bugün
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız5
- sözlükte kim kimle sevgili20
- arkadaşlar bi bakar mısınız7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı36
- nervio42
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- 10 kasım 20263
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- yağmurda ıslanan ayakkabı4
- 0 0 7'nin elini öpmek4
- acıbadem taksim hastanesi3
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de3
- karıya şiddet7
- kafe açma fikri2
- evlenmek6
- devlet bahçeli7
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük4
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- kadınların yaptığı en büyük hata5
- reha muhtar2
- tatlıses çiğköfte vs battalbey çiğköfte2
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- allah neler yaratmis3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- muslettin amca15
- fon vurguncularının fetva alması9
- boş yolda kırmızı ışıkta bekleme zorunluluğu2
- sözlük klasikleri12
- ısparta havalimanı5
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- aşk5
- kemal sunal'ın en kötü filmi9
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- teoman müziği bıraktı8
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- yılın entrysi2
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- note flawless nail enamel oje 78 bittersweet2
- 0 0 73
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- mutlu ol yeter2
- note flawless nail enamel oje 67 antique rouge2
engin ardıç' ın, toplum- medya ilişkimizi açığa serdiği şahane bir yazısı. toplumun beklentileri doğrultusunda yayın yapan medyadan bahsedilmiş genel anlamda. bu yazıda, toplumun ruhsal yapısına göre reyting oluşturma şekilleri ağırlıkla ele alınmış. unutulmaması gereken diğer nokta ise, halkın eğilimlerini yansıtmadığı halde izlettirilmek zorunda bırakılan aptal magazin vari programlardır.
Televizyonlarda bir sürü çarçur dizi oynuyor, bunların kimisi Türk çarçurları, kimisi Amerikan çarçurları. Elbette kimisi tutuyor, kimisi tutmuyor. Bir de bunlar, yaz gelince, SSK üyesi sigortalı emekçi gibi tatil yapıyorlar.
Türk dizileri kendi içlerinde 'mafya dizileri', 'Kürt dizileri', 'orta yaşlı kart romantik dizileri', 'üniversite adayı yeniyetme dizileri' gibilerden çeşitlendiler. Hepsinin müşterisi ayrı.
Bunların bir de para dağıttığı için halk tarafından çok sevilen 'yarışmalı' türleri var. Bir zamanlar amaç ne pahasına olursa olsun birilerine para verip ilgiyi canlı tutmaktı; örneğin bilgi yarışması olduğu ileri sürülen bir alt tabaka eğlencesinde, Türkiye'nin başkentinin hangi şehir olduğunu bilen bilmemkaç milyon lira alıp gidiyordu. Türkiye'nin ortalama eğitim düzeyinin ilkokul üçüncü sınıf olduğu hatırlanırsa, bu da yabana atılmaması gereken bir bilgiydi doğrusu.
Sonra bazı kanallar çamura yatmaya başladılar. 'Kağıt üzerinde' milyarlar kazanıyordun ama, yaz tahtaya, al haftaya... Bu yüzden davalar bile açıldı.
işte bu nedenle, zeki ve çalışkan halkımız artık ipini sağlam kazığa bağlıyor, para garanti değilse o yarışmaya takılmıyor!
Seyirci, bir de, zahmetli yarışmaları sevmiyor. Daha 'sörvayvır' kelimesini telaffuz edecek hali bile olmayınca, komando kursu gibi hayatta kalma mücadelesi verilen Survivor yarışması iş yapmıyor.
Genellikle bilgi yarışmalarını tercih ediyor, çünkü oralardan bilgisiz olarak da para kazanmak mümkün. Körkütük cahil olduğu ortaya çıkıp sıkıştığı zaman 'bilmiyorum' deyip çekilme terbiyesine sahip olmayınca, 'çok ihtiyacım var Mehmet Ali Bey, ne olur yardım edin' şeklinde cıvımak ve yüzsüzleşmek her zaman doğal karşılanıyor. Bunun bir bilgi yarışması olmadığını, 'reyting' alıp reklam toplamak ve para kazanmak amacıyla kurulmuş bir tuzak olduğunu seyirci, derin sezgisiyle, yapımcıdan çok daha iyi anlıyor... Eh madem öyle, yardım edeceksin aziz kardeşim, çünkü ticaretin oradan!
Bu nedenle, bir Fransız yarışması olan Fort Boyard'ın Türk versiyonu, tutmadı.
Çünkü zor bir yarışmaydı, 'fiziksel' çaba harcamak, atlamak zıplamak, düz duvara bile tırmanmak gerekiyordu ve yardım edecek bir Mehmet Ali Bey de bulunmuyordu. Sözkonusu bey size soruların yanıtları hakkında 'tüyo' verebilirdi ama poponuzdan ittirip duvarın üstüne atacak hali de yoktu ya...
Bakınız, 'koca bulma' yarışmaları çok tutar.
Çünkü orada hem koca bulma, hem de sınıf değiştirme olanağı vardır. Evini de televizyon kanalı düzmektedir, buzdolabın, çamaşır makinen hazırdır kazanırsan.
Edepsizliğe karşı çıkar gibi görünüp hem sevdiğimiz hem de uyguladığımız için, 'kaynana' yarışmaları da tutar.
'Biri Bizi Gözetliyor' ya da 'Ünlüler Çiftliği' gibi dikizcilik yarışmaları da tutar, çünkü orada da asıl amaç, çaktırmadan birbirleriyle foku foku yapacak ve fakat gizli kameraya 'yakalanacak' olan çiftleri 'röntgenlemektir'...
Magazin kültürümüz yakalamak ve yakalanmak üzerine kurulu değil midir?
Bekar ve genç bir kadın, bekar ve genç bir adamla yemeğe çıkar, paparazziler yakalarlar.
Ne yakaladın ulan eşek? Hırsızlık mı yaptı bunlar, yoksa kamuya açık yerde cinsel ilişkiye mi girdiler? Yemek yiyorlar alt tarafı!
'Çırak' yarışması tutmamış. Çünkü yarışma yöneticisi kazanamayanlara yeterince gaddar davranmıyor, 'kovuldun' diye bağıracak yerde 'korkarım sizinle çalışamayacağım' şeklinde kırılıp dökülüyormuş
Böylece, bilinçaltımızda yaşayan, ruhumuzun derinliklerine sinmiş 'sado-mazo' yanımızı es geçmiş, seyirci de burun kıvırmış.
Puan kaybedenlere meydan dayağı atılan, kazanana karı kız verilen bir yarışma düzenleyin de bakın bakalım televizyon tarihinin bütün rekorlarını silip süpürmüyor musunuz?
engin ardiç
Türk dizileri kendi içlerinde 'mafya dizileri', 'Kürt dizileri', 'orta yaşlı kart romantik dizileri', 'üniversite adayı yeniyetme dizileri' gibilerden çeşitlendiler. Hepsinin müşterisi ayrı.
Bunların bir de para dağıttığı için halk tarafından çok sevilen 'yarışmalı' türleri var. Bir zamanlar amaç ne pahasına olursa olsun birilerine para verip ilgiyi canlı tutmaktı; örneğin bilgi yarışması olduğu ileri sürülen bir alt tabaka eğlencesinde, Türkiye'nin başkentinin hangi şehir olduğunu bilen bilmemkaç milyon lira alıp gidiyordu. Türkiye'nin ortalama eğitim düzeyinin ilkokul üçüncü sınıf olduğu hatırlanırsa, bu da yabana atılmaması gereken bir bilgiydi doğrusu.
Sonra bazı kanallar çamura yatmaya başladılar. 'Kağıt üzerinde' milyarlar kazanıyordun ama, yaz tahtaya, al haftaya... Bu yüzden davalar bile açıldı.
işte bu nedenle, zeki ve çalışkan halkımız artık ipini sağlam kazığa bağlıyor, para garanti değilse o yarışmaya takılmıyor!
Seyirci, bir de, zahmetli yarışmaları sevmiyor. Daha 'sörvayvır' kelimesini telaffuz edecek hali bile olmayınca, komando kursu gibi hayatta kalma mücadelesi verilen Survivor yarışması iş yapmıyor.
Genellikle bilgi yarışmalarını tercih ediyor, çünkü oralardan bilgisiz olarak da para kazanmak mümkün. Körkütük cahil olduğu ortaya çıkıp sıkıştığı zaman 'bilmiyorum' deyip çekilme terbiyesine sahip olmayınca, 'çok ihtiyacım var Mehmet Ali Bey, ne olur yardım edin' şeklinde cıvımak ve yüzsüzleşmek her zaman doğal karşılanıyor. Bunun bir bilgi yarışması olmadığını, 'reyting' alıp reklam toplamak ve para kazanmak amacıyla kurulmuş bir tuzak olduğunu seyirci, derin sezgisiyle, yapımcıdan çok daha iyi anlıyor... Eh madem öyle, yardım edeceksin aziz kardeşim, çünkü ticaretin oradan!
Bu nedenle, bir Fransız yarışması olan Fort Boyard'ın Türk versiyonu, tutmadı.
Çünkü zor bir yarışmaydı, 'fiziksel' çaba harcamak, atlamak zıplamak, düz duvara bile tırmanmak gerekiyordu ve yardım edecek bir Mehmet Ali Bey de bulunmuyordu. Sözkonusu bey size soruların yanıtları hakkında 'tüyo' verebilirdi ama poponuzdan ittirip duvarın üstüne atacak hali de yoktu ya...
Bakınız, 'koca bulma' yarışmaları çok tutar.
Çünkü orada hem koca bulma, hem de sınıf değiştirme olanağı vardır. Evini de televizyon kanalı düzmektedir, buzdolabın, çamaşır makinen hazırdır kazanırsan.
Edepsizliğe karşı çıkar gibi görünüp hem sevdiğimiz hem de uyguladığımız için, 'kaynana' yarışmaları da tutar.
'Biri Bizi Gözetliyor' ya da 'Ünlüler Çiftliği' gibi dikizcilik yarışmaları da tutar, çünkü orada da asıl amaç, çaktırmadan birbirleriyle foku foku yapacak ve fakat gizli kameraya 'yakalanacak' olan çiftleri 'röntgenlemektir'...
Magazin kültürümüz yakalamak ve yakalanmak üzerine kurulu değil midir?
Bekar ve genç bir kadın, bekar ve genç bir adamla yemeğe çıkar, paparazziler yakalarlar.
Ne yakaladın ulan eşek? Hırsızlık mı yaptı bunlar, yoksa kamuya açık yerde cinsel ilişkiye mi girdiler? Yemek yiyorlar alt tarafı!
'Çırak' yarışması tutmamış. Çünkü yarışma yöneticisi kazanamayanlara yeterince gaddar davranmıyor, 'kovuldun' diye bağıracak yerde 'korkarım sizinle çalışamayacağım' şeklinde kırılıp dökülüyormuş
Böylece, bilinçaltımızda yaşayan, ruhumuzun derinliklerine sinmiş 'sado-mazo' yanımızı es geçmiş, seyirci de burun kıvırmış.
Puan kaybedenlere meydan dayağı atılan, kazanana karı kız verilen bir yarışma düzenleyin de bakın bakalım televizyon tarihinin bütün rekorlarını silip süpürmüyor musunuz?
engin ardiç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar