bugün
- true niye hala çaylak5
- yazarların akşama dair planları6
- kablosuz mouse12
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- her gün 1 litre kola içersek ne olur9
- tanımadığı kadına tokat atan adam8
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek11
- iskilipli atıf hoca20
- somali de türk bayrağı yakılması5
- doların 50 tl olması4
- favlayan yazarın asıl amacı12
- sözlükteki kuzucuklarım6
- yogartiksen5
- sevgiliyle film izleyebildiğin gün2
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- kale3112 tarzı entry girmek4
- arap götü2
- kim cha eon7
- songül karlı5
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- anın görüntüsü32
- arabi'yi verem etmek2
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler4
- sözlük kürdü55
- yagmur yagiyor seller akiyor3
- togg4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- ismail kartal18
- zenci kadın poposu4
- ahmet nazif zorlu8
- camfrog sönmez küfürleri3
- türkiye9
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- millette manyak para var21
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- lpg'nin 50 tl olması2
- para2
- yurt dışı çıkış harcı2
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- imei kayıt ücreti2
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- kasımda aşk başkadır4
- alex745alejandroali can2
- yerli marka kullanmak2
- iş yerinde atletle çalışmak4
kucuk kopek anlamina gelir.Ayrica kanada'da turkcell ayarinda hizmet veren telekomunikasyon kurulusudur.
piyasada cd'si aylardır var ama pek dikkat çekmemiş bu film, ilginç. zombi filmlerini sevenler 'zombi kavramına bir de komedi penceresinden bakılırsa nasıl leziz bir film ortaya çıkar' merak ediyorlarsa izlesinler derim. izledim ve hiç pişman olmadım.
not: imdb puanı da iyiymiş... http://www.imdb.com/title/tt0457572/
not: imdb puanı da iyiymiş... http://www.imdb.com/title/tt0457572/
mükemmel alt mesajlar içeren şahane bir zombi komedisi.
ölümün "lüks" olduğu bir dünyanın hikayesini anlatmakta. uzaydan gelen radyasyonun etkisiyle dünyanın dengesi bozulmuştur. ölüler mezarlarından kalkmaya başlamıştır. insanlar ve zombiler arasında bir savaş yaşanır ve insanlar en sonunda etrafı duvarlarla çevrili şehirlerde yaşamaya başlarlar. ancak bu etki hala geçmemiştir. hangi sebeple olursa olsun, ölen her insan, anında zombi olarak dirilmektedir. (bu filmde, zombi alt türüne çok ilginç bir yaklaşım denendiğini ve zombilerin ısırdığı kişiyi zombi yapmadığını da ekleyelim. filmde zombi olmak için, sadece ölmek yeterli.)
bu yeniden dirilen zombiler, hemen birer tasma takılarak sakinleştirilmekte ve kamu hizmetinde kullanılmaktadırlar. ölümün ardından cenaze yapılarak gömülmek için büyük bir para ödenmesi gerekmektedir. bu parayı veremeyenler, ucuz işgücü olarak kullanılacaklardır.
1950'li yılların amerikasına ait herşey filmde mevcut. ama tek farkla: herşeyde ölümün izlerinin olması. ilkokul öğrencilerinin ders çıkışı öğretmen gözetiminde, tüfekle zombi vurma talimi yapmaları, o dönemin en popüler dergilerinden life dergisinin filmdeki adının death olması, yönetimi eline almış olan zomcom isimli kurumun bir nevi seçkin elitler yaratması ve insanlar üzerinde bir korku egemenliği kurmuş olması, hatta cenaze törenini yöneten papazın bile elindeki incil'in kapağında zomcom sembolü olması bunun örnekleri. en basitinden normal bir insan gibi öldükten sonra gömülmenin bile zomcom'a ödenen fahiş paralar ile mümkün olabilmesi sonucu ölümün bir lüks olması ve cenazelerin ailelerin katılıp imrendikleri birer tören haline gelmesi bile çok zekice düşünülmüş.
filmin temelinde timmy isimli bir çocuk ile evlerine hizmetçi olarak alınan fido isimli zombinin arkadaşlığı var. timmy'nin hayattan bunalmış annesinin ve zombilerden nefret eden babasının ilgisizliğiyle, aradığı arkadaşlığı fido'da araması anlatılmakta.
önemli not: shaun of the dead ile kıyaslanmamasında fayda var. iki filmi ayrı ayrı değerlendirmenizi salık veririz.
ölümün "lüks" olduğu bir dünyanın hikayesini anlatmakta. uzaydan gelen radyasyonun etkisiyle dünyanın dengesi bozulmuştur. ölüler mezarlarından kalkmaya başlamıştır. insanlar ve zombiler arasında bir savaş yaşanır ve insanlar en sonunda etrafı duvarlarla çevrili şehirlerde yaşamaya başlarlar. ancak bu etki hala geçmemiştir. hangi sebeple olursa olsun, ölen her insan, anında zombi olarak dirilmektedir. (bu filmde, zombi alt türüne çok ilginç bir yaklaşım denendiğini ve zombilerin ısırdığı kişiyi zombi yapmadığını da ekleyelim. filmde zombi olmak için, sadece ölmek yeterli.)
bu yeniden dirilen zombiler, hemen birer tasma takılarak sakinleştirilmekte ve kamu hizmetinde kullanılmaktadırlar. ölümün ardından cenaze yapılarak gömülmek için büyük bir para ödenmesi gerekmektedir. bu parayı veremeyenler, ucuz işgücü olarak kullanılacaklardır.
1950'li yılların amerikasına ait herşey filmde mevcut. ama tek farkla: herşeyde ölümün izlerinin olması. ilkokul öğrencilerinin ders çıkışı öğretmen gözetiminde, tüfekle zombi vurma talimi yapmaları, o dönemin en popüler dergilerinden life dergisinin filmdeki adının death olması, yönetimi eline almış olan zomcom isimli kurumun bir nevi seçkin elitler yaratması ve insanlar üzerinde bir korku egemenliği kurmuş olması, hatta cenaze törenini yöneten papazın bile elindeki incil'in kapağında zomcom sembolü olması bunun örnekleri. en basitinden normal bir insan gibi öldükten sonra gömülmenin bile zomcom'a ödenen fahiş paralar ile mümkün olabilmesi sonucu ölümün bir lüks olması ve cenazelerin ailelerin katılıp imrendikleri birer tören haline gelmesi bile çok zekice düşünülmüş.
filmin temelinde timmy isimli bir çocuk ile evlerine hizmetçi olarak alınan fido isimli zombinin arkadaşlığı var. timmy'nin hayattan bunalmış annesinin ve zombilerden nefret eden babasının ilgisizliğiyle, aradığı arkadaşlığı fido'da araması anlatılmakta.
önemli not: shaun of the dead ile kıyaslanmamasında fayda var. iki filmi ayrı ayrı değerlendirmenizi salık veririz.
kesinlikle harika bir zombi filmi. bir zombi filmi düşünün ki pastel renkler eşliğinde olsun. fido'nun kısa tanımı bu. gözlerine kurban olduğum carrie-anne moss yine şahane iş çıkarıyor ve billy connolly -iskoçya'nın cem yılmaz'ı veya cem yılmaz türkiye'nin billy connolly'si de doğru olabilir- tam anlamıyla döktürüyor zombi rolünde.
filmde american beauty havası sezmek de mümkün ayrıntı olarak. ordaki sapkın durumlar çok göze çarpmasa da güzel müzikler eşliğinde harika zannedilen hayatların ne kadar yalancı ve riyakar oldukları süper anlatılmış. insanların sağduyusuzluğuna bir zombi filmi üzerinden geçiş yapılabilmiş. kurgunun ağır ilerlemesine rağmen akıcılığı da filmin en önemli artısı. kısacası mutlaka izleyin, bilinmeyen film olarak kalmasın.
edit: bu arada filmin ismini ilk duyduğumda fidel castro'nun hayatını mahsun kırmızıgül'ün çektiğini sandığımı belirtmeliyim. *
filmde american beauty havası sezmek de mümkün ayrıntı olarak. ordaki sapkın durumlar çok göze çarpmasa da güzel müzikler eşliğinde harika zannedilen hayatların ne kadar yalancı ve riyakar oldukları süper anlatılmış. insanların sağduyusuzluğuna bir zombi filmi üzerinden geçiş yapılabilmiş. kurgunun ağır ilerlemesine rağmen akıcılığı da filmin en önemli artısı. kısacası mutlaka izleyin, bilinmeyen film olarak kalmasın.
edit: bu arada filmin ismini ilk duyduğumda fidel castro'nun hayatını mahsun kırmızıgül'ün çektiğini sandığımı belirtmeliyim. *
fido, victoria, avustralya kaynaklı bir punk rock grubudur. kayıt ve turne çalışmalarını 8 yıldır sürdürmektedir. grubun bazı klipleri channel v, rage, video hits ve national radio airplay'de yayınlanmıştır. fido grubu şu anda pete seamons, jesse chatellier, alex desforges ve daniel kelaart'tan oluşmaktadır. daniel kelaart 2006'daki australian idol yarışmasının ilk 100'üne girmişti.
an itibariyle tntde izlenebilmektedir. güzel filme benziyor.
tntde denk geldiğim mükemmel ötesi filmdir.
Oldukça farklı ve güzel bir yaşayan ölüler filmi. Çok iyi bir dünya tasarlanmış ve bize oldukça iyi bir şekilde aktarılmış, komedi unsurları yerinde. aslında alt mesajlar içeren bir film ve dünya. Her yerde ölümün izleri var; çocukların okulda zombileri öldürme dersi alması, Life dergisinin isminin Death olarak değişmiş olması, hatta normal bir cenazeye her bakanın imrenmesi gibi - çünkü normal ölüm mümkün değil ve normal bir ölümün gerçekleşmesi ise lüks bir ihtityaç-. Ben izlerken çok eğlendim ve sevdim bir ara duyguları olan zombiyi benimsemeye ve sevmeye bile başladım. 50 ler kıyafetleri ve çevresi ise bana çok güzel geliyor, her izlediğimde ayrı bir tat alıyorum. internette Shaun of the dead ile kıyaslayanlar olmuş ama alakası yok, mutlaka izleyin.
https://www.planetdp.org/title/fido-dp15106#1
https://www.planetdp.org/title/fido-dp15106#1
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar