bugün
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- arkadaşlar nasılsınız11
- bana gel film izleriz diyen erkek15
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil6
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- anın görüntüsü10
- gratisin içini merak etmek5
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- cansever18
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- kendine bir soru sor5
- simko317
- mekke anlaşması11
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- kütleçekim pili2
- insan sevmemek6
- kavalali mehmet ali pasa3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- komik biri olmak2
- sözlüğün kırbacı5
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- futbol24
- kafamın içindeki sesler5
- pazar günü evde oturan insan4
- bir sözlük kızını yatağa atmak2
- hewal ebo9
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- tavuk pilav4
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- ip atlayan erkek2
- kadınlar denizi3
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi2
- acı yiyen insan2
- sarapci koala7
- pkklı anaları3
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- günlük tutan erkek13
- galatasaray daikin den libero takviyesi2
- victor osimhen9
- işerken hapşırmak3
- ümit özdağ6
- komik olmayan komedyen3
- uçan tekne2
20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden Albert Einstein 17 Nisan 1955 akşamı göğüs ağrısı şikayeti ile Princeton Hastanesine yatırıldı. 76 yaşındaydı. Ertesi sabah, karın boşluğundaki en büyük atardamarının yırtılmasından (abdominal aort anevrizması) kaybedildi. Cesedine dokunulmaması ve yakılarak küllerinin denize serpilmesini vasiyet etmişti. Bu isteği kısmen yerine getirildi. Gerçi cenazesi yakıldı ve külleri savruldu ama, daha önce hastanenin patoloğu Thomas Harvey, dehasının sırrını çözmek istedi ve otopsisini yaptı. Bu işlemin izinsiz olması bir yana, beyni çıkartıp sakladığını da kimseler bilmiyordu. Otopsinin yapıldığı hemen ortaya çıktı elbette. Ama oğlu Arthur, "Einsteinın beyni bizim evde" diyerek, durumu sınıf öğretmenine söylemeseydi, beynin çalındığı ortaya çıkmayabilirdi. Harvey sadece beyni almakla yetinmedi. Gözlerini de çıkarttı ve Einsteinın göz doktoru Henry Abramsa teslim etti. Halen New Yorkta bir kasada durmaktalar.
Dr. Harvey, bütün ısrarlara rağmen beyni teslim etmeyince hastaneden kovuldu. Philadelphiaya taşındı. Bir laboratuvarda gerekli ön işlemlerden sonra beyni 240 kadar parçaya ayırdı, iki kavanoza dağıttı, üzerlerine formalin doldurdu. Önce bir tahta kutuya, kutuyu da bira soğutucusunun alt rafına yerleştirdi. Zaman zaman gazeteciler araştırma sonuçlarını sordular. O da bir yıl içinde yayınlayacağını söyleyip durdu. Böylece otuz yıl geçti.
Nihayet, 1985te Berkeley Üniversitesinden nörobilimci Marian Diamond, Harveyi aradı ve Einsteinın beyni ile deneyler yapmak istediğini belirtti. Diamond, 1970lerde bazı araştırmalar gerçekleştirmiş ve sıçanların beyinlerindeki hücreleri saymıştı. Hayvanların bir bölümünü beyin etkinliğini uyaran bir çevreye, diğerlerini tamamen karanlık bir ortamda tuttuğunda, ilk gruptakilerin beyin hücre sayısında artış gözlemişti. Şimdi hedefi Einsteinın beynindeki hücre sayısıyla, sıradan zekası olanların beynini karşılaştırmaktı. Bulgularını, pek fazla rağbet edilmeyen Experimental Neurology adlı bir dergide yayınladı. "Bir bilim adamının beyni hakkında: Albert Einstein" başlığını taşıyan makale, nöronların gliyal hücrelere oranı ile ilgiliydi ve yaş ortalaması 64 olan 11 ölmüş kişinin beynindeki oranlarla karşılaştırılmıştı. Einsteinın beyninin sol yarısındaki bir bölgede, nöron başına düşen gliyal hücre sayısı normalden yüzde 73 daha yüksekti.
Einstein ile ilgili her şeyde olduğu gibi, Diamondun makalesi de büyük yankı uyandırdı. Daha önceleri pek tanınmayan nörolog, birdenbire ün kazandı. Kimi araştırıcılar bu bulguları, Einsteinın beyin hücrelerinin daha fazla beslenmeye gereksinim duyduğu biçiminde yorumladı, kimileri ise deneylerde ciddi hatalar bulup, saçmaladığını düşündüler.
Beyinle ilgili ikinci araştırma Alabama Üniversitesinden Britt Andersona ait. 1996da Neuroscience Lettersde, sıradan bir erkeğin ortalama beyin ağırlığı 1400 gram olduğu halde, Einsteinın beyninin 1230 gram geldiği, ayrıca dış tabakasının da normalden ince olduğu öne sürüldü. Bu bulgular, dáhi fizikçinin beynindeki sinir hücrelerinin daha sıkışık ve yoğun biçimde birarada olduğu, bu sayede aralarındaki iletişimin normal insanlarınkinden daha hızlı biçimde gerçekleştiği ve küçük beyinli olanların hiç de sanıldığı gibi aptal değil, bilakis üstün zekalı olabilecekleri şeklinde yorumlandı.
Kanadalı Dr. Sandra Witelson, ünlü Lancet dergisinde 1999da yayınlanan "Albert Einsteinın istisnai beyni" adlı makalesinde matematik ve üç boyutlu düşünmeyi denetleyen bölgede normalden fazla girintinin bulunduğunu bildiriyordu. Yazarları arasında Thomas Harveyin de yer aldığı bu araştırma pek çok eleştiriyle karşılaştı.
40 yıl boyunca kapı kapı dolaşıp, Einsteinın beynini doğru dürüst inceleyebilecek birini bulamadığına sinirlenen patolog Thomas Harvey, sonunda elindeki her iki kavanozu, içinde kalan beyin parçalarıyla birlikte Princeton Tıp Merkezine hediye etti. Doktor 90ını geçti. Halen New Jerseyde, Titusville adlı küçük bir kasabada yaşıyor. Kulağı pek işitmiyor, zor yürüyor. Ama yaptıklarından hiç pişman değil.
hurriyet 30/07/2006
Dr. Harvey, bütün ısrarlara rağmen beyni teslim etmeyince hastaneden kovuldu. Philadelphiaya taşındı. Bir laboratuvarda gerekli ön işlemlerden sonra beyni 240 kadar parçaya ayırdı, iki kavanoza dağıttı, üzerlerine formalin doldurdu. Önce bir tahta kutuya, kutuyu da bira soğutucusunun alt rafına yerleştirdi. Zaman zaman gazeteciler araştırma sonuçlarını sordular. O da bir yıl içinde yayınlayacağını söyleyip durdu. Böylece otuz yıl geçti.
Nihayet, 1985te Berkeley Üniversitesinden nörobilimci Marian Diamond, Harveyi aradı ve Einsteinın beyni ile deneyler yapmak istediğini belirtti. Diamond, 1970lerde bazı araştırmalar gerçekleştirmiş ve sıçanların beyinlerindeki hücreleri saymıştı. Hayvanların bir bölümünü beyin etkinliğini uyaran bir çevreye, diğerlerini tamamen karanlık bir ortamda tuttuğunda, ilk gruptakilerin beyin hücre sayısında artış gözlemişti. Şimdi hedefi Einsteinın beynindeki hücre sayısıyla, sıradan zekası olanların beynini karşılaştırmaktı. Bulgularını, pek fazla rağbet edilmeyen Experimental Neurology adlı bir dergide yayınladı. "Bir bilim adamının beyni hakkında: Albert Einstein" başlığını taşıyan makale, nöronların gliyal hücrelere oranı ile ilgiliydi ve yaş ortalaması 64 olan 11 ölmüş kişinin beynindeki oranlarla karşılaştırılmıştı. Einsteinın beyninin sol yarısındaki bir bölgede, nöron başına düşen gliyal hücre sayısı normalden yüzde 73 daha yüksekti.
Einstein ile ilgili her şeyde olduğu gibi, Diamondun makalesi de büyük yankı uyandırdı. Daha önceleri pek tanınmayan nörolog, birdenbire ün kazandı. Kimi araştırıcılar bu bulguları, Einsteinın beyin hücrelerinin daha fazla beslenmeye gereksinim duyduğu biçiminde yorumladı, kimileri ise deneylerde ciddi hatalar bulup, saçmaladığını düşündüler.
Beyinle ilgili ikinci araştırma Alabama Üniversitesinden Britt Andersona ait. 1996da Neuroscience Lettersde, sıradan bir erkeğin ortalama beyin ağırlığı 1400 gram olduğu halde, Einsteinın beyninin 1230 gram geldiği, ayrıca dış tabakasının da normalden ince olduğu öne sürüldü. Bu bulgular, dáhi fizikçinin beynindeki sinir hücrelerinin daha sıkışık ve yoğun biçimde birarada olduğu, bu sayede aralarındaki iletişimin normal insanlarınkinden daha hızlı biçimde gerçekleştiği ve küçük beyinli olanların hiç de sanıldığı gibi aptal değil, bilakis üstün zekalı olabilecekleri şeklinde yorumlandı.
Kanadalı Dr. Sandra Witelson, ünlü Lancet dergisinde 1999da yayınlanan "Albert Einsteinın istisnai beyni" adlı makalesinde matematik ve üç boyutlu düşünmeyi denetleyen bölgede normalden fazla girintinin bulunduğunu bildiriyordu. Yazarları arasında Thomas Harveyin de yer aldığı bu araştırma pek çok eleştiriyle karşılaştı.
40 yıl boyunca kapı kapı dolaşıp, Einsteinın beynini doğru dürüst inceleyebilecek birini bulamadığına sinirlenen patolog Thomas Harvey, sonunda elindeki her iki kavanozu, içinde kalan beyin parçalarıyla birlikte Princeton Tıp Merkezine hediye etti. Doktor 90ını geçti. Halen New Jerseyde, Titusville adlı küçük bir kasabada yaşıyor. Kulağı pek işitmiyor, zor yürüyor. Ama yaptıklarından hiç pişman değil.
hurriyet 30/07/2006
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar