bugün
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- habire1219
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması4
- amed sporlu bir kızı hoplatmak3
- amedspor'un süper ligin lideri olması11
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı8
- evli kadına kocan çok şanslı demek4
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- 20212
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- mason greenwood4
- vedat muriqi4
- true ile sevişmek5
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- gift emmanuel orban2
- sözlükteki sinsi köpekler8
- sözlüğün aptal kaynaması5
- sarışın kızlar2
- cinayeti siz mi işlediniz4
- fatih terim vs okan buruk vs ismail kartal2
- sıfır atık vakfı11
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- kadir inanır'ın mirası8
- atatürk diyor ki6
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- rakı arasında çay içmek6
- aniden gelen istanbula gitme isteği2
- 0 0 717
- izmir4
- türkler karşısında am ve sik demeyin gülerler2
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- ben gidiyorum arkamdan ağlayın3
- kızların çok açık giyinmesi5
- cop318
- uludağ sözlük ölü yazarlar veritabanı2
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- evrene enerji gönderen müslüman9
- sözlükteki arap döven kızlar5
- bilerek ponziye dahil olmak7
- 7 yaşındaki çocuğun joker gibi olması2
- ismail kartal9
- tek başına tatil yapmak2
- of çok sıkıcı olmanız3
- türk düşmanı piçler7
- samed ağırbaş7
- ittihat ve terakki cemiyeti2
Televizyonlarda bir sürü çarçur dizi oynuyor, bunların kimisi Türk çarçurları, kimisi Amerikan çarçurları. Elbette kimisi tutuyor, kimisi tutmuyor. Bir de bunlar, yaz gelince, SSK üyesi sigortalı emekçi gibi tatil yapıyorlar.
Türk dizileri kendi içlerinde 'mafya dizileri', 'Kürt dizileri', 'orta yaşlı kart romantik dizileri', 'üniversite adayı yeniyetme dizileri' gibilerden çeşitlendiler. Hepsinin müşterisi ayrı.
Bunların bir de para dağıttığı için halk tarafından çok sevilen 'yarışmalı' türleri var. Bir zamanlar amaç ne pahasına olursa olsun birilerine para verip ilgiyi canlı tutmaktı; örneğin bilgi yarışması olduğu ileri sürülen bir alt tabaka eğlencesinde, Türkiye'nin başkentinin hangi şehir olduğunu bilen bilmemkaç milyon lira alıp gidiyordu. Türkiye'nin ortalama eğitim düzeyinin ilkokul üçüncü sınıf olduğu hatırlanırsa, bu da yabana atılmaması gereken bir bilgiydi doğrusu.
Sonra bazı kanallar çamura yatmaya başladılar. 'Kağıt üzerinde' milyarlar kazanıyordun ama, yaz tahtaya, al haftaya... Bu yüzden davalar bile açıldı.
işte bu nedenle, zeki ve çalışkan halkımız artık ipini sağlam kazığa bağlıyor, para garanti değilse o yarışmaya takılmıyor!
Seyirci, bir de, zahmetli yarışmaları sevmiyor. Daha 'sörvayvır' kelimesini telaffuz edecek hali bile olmayınca, komando kursu gibi hayatta kalma mücadelesi verilen Survivor yarışması iş yapmıyor.
Genellikle bilgi yarışmalarını tercih ediyor, çünkü oralardan bilgisiz olarak da para kazanmak mümkün. Körkütük cahil olduğu ortaya çıkıp sıkıştığı zaman 'bilmiyorum' deyip çekilme terbiyesine sahip olmayınca, 'çok ihtiyacım var Mehmet Ali Bey, ne olur yardım edin' şeklinde cıvımak ve yüzsüzleşmek her zaman doğal karşılanıyor. Bunun bir bilgi yarışması olmadığını, 'reyting' alıp reklam toplamak ve para kazanmak amacıyla kurulmuş bir tuzak olduğunu seyirci, derin sezgisiyle, yapımcıdan çok daha iyi anlıyor... Eh madem öyle, yardım edeceksin aziz kardeşim, çünkü ticaretin oradan!
Bu nedenle, bir Fransız yarışması olan Fort Boyard'ın Türk versiyonu, tutmadı.
Çünkü zor bir yarışmaydı, 'fiziksel' çaba harcamak, atlamak zıplamak, düz duvara bile tırmanmak gerekiyordu ve yardım edecek bir Mehmet Ali Bey de bulunmuyordu. Sözkonusu bey size soruların yanıtları hakkında 'tüyo' verebilirdi ama poponuzdan ittirip duvarın üstüne atacak hali de yoktu ya...
Bakınız, 'koca bulma' yarışmaları çok tutar.
Çünkü orada hem koca bulma, hem de sınıf değiştirme olanağı vardır. Evini de televizyon kanalı düzmektedir, buzdolabın, çamaşır makinen hazırdır kazanırsan.
Edepsizliğe karşı çıkar gibi görünüp hem sevdiğimiz hem de uyguladığımız için, 'kaynana' yarışmaları da tutar.
'Biri Bizi Gözetliyor' ya da 'Ünlüler Çiftliği' gibi dikizcilik yarışmaları da tutar, çünkü orada da asıl amaç, çaktırmadan birbirleriyle foku foku yapacak ve fakat gizli kameraya 'yakalanacak' olan çiftleri 'röntgenlemektir'...
Magazin kültürümüz yakalamak ve yakalanmak üzerine kurulu değil midir?
Bekar ve genç bir kadın, bekar ve genç bir adamla yemeğe çıkar, paparazziler yakalarlar.
Ne yakaladın ulan eşek? Hırsızlık mı yaptı bunlar, yoksa kamuya açık yerde cinsel ilişkiye mi girdiler? Yemek yiyorlar alt tarafı!
'Çırak' yarışması tutmamış. Çünkü yarışma yöneticisi kazanamayanlara yeterince gaddar davranmıyor, 'kovuldun' diye bağıracak yerde 'korkarım sizinle çalışamayacağım' şeklinde kırılıp dökülüyormuş
Böylece, bilinçaltımızda yaşayan, ruhumuzun derinliklerine sinmiş 'sado-mazo' yanımızı es geçmiş, seyirci de burun kıvırmış.
Puan kaybedenlere meydan dayağı atılan, kazanana karı kız verilen bir yarışma düzenleyin de bakın bakalım televizyon tarihinin bütün rekorlarını silip süpürmüyor musunuz?
engin ardiç
Türk dizileri kendi içlerinde 'mafya dizileri', 'Kürt dizileri', 'orta yaşlı kart romantik dizileri', 'üniversite adayı yeniyetme dizileri' gibilerden çeşitlendiler. Hepsinin müşterisi ayrı.
Bunların bir de para dağıttığı için halk tarafından çok sevilen 'yarışmalı' türleri var. Bir zamanlar amaç ne pahasına olursa olsun birilerine para verip ilgiyi canlı tutmaktı; örneğin bilgi yarışması olduğu ileri sürülen bir alt tabaka eğlencesinde, Türkiye'nin başkentinin hangi şehir olduğunu bilen bilmemkaç milyon lira alıp gidiyordu. Türkiye'nin ortalama eğitim düzeyinin ilkokul üçüncü sınıf olduğu hatırlanırsa, bu da yabana atılmaması gereken bir bilgiydi doğrusu.
Sonra bazı kanallar çamura yatmaya başladılar. 'Kağıt üzerinde' milyarlar kazanıyordun ama, yaz tahtaya, al haftaya... Bu yüzden davalar bile açıldı.
işte bu nedenle, zeki ve çalışkan halkımız artık ipini sağlam kazığa bağlıyor, para garanti değilse o yarışmaya takılmıyor!
Seyirci, bir de, zahmetli yarışmaları sevmiyor. Daha 'sörvayvır' kelimesini telaffuz edecek hali bile olmayınca, komando kursu gibi hayatta kalma mücadelesi verilen Survivor yarışması iş yapmıyor.
Genellikle bilgi yarışmalarını tercih ediyor, çünkü oralardan bilgisiz olarak da para kazanmak mümkün. Körkütük cahil olduğu ortaya çıkıp sıkıştığı zaman 'bilmiyorum' deyip çekilme terbiyesine sahip olmayınca, 'çok ihtiyacım var Mehmet Ali Bey, ne olur yardım edin' şeklinde cıvımak ve yüzsüzleşmek her zaman doğal karşılanıyor. Bunun bir bilgi yarışması olmadığını, 'reyting' alıp reklam toplamak ve para kazanmak amacıyla kurulmuş bir tuzak olduğunu seyirci, derin sezgisiyle, yapımcıdan çok daha iyi anlıyor... Eh madem öyle, yardım edeceksin aziz kardeşim, çünkü ticaretin oradan!
Bu nedenle, bir Fransız yarışması olan Fort Boyard'ın Türk versiyonu, tutmadı.
Çünkü zor bir yarışmaydı, 'fiziksel' çaba harcamak, atlamak zıplamak, düz duvara bile tırmanmak gerekiyordu ve yardım edecek bir Mehmet Ali Bey de bulunmuyordu. Sözkonusu bey size soruların yanıtları hakkında 'tüyo' verebilirdi ama poponuzdan ittirip duvarın üstüne atacak hali de yoktu ya...
Bakınız, 'koca bulma' yarışmaları çok tutar.
Çünkü orada hem koca bulma, hem de sınıf değiştirme olanağı vardır. Evini de televizyon kanalı düzmektedir, buzdolabın, çamaşır makinen hazırdır kazanırsan.
Edepsizliğe karşı çıkar gibi görünüp hem sevdiğimiz hem de uyguladığımız için, 'kaynana' yarışmaları da tutar.
'Biri Bizi Gözetliyor' ya da 'Ünlüler Çiftliği' gibi dikizcilik yarışmaları da tutar, çünkü orada da asıl amaç, çaktırmadan birbirleriyle foku foku yapacak ve fakat gizli kameraya 'yakalanacak' olan çiftleri 'röntgenlemektir'...
Magazin kültürümüz yakalamak ve yakalanmak üzerine kurulu değil midir?
Bekar ve genç bir kadın, bekar ve genç bir adamla yemeğe çıkar, paparazziler yakalarlar.
Ne yakaladın ulan eşek? Hırsızlık mı yaptı bunlar, yoksa kamuya açık yerde cinsel ilişkiye mi girdiler? Yemek yiyorlar alt tarafı!
'Çırak' yarışması tutmamış. Çünkü yarışma yöneticisi kazanamayanlara yeterince gaddar davranmıyor, 'kovuldun' diye bağıracak yerde 'korkarım sizinle çalışamayacağım' şeklinde kırılıp dökülüyormuş
Böylece, bilinçaltımızda yaşayan, ruhumuzun derinliklerine sinmiş 'sado-mazo' yanımızı es geçmiş, seyirci de burun kıvırmış.
Puan kaybedenlere meydan dayağı atılan, kazanana karı kız verilen bir yarışma düzenleyin de bakın bakalım televizyon tarihinin bütün rekorlarını silip süpürmüyor musunuz?
engin ardiç
engin ardıç' ın, toplum- medya ilişkimizi açığa serdiği şahane bir yazısı. toplumun beklentileri doğrultusunda yayın yapan medyadan bahsedilmiş genel anlamda. bu yazıda, toplumun ruhsal yapısına göre reyting oluşturma şekilleri ağırlıkla ele alınmış. unutulmaması gereken diğer nokta ise, halkın eğilimlerini yansıtmadığı halde izlettirilmek zorunda bırakılan aptal magazin vari programlardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar