bugün
- aleksey batrakov19
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı13
- queen ravennanın aşırı güzel olması12
- tanımadığı kadına tokat atan adam15
- yagmurcu çık açıkla10
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek3
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak2
- sözlük dedeleri6
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- dedenize sahip çıkar mısınız4
- cevheri güven4
- kablosuz mouse13
- atatürk düşmanı4
- arap götü9
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- susualsuspects4
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- durkheimın intihar teorisi4
- iskilipli atıf hoca20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- birazdan maç var3
- nükleer bomba2
- kadınlar3
- yazarların akşama dair planları7
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- kale3112 tarzı entry girmek8
- ismeti çekemeyen yazar2
- doların 50 tl olması7
- ismet gürbüz'ün adam gibi adam olması2
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- camgöz balık ekmek4
- favlayan yazarın asıl amacı12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- sözlük kürdü55
- tren4
- savcı esra2
- kırıkkaleli olmak istemek4
- topla topla topla3
- valla en güzeli hangisi bilmem2
- yalikazigi2
- gina caranonun iyi bir insan olması2
- true niye hala çaylak5
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- ese dezze'nin ayşe teyze olması2
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- 57 puanla devlet hastanesine atanan gerontolog2
23 Ocak 1930'da Küçük Antiller'e bağlı St. Lucia adasının Castries
kentinde doğmuş şair. Ada o sırada ingiliz sömürgesiydi. Doğum yeri, Afrika kökenli olması ve ingilizce'yi iyi kullanması Walcott'un karmaşık esinlerine kaynak oluşturdu. Walcott'un anne ve babası evleri kitap dolu öğretmenlerdi. Babası, bir yaşındayken öldü.
Batı Hint Adaları Üniversitesi'nde Fransızca, ispanyolca ve Latince öğrenimi gördü. Yirmi yedi yaşındayken Rockefeller Vakfı'nın bursuyla New York'ta yönetmenlik dersleri aldı. Trinidad'ta Tiyatro Atölyesi'ni kurdu, Antiller ve ingiltere'de oyunlarını sergiledi.
Boston Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı.
Derek Walcott klasiklere, folklora ve tarihe beslediği sevgiyi evrensel terimlerle dile getirmiştir. Sömürgeci geçmişleriyle yüzleşen Antil yerlilerinin verdikleri mücadelelerden,
Afrikalı, Hollandalı ve ingiliz kanlarının karışımı olan kendi melez ırkına duyulan tepkilere, köleliğin acı gerçekliğinden kişinin doğum yerinin doğal yapısının etkisine kadar çok çeşitli konuları kapsayan şiir, yazı ve oyunlarında zengin bir dil kullanmıştır.
kentinde doğmuş şair. Ada o sırada ingiliz sömürgesiydi. Doğum yeri, Afrika kökenli olması ve ingilizce'yi iyi kullanması Walcott'un karmaşık esinlerine kaynak oluşturdu. Walcott'un anne ve babası evleri kitap dolu öğretmenlerdi. Babası, bir yaşındayken öldü.
Batı Hint Adaları Üniversitesi'nde Fransızca, ispanyolca ve Latince öğrenimi gördü. Yirmi yedi yaşındayken Rockefeller Vakfı'nın bursuyla New York'ta yönetmenlik dersleri aldı. Trinidad'ta Tiyatro Atölyesi'ni kurdu, Antiller ve ingiltere'de oyunlarını sergiledi.
Boston Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı.
Derek Walcott klasiklere, folklora ve tarihe beslediği sevgiyi evrensel terimlerle dile getirmiştir. Sömürgeci geçmişleriyle yüzleşen Antil yerlilerinin verdikleri mücadelelerden,
Afrikalı, Hollandalı ve ingiliz kanlarının karışımı olan kendi melez ırkına duyulan tepkilere, köleliğin acı gerçekliğinden kişinin doğum yerinin doğal yapısının etkisine kadar çok çeşitli konuları kapsayan şiir, yazı ve oyunlarında zengin bir dil kullanmıştır.
AŞK ÜSTÜNE AŞK
Zaman gelecek.
coşkuyla.
kutlayacaksın kendini varınca
kendi kapına, kendi aynanda.
her biri gülümseyecek ötekinin hoş karşılayışına.
diyeceksin ki, şuraya otur. Ye.
Kendin olan yabancıyı seveceksin yine.
Şarap sun. Ekmek sun. Yüreğini sun
yüreğine, yaşadığın sürece
seni seven yabancıya, başkası için
ihmal ettiğin kendine, seni ezbere bilene.
indir kitaplığın rafından aşk mektuplarını,
fotoğrafları, umutsuz notları,
soy kendi yansımanı aynadan.
Otur. Yaşamınla bir ziyafet çek kendine.
*
Zaman gelecek.
coşkuyla.
kutlayacaksın kendini varınca
kendi kapına, kendi aynanda.
her biri gülümseyecek ötekinin hoş karşılayışına.
diyeceksin ki, şuraya otur. Ye.
Kendin olan yabancıyı seveceksin yine.
Şarap sun. Ekmek sun. Yüreğini sun
yüreğine, yaşadığın sürece
seni seven yabancıya, başkası için
ihmal ettiğin kendine, seni ezbere bilene.
indir kitaplığın rafından aşk mektuplarını,
fotoğrafları, umutsuz notları,
soy kendi yansımanı aynadan.
Otur. Yaşamınla bir ziyafet çek kendine.
*
1992 'nobel edebiyat ödülü' sahibi 'saint lucia'lı yazar.
nobel edebiyat ödülü seçiciler kurulu şunları söylüyor, onu layık gördükleri ödüle gerekçe olarak;
" Tarihi bir vizyona sahip, çok kültürlülük vaadi içeren, fevkalade parlak şiirsel eserleri için."
*****
AĞIT
Hamağımız sallandı durdu iki Amerika arasında,
Özgürlük, özledik seni. Che'nin
yıkılıyor kurşun bilmecesi bedeni,
öldüler, Cumhuriyet yeniden doğması için
önce ölmeli, diye bağıranlar,
kafadan oy veriyor özgür doğan yurttaşlar.
Yine de istiyorlar
Amerika Güzeliyle yatmayı. Hem, insanlar,
ekmek yoksa, vişneli pasta yesin.
Ama örterken kar gibi beyaz kâğıtlar
soykırımı,
kalmadı artık ormanlarında kurt derinliğinde yaralı
koşmayı, ulumayı seçme hakkı;
saklayamaz hiçbir yüz
toplumsal, kişisel acısını,
beden gerilmesi, zaten yontulaştı.
Beynine yerleşmiş kırık bir ok başı
yerleştirir uluyan kara derili şarkıcıyı ayı tuzağına,
genç gözler parıldar deli parlaklığında,
süregelen hüznüyle yaşlıları yorar;
ve kapısında her yıl leylaklar açar,
vişne bahçesinin köpüklü dalgası
kör eder Washington'u ve fısıldar
kulağına, dayalı döşeli odasında suikastçının
ideal bir Amerika'da, göz kırpan ekranları
gösterir, yavaş ilerleyen sürüler halinde, Çeyen hayaletlerini
ayak sürürken kazıklar, tellerle çevrili ovalarda
fısıldayarak, ayakları bez sarılı,
bu arada Calvin'in azizleri gibi arkalarında Gotik kapıları
çiftçi çift, ısırıcı, yoksul, yararcı,
kavrayarak şeytanın yabasını;
dik dik bakıp dururlar ölümsüz buğdaya.
derek walcott
çeviri : nezih onur
nobel edebiyat ödülü seçiciler kurulu şunları söylüyor, onu layık gördükleri ödüle gerekçe olarak;
" Tarihi bir vizyona sahip, çok kültürlülük vaadi içeren, fevkalade parlak şiirsel eserleri için."
*****
AĞIT
Hamağımız sallandı durdu iki Amerika arasında,
Özgürlük, özledik seni. Che'nin
yıkılıyor kurşun bilmecesi bedeni,
öldüler, Cumhuriyet yeniden doğması için
önce ölmeli, diye bağıranlar,
kafadan oy veriyor özgür doğan yurttaşlar.
Yine de istiyorlar
Amerika Güzeliyle yatmayı. Hem, insanlar,
ekmek yoksa, vişneli pasta yesin.
Ama örterken kar gibi beyaz kâğıtlar
soykırımı,
kalmadı artık ormanlarında kurt derinliğinde yaralı
koşmayı, ulumayı seçme hakkı;
saklayamaz hiçbir yüz
toplumsal, kişisel acısını,
beden gerilmesi, zaten yontulaştı.
Beynine yerleşmiş kırık bir ok başı
yerleştirir uluyan kara derili şarkıcıyı ayı tuzağına,
genç gözler parıldar deli parlaklığında,
süregelen hüznüyle yaşlıları yorar;
ve kapısında her yıl leylaklar açar,
vişne bahçesinin köpüklü dalgası
kör eder Washington'u ve fısıldar
kulağına, dayalı döşeli odasında suikastçının
ideal bir Amerika'da, göz kırpan ekranları
gösterir, yavaş ilerleyen sürüler halinde, Çeyen hayaletlerini
ayak sürürken kazıklar, tellerle çevrili ovalarda
fısıldayarak, ayakları bez sarılı,
bu arada Calvin'in azizleri gibi arkalarında Gotik kapıları
çiftçi çift, ısırıcı, yoksul, yararcı,
kavrayarak şeytanın yabasını;
dik dik bakıp dururlar ölümsüz buğdaya.
derek walcott
çeviri : nezih onur
omeros isimli muazzam bir epik şiir yazmış olan şair.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar