bugün
- insanlar sizi nasıl tanımlar6
- meal kuran değildir26
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi12
- bella hadid5
- 31 çekerken eli kırmak4
- gecenin film sahnesi3
- iki elle 31 çekmek2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- velvet almanyaya gel5
- trabzonspor harbiden salah'ı almış3
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- ıban at4
- mohamed salah ghaly4
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- velvet14
- dünya sivaslılar günü3
- iremga12
- duş almak vs duş yapmak3
- çanakkale5
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- kendini anlatamamak6
- eric abidal2
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- uzak diyar4
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- gürkan uygun2
- justin bieber3
- memati baş5
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
- kız arkadaş kiralamak8
- başak erkeği nasıl tavlanır3
- anker2
- psikologa verdiğin mal iyi değilmiş demek3
- bakarız3
- özgür özel ve veli ağbaba hakkında fezleke2
- redkitin ati2
- tai lung7
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- afrika nasıl kalkınabilir15
- hayatımdaki şeylerin yolunda gitme süresi3
- gta 52
- animecileri ciddiye almak2
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- ateşin çocukları2
- bir sözlük kızıyla sevişmek3
- saçını ombre yapmak2
- ak partiye üye oluyoruz kampanyası2
Televizyonlarda bir sürü çarçur dizi oynuyor, bunların kimisi Türk çarçurları, kimisi Amerikan çarçurları. Elbette kimisi tutuyor, kimisi tutmuyor. Bir de bunlar, yaz gelince, SSK üyesi sigortalı emekçi gibi tatil yapıyorlar.
Türk dizileri kendi içlerinde 'mafya dizileri', 'Kürt dizileri', 'orta yaşlı kart romantik dizileri', 'üniversite adayı yeniyetme dizileri' gibilerden çeşitlendiler. Hepsinin müşterisi ayrı.
Bunların bir de para dağıttığı için halk tarafından çok sevilen 'yarışmalı' türleri var. Bir zamanlar amaç ne pahasına olursa olsun birilerine para verip ilgiyi canlı tutmaktı; örneğin bilgi yarışması olduğu ileri sürülen bir alt tabaka eğlencesinde, Türkiye'nin başkentinin hangi şehir olduğunu bilen bilmemkaç milyon lira alıp gidiyordu. Türkiye'nin ortalama eğitim düzeyinin ilkokul üçüncü sınıf olduğu hatırlanırsa, bu da yabana atılmaması gereken bir bilgiydi doğrusu.
Sonra bazı kanallar çamura yatmaya başladılar. 'Kağıt üzerinde' milyarlar kazanıyordun ama, yaz tahtaya, al haftaya... Bu yüzden davalar bile açıldı.
işte bu nedenle, zeki ve çalışkan halkımız artık ipini sağlam kazığa bağlıyor, para garanti değilse o yarışmaya takılmıyor!
Seyirci, bir de, zahmetli yarışmaları sevmiyor. Daha 'sörvayvır' kelimesini telaffuz edecek hali bile olmayınca, komando kursu gibi hayatta kalma mücadelesi verilen Survivor yarışması iş yapmıyor.
Genellikle bilgi yarışmalarını tercih ediyor, çünkü oralardan bilgisiz olarak da para kazanmak mümkün. Körkütük cahil olduğu ortaya çıkıp sıkıştığı zaman 'bilmiyorum' deyip çekilme terbiyesine sahip olmayınca, 'çok ihtiyacım var Mehmet Ali Bey, ne olur yardım edin' şeklinde cıvımak ve yüzsüzleşmek her zaman doğal karşılanıyor. Bunun bir bilgi yarışması olmadığını, 'reyting' alıp reklam toplamak ve para kazanmak amacıyla kurulmuş bir tuzak olduğunu seyirci, derin sezgisiyle, yapımcıdan çok daha iyi anlıyor... Eh madem öyle, yardım edeceksin aziz kardeşim, çünkü ticaretin oradan!
Bu nedenle, bir Fransız yarışması olan Fort Boyard'ın Türk versiyonu, tutmadı.
Çünkü zor bir yarışmaydı, 'fiziksel' çaba harcamak, atlamak zıplamak, düz duvara bile tırmanmak gerekiyordu ve yardım edecek bir Mehmet Ali Bey de bulunmuyordu. Sözkonusu bey size soruların yanıtları hakkında 'tüyo' verebilirdi ama poponuzdan ittirip duvarın üstüne atacak hali de yoktu ya...
Bakınız, 'koca bulma' yarışmaları çok tutar.
Çünkü orada hem koca bulma, hem de sınıf değiştirme olanağı vardır. Evini de televizyon kanalı düzmektedir, buzdolabın, çamaşır makinen hazırdır kazanırsan.
Edepsizliğe karşı çıkar gibi görünüp hem sevdiğimiz hem de uyguladığımız için, 'kaynana' yarışmaları da tutar.
'Biri Bizi Gözetliyor' ya da 'Ünlüler Çiftliği' gibi dikizcilik yarışmaları da tutar, çünkü orada da asıl amaç, çaktırmadan birbirleriyle foku foku yapacak ve fakat gizli kameraya 'yakalanacak' olan çiftleri 'röntgenlemektir'...
Magazin kültürümüz yakalamak ve yakalanmak üzerine kurulu değil midir?
Bekar ve genç bir kadın, bekar ve genç bir adamla yemeğe çıkar, paparazziler yakalarlar.
Ne yakaladın ulan eşek? Hırsızlık mı yaptı bunlar, yoksa kamuya açık yerde cinsel ilişkiye mi girdiler? Yemek yiyorlar alt tarafı!
'Çırak' yarışması tutmamış. Çünkü yarışma yöneticisi kazanamayanlara yeterince gaddar davranmıyor, 'kovuldun' diye bağıracak yerde 'korkarım sizinle çalışamayacağım' şeklinde kırılıp dökülüyormuş
Böylece, bilinçaltımızda yaşayan, ruhumuzun derinliklerine sinmiş 'sado-mazo' yanımızı es geçmiş, seyirci de burun kıvırmış.
Puan kaybedenlere meydan dayağı atılan, kazanana karı kız verilen bir yarışma düzenleyin de bakın bakalım televizyon tarihinin bütün rekorlarını silip süpürmüyor musunuz?
engin ardiç
Türk dizileri kendi içlerinde 'mafya dizileri', 'Kürt dizileri', 'orta yaşlı kart romantik dizileri', 'üniversite adayı yeniyetme dizileri' gibilerden çeşitlendiler. Hepsinin müşterisi ayrı.
Bunların bir de para dağıttığı için halk tarafından çok sevilen 'yarışmalı' türleri var. Bir zamanlar amaç ne pahasına olursa olsun birilerine para verip ilgiyi canlı tutmaktı; örneğin bilgi yarışması olduğu ileri sürülen bir alt tabaka eğlencesinde, Türkiye'nin başkentinin hangi şehir olduğunu bilen bilmemkaç milyon lira alıp gidiyordu. Türkiye'nin ortalama eğitim düzeyinin ilkokul üçüncü sınıf olduğu hatırlanırsa, bu da yabana atılmaması gereken bir bilgiydi doğrusu.
Sonra bazı kanallar çamura yatmaya başladılar. 'Kağıt üzerinde' milyarlar kazanıyordun ama, yaz tahtaya, al haftaya... Bu yüzden davalar bile açıldı.
işte bu nedenle, zeki ve çalışkan halkımız artık ipini sağlam kazığa bağlıyor, para garanti değilse o yarışmaya takılmıyor!
Seyirci, bir de, zahmetli yarışmaları sevmiyor. Daha 'sörvayvır' kelimesini telaffuz edecek hali bile olmayınca, komando kursu gibi hayatta kalma mücadelesi verilen Survivor yarışması iş yapmıyor.
Genellikle bilgi yarışmalarını tercih ediyor, çünkü oralardan bilgisiz olarak da para kazanmak mümkün. Körkütük cahil olduğu ortaya çıkıp sıkıştığı zaman 'bilmiyorum' deyip çekilme terbiyesine sahip olmayınca, 'çok ihtiyacım var Mehmet Ali Bey, ne olur yardım edin' şeklinde cıvımak ve yüzsüzleşmek her zaman doğal karşılanıyor. Bunun bir bilgi yarışması olmadığını, 'reyting' alıp reklam toplamak ve para kazanmak amacıyla kurulmuş bir tuzak olduğunu seyirci, derin sezgisiyle, yapımcıdan çok daha iyi anlıyor... Eh madem öyle, yardım edeceksin aziz kardeşim, çünkü ticaretin oradan!
Bu nedenle, bir Fransız yarışması olan Fort Boyard'ın Türk versiyonu, tutmadı.
Çünkü zor bir yarışmaydı, 'fiziksel' çaba harcamak, atlamak zıplamak, düz duvara bile tırmanmak gerekiyordu ve yardım edecek bir Mehmet Ali Bey de bulunmuyordu. Sözkonusu bey size soruların yanıtları hakkında 'tüyo' verebilirdi ama poponuzdan ittirip duvarın üstüne atacak hali de yoktu ya...
Bakınız, 'koca bulma' yarışmaları çok tutar.
Çünkü orada hem koca bulma, hem de sınıf değiştirme olanağı vardır. Evini de televizyon kanalı düzmektedir, buzdolabın, çamaşır makinen hazırdır kazanırsan.
Edepsizliğe karşı çıkar gibi görünüp hem sevdiğimiz hem de uyguladığımız için, 'kaynana' yarışmaları da tutar.
'Biri Bizi Gözetliyor' ya da 'Ünlüler Çiftliği' gibi dikizcilik yarışmaları da tutar, çünkü orada da asıl amaç, çaktırmadan birbirleriyle foku foku yapacak ve fakat gizli kameraya 'yakalanacak' olan çiftleri 'röntgenlemektir'...
Magazin kültürümüz yakalamak ve yakalanmak üzerine kurulu değil midir?
Bekar ve genç bir kadın, bekar ve genç bir adamla yemeğe çıkar, paparazziler yakalarlar.
Ne yakaladın ulan eşek? Hırsızlık mı yaptı bunlar, yoksa kamuya açık yerde cinsel ilişkiye mi girdiler? Yemek yiyorlar alt tarafı!
'Çırak' yarışması tutmamış. Çünkü yarışma yöneticisi kazanamayanlara yeterince gaddar davranmıyor, 'kovuldun' diye bağıracak yerde 'korkarım sizinle çalışamayacağım' şeklinde kırılıp dökülüyormuş
Böylece, bilinçaltımızda yaşayan, ruhumuzun derinliklerine sinmiş 'sado-mazo' yanımızı es geçmiş, seyirci de burun kıvırmış.
Puan kaybedenlere meydan dayağı atılan, kazanana karı kız verilen bir yarışma düzenleyin de bakın bakalım televizyon tarihinin bütün rekorlarını silip süpürmüyor musunuz?
engin ardiç
engin ardıç' ın, toplum- medya ilişkimizi açığa serdiği şahane bir yazısı. toplumun beklentileri doğrultusunda yayın yapan medyadan bahsedilmiş genel anlamda. bu yazıda, toplumun ruhsal yapısına göre reyting oluşturma şekilleri ağırlıkla ele alınmış. unutulmaması gereken diğer nokta ise, halkın eğilimlerini yansıtmadığı halde izlettirilmek zorunda bırakılan aptal magazin vari programlardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar