1. .
    Lenin 1924'de felç hastalığından ölünce , Stalin kolları sıvayarak , kendisinden önce gelen bir çok tecrübeli ve nüfuzlu bolşevikleri , herkesi şaşırtan bir manevrayla saf dışı bırakıp , liderlik makamını ele geçirmişti.

    Liderlikte yalnız kalmak için kendine muhalif olabilecek herkese karşı , belki de tarihin en kanlı dönemini başlatmıştı. Uygulamaya koyduğu ağır şartlara dayanamayan milyonlarca işçi , köylü isyana başlayınca , o meşhur "Sil!" emrini verdi. Bu emri de kendisinie has bir barbarlık ve büyük bir hırsla uygulayan Yagoda'ydı.

    "Başını kaldıranları ez!" demek olan katliamlar öylesine kanlı bir şekilde yürütülüyordu ki , o günleri yaşayan bir insan olarak , Sovyet yazarı Soljenitsin , bu kurbanların sayısını 60 milyon olarak gösterir. (Soljenitsin, 1984 : 2/79)

    Yagoda , 1881'de doğdu. 1907'de Rus Sosyal Demokrat Parti'nin Bolşevik kanadına girdi. 1917 ihtilâlinde çok vazifeler alarak , Lenin'in özel yakınlığını kazandı.

    Stalin tarafından yeniden ele alınarak düzenlenen gizli polis , kısaca NKVD (içişleri Halk Komiserliği) adını aldı. Çok büyük yetkilerle donatılmıştı. Bu teşkilât , bir tarafta içişleri Bakanlığı vazifesini yapmakta , öte yanda ise , Emniyet Genel Müdürlüğü (istihbarat) , şehir polisi , sınır birlikleri , çalışma kampları idaresi ve ulaştırma sistemleri gibi görevleri organize etmekteydi.

    NKVD'nin başına sert , disiplinli , oldukca merhametsiz bir subay olan Yagoda getirilidi. "Yagoda köylülerin öldürülmesini hırsla yürüterek , bilhassa Müslüman Türk azınlıklarını , toplu imhalarla mahvettiği için Stalin'in gözüne girmişti."(Barron , 1986 : 405)

    1934'ten 1936'ya kadar , iki yıl boyunca Yagoda , milyonlarla ifade edilebilen insanları suçsuz yere çalışma kamplarına kapatarak , ölüme götürdü. Öylesi sebeplerden dolayı insan harcanıyordu ki , bu hususta Soljentsin şunları sıralar :
    "Önderi küçük düşürmek... Kolhoz sistemine karşı olumsuz fikir sahibi olmak... Uygulanan terör metotlarına karşı olumsuz tavır almak... Stalin Anayasasına karşı olumsuz görüş sahibi olmak... Partinin politikasında eksiklik görmek... Partiye - tavsiyeler niteliğinde de olsa - eleştiriler yöneltmek... Troçki'ye sempati duymak... ABD'ye alâka beslemek."(Barron , 1986 : 2/245)

    Bunlardan birisini işlemiş olan bir insan , en büyük suçlu sayılarak çalışma kamplarında eziyet ve ızdırapla ölüme mahkûm edilmesi için yeterliydi.

    Kanlı Cüce

    Stalin , bütün sırlarını bilen Yagoda'dan sıyrılmak , kurtulmak istiyordu. Bir başkasının özel hayatına girmesine asla müsamaha göstermiyordu. Belki de, ne olur ne olmaz , diye düşünmekteydi. Bir gün kirli işler ortaya serilirse ne olacaktı? En iyisi , geçmişini bütün ayrıntılarıyla paylaşmış olan Yagoda ortadan kaldırılmalıydı.

    Stalin , hayatının ayrılmaz bir parçası hâlina gelen arkadaşı Yagoda'yı harcamak için , Yagoda'nın yardımcısı Yezhov'u gizlice çağırarak talimat verdi. "Eğer işi kitabına uygun bir biçimde bitirirse , NKVD'nin başkanı olabilirdi."(Barron, 1984 : 406)
    Şu garip tecelliye bakın ki , Yagoda NKDV'nin başına geçmek için amiri Menjiski'yi öldürmüştü. Yevhov ise , yine aynı gayeyle , Yagoda'yı ölüme hazırlamakla meşguldü. Amiri ölüme gönderen Yezhov ise ,"Yagoda'nın idam edildiği hapishanede aynı akıbeti görecekti."(Barron , 1986 : 406)

    Yezhov , Yagoda'dan daha kanlı ve daha insafsızdı. Boyu , 1.50cm. civarında olduğu için ona "Kanlı Cüce" lakabı verilmişti.(Barron , 1986 : 406)

    Hırsla çalışan Yezhov , Yagoda'yı mahkemeye çıkartabilecek dökümanları hazırladı. Stalin'e dosyayı teslim ettiği gün , Yagoda tutuklanacak , kenndiside vadedilen makama oturacaktı.

    1 Mart 1938 Duruşması

    Takvimler , 1 Mart 1938'i göstermekteydi. Tarihî duruşmanın listesi hem kabarık hem de önemliydi :

    "Enternasyonal Komünist Partisi eski Genel Sekreteri ve uzun yıllar partinin akıl hocası ve Lenin'in en yakın arkadaşı Buharin , Lenin'in selefi , Molokov'un halefi Rikov ; on sekiz ay öncesine kadar , NKVD'nin başkanı ve dış münasebetler konusunda ahlak komiseri olan Yagoda ; dışişleri komiser yardımcısı ve resmî kabullerde sık sık rastlanan Krestineski ; yakın zamana kadar , dış ticaret komiserliğini yöneten , Rosengoltese ; Özbekistan Başbakanı ve ihtilâlden beri Sovyet Orta Asya'sında çok önemli üç doktoru Levin , Pletnev ve Kosakov ; ve yakın zamanlara kadar , Sovyet üst tabakalarında önemli mevkiiler işgal etmiş on iki isim daha. Suçları da isimler kadar şaşırtıcı idi : Casusluk , sabotaj ve vatana ihanet..."(Demirer , 1977 : 10)

    Kolay dize getirilemeyeceği önceden çok iyi hesaplanan , sanık sandalyesindeki kısa boylu , esmer adam, Savcı Vişiniski ve Baş Yargıç Ulrih'in en çok korktuğu suçlulardan Yagoda'ydı... Yagoda'nın mahkeme önünde oturuşu , komünist zihiyetini ve Sovyet rejimini en iyi anlatan bir tabloydu aynı zamanda... Çünkü , komünist ülkelerdeki hakim ve mahkûm olmanın en çarpıcı örneği sergileniyordu. Öyle ki , daha iki ay öncesine kadar , işçileri bakanı ve gizli polisin başkanı olarak , yeri yerinden oynatan , Stalin'den sonra sözü en fazla geçen , hem siyasî , hem de askerî liderlerin akıbetini elinde tutan , Sovyet SSCB'de yaşayan milyonlarca insanın hayatına hükmeden , istenen veya arzu ettiği kişi ve toplumları pervasızca yok edebilen , insanlık tarihinin en kanlı terorünü yapmaktan iftihar eden , bundan önceki siyasî duruşmaları yürüten ve bugünkü mahkûm sandalyesinde oturan Yagoda!!!

    Savcı , kendisini ve Kremlin'i müşkül duruma sokabilecek açıklamalar yapabilir korkusuyla Yagoda'yı mümkün olduğu kadar konuşturmamaya gayret ederek , bazı şahitlerin yıpratıcı açıklamalarıyla pes ettirmeyi deniyordu.

    Gorki'nin Öldürüldüğü Ortaya Çıkıyor

    Kremlin'in üç doktoru , Yagoda'nın kirli işlerine şahit olarak salona çağırıldı. "Tedavi etmekte oldukları dört hastayı , Yagoda'nın emriyle ölüme götürmüşlerdi. Bu dört hasta , Yazar Maksim Gorki , oğlı Maksim Peşkov , Yagoda'nın başında bulunduğu teşkilâtın önceki lideri Menjiniski ve Türkistan'ın baş belâsı Kubişev'di. Doktorlar , bu dört hastayı nasıl öldürdüklerine ait ayrıntılı bilgiler vermişlerdi. Maksim Gorki ise , hava cereyanına bırakılarak zatüre olması sağlanmıştı. Oğlu Peşkov da , sarhoş edildikten sonra karlar üstüne yatırılmıştı. Doktorlar , Yagoda'nın ısrarlı emriyle bu cinayeti işlediklerini açıkladılar.

    Yagoda mahkeme önünde , Maksim Gorki ile Kubişev'in öldürülmeeri hususunda emir verdiğini kabul ettiği halde ; diğer iki ölümden sorumlu olmadığını inatla savundu.

    Bu açıklamalar hem salondaki dinleyicileri , hem de dünya basını hayret ve heyecana itmişti. Bilhassa yazar Maksim Gorki'nin ölmeyip , öldürüldüğü büyük yankılar uyandıracaktı.

    Vişiniski'ye göre , Menjiniski bir zamanlar Yagoda'nın emiriydi. Yagoda onun makamına göz diktiği için onu ortadan kaldırdı. Maksim Peşkov'un Nadyazda adında güzel bir karısı vardı. Kocasının ölümünden beri , Yagoda'nın metresi bulunuyordu. Peşkov'u karısı için öldürmüş olabileceği en mantıklısıydı.

    Mahkemenin son safhalarıydı. Savcı , üzerine yıkılan suçları kabul edip etmediği Yagoda'dan sordu. Yagoda oldukça yıpranmış ve bezgin görünmesine rağmen , hâlâ kendisnie has otorite ve ciddiyetini muhafaza etmekteydi. Bu bitkinliğe rağmen etkileyici kuvveti hâlâ mevcut görünüyordu. Gözlerini savcıya dikip , parmağını ileriye uzatarak salonu çınlatan bir sesle "Hayır suçları kabul etmiyorum," diye bağırdı. Bunun üzerine savcı , "Peki yazılı ifadelerinde bunu niçin belirtmedin , kabul etmediğin bir ifadenin altını niçin imzaladın?"
    Çok manalı ve içten gelen bir sesle , "Müsaade ederseniz buna cevap vermeyeyim savcı Vişiniski," dedi. Ne demek istediğini salondakiler anlamıştı. (Demirir , 1977 : 31)

    Komünizme Hizmetin Kazandırdığı Son Rütbe : Darağacı

    Gün geçtikçe Yagoda mahkeme salonuna biraz daha erimiş , yıpranmış , solmuş ve çökmüş bir halde geliyord. Geceleri yapılan baskı ve işkenceye daha uzun müddet dayanamayacağı belliydi. Hele savcı , son şahit olarak , uzun yıllar sekreterliğini yapmış ve bütün sırlarını beraber paylaşmış Buluvonov'u çağırınca sonunun yaklaştığını anlamıştı. Buluvonov , Yagoda'nın işlediği şaşırtıcı suçları , bir bir sıraladı. Öylesine iğrenç açıklamalar yapıyordu ki , salondakilerin , hayretlerinden âdeta kanları donmuştu. Tabiî ki bu sayılan suçların hepsini Yagoda işlememişti. Ama itiraz edece mecali kalmadığı gibi , bunun faydasının da olmayacağını biliyordu.

    Yagoda son defa ayağa kalkınca devrilecek kadar halsiz düşmüştü. Evvelce başkalarına tatbik ettirdiği usullerin acısını şimdi kendi de tatmaktaydı. itirafların , yaklaşan acı sonu değiştirmeyeceğini kat'i olarak gören Yagoda , kendisini mahkemenin insafına teslim ediyordu. Son arzusu kendisine sorulunca , bunu yalnızca savcıya gizli söylemek istediğini belirtti. Çeşitli kaynaklar , Yagoda'nın bu son arzusu üzerine müşterek açıklamalar yaparlar :

    "...Memleketin tek ve kanlı diktatörü Stalin'in emriyle bütün bu kanlı işlere bulaşmıştır. En az kendi kadar Stalin ve daha bir çok Bolşevik suçludur. Fakat bu açıklamayı memleketinin iç huzuru bakımından yapmak istememektedir. Ama , fikir ve inancından çok şeyler kaybederek , sessiz protestoyla üzgün ve hayal kırıklığı içinde gitmektedir."(Demirer , 1977 : 34)

    Duruşma bitmiş , karar çıkmıştır. Yagoda kurşuna dizilecektir. Solandan çıkarken son defa mahkeme üyeleri ve dinleyicileri derin derin süzmüştür. Belki de bu manalı bakışlarıyla , onların şahsına bütün dünya insanına çok şeyler anlatmak arzusu içindedir.
    Milyonları idama yollayan ve kurşuna dizdiren eli kanlı cani , atılan kurşunlarla yere yığılırken , suçsuz yere ölüme yollandığı insanların ahları , acı bir şekilde yüzüne yansımıştı. Açık kalan gözleri , çok şey anlatıyordu.

    Yagoda , komünizme başkaldıran köylülerin ve Müslüman Türklerin toplu katliamlarını acımasızca yürüttüğü için , Stalin'in gözüne girmişti.
    J.Barron

    (Halit ERTUĞRUL'un "dünyayı ağlatanlar" kitabından alıntıdır)
    ... kalemtras