya da edemediğini tartışıyorduk ya, Asım Karaömerlioğlu'nun kitabını gördüm: 'Orada Bir Köy Var Uzakta'... iletişim Yayınları, hediyesi on beş papel. Kendisini tanımam, bizim okulda hocaymış galiba, kitabı beleşe almış da değilim, tanıtım yazısı yazmıyorum.
(Gitmesek deeee, görmesek deeee, o köööy, bizim köyümüüüzdüüür... istanbul Radyosu'nun Çocuk Saati programında sesi yeni çatlamış, ergenliğe girdi girecek bir kıza söyletirlerdi... O kız şimdi altmış yaşında torunlu torbalı olmalı.)
Mutlaka okuyun diyeceğim, okumayacaksınız, zarar yok. Ben insanlığımı yapayım da, siz gene Çılgın Türkler'i okuyun.
Dr. Karaömerlioğlu, Ohio State University'ye sunduğu bu tezinde, cumhuriyetimizde köylülüğün niçin ve nasıl yokedilemediğini anlatmış. Azıcık ben de katkıda bulunayım.
Cumhuriyet yönetimi bir 'kültür reformu' yaptı, daha doğrusu, Tanzimat'tan beri kör topal süren Batılılaşma, yani uygarlık çemberi değiştirme girişimlerini yerli yerine oturttu.
Fakat, Atatürk, Andrew Mango'nun da belirttiği gibi bir 'sosyal devrimci' değildi. (Mango'nun Atatürk kitabını okudunuz mu? Okumadınız. Zarar yok, siz gene Nutuk okuyun, sular seller gibi de ezberleyin, belki cumhurbaşkanı yaparlar.)
Cumhuriyet yönetimi 'köylünün yerinden kalkmasından' korkuyordu, 'bir daha oturtamayız' diye.
Bu nedenle de köylüyü 'sanayi ve tarım proletaryasına' dönüştürmeyi hiç düşünmedi, tam tersine köylü kimliğiyle olduğu yerde tutmaya çalıştı.
Gene başka bir sevgili ağabeyim, Osman Ulagay, bunu 'sanayileşmenin bilinçli olarak ertelenmesi ve gelecek kuşaklara bırakılması' olarak niteler. Yeni devleti kuran bürokratlar, önceliği eğitim yoluyla propagandaya, yani 'kültür devrimini tutturmaya' vermişlerdi.
Göstermelik birkaç şeker fabrikasıyla birkaç 'mensucat' fabrikası kurdular. Temel gıda ve ihtiyaç maddelerini de 'tekele' bağladılar, o alan da taş gibi tıkandı kaldı. Yokluk ve darlık üzerine ekonomi kuruldu. Halk da çektirdikleri sıkıntıyı hiçbir zaman bağışlamadı.
Ertelenen gelişimin sancısı da geldi bizim başımızda patladı.
Biz ne yaptık? Tarıma traktörü sokan Menderes'e de küfür ettik, temel enerji yatırımlarını yapan Demirel'e de, uluslararası ticarete açılan Özal'a da.
imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz canım... Bunun için küreselleşmeye falan gerek yoktu, seksen sene önce bizim bürokratlar öyle söylememişler miydi? Sınıf mınıf yok, sınıf neymiş, seni sınıf dediğin olsa olsa Altı Edebiyat B sınıfı... Onlar da perşembe günleri cep telefonuyla indirimli konuşuyorlar, üstelik gece yarısı anan baban yattıktan sonra ararsan bir indirim daha var, yaşasın sivil toplum örgütleri.
engin ardıç
Eskişehir belediye reisi solu birleştirecekmiş, birinciye örnek.
Artık sınıflar ortadan kalkmış, sağ sol ayırımı kalmamış, ikinciye örnek.
Vallahi biz 'küreselleşme başladı, komünizm geldi' diyen meslek büyüğümüzü de görmüştük de, 'köşe yazarlığı buysa ben padişahı olurum' diye içimiz rahatlamıştı...
Sevgili ağabeyim Mehmet Barlas'la cumhuriyet yönetiminin eski kadroları nasıl tasfiye ettiğini ya da edemediğini tartışıyorduk ya, Asım Karaömerlioğlu'nun kitabını gördüm: 'Orada Bir Köy Var Uzakta'... iletişim Yayınları, hediyesi on beş papel. Kendisini tanımam, bizim okulda hocaymış galiba, kitabı beleşe almış da değilim, tanıtım yazısı yazmıyorum.
(Gitmesek deeee, görmesek deeee, o köööy, bizim köyümüüüzdüüür... istanbul Radyosu'nun Çocuk Saati programında sesi yeni çatlamış, ergenliğe girdi girecek bir kıza söyletirlerdi... O kız şimdi altmış yaşında torunlu torbalı olmalı.)
Mutlaka okuyun diyeceğim, okumayacaksınız, zarar yok. Ben insanlığımı yapayım da, siz gene Çılgın Türkler'i okuyun.
Dr. Karaömerlioğlu, Ohio State University'ye sunduğu bu tezinde, cumhuriyetimizde köylülüğün niçin ve nasıl yokedilemediğini anlatmış. Azıcık ben de katkıda bulunayım.
Cumhuriyet yönetimi bir 'kültür reformu' yaptı, daha doğrusu, Tanzimat'tan beri kör topal süren Batılılaşma, yani uygarlık çemberi değiştirme girişimlerini yerli yerine oturttu.
Fakat, Atatürk, Andrew Mango'nun da belirttiği gibi bir 'sosyal devrimci' değildi. (Mango'nun Atatürk kitabını okudunuz mu? Okumadınız. Zarar yok, siz gene Nutuk okuyun, sular seller gibi de ezberleyin, belki cumhurbaşkanı yaparlar.)
Cumhuriyet yönetimi 'köylünün yerinden kalkmasından' korkuyordu, 'bir daha oturtamayız' diye.
Bu nedenle de köylüyü 'sanayi ve tarım proletaryasına' dönüştürmeyi hiç düşünmedi, tam tersine köylü kimliğiyle olduğu yerde tutmaya çalıştı.
Gene başka bir sevgili ağabeyim, Osman Ulagay, bunu 'sanayileşmenin bilinçli olarak ertelenmesi ve gelecek kuşaklara bırakılması' olarak niteler. Yeni devleti kuran bürokratlar, önceliği eğitim yoluyla propagandaya, yani 'kültür devrimini tutturmaya' vermişlerdi.
Göstermelik birkaç şeker fabrikasıyla birkaç 'mensucat' fabrikası kurdular. Temel gıda ve ihtiyaç maddelerini de 'tekele' bağladılar, o alan da taş gibi tıkandı kaldı. Yokluk ve darlık üzerine ekonomi kuruldu. Halk da çektirdikleri sıkıntıyı hiçbir zaman bağışlamadı.
Ertelenen gelişimin sancısı da geldi bizim başımızda patladı.
Biz ne yaptık? Tarıma traktörü sokan Menderes'e de küfür ettik, temel enerji yatırımlarını yapan Demirel'e de, uluslararası ticarete açılan Özal'a da.
imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz canım... Bunun için küreselleşmeye falan gerek yoktu, seksen sene önce bizim bürokratlar öyle söylememişler miydi? Sınıf mınıf yok, sınıf neymiş, seni sınıf dediğin olsa olsa Altı Edebiyat B sınıfı... Onlar da perşembe günleri cep telefonuyla indirimli konuşuyorlar, üstelik gece yarısı anan baban yattıktan sonra ararsan bir indirim daha var, yaşasın sivil toplum örgütleri.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar