bugün
- alttaki yazara motto ver16
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- claudian clouds12
- bebek katili öcalan9
- porno entelektüelliği8
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi3
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- sözlük yazarları neli kahve içiyor3
- zorunlu eğitim zulmü3
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor3
- 20122
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü2
- üsteki yazara güzel bir şey söyle4
- bu havada gidilmez3
- osuruktan şiirler22
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri2
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- avrupa yakası aslı5
- günün sözü2
- hayatın kuralları13
- kendini değersizleştiren insan5
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- israil'in lübnan da çatışmalara hazırlanması2
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- türker ertürk hakkında soruşturma başlatılması2
- velvet27
- çalışmadan para kazanmak6
- sarı torba8
- uludağ itiraf3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler25
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- anın fotoğrafı4
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- bir yazarı savunmak7
- kardeş2
- sözlüğün bozulmamış hali3
- anın görüntüsü33
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- evliliğin anlamı13
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- amedspor7
- ahmet kaya2
- nasıl birisiniz5
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin6
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı19
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- mor semsiyeli yabanci8
- özlediniz mi beni6
- arkadaşlar biraz beşiktaş'ı övebilir misiniz5
bundan yaklaşık iki sene evvel, 011235813213455891442333776109 kişisi sınırsız internete geçiş yapmış ve hâliyle kendini downloada vermiştir. Bu esnada dünya sinemasına kafayı takmış, ve adını sanını duymadığı yönetmenlerin öyle pek bilinmeyen filmleriyle kafayı bozmuştur.
bir akşam "başka ne indirsem" diye gezinirken 2007 yapımı "glass lips" diye bir filmin afişine görsel çarpılmış, her zamanki gibi konusuna künyesine falan hiç bakmadan derhal indirmiştir. altyazısını da bulup derhal izlemek istemiş, ama interneti ne kadar deştiyse de altyazı falan bulamamıştır. ama merakına ve heyecanına yenik düşüp öylece izlemeye karar vermiştir. izlemiştir de...
filmin neden altyazısının olmadığını filmin bitişinden takriben bir buçuk saat sonra ancak algılayabilmiştir. evet, filmin altyazısı yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır, çünkü filmde diyalog ve hattâ monolog namına hiçbir şey yoktur. 94 dakika boyunca kimse bir kelâm etmemiştir, ama göndermeler o kadar üstüme üstüme gelmiştir ki ben bunu film boyunca fark edememişimdir.
kısacası öyle herkesi pek sarıp sarmalamayabilecek, ağır ve soyut bir lech majewski filmidir, bir şairin çocukluğundan akıl hastanesine yaşadığı dramı yansıtır. zaten "blood of a poet" diye de bilinen bir amerikan-polonya ortak yapımıdır.
http://www.imdb.com/title/tt0963977/
bir akşam "başka ne indirsem" diye gezinirken 2007 yapımı "glass lips" diye bir filmin afişine görsel çarpılmış, her zamanki gibi konusuna künyesine falan hiç bakmadan derhal indirmiştir. altyazısını da bulup derhal izlemek istemiş, ama interneti ne kadar deştiyse de altyazı falan bulamamıştır. ama merakına ve heyecanına yenik düşüp öylece izlemeye karar vermiştir. izlemiştir de...
filmin neden altyazısının olmadığını filmin bitişinden takriben bir buçuk saat sonra ancak algılayabilmiştir. evet, filmin altyazısı yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır, çünkü filmde diyalog ve hattâ monolog namına hiçbir şey yoktur. 94 dakika boyunca kimse bir kelâm etmemiştir, ama göndermeler o kadar üstüme üstüme gelmiştir ki ben bunu film boyunca fark edememişimdir.
kısacası öyle herkesi pek sarıp sarmalamayabilecek, ağır ve soyut bir lech majewski filmidir, bir şairin çocukluğundan akıl hastanesine yaşadığı dramı yansıtır. zaten "blood of a poet" diye de bilinen bir amerikan-polonya ortak yapımıdır.
http://www.imdb.com/title/tt0963977/
--spoiler--
Her karesi imgelerden oluşan, diyalogsuz ve o kadar ağır bir film ki Cam Dudaklar, bittiğinde günler geçmiş gibi hissettim. Etrafımda uykuya dalan izleyiciler vardı. Bu uykuları, o insanların uykusuz olduklarına değil, Cam Dudaklar’ın rüya gibi oluşuna bağlamayı tercih ediyorum. Yönetmenin de katılacak olduğu bir gösterimine bilet almamın, yerinde bir seçim olduğunu anladım. Çünkü bende yaratıcısını görme isteği uyandıracak bir filmdi, yönetmenin filmiyle ilgili konuşmasını dinlemek ise ekstra güzel bir gelişmeydi. Bir şairin dramatik hikayesini anlattığını söylese de yönetmen, izleyen herkesi farklı duygularla karşılaştıracak yapısı nedeniyle, belirli bir konuyu anlattığını anlamanın zor olduğu bir filmdi. Sanki çok yorulduğunuz bir günün sonunda göreceğiniz rüyanın bir parçası, Cam Dudaklar’ın içinde yer bulabilirdi. Sesler ve müzik, diyalogların işlevini üstlenmişlerdi. Akıl hastanesinde gerçekleşenlerin, aşırı duyguların neden olduğu eylemlerin, çağrıştırıcı görüntülerin, filmdeki her şeyin bir sesi vardı ve bu sesleri duyarak izlediklerimi anlamlandırabiliyordum. Aslında bence bu filmi bu şekilde anlatmak yanlış, filmi beğenmek ya da beğenmemek değil konu, izlemiş olmak yetiyor; çok soyuttu çünkü.
--spoiler--
http://www.avrupasinema.net/2008/09/glass-lips.html
Her karesi imgelerden oluşan, diyalogsuz ve o kadar ağır bir film ki Cam Dudaklar, bittiğinde günler geçmiş gibi hissettim. Etrafımda uykuya dalan izleyiciler vardı. Bu uykuları, o insanların uykusuz olduklarına değil, Cam Dudaklar’ın rüya gibi oluşuna bağlamayı tercih ediyorum. Yönetmenin de katılacak olduğu bir gösterimine bilet almamın, yerinde bir seçim olduğunu anladım. Çünkü bende yaratıcısını görme isteği uyandıracak bir filmdi, yönetmenin filmiyle ilgili konuşmasını dinlemek ise ekstra güzel bir gelişmeydi. Bir şairin dramatik hikayesini anlattığını söylese de yönetmen, izleyen herkesi farklı duygularla karşılaştıracak yapısı nedeniyle, belirli bir konuyu anlattığını anlamanın zor olduğu bir filmdi. Sanki çok yorulduğunuz bir günün sonunda göreceğiniz rüyanın bir parçası, Cam Dudaklar’ın içinde yer bulabilirdi. Sesler ve müzik, diyalogların işlevini üstlenmişlerdi. Akıl hastanesinde gerçekleşenlerin, aşırı duyguların neden olduğu eylemlerin, çağrıştırıcı görüntülerin, filmdeki her şeyin bir sesi vardı ve bu sesleri duyarak izlediklerimi anlamlandırabiliyordum. Aslında bence bu filmi bu şekilde anlatmak yanlış, filmi beğenmek ya da beğenmemek değil konu, izlemiş olmak yetiyor; çok soyuttu çünkü.
--spoiler--
http://www.avrupasinema.net/2008/09/glass-lips.html
bana günümüzde sokaklardaki boyalı kızları hatırlatıyor. Dudaklarını yapış yapış lip glossa bulamaları eziyetine kendileri katlanıyor da, peki adamlar bunları neden nasıl öper tissskinmeden. iiyyk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar