bugün

görsel

Hayvan destekli terapinin kökeni mitolojiye kadar uzanıyor. Ancak kayıtlı ilk uygulamanın 1792 yılında ingiltere’de William Tuke tarafından çiftlik hayvanları ile akıl hastalarına yönelik olarak başlatıldığı biliniyor. Batı Almanya’da 1867 yılında saralı hastaların tedavisinin bir parçası olarak çiftlik hayvanlarının ve atların kullanılmasının ilk uygulamalara örnek olduğu söylenebilir.

ikinci Dünya Savaşı’nda eş ve çocuklarını kaybeden kadınlar yalnızlıklarını, evlerine ve hayatlarına dâhil ettikleri kedi ve köpekler ile paylaştılar. Sanayi devrimine bağlı olarak yaşanan göç sonrasında, kırsaldaki büyük ailelerin yerini büyük şehirlerdeki anne baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aileler aldığında şehirlerdeki stresli ve gergin yaşama alışmak için köpek, kedi ve diğer evcil hayvanlarla yeni arkadaşlıklar kuruldu. Eşzamanlı olarak arkadaş (pet) hayvanların terapi alanında kullanımı yaygınlaştı. Hastanelerde, psikoterapistlerin terapi odalarında, huzur evlerinde ve eğitim kurumlarında köpekli terapi uygulamalarının sayısında gözle görülür bir artış oldu.

Hayvan Destekli Terapi El Kitabı’nın yazarı psikolog Dr. Aubrey Fine; 1980 yılından önce 20’yi geçmeyen pet destekli program sayısının, 2000 yılına gelindiğinde 1000’den fazla programa ulaştığını belirterek bu yaygınlaşmaya vurgu yapıyor.

Pet hayvanı ile yaşayanların yaşamayanlara göre daha düşük kan basıncı, plazma kolesterol, trigliserit değerlerine ve kaygı seviyelerine sahip olduklarına ilişkin ortaya konulan bilimsel veriler var. Benzer bir biçimde pet sahiplerinin koroner aritmiyi geçirdikten sonra sosyal olarak desteklendikleri için hayatta kalma olasılıklarının arttığına ve arkadaş hayvanların psikolojik risk faktörlerine etkilerinden dolayı kardiyovaskuler hastalığın oluşma sıklığını azalttığına ilişkin bulgular da mevcut. Bütün bunlar da HDT’nin sağlık sistemi içerisindeki tüm ihtiyaç sahiplerine ulaştırması konusunu tetikliyor.

HDT’ler, sosyalleşme yönü zayıf olan gelişmemiş çocuklarda, davranış bozukluğu olan çocuklarda, akademik başarısı düşük, okuma ve konuşma güçlüğü çeken çocuklarda, otizmli bireylerde, çeşitli kas sinir gerginliği olan hastalarda, çeşitli kalp rahatsızlıklarında, yaşlılarda, mahkûmların saldırgan davranışlarının azaltılmasında sıkça kullanılıyor.

insan ve hayvan arasındaki güven verici, olumlu, sakinleştirici ilişki, stres hormonlarının salınımının düzenlenmesinden kan basıncı, nabız ve solunum hızının azalmasına kadar geniş bir yelpazede etki gösteriyor. Yaşlılar ve Arkadaş Hayvanları – iyileştirici (Terapötik) Bağ kitabının yazarları Cusack ve Smith; hayvanların psikolojik faktörlerle ilgili yedi olumlu katkısını şöyle sıralıyorlar: (1) arkadaşlık, (2) sevgi ve şefkat, (3) güven verme ve koruma (4) yoğunlaşmak, meşgul olmak için teşvik (5) gerçekliğe yönelim, (6) mizah, moral ve ego gücü (7) eğlence.

(bkz: https://fikirturu.com/insan/hayvan-destekli-terapi/)
© copyright 2005 - 2026