bugün
- sözlük kızları dertleşiyor10
- game of thrones taki kerhaneci9
- sözlükteki sessiz yazarlar7
- bilgisayar alacaklara tavsiyeler4
- claudian clouds39
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- almanya da sol partiyi destekleyen gurbetçi3
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu6
- gurbetçilerin oy kullanma saçmalığı3
- sarı saç mavi göz2
- londra2
- mustafa kemal atatürk ün boyu8
- müslüman kardeşine dua etmek2
- kimse seni sevmiyor4
- afd2
- ölümden korkuyor musunuz30
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- hiç antidepresan kullanmayan insan6
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
- hiçbir şey yapası gelmemek4
- habire1220
- verginin ahlaki meşruiyeti3
- öğrencinin kırtasiye masrafı 3 bin 335 lira2
- çağrı dayı2
- döner burger2
- kadın dövmek4
- atatürk diyor ki8
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- yazılımcıların flört edememesi3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- 2026 2027 uefa avrupa ligi şampiyonu3
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- epoxis2
- tuba büyüküstün2
- iltica16
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- hamburgerin içindeki domates4
- forex dolandırıcılığı soruşturmasında 191 gözaltı2
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- vedat muriqi6
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- meriç keskin4
- her biji amed8
- 0 0 719
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- depresyon6
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- tulumba tatlısı6
zerrin özer'in '80 tarihli ilk albümü, seni seviyorum'da yeralan çok güzel bir şarkısı.
HER SONBAHAR
Hayatımdaki o son yaprakta,
Düşerken yere,
inan yaşıyorum hala,
Gözlerin renginde,
Bir ayrılık rüzgarı,
Eserken Kalbime,
Biliyorum bir vedadır bana,
Şu yağan yağmur,
Sussun saçıma esen,
Delice esen rüzgar sussun,
Düşmesin sararmış,
Yapraklar bir bir,
Sarılıp boynuma inerken,
Sensiz geceler,
Öpecek dudağımdan,
Gene yalnız beni.
Havada yağmur,
Gözlerde yaşlar olunca,
Zordur ayrılmak,
Düşecek senden, düşecek benden,
Her sonbahar bir yaprak.
Uyutacak göğsünde beni,
Sensiz geceler,
Kulağımda bir ninni,
ismini heceler,
Gülüp ağladığımız,
O sabahlar olmayacak,
Bir anı kalacak, ayrılık şimdi.
Söz-Müzik: Bora Ayanoğlu
HER SONBAHAR
Hayatımdaki o son yaprakta,
Düşerken yere,
inan yaşıyorum hala,
Gözlerin renginde,
Bir ayrılık rüzgarı,
Eserken Kalbime,
Biliyorum bir vedadır bana,
Şu yağan yağmur,
Sussun saçıma esen,
Delice esen rüzgar sussun,
Düşmesin sararmış,
Yapraklar bir bir,
Sarılıp boynuma inerken,
Sensiz geceler,
Öpecek dudağımdan,
Gene yalnız beni.
Havada yağmur,
Gözlerde yaşlar olunca,
Zordur ayrılmak,
Düşecek senden, düşecek benden,
Her sonbahar bir yaprak.
Uyutacak göğsünde beni,
Sensiz geceler,
Kulağımda bir ninni,
ismini heceler,
Gülüp ağladığımız,
O sabahlar olmayacak,
Bir anı kalacak, ayrılık şimdi.
Söz-Müzik: Bora Ayanoğlu
trt denetiminden geçmesi için 2 dizesi değiştirilmiş şarkıdır. nakarattaki sözlerin aslı şöyleydi:
havada yağmur
gözlerde yaşlar olmasa
esmese rüzgar
Düşecek senden, düşecek benden,
Her sonbahar bir yaprak
şarkının klibini izleyin farkedeceksiniz: http://www.zerrinozer.org...in-ozer-her-sonbahar.html
havada yağmur
gözlerde yaşlar olmasa
esmese rüzgar
Düşecek senden, düşecek benden,
Her sonbahar bir yaprak
şarkının klibini izleyin farkedeceksiniz: http://www.zerrinozer.org...in-ozer-her-sonbahar.html
Ağaçtaki yapraklardık biz... Ben ve kocaman ailem...
---Geçen sonbahar---
Yapraklarımızdan ikisi düştü... Kurumuşlardı, ne yeşilleri kalmıştı ne canlılıkları... Ne parlaklıkları kalmıştı ne tazelikleri... Bozarmış kahverengi tonundalardı...
Düştüler...
---Geçen yaz---
giden iki kurumuş yaprağın ardından hiç yaprak kaybetmedi ağacımız. Yaza yeşil ve taptaze yapraklarla ulaştı, yazı tüm görkemliğiyle geçirdi ağacımız...
--- bu sonbahar---
hiç bu kadar şiddetli bir sonhabar görmemişti ağacımız... Rüzgarın şiddetiyle dalga dalga dalgalanıyordu gökyüzünde... Yavaş yavaş yapraklarını kaybetmeye başlamıştı, bir değil iki değil... onlarca yüzlerce yaprak kaybettik.
Ve...
Bırakma beni yalvarıyorum...
Ve...
Ben de düştüm
--- son---
artık ağacımız her bahar yeni yapraklar veriyor. Ve yine her sonbahar yapraklarını döküyor...
---Geçen sonbahar---
Yapraklarımızdan ikisi düştü... Kurumuşlardı, ne yeşilleri kalmıştı ne canlılıkları... Ne parlaklıkları kalmıştı ne tazelikleri... Bozarmış kahverengi tonundalardı...
Düştüler...
---Geçen yaz---
giden iki kurumuş yaprağın ardından hiç yaprak kaybetmedi ağacımız. Yaza yeşil ve taptaze yapraklarla ulaştı, yazı tüm görkemliğiyle geçirdi ağacımız...
--- bu sonbahar---
hiç bu kadar şiddetli bir sonhabar görmemişti ağacımız... Rüzgarın şiddetiyle dalga dalga dalgalanıyordu gökyüzünde... Yavaş yavaş yapraklarını kaybetmeye başlamıştı, bir değil iki değil... onlarca yüzlerce yaprak kaybettik.
Ve...
Bırakma beni yalvarıyorum...
Ve...
Ben de düştüm
--- son---
artık ağacımız her bahar yeni yapraklar veriyor. Ve yine her sonbahar yapraklarını döküyor...
Her sonbahar, mahalleyi bir telaş alırdı. Kapılarının önüne yığılmış, odun ve kömürler, taşınırken izleyen meraklı komşular, haylaz çocuklar... Her evin balkonunda veya avlusunda, kurumaya bırakılmış siniler içinde salçalar, hani şu sokakta oynarken yemeğe doyamadığımız, malzemesiz pizza. Tertemiz bezlere serilmiş, üzüm pestilleri, cevizli sucuklar...Söylenmeden, sıkılmadan, hatta gururla, arı gibi çalışırlardı anneler.Kilerleri, küpleri doldururlardı, soğuk kış günlerinde, sobanın yanında, keyifle, ailece yemek için. Yardımlaşılırdı mutlaka, birlikte şehriye kesilir, bulgurlar ayıklanır ve çoğu zaman da hep birlikte yenirdi zaten.
Babaların da işi zordu o dönem. Odun kömür taşınacak, istiflenecek, boya badana yapılacak, çatı onarılacak, soba kurulacak,pencereler ve kapılar elden geçecek, pazardan, annenin kış hazırlığı için 40 kilo domates alınacak. O zaman ki babalar, çok marifetliydi, her iş gelirdi ellerinden.
insanlar öyle yoğundu ki, kavga edecek, tavır yapacak, trip atacak vakitleri yoktu. Birbirlerine bağlıydılar çünkü birbirlerine her daim ihtiyaçları olurdu. Bunu bilirler ve insan kalmaya özen gösterirlerdi...
O sonbaharlar o kadar uzak ki...Özlenir, çooook özlenir.
Babaların da işi zordu o dönem. Odun kömür taşınacak, istiflenecek, boya badana yapılacak, çatı onarılacak, soba kurulacak,pencereler ve kapılar elden geçecek, pazardan, annenin kış hazırlığı için 40 kilo domates alınacak. O zaman ki babalar, çok marifetliydi, her iş gelirdi ellerinden.
insanlar öyle yoğundu ki, kavga edecek, tavır yapacak, trip atacak vakitleri yoktu. Birbirlerine bağlıydılar çünkü birbirlerine her daim ihtiyaçları olurdu. Bunu bilirler ve insan kalmaya özen gösterirlerdi...
O sonbaharlar o kadar uzak ki...Özlenir, çooook özlenir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar