bugün
- kolye123
- billie eilish'in memeleri7
- at6
- var olmak için ne yaptınız12
- lale9
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- pıtı atma4
- brezilya7
- cemil tugay5
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- duayı bencil bir iş haline getirmek4
- gül7
- sevgili nedir7
- z kusagi3
- kaplan17
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- fil8
- netflix asaf dizisi2
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- evi ev yapan şeyler14
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
- kötüyü alaşağı etmek3
- elma5
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz2
- kırgızistan3
- hatay usulü soslu döner2
- bileklik19
- sigara9
- ankara8
- sarı teker kim sorunsalı8
- zebra7
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- lm2
- gece gece sinirlenmek2
- tabiat3
- nick vermeden bir yazara seslen9
- amerika birleşik devletleri6
- ona bir şey söyle10
- çocukları okumaya erken başlatmak2
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı4
- fenerbahçe18
- galatasaray19
- futbol18
- timsah9
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
Onraporlama.
Herhangi bir degiskenin, gecmis donemlerdeki degisim kalibina ve bu kalibin projeksiyonlarina bakarak degiskenin gelecekte alacabilecegi degerleri tahmin etmektir.
Teknik olarak, nicel ve nitel olarak yontemleri siniflandirabiliriz.
Nicel yontemler;basit projeksiyon yontemleri, zaman serisi yontemleri ve nedensel yontemleri kapsar. Bu yontemler zamanin degisik donemlerindeki gecmis verilerin istatistiksel ve ekonometrik analizlerini kullanirlar.
Nitel yontemler; yargisal(subjective) , arastirici(exploratory)ve kuralci(normative) yontemleri kapsar. Nitel yontemler gecerli bir tarihsel veri setinin bulunmadigi durumlarda basvurulan onraporlama teknikleri olarak bilinir.
Herhangi bir degiskenin, gecmis donemlerdeki degisim kalibina ve bu kalibin projeksiyonlarina bakarak degiskenin gelecekte alacabilecegi degerleri tahmin etmektir.
Teknik olarak, nicel ve nitel olarak yontemleri siniflandirabiliriz.
Nicel yontemler;basit projeksiyon yontemleri, zaman serisi yontemleri ve nedensel yontemleri kapsar. Bu yontemler zamanin degisik donemlerindeki gecmis verilerin istatistiksel ve ekonometrik analizlerini kullanirlar.
Nitel yontemler; yargisal(subjective) , arastirici(exploratory)ve kuralci(normative) yontemleri kapsar. Nitel yontemler gecerli bir tarihsel veri setinin bulunmadigi durumlarda basvurulan onraporlama teknikleri olarak bilinir.
üniversitede aldığım en garip seçmeli derslerden biriydi. Türkçesi, nasıl oluyorsa, zaman serileri ve tahmin.
bunun sınavında hissettiğim çaresizliği başka çok az sınavda hissetmişimdir. Bir kere sınavda kitap ve not açmak serbest. Mühendislik fakültesi okuyanlar bilir ki, böyle bir serbesti temelde yarraa yediğinizin resmidir.
Daha kötüsü, insanın hesap makinesine bu denli bağımlı olması berbat bir şey. Zaten minimum 6 haneli rakamlarla çalışıyorsunuz, virgülden sonra en az 4 hane zorunlu.
Bir veri setini bir yerden alıyorsun ve iterasyonlarla ilerliyorsun, en ufak bir hata yapınca üçüncü iterasyonda doğru sonuçtan 2 evren kadar uzaklaşıyorsun, ki düşün, daha bir dünya basamak var ve sen yanlış olduğunu net şekilde hissettiğin yolda matematik ilminin anasının amına doğru gidiyorsun.
Neden? Çünkü artık dönüş yok. Çok fazla hesap yapmışsın, 2 saattir çarpa böle ilerliyorsun, hesap makinesi bile “abi az soluklanayım” diyecek raddeye gelmiş, başladığın yerden çok uzaktasın ve geriye dönüp hatayı tespit etmen olanaksız.
Misal ben soruların birinde son iterasyonda virgülden sonra 0 gördüm. Hesap makinesinin ekranında Baya bildiğin tam sayı cillop gibi pırıl pırıl bakıyor sana. Gülümsüyor resmen. Yarraaa yedin, diyor. Çünkü böyle bir ihtimal katrilyonda bir bile değil.
Kağıdı çaktırmadan buruşturup sıranın altına attım, o sorunun kağıdını verip taşak malzemesi olmak istemedim.
Düşünsene sınav çıkışı insanlar birbiriyle “şu soruyu ne buldun” diye konuşmak istemiyor. Çünkü, sallıyorum, birinin 3,4587 bulduğu soruya diğer yedi yüz milyonlu sonuç bulmuş. Amk ben şimdi çıkıp nasıl tam sayı buldum diyeyim.
O dersi Nasıl geçtim bilmiyorum ama “ben o soruyu yapmadım” dedim soranlara.
bunun sınavında hissettiğim çaresizliği başka çok az sınavda hissetmişimdir. Bir kere sınavda kitap ve not açmak serbest. Mühendislik fakültesi okuyanlar bilir ki, böyle bir serbesti temelde yarraa yediğinizin resmidir.
Daha kötüsü, insanın hesap makinesine bu denli bağımlı olması berbat bir şey. Zaten minimum 6 haneli rakamlarla çalışıyorsunuz, virgülden sonra en az 4 hane zorunlu.
Bir veri setini bir yerden alıyorsun ve iterasyonlarla ilerliyorsun, en ufak bir hata yapınca üçüncü iterasyonda doğru sonuçtan 2 evren kadar uzaklaşıyorsun, ki düşün, daha bir dünya basamak var ve sen yanlış olduğunu net şekilde hissettiğin yolda matematik ilminin anasının amına doğru gidiyorsun.
Neden? Çünkü artık dönüş yok. Çok fazla hesap yapmışsın, 2 saattir çarpa böle ilerliyorsun, hesap makinesi bile “abi az soluklanayım” diyecek raddeye gelmiş, başladığın yerden çok uzaktasın ve geriye dönüp hatayı tespit etmen olanaksız.
Misal ben soruların birinde son iterasyonda virgülden sonra 0 gördüm. Hesap makinesinin ekranında Baya bildiğin tam sayı cillop gibi pırıl pırıl bakıyor sana. Gülümsüyor resmen. Yarraaa yedin, diyor. Çünkü böyle bir ihtimal katrilyonda bir bile değil.
Kağıdı çaktırmadan buruşturup sıranın altına attım, o sorunun kağıdını verip taşak malzemesi olmak istemedim.
Düşünsene sınav çıkışı insanlar birbiriyle “şu soruyu ne buldun” diye konuşmak istemiyor. Çünkü, sallıyorum, birinin 3,4587 bulduğu soruya diğer yedi yüz milyonlu sonuç bulmuş. Amk ben şimdi çıkıp nasıl tam sayı buldum diyeyim.
O dersi Nasıl geçtim bilmiyorum ama “ben o soruyu yapmadım” dedim soranlara.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar