bugün
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması18
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil4
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek11
- iki çamaşır makinesini yan yana koymak3
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- şampuan önerisi6
- motor ayşe3
- fatma betül sayan kaya57
- evet şimdi arkadaşlar gelelim hayatın gerçeklerine2
- ipkis2
- sözlükte söylediği çoğu şey yalan olan yazar4
- gecenin şarkısı2
- pis yedili dizisindeki inanılmaz komik sahne2
- diamond tema'nın çocuğuna leonidas ismini koyması2
- muhallebici açıyoruz isim önerileri14
- göğe bakmanın faydaları2
- yazrlara göre yeni anayasda olması gerken maddeler2
- kendisiyle övünen insanlar15
- el falı bakıyorum sadece seviyeli yazarlar2
- era7capone ve antipanik aşkı6
- nedim şener'in fatma betül sayan kaya yorumu2
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- şeytanları emriyle uzaklaştıran isa mesih2
- almanyadan gelecek akrabadan istenecekler9
- recep tayyip atatürk2
- gündoğdu gıda2
- bazı aşklar şehre benzer3
- ne kadar yaşlısın16
- türkiye33
- sözlüğün yarrağı yediği gerçeği2
- kaşif kozinoğlu'nun ölümünün yeniden araştırılması2
- 29 eylül 2026 finlandiya beyaz rusya maçı2
- rastgele bir yazar seçip karabüyüyle öldürmek2
- 29 eylül 2026 moldova faroe adaları maçı2
- futbol18
- pos bozuk ibanıma at diyen esnaf2
- queen ravenna adlı yazar10
- trt tarafsız olmalı13
- allah'ın yasaya uymayan israil oğullarına laneti3
- siyonist arşivi2
- salyangoz3
- tüm delilerin beni çekmesi2
- menemen dolmuşları2
- amerika da köleliği kaldıran başkan5
- teomancalmasur4
- sözlüğün iyice camiye dönmesi3
- sözlüğün attila ilhan'ı olmak istemek2
- nokia 3310 denince akla gelenler10
- verdiği sözü tutamayan insan4
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
insanları arındırmak, düzgünleştirmek, ehlileştirmek için önlerine verilen uzuuun uzun günlerdir.
ama ben asla düzelmedim, dediğim gibi aksine daha da pislikleştim ve baş belası oldum. tecavüz, gasp, hırsızlık...
yaşım gereği cezama %80 indirim uygulanmıştı ve 1 yıl 2 ay hüküm giymiştim. cezaevine geldiğimde 18'ime girmeme 1 aydan kısa süre vardı. "ulan ne şansılıyım." diyordum kendi kendime.
ilk olarak çocuk koğuşuna verdiler beni, orada geçireceğim 1 ay zamandan tiksiniyordum. çünkü yeminliydim, çocuklara birşey yapmayacaktım, bu yola adım atarken bu yemini vermiş olmak beni frenliyordu.
1 ay boyunca hiçbirşey yapmadan sadece birkaç ufaklığın sırtını delerek sonunda normal koğuşlara gitmeye hak kazandım.
ilk gittiğim gün gardiyanlar hem götüme elliyorlar hem de bana nasıl davranmama gerektiğini söylüyorlardı. tacizlerinden sıkılmıştım. yatağım boktan bi ranzanın altıydı, eşyalarımı oraya koydum ve yüksek sesle bağırdım,
"allah kurtarsın ağalar."
trt çocuk korosu gibiydiler, karşılıkları, "eyvlaslaskdaj" oldu. yatağıma yattım ve o anda uyumuşum. gece uyandığımdaysa gözlerimin önünde bir çift taşak gördüm. koğuştan bi piç ağzıma yüzüme sürecekti o pis yarrağını. hemen daldım yarrağına sıkıca tuttum kafasından,
"hanimiş hannimiiiiişş benim olum, agucu agucu." diyordum ve uyguladığım kuvveti arttırıyordum. adam o pozisyonda yakalanmamak için sesini çıkartamıyordu, kıpkırmızı olmuştu bense kuvvet bindirmeye devam ediyordum o biçimsiz yarrağa...
"ne yapıyorsun bırak lütfen, ne istersen yaparım." dediği anda bi gevşeme geldi bana, bıraktım. ilk isteğimi söyledim, "siktirgit."
günler günleri kovalıyordu. bahçede voleybol oynadığımız zamanlardan birinde, bir çete üyesiyle gözgöze geldim, korkusuz yunus'muş bu adam ve çetenin lideriymiş. çetenin adı, "karabasanlar"
geçen gece yanıma gelen adam meğer bu çetenin üyesiymiş ve beni gidip yunus'a şikayet etmiş. adam etrafında 3 tane dövmeli yarmayla sürekli beni süzüyor bense arada bi eşofmanımı aşağı indirip çatalımı açıkta bırakarak onlara dönüyorum.
gece olmuştu ve hamlelerini bekliyordum. elimde mutfaktan kaçırdığım tahta kaşık vardı ama uc tarafını yonttuğum için çok etkili bir silaha dönüşmüştü.
gözlerimi kapattım ve hayatımın ne kadar harika olduğunu, burada 1 yıl ne kadar güzel şeyler öğrenebileceğimi düşündüm, derken bir çıtırdı. bir adam yaklaşıyor. gözlerimi hafif araladım ve yunus olduğunu gördüm gelenin. emin ve sakin adımlarla bana geliyordu, geçen yakaladığım adam gibi değildi bu ama ben de tam bir baş belasıydım.
o pis kokan yarrağını tam ağzımın önüne getirdiği anda bunu testislerinden yakaladım ve tahta kaşığı karanlıktan göremediğim için önce kasıklarına sonra da testislerine batırdım. ordan da çıkartıp direk penis ucuna soktum. adam çığlık atacak atamıyor, bana vurmaya çalışıyor çalıştıkça sol penisinin suyunu çıkarırcasına sıkıyordum.
"sessizce bu şekilde tuvalete gideceğiz ve sen ne istersem yapacaksın."
"hmmmhıhı"
"ne dedin kaltak? ne dedin anlamadım??"
"(çok kısık sesle) tamammm"
tuvalete girdiğimiz anda bunun sırtına tekmeyi vurdum ve kafası lavabonun içine vurdu, sanırım bayılmıştı. hemen alt eşofmanını sıyırdım ve pis erkekiğinin ucuna saplı olan tahta kaşığı çıkarttım. baygın olduğu için yapacağım şeyden zevk alamayacağımı düşündüğüm için sivri kaşığımla götüne ev, güneş, ağaç, voleybol oynayan 2 çocuk çizdim alnına da, beni siktiler yazdım. harika bir çalışma oldu.
ve yunus...
çok güzel şeyler yaşadık onunla, anlatacağım...
ama ben asla düzelmedim, dediğim gibi aksine daha da pislikleştim ve baş belası oldum. tecavüz, gasp, hırsızlık...
yaşım gereği cezama %80 indirim uygulanmıştı ve 1 yıl 2 ay hüküm giymiştim. cezaevine geldiğimde 18'ime girmeme 1 aydan kısa süre vardı. "ulan ne şansılıyım." diyordum kendi kendime.
ilk olarak çocuk koğuşuna verdiler beni, orada geçireceğim 1 ay zamandan tiksiniyordum. çünkü yeminliydim, çocuklara birşey yapmayacaktım, bu yola adım atarken bu yemini vermiş olmak beni frenliyordu.
1 ay boyunca hiçbirşey yapmadan sadece birkaç ufaklığın sırtını delerek sonunda normal koğuşlara gitmeye hak kazandım.
ilk gittiğim gün gardiyanlar hem götüme elliyorlar hem de bana nasıl davranmama gerektiğini söylüyorlardı. tacizlerinden sıkılmıştım. yatağım boktan bi ranzanın altıydı, eşyalarımı oraya koydum ve yüksek sesle bağırdım,
"allah kurtarsın ağalar."
trt çocuk korosu gibiydiler, karşılıkları, "eyvlaslaskdaj" oldu. yatağıma yattım ve o anda uyumuşum. gece uyandığımdaysa gözlerimin önünde bir çift taşak gördüm. koğuştan bi piç ağzıma yüzüme sürecekti o pis yarrağını. hemen daldım yarrağına sıkıca tuttum kafasından,
"hanimiş hannimiiiiişş benim olum, agucu agucu." diyordum ve uyguladığım kuvveti arttırıyordum. adam o pozisyonda yakalanmamak için sesini çıkartamıyordu, kıpkırmızı olmuştu bense kuvvet bindirmeye devam ediyordum o biçimsiz yarrağa...
"ne yapıyorsun bırak lütfen, ne istersen yaparım." dediği anda bi gevşeme geldi bana, bıraktım. ilk isteğimi söyledim, "siktirgit."
günler günleri kovalıyordu. bahçede voleybol oynadığımız zamanlardan birinde, bir çete üyesiyle gözgöze geldim, korkusuz yunus'muş bu adam ve çetenin lideriymiş. çetenin adı, "karabasanlar"
geçen gece yanıma gelen adam meğer bu çetenin üyesiymiş ve beni gidip yunus'a şikayet etmiş. adam etrafında 3 tane dövmeli yarmayla sürekli beni süzüyor bense arada bi eşofmanımı aşağı indirip çatalımı açıkta bırakarak onlara dönüyorum.
gece olmuştu ve hamlelerini bekliyordum. elimde mutfaktan kaçırdığım tahta kaşık vardı ama uc tarafını yonttuğum için çok etkili bir silaha dönüşmüştü.
gözlerimi kapattım ve hayatımın ne kadar harika olduğunu, burada 1 yıl ne kadar güzel şeyler öğrenebileceğimi düşündüm, derken bir çıtırdı. bir adam yaklaşıyor. gözlerimi hafif araladım ve yunus olduğunu gördüm gelenin. emin ve sakin adımlarla bana geliyordu, geçen yakaladığım adam gibi değildi bu ama ben de tam bir baş belasıydım.
o pis kokan yarrağını tam ağzımın önüne getirdiği anda bunu testislerinden yakaladım ve tahta kaşığı karanlıktan göremediğim için önce kasıklarına sonra da testislerine batırdım. ordan da çıkartıp direk penis ucuna soktum. adam çığlık atacak atamıyor, bana vurmaya çalışıyor çalıştıkça sol penisinin suyunu çıkarırcasına sıkıyordum.
"sessizce bu şekilde tuvalete gideceğiz ve sen ne istersem yapacaksın."
"hmmmhıhı"
"ne dedin kaltak? ne dedin anlamadım??"
"(çok kısık sesle) tamammm"
tuvalete girdiğimiz anda bunun sırtına tekmeyi vurdum ve kafası lavabonun içine vurdu, sanırım bayılmıştı. hemen alt eşofmanını sıyırdım ve pis erkekiğinin ucuna saplı olan tahta kaşığı çıkarttım. baygın olduğu için yapacağım şeyden zevk alamayacağımı düşündüğüm için sivri kaşığımla götüne ev, güneş, ağaç, voleybol oynayan 2 çocuk çizdim alnına da, beni siktiler yazdım. harika bir çalışma oldu.
ve yunus...
çok güzel şeyler yaşadık onunla, anlatacağım...
aldırma gönül türküsünün sık sık söylendiği günlerdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar