bugün
- türbede dua etmenin şirk olması13
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması7
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması6
- dump atan erkek mi olur aw4
- azrail gelse ona ne derdiniz12
- g i l d e d l i l y11
- medet ya ali diyen alevi3
- satürnün halkasına imam hatip açmak5
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım5
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- gece sokakta boynunda iple gezen şeyh görmek4
- askeri imam hatip lisesi5
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi4
- 22 ağustos ta 32 yaşına girmek2
- asılmış şeyh4
- stack overflow kopyala yapıştır2
- evde fare görmek5
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- çerçeve yasa25
- benkimki6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- yurt dışı çıkış harcı3
- hangi üye hangisiydi hepsi karıştı6
- ölülere kuran okumak3
- sözlüğün dili olsa da konuşsa3
- bana onu sormayin6
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- silinen hesap 0145677
- ethem dede2
- john hinckley jr'ın jodie foster'a mesajı2
- sevdiğine şiir yazabilen kaslı ve yakışıklı erkek3
- özgür özel14
- turhan çömez3
- hasta bir yakınına yemek götürmek2
- ebeveynlerin evdeki oyun konsoluna çökmesi2
- ayran fetişisti3
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı7
- köfteci yusuf3
- aç karnına kahve içmek6
- arabada sigara içilir mi6
- caminin içinde mezar olması2
- prezervatif içimde kaldı2
- böbrek taşından tespih yaptırmak2
- muslettin amca2
- arkadaşlar zall gitti3
- kemal kılıçdaroğlu2
- duygusal yerine fiziksel ilişki tercih etmek2
- gratisin içini merak etmek10
- eline krem süren erkek6
"yerleştir bu sevdayı her yerine
yüzünde ter olan su damlacıklarının
kaynağına yerleştir
her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
gül taşıyan cocuğuna yerleştir
ve omuzlarına daracık omuzlarına
üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
kar taneleri gibi uçuşan
ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
yerleştir bu sevdayı her yerine."
yüzünde ter olan su damlacıklarının
kaynağına yerleştir
her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
gül taşıyan cocuğuna yerleştir
ve omuzlarına daracık omuzlarına
üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
kar taneleri gibi uçuşan
ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
yerleştir bu sevdayı her yerine."
"Bazen da bir yerde kuşlar vardır
Ne uçmak, ne görünmek için
Bir karanfil pencereyi deler
Bir kapı kendiliğinden kapanır
istesek sevişirdik, ama olmadı
Biz değil yaşayan acılardır.
Gitsem de her yerde biraz vardır
Hatırda zamansız bir plak
Bir otel kapısı, biraz istasyon
Vardır o seninle birlikte olmak
Buluşur çok uzaktan ellerimiz
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak."
Ne uçmak, ne görünmek için
Bir karanfil pencereyi deler
Bir kapı kendiliğinden kapanır
istesek sevişirdik, ama olmadı
Biz değil yaşayan acılardır.
Gitsem de her yerde biraz vardır
Hatırda zamansız bir plak
Bir otel kapısı, biraz istasyon
Vardır o seninle birlikte olmak
Buluşur çok uzaktan ellerimiz
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak."
" susmanın su kenarındayız bugün
ne kadar sevgiyle konuşsak- konuşuyoruz da-
korkuyoruz göz göze gelince hilmi bey
korkuyoruz
sanki gözler rakiptir de birbirine- öyle değil mi-
ve bir yokuştan iner gibi oluyoruz
bir yokuştan bir yokuşa sürekli
-nereye?
-bilmem ki
ellerimizde alkol sesleri, saçlarımızda
alkol sesleri
dağlarımızda,içdenizlerimizde
ve günler günlerin içinde öyle yavaş ki."
ne kadar sevgiyle konuşsak- konuşuyoruz da-
korkuyoruz göz göze gelince hilmi bey
korkuyoruz
sanki gözler rakiptir de birbirine- öyle değil mi-
ve bir yokuştan iner gibi oluyoruz
bir yokuştan bir yokuşa sürekli
-nereye?
-bilmem ki
ellerimizde alkol sesleri, saçlarımızda
alkol sesleri
dağlarımızda,içdenizlerimizde
ve günler günlerin içinde öyle yavaş ki."
"Değilsek de yakın,
birbirimize uzak da sayılmayız büsbütün "
"sanki kar yağışlarının ardından
uzun kar yağışlarının ardından
sevimsiz bir lunaparkta
kimsesiz bir atlıkarıncaydım"
birbirimize uzak da sayılmayız büsbütün "
"sanki kar yağışlarının ardından
uzun kar yağışlarının ardından
sevimsiz bir lunaparkta
kimsesiz bir atlıkarıncaydım"
"her şey iyi, her şey sade
anlayamıyorum şu iç sıkıntımı"
anlayamıyorum şu iç sıkıntımı"
trt'nin portreler galerisi programında hakkında genel bilgiler sunulmuştur. 8 dakikalık bir video. işte: https://www.youtube.com/watch?v=dgXZC2rwd5Y
çağrılmayan yakup adlı şiiri efsanedir. üzerinde konuşlup düşünülmesi yeni yeni buluşlar sağlayan uzun mu uzun bir şiir. ilk kısmı şöyle:
Kurbağalara bakmaktan geliyorum dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar kurbağalar
O kadar çoktular ki doğrusu ben şaşırdım
Ben yani Yakup her türlü çağrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun Yakup! diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki dönüp arkama bakayım
Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
Sonra bir güzel yıkanayım da
Ben size demedim mi.
Kurbağalara bakmaktan geliyorum dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar kurbağalar
O kadar çoktular ki doğrusu ben şaşırdım
Ben yani Yakup her türlü çağrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun Yakup! diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki dönüp arkama bakayım
Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
Sonra bir güzel yıkanayım da
Ben size demedim mi.
"yok düş kuracak vakit bile, her seyi bir yana bırakıyoruz soylene soylene"
"Gel otur son kez dinle anlatacaklarım var
yaşadıkların güzel değil anlatacaklarımdan"
yaşadıkların güzel değil anlatacaklarımdan"
türk şiir'nin özgün kalemlerinden.
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
Ikimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle. *
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
Ikimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle. *
Çok şiir yazan adam. Cemal Süreya da onun ardında bunu doğrulayan dizeler kaleme almıştır.
" Her şeyin fazlası zararlıdır ya çok şiirden öldü Edip cansever " der.
" Her şeyin fazlası zararlıdır ya çok şiirden öldü Edip cansever " der.
" Bütün yüzler budur sanıyorum
Çok kaybettim niye olduğumu
Oynasam kazanırdım kendime göre
Belki de bir Tanrı bulup sığınır ellerime
Büyütür dururdur korkunçluğumu.
Onu gezdiriyorum şimdi; o garip, anlaşılmaz
Ben ki ölmedim daha, ölümün yüzü bu
Bir çiçek kırılsa, bir dal eğilse
Yok diyecek doğrusu ölümün zaferine
Yani bu uzaklık zorunlu. "
Çok kaybettim niye olduğumu
Oynasam kazanırdım kendime göre
Belki de bir Tanrı bulup sığınır ellerime
Büyütür dururdur korkunçluğumu.
Onu gezdiriyorum şimdi; o garip, anlaşılmaz
Ben ki ölmedim daha, ölümün yüzü bu
Bir çiçek kırılsa, bir dal eğilse
Yok diyecek doğrusu ölümün zaferine
Yani bu uzaklık zorunlu. "
en çok maviyi seven ve şiirlerinde sıklıkla ondan bahseden en şair.
''Değilsek de yakın, birbirimize uzak da sayılmayız büsbütün...hem ne gelir ki elimizden insan olmaktan başka?''
've mutluluk bir kibrit çöpü,
artık ne kadar yanarsa..'
artık ne kadar yanarsa..'
"hiç korkun olmasın ekim ayından
ekimde diyelim herhangi bir salıdan
başını kaldıran herkes biraz sevindi."
ekimde diyelim herhangi bir salıdan
başını kaldıran herkes biraz sevindi."
"hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor
hiçbir zarf üç beş satıra
bırakmak bırakılmak demeyelim
durmadan yer değiştiriyor anlamlar da
ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden
sanki kış aylarında bir uçurumda.
hepsini biliyorum, hepsi aklımda
hepsi de hiç kımıldamayan bir duman gibi havada."
hiçbir zarf üç beş satıra
bırakmak bırakılmak demeyelim
durmadan yer değiştiriyor anlamlar da
ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden
sanki kış aylarında bir uçurumda.
hepsini biliyorum, hepsi aklımda
hepsi de hiç kımıldamayan bir duman gibi havada."
"yok düş kuracak vakit bile, her şeyi bir yana bırakıyoruz
söylene söylene."
söylene söylene."
' ...Zamanla değil, bir yerde
Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten
Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını
Billurdan sarkaçlarıyla.
Kalbim, sersemliğim benim.. ' *
Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten
Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını
Billurdan sarkaçlarıyla.
Kalbim, sersemliğim benim.. ' *
'fazla şiirden ölen' şair.
yeşil ipek gömleğinin yakası büyük zamana düşer.her şeyin fazlası zararlıdır ya fazla şiirden öldü Edip Cansever.
"ölü bir deniz yıldızıdır mutluluk."
türk şiirinin en underrated şairidir.
"Kaç kere ölmemişiz, kaç kere sormamışız, bu kaçıncı dalgınlığımız
Yani kaç sesli bir evrende kaç kere yalnız
Ne ölmek, ne ansımak! sadece yaşamakla
Tam öyle gibi.. Demeyin: eh, biraz yorulsak da
Demeyin, sakın haa, yok şu kadar bir şey insanın sonsuzunda
Biz şimdi ne yapsak, biz şimdi ne yapsak, biz işte biraz
bilmiyoruz ya
Diyoruz: yaşasak çıkmazları, sevişsek olmayanlarla."
Yani kaç sesli bir evrende kaç kere yalnız
Ne ölmek, ne ansımak! sadece yaşamakla
Tam öyle gibi.. Demeyin: eh, biraz yorulsak da
Demeyin, sakın haa, yok şu kadar bir şey insanın sonsuzunda
Biz şimdi ne yapsak, biz şimdi ne yapsak, biz işte biraz
bilmiyoruz ya
Diyoruz: yaşasak çıkmazları, sevişsek olmayanlarla."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar