bugün
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın8
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- yazarların en sevdiği meyve5
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- nolcak bu ulkenin hali3
- yüzde 80 kakao içeren bitter çikolata2
- lahmacunu elle yiyen kız3
- baba denince akla gelenler4
- soğuk duş almak2
- ankara sokaklarında yürümek2
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi3
- insanlara güvenin azalması3
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- asosyal olmanın sebepleri3
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı5
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi6
- seni hayata bağlayan şey10
- kimseyle tanışamamak8
- başına belayı satın almak2
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci5
- fazla açıklama yapan insan2
- anne ve babayı çocukları önünde vuran maganda3
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey3
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- hiç götü öpülmemiş kız siniri2
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- kanyon starbucks2
- bizim çocuklar'a alternatif slogan önerileri3
- yuzırların süper güçleri11
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru2
- enteresan beddualar9
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- güzellik merkezi2
- telegram vs whatsapp4
- türkiye a milli futbol takımı14
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak5
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- iran'ın hürmüz boğazı nı kapatması2
- dövmesi olan yazarlar6
- ankara mı istanbul mu9
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı5
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- erkeklerin akılsızlıkları9
- bugün ne yaptın2
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
üye olup da akabinde üyeliğimi iptal ettirmeyi başarabildiğim ve bunu yapabilen ender bireylerden biri olduğumu anlamamı sağlayan, boyner bünyesinde bir kurum, kuruluş. birkaç ay öncesinde geçen olay örgüsü şu şekilde gerçekleşmiştir;
günlerden bir gün sokaktayken telefon çalar ve firmanın çağrı merkezi çalışanlarından biriyle muhabbete başlanır. çalışan, o kadar ustalıkla sorular sormaktadır ki, iyi niyetli bir insanın bu görüşmeyi, bu hizmeti istemediğini belirterek sonlandırması neredeyse imkansızdır. ya telefonu suratına kapatmalıdır ya da sesini yükseltip üste çıkmalıdır. zira çağrı merkezi çalışanı zaman zaman kibar olup, kimi zaman ise sinirlenebilmektedir, ne kadar düşüncesizce davranıyor olduğunuzdan ve bu hizmeti almamakla aptallık yapıyor olduğunuzdan dolayı. ayda 30 lira nedir ki, bal nedir ki, şeker nedir ki? siz de iyi niyetli bir insan olduğunuzdan dolayı, yaklaşık yarım saatlik bir konuşmadan sonra normalde hiçbir zaman yapmamanız gereken şeyi yapar ve telefondan üye olarak kredi kartı bilgilerinizi verirsiniz *. telefonu kapattıktan sonra ise içinizi bir kurt kaplar ki sorma gitsin. "ben ne ettim, kimdir nedir bilmeden ne bilgiler verdim, az biraz andavallıyım sanırsam" türü düşünceler eşliğinde korku senaryoları yazılır, herkesin sizi işaret ederek "ba ba ba gerizekalı" dediği hayal edilir. bu helecan kasırgalarıyla soluk evde alınıp internete acil giriş yapılır. ve beklenen sonun işte bu olduğu anlaşılır; sözlüğe bakılır, internetin diğer olanakları kullanılır. şikayet mesajlarının ardı arkası kesilmemektedir.
siz, ne yapsak da ne etsek diye düşünmektesinizdir. sonunda "neyse canım, belki de iyi birşeydir" diyerek gelecek olan dr back-up kargosunu beklemeye başlarsınız. birkaç gün sonra kargo gelir, yanında sözleşmeyle birlikte. sözleşme üzerinde 7 gün içinde cayma hakkı olduğu yazmaktadır. sözleşme imzalanır. kargo görevlisi gider. hemen sözleşmenin ayrıntılarına odaklanılır. fakat birşey dikkati çeker; kargonun içinden bir sözleşme daha çıkmıştır. ve bu sözleşmenin üzerinde "bu sözleşme geçersizdir, asıl imzaladığınız sözleşme geçerlidir" anlamında bir yazı yazmaktadır. dikkatsiz bir şekilde bakıldığında iki sözleşme de aynı gibi görünmesine rağmen çok dikkatli bakıldığında sözleşmelerin en can alıcı noktalarında bariz farklar olduğu anlaşılır. kargodan çıkan ve "geçersizdir" yazan sözleşmede, müşterinin herhangi bir hizmetten kısmen/tamamen yararlanamamış olması koşuluyla 15 gün içinde cayma hakkının bulunduğu yazmaktadır. asıl imzalanan ve geçerliliği olan sözleşmede ise, cayma hakkının 7 gün olduğu ve bu süre içinde de müşteri şayet bir hizmet istemeye başlamışsa bu cayma hakkının geçersizliğini yitireceği yazmaktadır. yani tam zıttı şeyler yazmaktadır ikisinde de, en önemli yerlerinde. kazara geçersiz olan sözleşmeyi okuyup herhangi bir hizmet isteyip ondan yararlanamadığınızı anladığınızda "yararlanamadım, o halde iptal edeyim" derseniz edemezsiniz, çünkü asıl geçerli olan ve imzaladığınız sözleşmeye göre iptal etmek için hiçbir hizmetten yararlanmaya başlamış olamazsınız, henüz birşey istememiş olmalısınız. bu çakallığı gören siz iyice dellenirsiniz ve iptal ettirmek için nelerin gerekli olduğuna bakarsınız imzaladığınız sözleşmede. yapılması gereken şudur: gelen kargo aynı şekilde eksiksiz yazılı adrese gönderilecektir, "yazılı" bir şekilde bu hizmetin istenmediği, iptal edilmek istendiği, istenirse gerekçeleriyle birlikte ifade edilecektir. gerekçe belirtmek zorunda değilsiniz, zira sözleşmede gerekçe belirtme zorunluluğu olmaksızın 7 günde cayma hakkı olduğu yazmaktadır. siz de aynı bu şekilde yapar, aynı gün içinde kargoyu tekrar toparlar, yazılı olarak isteğinizi belirtir, bu yazıyı da hem sizi arayan kişinin mail adresine, hem firmanın mail adresine gönderir, hem de kargonun içine koyarsınız. çok gecikmeden bunu kargoya verirsiniz ve akşamına da sizi ilk arayan kişiyi tekrar arayıp bu yaptığınızı söylersiniz. iptal isteği için yaptığınız herşeyin kurallara uygun olduğunu, iptal etmek durumunda olduklarını söylersiniz. kararlı bir ses tonuyla da konuşursanız isteğinize ulaşırsınız. devamında da iptalin gerçekleştiğini, ilk anda sizden kestikleri parayı da iade ettiklerini farkedersiniz ve amacınıza ulaştığınız için mutlu olursunuz. keşke bu kadar uğraştırmasaydı, bu kadar ucuz çakallık peşinde olmasalardı.
günlerden bir gün sokaktayken telefon çalar ve firmanın çağrı merkezi çalışanlarından biriyle muhabbete başlanır. çalışan, o kadar ustalıkla sorular sormaktadır ki, iyi niyetli bir insanın bu görüşmeyi, bu hizmeti istemediğini belirterek sonlandırması neredeyse imkansızdır. ya telefonu suratına kapatmalıdır ya da sesini yükseltip üste çıkmalıdır. zira çağrı merkezi çalışanı zaman zaman kibar olup, kimi zaman ise sinirlenebilmektedir, ne kadar düşüncesizce davranıyor olduğunuzdan ve bu hizmeti almamakla aptallık yapıyor olduğunuzdan dolayı. ayda 30 lira nedir ki, bal nedir ki, şeker nedir ki? siz de iyi niyetli bir insan olduğunuzdan dolayı, yaklaşık yarım saatlik bir konuşmadan sonra normalde hiçbir zaman yapmamanız gereken şeyi yapar ve telefondan üye olarak kredi kartı bilgilerinizi verirsiniz *. telefonu kapattıktan sonra ise içinizi bir kurt kaplar ki sorma gitsin. "ben ne ettim, kimdir nedir bilmeden ne bilgiler verdim, az biraz andavallıyım sanırsam" türü düşünceler eşliğinde korku senaryoları yazılır, herkesin sizi işaret ederek "ba ba ba gerizekalı" dediği hayal edilir. bu helecan kasırgalarıyla soluk evde alınıp internete acil giriş yapılır. ve beklenen sonun işte bu olduğu anlaşılır; sözlüğe bakılır, internetin diğer olanakları kullanılır. şikayet mesajlarının ardı arkası kesilmemektedir.
siz, ne yapsak da ne etsek diye düşünmektesinizdir. sonunda "neyse canım, belki de iyi birşeydir" diyerek gelecek olan dr back-up kargosunu beklemeye başlarsınız. birkaç gün sonra kargo gelir, yanında sözleşmeyle birlikte. sözleşme üzerinde 7 gün içinde cayma hakkı olduğu yazmaktadır. sözleşme imzalanır. kargo görevlisi gider. hemen sözleşmenin ayrıntılarına odaklanılır. fakat birşey dikkati çeker; kargonun içinden bir sözleşme daha çıkmıştır. ve bu sözleşmenin üzerinde "bu sözleşme geçersizdir, asıl imzaladığınız sözleşme geçerlidir" anlamında bir yazı yazmaktadır. dikkatsiz bir şekilde bakıldığında iki sözleşme de aynı gibi görünmesine rağmen çok dikkatli bakıldığında sözleşmelerin en can alıcı noktalarında bariz farklar olduğu anlaşılır. kargodan çıkan ve "geçersizdir" yazan sözleşmede, müşterinin herhangi bir hizmetten kısmen/tamamen yararlanamamış olması koşuluyla 15 gün içinde cayma hakkının bulunduğu yazmaktadır. asıl imzalanan ve geçerliliği olan sözleşmede ise, cayma hakkının 7 gün olduğu ve bu süre içinde de müşteri şayet bir hizmet istemeye başlamışsa bu cayma hakkının geçersizliğini yitireceği yazmaktadır. yani tam zıttı şeyler yazmaktadır ikisinde de, en önemli yerlerinde. kazara geçersiz olan sözleşmeyi okuyup herhangi bir hizmet isteyip ondan yararlanamadığınızı anladığınızda "yararlanamadım, o halde iptal edeyim" derseniz edemezsiniz, çünkü asıl geçerli olan ve imzaladığınız sözleşmeye göre iptal etmek için hiçbir hizmetten yararlanmaya başlamış olamazsınız, henüz birşey istememiş olmalısınız. bu çakallığı gören siz iyice dellenirsiniz ve iptal ettirmek için nelerin gerekli olduğuna bakarsınız imzaladığınız sözleşmede. yapılması gereken şudur: gelen kargo aynı şekilde eksiksiz yazılı adrese gönderilecektir, "yazılı" bir şekilde bu hizmetin istenmediği, iptal edilmek istendiği, istenirse gerekçeleriyle birlikte ifade edilecektir. gerekçe belirtmek zorunda değilsiniz, zira sözleşmede gerekçe belirtme zorunluluğu olmaksızın 7 günde cayma hakkı olduğu yazmaktadır. siz de aynı bu şekilde yapar, aynı gün içinde kargoyu tekrar toparlar, yazılı olarak isteğinizi belirtir, bu yazıyı da hem sizi arayan kişinin mail adresine, hem firmanın mail adresine gönderir, hem de kargonun içine koyarsınız. çok gecikmeden bunu kargoya verirsiniz ve akşamına da sizi ilk arayan kişiyi tekrar arayıp bu yaptığınızı söylersiniz. iptal isteği için yaptığınız herşeyin kurallara uygun olduğunu, iptal etmek durumunda olduklarını söylersiniz. kararlı bir ses tonuyla da konuşursanız isteğinize ulaşırsınız. devamında da iptalin gerçekleştiğini, ilk anda sizden kestikleri parayı da iade ettiklerini farkedersiniz ve amacınıza ulaştığınız için mutlu olursunuz. keşke bu kadar uğraştırmasaydı, bu kadar ucuz çakallık peşinde olmasalardı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar