bugün
- bir kadını keko gösteren detaylar16
- bacılar çabuk bakın15
- bu sözlük çok kötüymüş ben de pembe götlüyüm6
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet16
- kavaklıdere5
- kızlar bi bakın bişe göstercem10
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- bacılar koşun yanıyorum6
- ucan tekme atan hipopotam29
- queen feristah11
- aslında en iyi joker heath ledger değildir5
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- kızlar bakın başlıkları birleştirilsin7
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası30
- her gün blazer ceket giyen kadın7
- havuçlu tarçınlı kek3
- arkadaşlar güldük eğlendik3
- nervio'nun erkek olması31
- kahve falı bakan minnaklar3
- miss universe türkiye 20268
- arkadaşlar sözlükten ayrılıyorum5
- sözlüğün dedesiyim4
- neden yahudi intihar bombacısı yok5
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen14
- artık hayatta olmayan birine özlem duymak5
- en son ne zaman haz ve adrenalinden terlediniz4
- sulukuleye gitmiş yuzır3
- maroon 5'ın bir dönem gerçekten müzik grubu olması6
- babuş diyen kız3
- güne bir koku bırak2
- miss turkey 20263
- kızınız sözlükte yazabilir mi10
- iltica41
- rüyamda örümcek maymun gördüm6
- yaz kış pencereyi açık tutan insan4
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi31
- uludede'yi dayılayacak kezo3
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük6
- mehir olarak yalı isteyen kız5
- gece gece geçmişi düşünüp ağlamak4
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- arkadaşlar eski nicelerimi söylüyorum2
- ali emre ballı5
- un kurabiyesi3
- from gold from dust27
- fatma betül sayan kaya36
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- ak partili ahlakı6
- akşam 9 da yanıyorum diye mesaj atan sekreter3
Mahlası HiraiZerdüş ( Kutsal iyiliğe giden yol karanlıktan geçer)
Adı:
Adem çelik
Doğum tarihi - yeri:
10 10 1983 Kırşehir
Mesleği:
Yazar- şair- şarkıcı
Adı:
Adem çelik
Doğum tarihi - yeri:
10 10 1983 Kırşehir
Mesleği:
Yazar- şair- şarkıcı
gece gece beni bitiren arkadaş.
yav ben seni dinleyecek ne günah işledim be güzel kardeşim gece gece..
buyrun efendim, buyrun.
https://www.youtube.com/watch?v=NoGUYSOC-rw
yav ben seni dinleyecek ne günah işledim be güzel kardeşim gece gece..
buyrun efendim, buyrun.
https://www.youtube.com/watch?v=NoGUYSOC-rw
dinletiyor kendini.
Bu şey değil mi ya dinlemeye tenezzül edilmeyen şarkı.
E hani sırf o dinledi diye dinlenirdi bazı şarkılar?
E hani sırf o dinledi diye dinlenirdi bazı şarkılar?
Biz dinleriz kendimiz için.
Bizden sonra da gelen varsa o da dinlesin.
Aha bu arada içime sevda kaçar.
https://youtu.be/V-sivPFfQn4
Bizden sonra da gelen varsa o da dinlesin.
Aha bu arada içime sevda kaçar.
https://youtu.be/V-sivPFfQn4
Yine gel akşam üstü..
Hiraizerdüş Kimdir?
15 yaşında Kendime "HiraiZerdüş" diye bir isim taktım. Anlamı: "Kutsal iyiliğe giden yol, karanlıktan geçer."
Kutsal bir iyilik hayal eden birinin ilk önce karanlıktan geçmesi ve ayakta kalması gerekiyordu.
16 yaşında dünya edebiyat tarihine geçebilme fikrine kapıldım ki aslında bu bir çılgınlıktı.
Bir ilkokul diplomasını bile hediye horoz karşılığı almış bir adam için fazla geliyordu. Bu fikri taşımak bile delilikti ama kendimce bilmediklerimi öğrenmek için nefes almaya başlamıştım. Günlerce, aylarca, senelerce dil ve din bilimi hakkında araştırmalar yaptım. Kutsal kitaplar ve türemelerini okudum. Zihnim bir kaplumbağa olmayı az ötede bırakıp bir tavşana dönüşüyor ve hızı giderek katlıyordu.
En az yatırımı almakla hiç değişmeyen ve hep kendi gibi kalan bir beden sahibiydim.
Hızlıca çürüyen bir bedene yatırım yapmak zaten akıl kârı bir şey değildi.
insan okuma ve dinlemeyle işe devam ettim. Her sınıftan dinlemeye kalkıştığım insanların renklerini biriktirdim. Bu da senelerce sürdü.
Cevap vermek için sürekli bekliyordum.
Kendime uyanmadan, dünya içindeki halklara ve dillere uyandım ruhumla. Bir hiçten varlık türeten ilahi güç adına sorgulanacak milyon şey geçiyordu aklımdan.
Aklım artık bana yetmiyordu.
Dilleri ve dinleri teraziler üzerinde tarttım durmadan. Bakışlarım yumuşuyordu. Bakışlarım yumuşadıkça Yaradan nazarında zerreleşiyordum. Bir hiçten bir hiçe doğru toza dumana bulanıyordum ama yorulmadan ve açlık hissi ile yaşamaya devam ediyordum...
Ve nihayet, Başımı kainatın iradesi önünde eğdiğim bir gün, insan olduğumu hatırladım. Bu bana fazlaca şey kattı.
insan başıma kaldığım zamanlardı. irademin serçe kuşu gagasında biriken su kadar bile olmadığını fark ettim. Bu hayallerimden vazgeçmek için bir sebep doğurmuyordu. Sancım çiftleştikçe, genişliyordu beynim. Aklıma türlü nimetlerden renklenen cennet geliyordu. Cennet nakışları örtünüyordu fikirlerim üzerine.
Ve yazmak ağır bir eylem oluyordu bu yüzyılda.
Evet, anlaşılmak güç geliyor hatta güç veriyordu. Ama yazmak pahabiçilmezdir diyordu içimdeki ben. Amacın izinde zerre toz kalmıyordu geleceği süslerken. Mavi ve beyaz kalıyor; siyah gidiyordu...
26 yaşına geldiğimde, fikirlerimin daha da çıldırdığını fark ettim. Çerçevelerin yetmediğini, çizgilerin kısa olduğunu gördüm.
Herhangi bir iradenin seviyesini aşağı gören biri değilim. Bu benim haddim değil ama kendi amacımın bir ismi olmalıydı ve o amaca yazarak hizmet etmeliydim. Ve bu fikirlerin kaynadığı dönemlerin içinde. “Kirli edebiyat”la karşılaştım zihnimde. Esnedikçe genişle, yakınlaştıkça uzaklaş, kayboldukça görün dedim... Zaman yerinde duran bir şey değildi elbette. Nihâyet cesaret ederek; 2015 yılı başlarında yazılarımı insanlarla paylaşmaya başladım. Bu çıldırmış fikrin sevenleri olmaya başladı. Onlara günbegün edebi türde bir şeyler yazmaya devam ettim. Yanımda olanlar desteklediler beni ve nihayet cesaretim bana bir kitapla devam etmemi emretti. Yazdım! Yazmaya devam ediyorum. ilk kitabımın ismi ELYA. Sonrası Çok Güzel Tükendik; son kitabımın ismini, Yaradan’ın bana verdiği yaşam hakkı sona erinceye dek değiştireceğim...
HiraiZerdüş 10/10/1983
15 yaşında Kendime "HiraiZerdüş" diye bir isim taktım. Anlamı: "Kutsal iyiliğe giden yol, karanlıktan geçer."
Kutsal bir iyilik hayal eden birinin ilk önce karanlıktan geçmesi ve ayakta kalması gerekiyordu.
16 yaşında dünya edebiyat tarihine geçebilme fikrine kapıldım ki aslında bu bir çılgınlıktı.
Bir ilkokul diplomasını bile hediye horoz karşılığı almış bir adam için fazla geliyordu. Bu fikri taşımak bile delilikti ama kendimce bilmediklerimi öğrenmek için nefes almaya başlamıştım. Günlerce, aylarca, senelerce dil ve din bilimi hakkında araştırmalar yaptım. Kutsal kitaplar ve türemelerini okudum. Zihnim bir kaplumbağa olmayı az ötede bırakıp bir tavşana dönüşüyor ve hızı giderek katlıyordu.
En az yatırımı almakla hiç değişmeyen ve hep kendi gibi kalan bir beden sahibiydim.
Hızlıca çürüyen bir bedene yatırım yapmak zaten akıl kârı bir şey değildi.
insan okuma ve dinlemeyle işe devam ettim. Her sınıftan dinlemeye kalkıştığım insanların renklerini biriktirdim. Bu da senelerce sürdü.
Cevap vermek için sürekli bekliyordum.
Kendime uyanmadan, dünya içindeki halklara ve dillere uyandım ruhumla. Bir hiçten varlık türeten ilahi güç adına sorgulanacak milyon şey geçiyordu aklımdan.
Aklım artık bana yetmiyordu.
Dilleri ve dinleri teraziler üzerinde tarttım durmadan. Bakışlarım yumuşuyordu. Bakışlarım yumuşadıkça Yaradan nazarında zerreleşiyordum. Bir hiçten bir hiçe doğru toza dumana bulanıyordum ama yorulmadan ve açlık hissi ile yaşamaya devam ediyordum...
Ve nihayet, Başımı kainatın iradesi önünde eğdiğim bir gün, insan olduğumu hatırladım. Bu bana fazlaca şey kattı.
insan başıma kaldığım zamanlardı. irademin serçe kuşu gagasında biriken su kadar bile olmadığını fark ettim. Bu hayallerimden vazgeçmek için bir sebep doğurmuyordu. Sancım çiftleştikçe, genişliyordu beynim. Aklıma türlü nimetlerden renklenen cennet geliyordu. Cennet nakışları örtünüyordu fikirlerim üzerine.
Ve yazmak ağır bir eylem oluyordu bu yüzyılda.
Evet, anlaşılmak güç geliyor hatta güç veriyordu. Ama yazmak pahabiçilmezdir diyordu içimdeki ben. Amacın izinde zerre toz kalmıyordu geleceği süslerken. Mavi ve beyaz kalıyor; siyah gidiyordu...
26 yaşına geldiğimde, fikirlerimin daha da çıldırdığını fark ettim. Çerçevelerin yetmediğini, çizgilerin kısa olduğunu gördüm.
Herhangi bir iradenin seviyesini aşağı gören biri değilim. Bu benim haddim değil ama kendi amacımın bir ismi olmalıydı ve o amaca yazarak hizmet etmeliydim. Ve bu fikirlerin kaynadığı dönemlerin içinde. “Kirli edebiyat”la karşılaştım zihnimde. Esnedikçe genişle, yakınlaştıkça uzaklaş, kayboldukça görün dedim... Zaman yerinde duran bir şey değildi elbette. Nihâyet cesaret ederek; 2015 yılı başlarında yazılarımı insanlarla paylaşmaya başladım. Bu çıldırmış fikrin sevenleri olmaya başladı. Onlara günbegün edebi türde bir şeyler yazmaya devam ettim. Yanımda olanlar desteklediler beni ve nihayet cesaretim bana bir kitapla devam etmemi emretti. Yazdım! Yazmaya devam ediyorum. ilk kitabımın ismi ELYA. Sonrası Çok Güzel Tükendik; son kitabımın ismini, Yaradan’ın bana verdiği yaşam hakkı sona erinceye dek değiştireceğim...
HiraiZerdüş 10/10/1983
Bu ne yaman çelişkidir
Fakir çarkın dişi midir?
Edepsizler er kişidir vay vay.
https://youtu.be/iZ-ymU925z8
Fakir çarkın dişi midir?
Edepsizler er kişidir vay vay.
https://youtu.be/iZ-ymU925z8
https://www.youtube.com/watch?v=hT6huzdikh4
''Bu kente bir daha gel
Yağmurları da getir
Uyandır umudumu
Sevişen sözler ile..''
''Bu kente bir daha gel
Yağmurları da getir
Uyandır umudumu
Sevişen sözler ile..''
https://youtu.be/NZ-Rw2vDJhs
Sizi bu kadar geç fark ettiğim için özür dilerim.
Ama bundan sonra sizi bırakmam ağzınıza sağlık.
Yolun bu şarkıya düştüyse kolay gelsin kardeşim zor günlerin, bunlarda geçer.
Sizi bu kadar geç fark ettiğim için özür dilerim.
Ama bundan sonra sizi bırakmam ağzınıza sağlık.
Yolun bu şarkıya düştüyse kolay gelsin kardeşim zor günlerin, bunlarda geçer.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar