bugün
- kolye58
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı19
- sözlük bitmiş arkadaşlar4
- evi ev yapan şeyler12
- anadolu çomarları7
- ankara5
- jeffrey epstein5
- bileklik19
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip7
- galatasaray19
- kadınların çalışması3
- beşiktaş17
- kedi9
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı6
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- gül3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- çalışmak isteyen bağyan kişilik2
- fenerbahçe16
- çiçek taksi2
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- kim kimi neden sevmiyor14
- yogartiksen40
- benim de devletim olsun diyen kürt11
- tır şoförü olmayı istemek12
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- ataerkillikten tiksinmek2
- türkiye17
- saat4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- timsah7
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- zebra4
- papağan4
- beko2
- 6 ayda bir yıkanmak5
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- irfan can eğribayat2
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- ona bir şey söyle7
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- azerilerce tokatlanan akpli8
- queen ravenna büyücülük okulu20
- nervio adlı yazara uyarı11
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
bundan yaklaşık iki sene evvel, 011235813213455891442333776109 kişisi sınırsız internete geçiş yapmış ve hâliyle kendini downloada vermiştir. Bu esnada dünya sinemasına kafayı takmış, ve adını sanını duymadığı yönetmenlerin öyle pek bilinmeyen filmleriyle kafayı bozmuştur.
bir akşam "başka ne indirsem" diye gezinirken 2007 yapımı "glass lips" diye bir filmin afişine görsel çarpılmış, her zamanki gibi konusuna künyesine falan hiç bakmadan derhal indirmiştir. altyazısını da bulup derhal izlemek istemiş, ama interneti ne kadar deştiyse de altyazı falan bulamamıştır. ama merakına ve heyecanına yenik düşüp öylece izlemeye karar vermiştir. izlemiştir de...
filmin neden altyazısının olmadığını filmin bitişinden takriben bir buçuk saat sonra ancak algılayabilmiştir. evet, filmin altyazısı yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır, çünkü filmde diyalog ve hattâ monolog namına hiçbir şey yoktur. 94 dakika boyunca kimse bir kelâm etmemiştir, ama göndermeler o kadar üstüme üstüme gelmiştir ki ben bunu film boyunca fark edememişimdir.
kısacası öyle herkesi pek sarıp sarmalamayabilecek, ağır ve soyut bir lech majewski filmidir, bir şairin çocukluğundan akıl hastanesine yaşadığı dramı yansıtır. zaten "blood of a poet" diye de bilinen bir amerikan-polonya ortak yapımıdır.
http://www.imdb.com/title/tt0963977/
bir akşam "başka ne indirsem" diye gezinirken 2007 yapımı "glass lips" diye bir filmin afişine görsel çarpılmış, her zamanki gibi konusuna künyesine falan hiç bakmadan derhal indirmiştir. altyazısını da bulup derhal izlemek istemiş, ama interneti ne kadar deştiyse de altyazı falan bulamamıştır. ama merakına ve heyecanına yenik düşüp öylece izlemeye karar vermiştir. izlemiştir de...
filmin neden altyazısının olmadığını filmin bitişinden takriben bir buçuk saat sonra ancak algılayabilmiştir. evet, filmin altyazısı yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır, çünkü filmde diyalog ve hattâ monolog namına hiçbir şey yoktur. 94 dakika boyunca kimse bir kelâm etmemiştir, ama göndermeler o kadar üstüme üstüme gelmiştir ki ben bunu film boyunca fark edememişimdir.
kısacası öyle herkesi pek sarıp sarmalamayabilecek, ağır ve soyut bir lech majewski filmidir, bir şairin çocukluğundan akıl hastanesine yaşadığı dramı yansıtır. zaten "blood of a poet" diye de bilinen bir amerikan-polonya ortak yapımıdır.
http://www.imdb.com/title/tt0963977/
--spoiler--
Her karesi imgelerden oluşan, diyalogsuz ve o kadar ağır bir film ki Cam Dudaklar, bittiğinde günler geçmiş gibi hissettim. Etrafımda uykuya dalan izleyiciler vardı. Bu uykuları, o insanların uykusuz olduklarına değil, Cam Dudaklar’ın rüya gibi oluşuna bağlamayı tercih ediyorum. Yönetmenin de katılacak olduğu bir gösterimine bilet almamın, yerinde bir seçim olduğunu anladım. Çünkü bende yaratıcısını görme isteği uyandıracak bir filmdi, yönetmenin filmiyle ilgili konuşmasını dinlemek ise ekstra güzel bir gelişmeydi. Bir şairin dramatik hikayesini anlattığını söylese de yönetmen, izleyen herkesi farklı duygularla karşılaştıracak yapısı nedeniyle, belirli bir konuyu anlattığını anlamanın zor olduğu bir filmdi. Sanki çok yorulduğunuz bir günün sonunda göreceğiniz rüyanın bir parçası, Cam Dudaklar’ın içinde yer bulabilirdi. Sesler ve müzik, diyalogların işlevini üstlenmişlerdi. Akıl hastanesinde gerçekleşenlerin, aşırı duyguların neden olduğu eylemlerin, çağrıştırıcı görüntülerin, filmdeki her şeyin bir sesi vardı ve bu sesleri duyarak izlediklerimi anlamlandırabiliyordum. Aslında bence bu filmi bu şekilde anlatmak yanlış, filmi beğenmek ya da beğenmemek değil konu, izlemiş olmak yetiyor; çok soyuttu çünkü.
--spoiler--
http://www.avrupasinema.net/2008/09/glass-lips.html
Her karesi imgelerden oluşan, diyalogsuz ve o kadar ağır bir film ki Cam Dudaklar, bittiğinde günler geçmiş gibi hissettim. Etrafımda uykuya dalan izleyiciler vardı. Bu uykuları, o insanların uykusuz olduklarına değil, Cam Dudaklar’ın rüya gibi oluşuna bağlamayı tercih ediyorum. Yönetmenin de katılacak olduğu bir gösterimine bilet almamın, yerinde bir seçim olduğunu anladım. Çünkü bende yaratıcısını görme isteği uyandıracak bir filmdi, yönetmenin filmiyle ilgili konuşmasını dinlemek ise ekstra güzel bir gelişmeydi. Bir şairin dramatik hikayesini anlattığını söylese de yönetmen, izleyen herkesi farklı duygularla karşılaştıracak yapısı nedeniyle, belirli bir konuyu anlattığını anlamanın zor olduğu bir filmdi. Sanki çok yorulduğunuz bir günün sonunda göreceğiniz rüyanın bir parçası, Cam Dudaklar’ın içinde yer bulabilirdi. Sesler ve müzik, diyalogların işlevini üstlenmişlerdi. Akıl hastanesinde gerçekleşenlerin, aşırı duyguların neden olduğu eylemlerin, çağrıştırıcı görüntülerin, filmdeki her şeyin bir sesi vardı ve bu sesleri duyarak izlediklerimi anlamlandırabiliyordum. Aslında bence bu filmi bu şekilde anlatmak yanlış, filmi beğenmek ya da beğenmemek değil konu, izlemiş olmak yetiyor; çok soyuttu çünkü.
--spoiler--
http://www.avrupasinema.net/2008/09/glass-lips.html
bana günümüzde sokaklardaki boyalı kızları hatırlatıyor. Dudaklarını yapış yapış lip glossa bulamaları eziyetine kendileri katlanıyor da, peki adamlar bunları neden nasıl öper tissskinmeden. iiyyk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar