bugün
- gece gece akla düşen o yiyecek14
- erkeklerin biraz şey olması7
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- yorgun mermi9
- parmak patates vs elma dilim patates7
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- sözlükteki mendebur suratlılar4
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor7
- mercimek çorbası4
- cin mısır kabilesi5
- soğan salatası6
- iştahın kapanması7
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- sözlük kızının sözlük erkeğine yemek ısmarlaması3
- sözlükte kavgacıların olmaması3
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- aramızda gezen tok yazarlar3
- yeni parti39
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- türkler barbar ve köpektir7
- kadınlardan ilgi göremeyince erkeklere yönelmek3
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- sen yapamazsın beceremezsin diyen arkadaş tipi2
- psikopat erkek seven kızlar4
- bursalı erkeklere vurulan ibne damgası5
- üç tas tunç has hoşashfd2
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- turşu tanrısı2
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- götelek turşusu2
- güne bir şarkı bırak14
- yaşlandıkça güzelleşmek2
- en güzel sevişme13
- yazarların acı eşiği5
- enayimiknatisii10
- topluma nasıl faydalı olunur7
- avokado tadı3
- alparslan türkeş sonrası mhp5
- tas kafalı hırt istilası3
- ahmet tuncay özkan2
- gece hamburgeri2
- uludağ itiraf5
- nervio35
Mahlası HiraiZerdüş ( Kutsal iyiliğe giden yol karanlıktan geçer)
Adı:
Adem çelik
Doğum tarihi - yeri:
10 10 1983 Kırşehir
Mesleği:
Yazar- şair- şarkıcı
Adı:
Adem çelik
Doğum tarihi - yeri:
10 10 1983 Kırşehir
Mesleği:
Yazar- şair- şarkıcı
gece gece beni bitiren arkadaş.
yav ben seni dinleyecek ne günah işledim be güzel kardeşim gece gece..
buyrun efendim, buyrun.
https://www.youtube.com/watch?v=NoGUYSOC-rw
yav ben seni dinleyecek ne günah işledim be güzel kardeşim gece gece..
buyrun efendim, buyrun.
https://www.youtube.com/watch?v=NoGUYSOC-rw
dinletiyor kendini.
Bu şey değil mi ya dinlemeye tenezzül edilmeyen şarkı.
E hani sırf o dinledi diye dinlenirdi bazı şarkılar?
E hani sırf o dinledi diye dinlenirdi bazı şarkılar?
Biz dinleriz kendimiz için.
Bizden sonra da gelen varsa o da dinlesin.
Aha bu arada içime sevda kaçar.
https://youtu.be/V-sivPFfQn4
Bizden sonra da gelen varsa o da dinlesin.
Aha bu arada içime sevda kaçar.
https://youtu.be/V-sivPFfQn4
Yine gel akşam üstü..
Hiraizerdüş Kimdir?
15 yaşında Kendime "HiraiZerdüş" diye bir isim taktım. Anlamı: "Kutsal iyiliğe giden yol, karanlıktan geçer."
Kutsal bir iyilik hayal eden birinin ilk önce karanlıktan geçmesi ve ayakta kalması gerekiyordu.
16 yaşında dünya edebiyat tarihine geçebilme fikrine kapıldım ki aslında bu bir çılgınlıktı.
Bir ilkokul diplomasını bile hediye horoz karşılığı almış bir adam için fazla geliyordu. Bu fikri taşımak bile delilikti ama kendimce bilmediklerimi öğrenmek için nefes almaya başlamıştım. Günlerce, aylarca, senelerce dil ve din bilimi hakkında araştırmalar yaptım. Kutsal kitaplar ve türemelerini okudum. Zihnim bir kaplumbağa olmayı az ötede bırakıp bir tavşana dönüşüyor ve hızı giderek katlıyordu.
En az yatırımı almakla hiç değişmeyen ve hep kendi gibi kalan bir beden sahibiydim.
Hızlıca çürüyen bir bedene yatırım yapmak zaten akıl kârı bir şey değildi.
insan okuma ve dinlemeyle işe devam ettim. Her sınıftan dinlemeye kalkıştığım insanların renklerini biriktirdim. Bu da senelerce sürdü.
Cevap vermek için sürekli bekliyordum.
Kendime uyanmadan, dünya içindeki halklara ve dillere uyandım ruhumla. Bir hiçten varlık türeten ilahi güç adına sorgulanacak milyon şey geçiyordu aklımdan.
Aklım artık bana yetmiyordu.
Dilleri ve dinleri teraziler üzerinde tarttım durmadan. Bakışlarım yumuşuyordu. Bakışlarım yumuşadıkça Yaradan nazarında zerreleşiyordum. Bir hiçten bir hiçe doğru toza dumana bulanıyordum ama yorulmadan ve açlık hissi ile yaşamaya devam ediyordum...
Ve nihayet, Başımı kainatın iradesi önünde eğdiğim bir gün, insan olduğumu hatırladım. Bu bana fazlaca şey kattı.
insan başıma kaldığım zamanlardı. irademin serçe kuşu gagasında biriken su kadar bile olmadığını fark ettim. Bu hayallerimden vazgeçmek için bir sebep doğurmuyordu. Sancım çiftleştikçe, genişliyordu beynim. Aklıma türlü nimetlerden renklenen cennet geliyordu. Cennet nakışları örtünüyordu fikirlerim üzerine.
Ve yazmak ağır bir eylem oluyordu bu yüzyılda.
Evet, anlaşılmak güç geliyor hatta güç veriyordu. Ama yazmak pahabiçilmezdir diyordu içimdeki ben. Amacın izinde zerre toz kalmıyordu geleceği süslerken. Mavi ve beyaz kalıyor; siyah gidiyordu...
26 yaşına geldiğimde, fikirlerimin daha da çıldırdığını fark ettim. Çerçevelerin yetmediğini, çizgilerin kısa olduğunu gördüm.
Herhangi bir iradenin seviyesini aşağı gören biri değilim. Bu benim haddim değil ama kendi amacımın bir ismi olmalıydı ve o amaca yazarak hizmet etmeliydim. Ve bu fikirlerin kaynadığı dönemlerin içinde. “Kirli edebiyat”la karşılaştım zihnimde. Esnedikçe genişle, yakınlaştıkça uzaklaş, kayboldukça görün dedim... Zaman yerinde duran bir şey değildi elbette. Nihâyet cesaret ederek; 2015 yılı başlarında yazılarımı insanlarla paylaşmaya başladım. Bu çıldırmış fikrin sevenleri olmaya başladı. Onlara günbegün edebi türde bir şeyler yazmaya devam ettim. Yanımda olanlar desteklediler beni ve nihayet cesaretim bana bir kitapla devam etmemi emretti. Yazdım! Yazmaya devam ediyorum. ilk kitabımın ismi ELYA. Sonrası Çok Güzel Tükendik; son kitabımın ismini, Yaradan’ın bana verdiği yaşam hakkı sona erinceye dek değiştireceğim...
HiraiZerdüş 10/10/1983
15 yaşında Kendime "HiraiZerdüş" diye bir isim taktım. Anlamı: "Kutsal iyiliğe giden yol, karanlıktan geçer."
Kutsal bir iyilik hayal eden birinin ilk önce karanlıktan geçmesi ve ayakta kalması gerekiyordu.
16 yaşında dünya edebiyat tarihine geçebilme fikrine kapıldım ki aslında bu bir çılgınlıktı.
Bir ilkokul diplomasını bile hediye horoz karşılığı almış bir adam için fazla geliyordu. Bu fikri taşımak bile delilikti ama kendimce bilmediklerimi öğrenmek için nefes almaya başlamıştım. Günlerce, aylarca, senelerce dil ve din bilimi hakkında araştırmalar yaptım. Kutsal kitaplar ve türemelerini okudum. Zihnim bir kaplumbağa olmayı az ötede bırakıp bir tavşana dönüşüyor ve hızı giderek katlıyordu.
En az yatırımı almakla hiç değişmeyen ve hep kendi gibi kalan bir beden sahibiydim.
Hızlıca çürüyen bir bedene yatırım yapmak zaten akıl kârı bir şey değildi.
insan okuma ve dinlemeyle işe devam ettim. Her sınıftan dinlemeye kalkıştığım insanların renklerini biriktirdim. Bu da senelerce sürdü.
Cevap vermek için sürekli bekliyordum.
Kendime uyanmadan, dünya içindeki halklara ve dillere uyandım ruhumla. Bir hiçten varlık türeten ilahi güç adına sorgulanacak milyon şey geçiyordu aklımdan.
Aklım artık bana yetmiyordu.
Dilleri ve dinleri teraziler üzerinde tarttım durmadan. Bakışlarım yumuşuyordu. Bakışlarım yumuşadıkça Yaradan nazarında zerreleşiyordum. Bir hiçten bir hiçe doğru toza dumana bulanıyordum ama yorulmadan ve açlık hissi ile yaşamaya devam ediyordum...
Ve nihayet, Başımı kainatın iradesi önünde eğdiğim bir gün, insan olduğumu hatırladım. Bu bana fazlaca şey kattı.
insan başıma kaldığım zamanlardı. irademin serçe kuşu gagasında biriken su kadar bile olmadığını fark ettim. Bu hayallerimden vazgeçmek için bir sebep doğurmuyordu. Sancım çiftleştikçe, genişliyordu beynim. Aklıma türlü nimetlerden renklenen cennet geliyordu. Cennet nakışları örtünüyordu fikirlerim üzerine.
Ve yazmak ağır bir eylem oluyordu bu yüzyılda.
Evet, anlaşılmak güç geliyor hatta güç veriyordu. Ama yazmak pahabiçilmezdir diyordu içimdeki ben. Amacın izinde zerre toz kalmıyordu geleceği süslerken. Mavi ve beyaz kalıyor; siyah gidiyordu...
26 yaşına geldiğimde, fikirlerimin daha da çıldırdığını fark ettim. Çerçevelerin yetmediğini, çizgilerin kısa olduğunu gördüm.
Herhangi bir iradenin seviyesini aşağı gören biri değilim. Bu benim haddim değil ama kendi amacımın bir ismi olmalıydı ve o amaca yazarak hizmet etmeliydim. Ve bu fikirlerin kaynadığı dönemlerin içinde. “Kirli edebiyat”la karşılaştım zihnimde. Esnedikçe genişle, yakınlaştıkça uzaklaş, kayboldukça görün dedim... Zaman yerinde duran bir şey değildi elbette. Nihâyet cesaret ederek; 2015 yılı başlarında yazılarımı insanlarla paylaşmaya başladım. Bu çıldırmış fikrin sevenleri olmaya başladı. Onlara günbegün edebi türde bir şeyler yazmaya devam ettim. Yanımda olanlar desteklediler beni ve nihayet cesaretim bana bir kitapla devam etmemi emretti. Yazdım! Yazmaya devam ediyorum. ilk kitabımın ismi ELYA. Sonrası Çok Güzel Tükendik; son kitabımın ismini, Yaradan’ın bana verdiği yaşam hakkı sona erinceye dek değiştireceğim...
HiraiZerdüş 10/10/1983
Bu ne yaman çelişkidir
Fakir çarkın dişi midir?
Edepsizler er kişidir vay vay.
https://youtu.be/iZ-ymU925z8
Fakir çarkın dişi midir?
Edepsizler er kişidir vay vay.
https://youtu.be/iZ-ymU925z8
https://www.youtube.com/watch?v=hT6huzdikh4
''Bu kente bir daha gel
Yağmurları da getir
Uyandır umudumu
Sevişen sözler ile..''
''Bu kente bir daha gel
Yağmurları da getir
Uyandır umudumu
Sevişen sözler ile..''
https://youtu.be/NZ-Rw2vDJhs
Sizi bu kadar geç fark ettiğim için özür dilerim.
Ama bundan sonra sizi bırakmam ağzınıza sağlık.
Yolun bu şarkıya düştüyse kolay gelsin kardeşim zor günlerin, bunlarda geçer.
Sizi bu kadar geç fark ettiğim için özür dilerim.
Ama bundan sonra sizi bırakmam ağzınıza sağlık.
Yolun bu şarkıya düştüyse kolay gelsin kardeşim zor günlerin, bunlarda geçer.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar