bugün
- osuruktan şiirler41
- kanal ayarlama 1500 lira11
- devletin temeli adalettir9
- adana kebap6
- sözlükten soğuma nedenleri17
- açılım4
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- okul kıyafeti zorunluluğu3
- velvet'in aylık geliri6
- iyi parti17
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener4
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- gece sokaklarda dolaşıp kedi ve köpekleri sevmek2
- simko315
- küçük sürprizler yapmak5
- zorunlu eğitim9
- filistin2
- yeni anayasa4
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- kısır9
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- mini elbise4
- uludağ sözlüğün reaktörü2
- şeytanın insanlardan ders alması4
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- evlenme teklif edecekken sevgilinin yüzüne kusmak2
- 777 diyen erkolar8
- alttaki yazara motto ver16
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- yazarların özel mesaj sayıları5
- akrep burcu kini8
- ölüp hayalet olarak geri gelmek4
- çerçeve yasa34
- bir daha doğmayacak olmak4
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- amedspor14
- gollumun gözü yüzükte6
- beyaz tenli gotik kız3
- karanlık bir yolda arabanın bozulması2
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- gerdek gecesinde sevişmek zorunda mıyız3
- saçını pembeye boyayan erkek6
- aleksey batrakov12
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden Albert Einstein 17 Nisan 1955 akşamı göğüs ağrısı şikayeti ile Princeton Hastanesine yatırıldı. 76 yaşındaydı. Ertesi sabah, karın boşluğundaki en büyük atardamarının yırtılmasından (abdominal aort anevrizması) kaybedildi. Cesedine dokunulmaması ve yakılarak küllerinin denize serpilmesini vasiyet etmişti. Bu isteği kısmen yerine getirildi. Gerçi cenazesi yakıldı ve külleri savruldu ama, daha önce hastanenin patoloğu Thomas Harvey, dehasının sırrını çözmek istedi ve otopsisini yaptı. Bu işlemin izinsiz olması bir yana, beyni çıkartıp sakladığını da kimseler bilmiyordu. Otopsinin yapıldığı hemen ortaya çıktı elbette. Ama oğlu Arthur, "Einsteinın beyni bizim evde" diyerek, durumu sınıf öğretmenine söylemeseydi, beynin çalındığı ortaya çıkmayabilirdi. Harvey sadece beyni almakla yetinmedi. Gözlerini de çıkarttı ve Einsteinın göz doktoru Henry Abramsa teslim etti. Halen New Yorkta bir kasada durmaktalar.
Dr. Harvey, bütün ısrarlara rağmen beyni teslim etmeyince hastaneden kovuldu. Philadelphiaya taşındı. Bir laboratuvarda gerekli ön işlemlerden sonra beyni 240 kadar parçaya ayırdı, iki kavanoza dağıttı, üzerlerine formalin doldurdu. Önce bir tahta kutuya, kutuyu da bira soğutucusunun alt rafına yerleştirdi. Zaman zaman gazeteciler araştırma sonuçlarını sordular. O da bir yıl içinde yayınlayacağını söyleyip durdu. Böylece otuz yıl geçti.
Nihayet, 1985te Berkeley Üniversitesinden nörobilimci Marian Diamond, Harveyi aradı ve Einsteinın beyni ile deneyler yapmak istediğini belirtti. Diamond, 1970lerde bazı araştırmalar gerçekleştirmiş ve sıçanların beyinlerindeki hücreleri saymıştı. Hayvanların bir bölümünü beyin etkinliğini uyaran bir çevreye, diğerlerini tamamen karanlık bir ortamda tuttuğunda, ilk gruptakilerin beyin hücre sayısında artış gözlemişti. Şimdi hedefi Einsteinın beynindeki hücre sayısıyla, sıradan zekası olanların beynini karşılaştırmaktı. Bulgularını, pek fazla rağbet edilmeyen Experimental Neurology adlı bir dergide yayınladı. "Bir bilim adamının beyni hakkında: Albert Einstein" başlığını taşıyan makale, nöronların gliyal hücrelere oranı ile ilgiliydi ve yaş ortalaması 64 olan 11 ölmüş kişinin beynindeki oranlarla karşılaştırılmıştı. Einsteinın beyninin sol yarısındaki bir bölgede, nöron başına düşen gliyal hücre sayısı normalden yüzde 73 daha yüksekti.
Einstein ile ilgili her şeyde olduğu gibi, Diamondun makalesi de büyük yankı uyandırdı. Daha önceleri pek tanınmayan nörolog, birdenbire ün kazandı. Kimi araştırıcılar bu bulguları, Einsteinın beyin hücrelerinin daha fazla beslenmeye gereksinim duyduğu biçiminde yorumladı, kimileri ise deneylerde ciddi hatalar bulup, saçmaladığını düşündüler.
Beyinle ilgili ikinci araştırma Alabama Üniversitesinden Britt Andersona ait. 1996da Neuroscience Lettersde, sıradan bir erkeğin ortalama beyin ağırlığı 1400 gram olduğu halde, Einsteinın beyninin 1230 gram geldiği, ayrıca dış tabakasının da normalden ince olduğu öne sürüldü. Bu bulgular, dáhi fizikçinin beynindeki sinir hücrelerinin daha sıkışık ve yoğun biçimde birarada olduğu, bu sayede aralarındaki iletişimin normal insanlarınkinden daha hızlı biçimde gerçekleştiği ve küçük beyinli olanların hiç de sanıldığı gibi aptal değil, bilakis üstün zekalı olabilecekleri şeklinde yorumlandı.
Kanadalı Dr. Sandra Witelson, ünlü Lancet dergisinde 1999da yayınlanan "Albert Einsteinın istisnai beyni" adlı makalesinde matematik ve üç boyutlu düşünmeyi denetleyen bölgede normalden fazla girintinin bulunduğunu bildiriyordu. Yazarları arasında Thomas Harveyin de yer aldığı bu araştırma pek çok eleştiriyle karşılaştı.
40 yıl boyunca kapı kapı dolaşıp, Einsteinın beynini doğru dürüst inceleyebilecek birini bulamadığına sinirlenen patolog Thomas Harvey, sonunda elindeki her iki kavanozu, içinde kalan beyin parçalarıyla birlikte Princeton Tıp Merkezine hediye etti. Doktor 90ını geçti. Halen New Jerseyde, Titusville adlı küçük bir kasabada yaşıyor. Kulağı pek işitmiyor, zor yürüyor. Ama yaptıklarından hiç pişman değil.
hurriyet 30/07/2006
Dr. Harvey, bütün ısrarlara rağmen beyni teslim etmeyince hastaneden kovuldu. Philadelphiaya taşındı. Bir laboratuvarda gerekli ön işlemlerden sonra beyni 240 kadar parçaya ayırdı, iki kavanoza dağıttı, üzerlerine formalin doldurdu. Önce bir tahta kutuya, kutuyu da bira soğutucusunun alt rafına yerleştirdi. Zaman zaman gazeteciler araştırma sonuçlarını sordular. O da bir yıl içinde yayınlayacağını söyleyip durdu. Böylece otuz yıl geçti.
Nihayet, 1985te Berkeley Üniversitesinden nörobilimci Marian Diamond, Harveyi aradı ve Einsteinın beyni ile deneyler yapmak istediğini belirtti. Diamond, 1970lerde bazı araştırmalar gerçekleştirmiş ve sıçanların beyinlerindeki hücreleri saymıştı. Hayvanların bir bölümünü beyin etkinliğini uyaran bir çevreye, diğerlerini tamamen karanlık bir ortamda tuttuğunda, ilk gruptakilerin beyin hücre sayısında artış gözlemişti. Şimdi hedefi Einsteinın beynindeki hücre sayısıyla, sıradan zekası olanların beynini karşılaştırmaktı. Bulgularını, pek fazla rağbet edilmeyen Experimental Neurology adlı bir dergide yayınladı. "Bir bilim adamının beyni hakkında: Albert Einstein" başlığını taşıyan makale, nöronların gliyal hücrelere oranı ile ilgiliydi ve yaş ortalaması 64 olan 11 ölmüş kişinin beynindeki oranlarla karşılaştırılmıştı. Einsteinın beyninin sol yarısındaki bir bölgede, nöron başına düşen gliyal hücre sayısı normalden yüzde 73 daha yüksekti.
Einstein ile ilgili her şeyde olduğu gibi, Diamondun makalesi de büyük yankı uyandırdı. Daha önceleri pek tanınmayan nörolog, birdenbire ün kazandı. Kimi araştırıcılar bu bulguları, Einsteinın beyin hücrelerinin daha fazla beslenmeye gereksinim duyduğu biçiminde yorumladı, kimileri ise deneylerde ciddi hatalar bulup, saçmaladığını düşündüler.
Beyinle ilgili ikinci araştırma Alabama Üniversitesinden Britt Andersona ait. 1996da Neuroscience Lettersde, sıradan bir erkeğin ortalama beyin ağırlığı 1400 gram olduğu halde, Einsteinın beyninin 1230 gram geldiği, ayrıca dış tabakasının da normalden ince olduğu öne sürüldü. Bu bulgular, dáhi fizikçinin beynindeki sinir hücrelerinin daha sıkışık ve yoğun biçimde birarada olduğu, bu sayede aralarındaki iletişimin normal insanlarınkinden daha hızlı biçimde gerçekleştiği ve küçük beyinli olanların hiç de sanıldığı gibi aptal değil, bilakis üstün zekalı olabilecekleri şeklinde yorumlandı.
Kanadalı Dr. Sandra Witelson, ünlü Lancet dergisinde 1999da yayınlanan "Albert Einsteinın istisnai beyni" adlı makalesinde matematik ve üç boyutlu düşünmeyi denetleyen bölgede normalden fazla girintinin bulunduğunu bildiriyordu. Yazarları arasında Thomas Harveyin de yer aldığı bu araştırma pek çok eleştiriyle karşılaştı.
40 yıl boyunca kapı kapı dolaşıp, Einsteinın beynini doğru dürüst inceleyebilecek birini bulamadığına sinirlenen patolog Thomas Harvey, sonunda elindeki her iki kavanozu, içinde kalan beyin parçalarıyla birlikte Princeton Tıp Merkezine hediye etti. Doktor 90ını geçti. Halen New Jerseyde, Titusville adlı küçük bir kasabada yaşıyor. Kulağı pek işitmiyor, zor yürüyor. Ama yaptıklarından hiç pişman değil.
hurriyet 30/07/2006
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar