bugün
- sevişirken video çekmek3
- en son aldığınız iltifat9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- yunanistan24
- gays for gaza3
- hayvan gibi acı salça yemek6
- dekolteye bakar mısınız15
- aşka düşmek4
- sifonu çekince gitmeyen bok3
- fake hesap kullanan yazarlar uçurulsun5
- gotcu jeans2
- üşüyen erkek13
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- memati baş2
- irmik helvası vs un helvası18
- bizim derdimiz kimseyle uğraşmak değil2
- gocu12
- zenginlik hayatı3
- daş göprü sarmsağ geldih3
- erleg han3
- neyse arkadaşlar3
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor6
- evli bir kadın neden süslenir2
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- japonya23
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- aylık 416 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- fırın poşetinde tavuk patates4
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- domdomusa'nın çaylağının açılması gerekliliği3
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- ballbusting'in türkçe karşılığı2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin19
- rammstein'ı ram markası sanmak3
- ali vefa5
- metresi olan erkekler2
- erleg han sarı tekerdir2
- cennet3
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- ismail kartal3
- aptal kadın2
- priapizm4
- 582
- bik bikle yemek yapmak10
- bir adamı kanunla koruyan zihniyet2
- adanalı ateist10
- ketçap aromalı ruffles10
- meme çapını ölçmek2
Ahh. ahh. Fetullah Hoca. Dikkat et FetHullah demedim Çünkü sadece Fetullahsın. Neden bize anlatılan, bildiğimiz,inandırıldığımız, peygambere yakiin bir din alimi olarak kalmadın? Seni o oturduğun AMerikaya mahsus soyu tükenmekte olan Siyah Bizon Kürkünden yapılmış kürk kaplı döner koltuğunun üzerinde Kanlı canlı, titreyen-atılıma hazır-kendi uçağını,kendi uzay uydusunu planlayan-kendi otomobili için babayiğit arayan-kendi insansız hava aracını yapan-kendi insansız helikopterini DÜNYADA iLK KEZ yapan-kendi tankını yapıp dış ülkelere satan-Ankara'da kendi uzay üssünü kurup da uzaya peyk gönderen-Bunların yanında olmak üzere; TiKA denilen kurumu aracılığıyla Dünyanın Tüm Ülkelerinde TÜRK izlerini araştıran ve ortaya çıkaran-kazı çalışmaları başlatan-müze kuran-onları koruma altına alan-Bir TÜRKiYE CUMHURiYETi'nin yanında olmadın da " israil'de Babasıyla kendi evlerinin ikinci katındaki balkonda rahatça bir çay bile içemiyen bir Yahudi Kız çocuğuyla " beraber oldun ?
edit: Baya yavşak varmış...
edit: Baya yavşak varmış...
bizde sanıyorduk ki rte yi devirecek.. ulan hiçbirşeymişsiniz.. cemaatin üst kadrosu hariç gene akp ye vermişler büyük ihtimal..
Gelecek seçimlerde de sulu beyniyle akpye karşı çıksın da oylarımızı artırsın kişisi. sesi soluğu kesilmiştir allah bir şey olmaya imkan vermedi, ilahi fethullah çok güldürdün. bizi.
kendisine gönülden bağlı olan kardeşlerime şunu hatırlatmak isterim:
bu pazar bir kere kuruluyor. her şeyi ince elemeli sık dokumalıyız. hesap günü tek başımıza olacağız.
bu pazar bir kere kuruluyor. her şeyi ince elemeli sık dokumalıyız. hesap günü tek başımıza olacağız.
Umarim bunu okur.
Peygamber efendimiz ve Eshâb-ı kirâm silahlandılar. Cebrâil aleyhisselâmın izini takip ederek yola çıktılar. Benî Kurayza Yahûdîlerinin olduğu yere geldiler. Kalelerin çok yakınına kadar yaklaştılar. Benî Kurayza Yahûdîleri iyice muhasara altına alındı. Muhasara son derece şiddetlenmişti. Yahûdîler, Peygamber efendimizden, görüşmek ve danışmak üzere Ebû Lübâbe'yi kendilerine göndermesini istediler.
Bize ne yaparlar
Ebû Lübâbe'nin çoluk çocuğu ve malları Benî Kurayza yurdunda idi. Resûlullah efendimiz Ebû Lübâbe'yi çağırdı ve buyurdu ki:
- Yahûdîlerin yanına git! Onlar Evsliler arasından seni istediler.
Resûlullah efendimiz ayrıca Ebû Lübâbe'ye, onların yanına vardığında nasıl davranacağını da gösterdi. Ebû Lübâbe yanlarına varınca, onu karşıladılar. Kadınlar ve çocuklar ağlaşarak, kendilerine acındırmaya çalışarak yardım bekliyorlardı. Yahûdîler, Ebû Lübâbe'ye dediler ki:
- Ey Ebû Lübâbe! Muhasara bizi mahvetti. Muhammed müsaade etse de buradan çıkıp, Şam'a veya Hayber'e gitsek, bizim çarpışmaya gücümüz yok. Ey Ebû Lübâbe, biz teslim olursak bize ne yapılacak? Bize teslim olmayı tavsiye eder misin?
Ebû Lübâbe de şöyle cevap verdi:
- Evet, teslim olmanızı tavsiye ederim. (Böyle söylerken elini boğazına götürerek, teslim olurlarsa boğazlarının kesileceğini ifâde eden bir işâret yapmıştı.)
Ebû Lübâbe diyor ki:
- Vallahi onların yanından da henüz ayrılmamıştım ki, bu hareketimle, Allaha ve Resûlüne karşı iyi bir iş yapmadığımı anlamıştım.
Ebû Lübâbe, salâhiyetli olmadığı veya gizli kalması gereken bir şeyi söylemişti. Ancak bir kere ağzından çıkmıştı.
Allahü teâlâ kalbimi biliyor
Ebû Lübâbe bu duruma çok üzüldü, çok pişman oldu. Gözlerinden akan yaşlar sakalını ıslattı. Kalenin arkasından bulduğu bir yolla, doğru Medîne'ye gidip Mescid-i Nebeviye girdi. Kendisini direğe bağlattı.
- Allahü teâlâ kalbimi biliyor. Bana hakîkî bir tevbe ihsân edinceye kadar vallahî ben Resûlullahın yüzüne de bakamam. Allahü teâlâ işlediğim günâhtan tevbemi kabûl etmedikçe bu yerimden ayrılmıyacağım, diye yemin etti.
Ebû Lübâbe'nin düştüğü bu hatâ ile ilgili olarak şu meâldeki âyeti kerime nâzil oldu:
(Ey îmân edenler, Allaha ve Resûlüne hâinlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emânetlere de hâinlik etmeyin.) [Enfâl 27]
Ebû Lübâbe, Resûlullahın muhterem hanımlarından Ümm-i Seleme'nin Mescid-i Nebeviye açılan kapısı önündeki direğe kendisini bağlatmıştı. Hava bir hayli sıcaktı. Bir hafta hiçbir şey yemeyip, kulakları işitemeyecek hâle gelmişti.
Ebû Lübâbe, yaptığına pişman olup kendini direğe bağlattığı sırada, Müslümanlar onun bu hâlinden habersiz, Yahûdîlerin kalesinden dönmesini bekliyorlardı. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen Ebû Lübâbe dönmedi. Nihayet durumdan haberdar olunup, Resûlullaha arz edildi. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Eğer doğruca yanıma gelseydi, bağışlanmasını Allahü teâlâdan dilerdim. Madem ki, o kendisini bağlatmış, artık Allahü teâlâ tevbesini kabûl edinceye kadar onu bulunduğu yerde bırakırım.
Ebû Lübâbe bu şekilde direğe bağlı kalarak altı gece kaldı. Her namaz vaktinde hanımı tarafından bağları çözülür, namazını kıldıktan sonra, tekrar direğe bağlanırdı.
Müjdeleyeyim mi?
Peygamber efendimiz Ümm-i Seleme'nin odasında idi. O sırada, Ebû Lübâbe'nin tevbesinin kabûl olduğuna dâir âyet-i kerîme nâzil oldu. Âyet-i kerîmede meâlen buyuruldu ki:
(Onlardan diğer bir kısmı da günâhlarını itiraf ettiler ve önce yapmış oldukları iyi bir ameli sonradan yaptıkları başka bir kötü amel ile karıştırdılar. Olur ki, Allah, onların tevbelerini kabûl eder. Çünkü Allah, Gafûrdur, çok bağışlayıcıdır, Rahimdir.) [Tevbe 102]
Ümm-i Seleme vâlidemiz, seher vakti Peygamber efendimizin güldüğünü işitince sordu:
- Niçin gülüyorsunuz yâ Resûlallah!
- Ebû Lübâbe'nin tevbesi kabûl olundu.
- Müjdeleyeyim mi yâ Resûlallah?
- Olur! Müjdelemek istiyorsan, müjdele!
Bu haberi duyan herkes, iplerini çözüp salıvermek için Ebû Lübâbe'ye doğru koştular. Ebû Lübâbe bunu kabûl etmedi. Dedi ki:
- Vallahi Resûlullah efendimiz bizzat eliyle beni bırakmadıkça buradan ayrılmam.
Peygamber efendimiz de namaza giderken, uğrayıp salıverdiler.
Peygamber efendimiz ve Eshâb-ı kirâm silahlandılar. Cebrâil aleyhisselâmın izini takip ederek yola çıktılar. Benî Kurayza Yahûdîlerinin olduğu yere geldiler. Kalelerin çok yakınına kadar yaklaştılar. Benî Kurayza Yahûdîleri iyice muhasara altına alındı. Muhasara son derece şiddetlenmişti. Yahûdîler, Peygamber efendimizden, görüşmek ve danışmak üzere Ebû Lübâbe'yi kendilerine göndermesini istediler.
Bize ne yaparlar
Ebû Lübâbe'nin çoluk çocuğu ve malları Benî Kurayza yurdunda idi. Resûlullah efendimiz Ebû Lübâbe'yi çağırdı ve buyurdu ki:
- Yahûdîlerin yanına git! Onlar Evsliler arasından seni istediler.
Resûlullah efendimiz ayrıca Ebû Lübâbe'ye, onların yanına vardığında nasıl davranacağını da gösterdi. Ebû Lübâbe yanlarına varınca, onu karşıladılar. Kadınlar ve çocuklar ağlaşarak, kendilerine acındırmaya çalışarak yardım bekliyorlardı. Yahûdîler, Ebû Lübâbe'ye dediler ki:
- Ey Ebû Lübâbe! Muhasara bizi mahvetti. Muhammed müsaade etse de buradan çıkıp, Şam'a veya Hayber'e gitsek, bizim çarpışmaya gücümüz yok. Ey Ebû Lübâbe, biz teslim olursak bize ne yapılacak? Bize teslim olmayı tavsiye eder misin?
Ebû Lübâbe de şöyle cevap verdi:
- Evet, teslim olmanızı tavsiye ederim. (Böyle söylerken elini boğazına götürerek, teslim olurlarsa boğazlarının kesileceğini ifâde eden bir işâret yapmıştı.)
Ebû Lübâbe diyor ki:
- Vallahi onların yanından da henüz ayrılmamıştım ki, bu hareketimle, Allaha ve Resûlüne karşı iyi bir iş yapmadığımı anlamıştım.
Ebû Lübâbe, salâhiyetli olmadığı veya gizli kalması gereken bir şeyi söylemişti. Ancak bir kere ağzından çıkmıştı.
Allahü teâlâ kalbimi biliyor
Ebû Lübâbe bu duruma çok üzüldü, çok pişman oldu. Gözlerinden akan yaşlar sakalını ıslattı. Kalenin arkasından bulduğu bir yolla, doğru Medîne'ye gidip Mescid-i Nebeviye girdi. Kendisini direğe bağlattı.
- Allahü teâlâ kalbimi biliyor. Bana hakîkî bir tevbe ihsân edinceye kadar vallahî ben Resûlullahın yüzüne de bakamam. Allahü teâlâ işlediğim günâhtan tevbemi kabûl etmedikçe bu yerimden ayrılmıyacağım, diye yemin etti.
Ebû Lübâbe'nin düştüğü bu hatâ ile ilgili olarak şu meâldeki âyeti kerime nâzil oldu:
(Ey îmân edenler, Allaha ve Resûlüne hâinlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emânetlere de hâinlik etmeyin.) [Enfâl 27]
Ebû Lübâbe, Resûlullahın muhterem hanımlarından Ümm-i Seleme'nin Mescid-i Nebeviye açılan kapısı önündeki direğe kendisini bağlatmıştı. Hava bir hayli sıcaktı. Bir hafta hiçbir şey yemeyip, kulakları işitemeyecek hâle gelmişti.
Ebû Lübâbe, yaptığına pişman olup kendini direğe bağlattığı sırada, Müslümanlar onun bu hâlinden habersiz, Yahûdîlerin kalesinden dönmesini bekliyorlardı. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen Ebû Lübâbe dönmedi. Nihayet durumdan haberdar olunup, Resûlullaha arz edildi. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Eğer doğruca yanıma gelseydi, bağışlanmasını Allahü teâlâdan dilerdim. Madem ki, o kendisini bağlatmış, artık Allahü teâlâ tevbesini kabûl edinceye kadar onu bulunduğu yerde bırakırım.
Ebû Lübâbe bu şekilde direğe bağlı kalarak altı gece kaldı. Her namaz vaktinde hanımı tarafından bağları çözülür, namazını kıldıktan sonra, tekrar direğe bağlanırdı.
Müjdeleyeyim mi?
Peygamber efendimiz Ümm-i Seleme'nin odasında idi. O sırada, Ebû Lübâbe'nin tevbesinin kabûl olduğuna dâir âyet-i kerîme nâzil oldu. Âyet-i kerîmede meâlen buyuruldu ki:
(Onlardan diğer bir kısmı da günâhlarını itiraf ettiler ve önce yapmış oldukları iyi bir ameli sonradan yaptıkları başka bir kötü amel ile karıştırdılar. Olur ki, Allah, onların tevbelerini kabûl eder. Çünkü Allah, Gafûrdur, çok bağışlayıcıdır, Rahimdir.) [Tevbe 102]
Ümm-i Seleme vâlidemiz, seher vakti Peygamber efendimizin güldüğünü işitince sordu:
- Niçin gülüyorsunuz yâ Resûlallah!
- Ebû Lübâbe'nin tevbesi kabûl olundu.
- Müjdeleyeyim mi yâ Resûlallah?
- Olur! Müjdelemek istiyorsan, müjdele!
Bu haberi duyan herkes, iplerini çözüp salıvermek için Ebû Lübâbe'ye doğru koştular. Ebû Lübâbe bunu kabûl etmedi. Dedi ki:
- Vallahi Resûlullah efendimiz bizzat eliyle beni bırakmadıkça buradan ayrılmam.
Peygamber efendimiz de namaza giderken, uğrayıp salıverdiler.
sol kolumdaki dövmenin tam karşılığıymış megerse: hiç.
adam dünyada okunmadık kitap bırakmamış, hala kalkıp fıkıh dersi vermeye çalışan hıyartolar var. bir de "umarım bunu okuyordur" diyor. zuhahaha. he okuyordur amk.
adamın yemediği hakaret kalmamış, çıkıp şimdi özür mü dileyecek. oldu. bunu yaparsa kimsenin saygısı kalır mı bu adama?
tövbe etmesi gereken varsa evindeki 30 milyon doların 25 milyonunu havuz medyasının patronu çalık'a aktarıp, kalan 5 milyon euro ile de şehrizar'dan daire alan hırsız oğlu hırsızlardır. haksızlığa karşı duranlar mağlup olmazlar. ölseler şehit olurlar. o yüzden fazla sıkıntı çektiğini de zannetmiyorum.
adamın yemediği hakaret kalmamış, çıkıp şimdi özür mü dileyecek. oldu. bunu yaparsa kimsenin saygısı kalır mı bu adama?
tövbe etmesi gereken varsa evindeki 30 milyon doların 25 milyonunu havuz medyasının patronu çalık'a aktarıp, kalan 5 milyon euro ile de şehrizar'dan daire alan hırsız oğlu hırsızlardır. haksızlığa karşı duranlar mağlup olmazlar. ölseler şehit olurlar. o yüzden fazla sıkıntı çektiğini de zannetmiyorum.
bediuzzaman ve oncesinde yasamis alimlere benzetilen, yasadigi donemin hukumeti tarafindan ezildigi soylenen sahis. tarihteki hicbir din alimi bu adamin elinde bulundurdugu gucun 10 da birine sahip degildi. cogunun evi bile yoktu, mala mulke onem vermezlerdi. hayatlari surgunlerde gecti. birde su adamin yasadigi hayata bakin, elindeki guce, itibara bakin. oturdugu yerden, kalesinden devletler yikiyor, hukumetler deviriyor muridleri sayesinde. simdi sorarim size bu adam bediuzzamanami daha cok benziyor yoksa hasan sabbah a mi?
Hala daha kendisini savunan yer fıstığı beyinliler vardır.
Hümeyni gibi dönmeyi istiyodu şimdi apo gibi dönecek.
Ellerinde kelepçe kafasında çuval.
Ellerinde kelepçe kafasında çuval.
sohbeti başka, fikri başkadır. öyle olmasaydı hiç videosu yayımlanınca allah ta benim belamı versin gibisinden dönüş yapar mıydı?
Ortalığın tozunu attırayım derken toz yutmuş kişilik. Üstüne saldırmadan bile beddualar edebilir, insanı ağzına vurup kırmakla tehdit edecek kadar hoşgörülüdür. Peşinden gidenlerle ticaret dahi yapılmaz.
yıllarca kpss, öss, polislik ve askeri sınavların sorularını çaldıran, müritlerine dağıtan, devlette haksız şekilde kadrolaşan, akpnin yaptıklarına göz yuman ve hatta yardım eden, yıllardır haberi olduğu halde ters düştüğü için akpnin yolsuzluklarını ortaya çıkaran adamdır. kısacası akp ile aynı bokun laciverdidir.
pek seveni kalmamıştır.
büyük insandır.
büyük insandır.
zaman gazetesi ile meşhur ünlü meşhur (meşhur ve ünlü aynı değil ) cumhuriyet dönemindeki din elden gidiyor diye yurt içinde isyan çıkaran bir zatı munteremdir...
180 derece dönme açısından büyük insandır. Mal varlığı açısından daha da büyük.
cinlerin ileride devletler arası casuslukta kullanılabileceğini iddia eden şahıs.
ulan bu adamın ne mal olduğu belliydi de , biz türk milleti olarak hep duygusal hareket ettiğimiz için bu kazığı yedik .
seçimlerle ilgili hala konuşmamıştır. çünkü ortalığın tekrar karışmasının ardından konuşacaktır. amacı fitne olana yakışır şekilde..
Hala daha bunun okullarını islam yayıyor sanan mallar var.
mandela için taziye mesajı yayınladığı günlerde abdulkadir molla, bangaledeş yönetimi tarafından idam edildi ve bu fitne başı, abdulkadir molla ile ilgili herhangi bir mesaj yayınlamaya tenezzül etmedi. melun.
iyi gülen olacaktır.
yakışıklı din adamıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar