bugün
- her gün 1 litre kola içersek ne olur6
- songül karlı5
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- iskilipli atıf hoca21
- favlayan yazarın asıl amacı12
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı21
- zenci kadın poposu5
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- sözlükteki kuzucuklarım4
- kablosuz mouse9
- ismail kartal18
- sözlük kürdü55
- yerli marka kullanmak2
- travesti ile para kavgası2
- uzay masalı2
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- sürekli çalışmak zorunda olmamız2
- ahmet nazif zorlu8
- tanımadığı kadına tokat atan adam5
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- kasımda aşk başkadır5
- togg3
- karanlık maddenin kuarklarla izinin sürülmesi2
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- camfrog sönmez küfürleri2
- aletle yapacagin isi elinle yapma2
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- iş yerinde atletle çalışmak4
- melis işiten2
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- millette manyak para var21
- atatürk düşmanı değilim2
- evli bir kadını sikmek4
- otel odasında yalnız kalmak4
- güney kore devlet başkanı lee den türkiye mesajı3
- klamidya3
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- kasım indirimleri2
- fon vurgunu3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- anın görüntüsü31
- tenerife andorra maçında futbolcunun ölmesi2
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- herşeyi kusursuz sadece ayağı çirkin olan kız3
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- sevimli kafir3
- boşandığı eşine araba alan adam8
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- pazarama com3
23 Ocak 1930'da Küçük Antiller'e bağlı St. Lucia adasının Castries
kentinde doğmuş şair. Ada o sırada ingiliz sömürgesiydi. Doğum yeri, Afrika kökenli olması ve ingilizce'yi iyi kullanması Walcott'un karmaşık esinlerine kaynak oluşturdu. Walcott'un anne ve babası evleri kitap dolu öğretmenlerdi. Babası, bir yaşındayken öldü.
Batı Hint Adaları Üniversitesi'nde Fransızca, ispanyolca ve Latince öğrenimi gördü. Yirmi yedi yaşındayken Rockefeller Vakfı'nın bursuyla New York'ta yönetmenlik dersleri aldı. Trinidad'ta Tiyatro Atölyesi'ni kurdu, Antiller ve ingiltere'de oyunlarını sergiledi.
Boston Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı.
Derek Walcott klasiklere, folklora ve tarihe beslediği sevgiyi evrensel terimlerle dile getirmiştir. Sömürgeci geçmişleriyle yüzleşen Antil yerlilerinin verdikleri mücadelelerden,
Afrikalı, Hollandalı ve ingiliz kanlarının karışımı olan kendi melez ırkına duyulan tepkilere, köleliğin acı gerçekliğinden kişinin doğum yerinin doğal yapısının etkisine kadar çok çeşitli konuları kapsayan şiir, yazı ve oyunlarında zengin bir dil kullanmıştır.
kentinde doğmuş şair. Ada o sırada ingiliz sömürgesiydi. Doğum yeri, Afrika kökenli olması ve ingilizce'yi iyi kullanması Walcott'un karmaşık esinlerine kaynak oluşturdu. Walcott'un anne ve babası evleri kitap dolu öğretmenlerdi. Babası, bir yaşındayken öldü.
Batı Hint Adaları Üniversitesi'nde Fransızca, ispanyolca ve Latince öğrenimi gördü. Yirmi yedi yaşındayken Rockefeller Vakfı'nın bursuyla New York'ta yönetmenlik dersleri aldı. Trinidad'ta Tiyatro Atölyesi'ni kurdu, Antiller ve ingiltere'de oyunlarını sergiledi.
Boston Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı.
Derek Walcott klasiklere, folklora ve tarihe beslediği sevgiyi evrensel terimlerle dile getirmiştir. Sömürgeci geçmişleriyle yüzleşen Antil yerlilerinin verdikleri mücadelelerden,
Afrikalı, Hollandalı ve ingiliz kanlarının karışımı olan kendi melez ırkına duyulan tepkilere, köleliğin acı gerçekliğinden kişinin doğum yerinin doğal yapısının etkisine kadar çok çeşitli konuları kapsayan şiir, yazı ve oyunlarında zengin bir dil kullanmıştır.
AŞK ÜSTÜNE AŞK
Zaman gelecek.
coşkuyla.
kutlayacaksın kendini varınca
kendi kapına, kendi aynanda.
her biri gülümseyecek ötekinin hoş karşılayışına.
diyeceksin ki, şuraya otur. Ye.
Kendin olan yabancıyı seveceksin yine.
Şarap sun. Ekmek sun. Yüreğini sun
yüreğine, yaşadığın sürece
seni seven yabancıya, başkası için
ihmal ettiğin kendine, seni ezbere bilene.
indir kitaplığın rafından aşk mektuplarını,
fotoğrafları, umutsuz notları,
soy kendi yansımanı aynadan.
Otur. Yaşamınla bir ziyafet çek kendine.
*
Zaman gelecek.
coşkuyla.
kutlayacaksın kendini varınca
kendi kapına, kendi aynanda.
her biri gülümseyecek ötekinin hoş karşılayışına.
diyeceksin ki, şuraya otur. Ye.
Kendin olan yabancıyı seveceksin yine.
Şarap sun. Ekmek sun. Yüreğini sun
yüreğine, yaşadığın sürece
seni seven yabancıya, başkası için
ihmal ettiğin kendine, seni ezbere bilene.
indir kitaplığın rafından aşk mektuplarını,
fotoğrafları, umutsuz notları,
soy kendi yansımanı aynadan.
Otur. Yaşamınla bir ziyafet çek kendine.
*
1992 'nobel edebiyat ödülü' sahibi 'saint lucia'lı yazar.
nobel edebiyat ödülü seçiciler kurulu şunları söylüyor, onu layık gördükleri ödüle gerekçe olarak;
" Tarihi bir vizyona sahip, çok kültürlülük vaadi içeren, fevkalade parlak şiirsel eserleri için."
*****
AĞIT
Hamağımız sallandı durdu iki Amerika arasında,
Özgürlük, özledik seni. Che'nin
yıkılıyor kurşun bilmecesi bedeni,
öldüler, Cumhuriyet yeniden doğması için
önce ölmeli, diye bağıranlar,
kafadan oy veriyor özgür doğan yurttaşlar.
Yine de istiyorlar
Amerika Güzeliyle yatmayı. Hem, insanlar,
ekmek yoksa, vişneli pasta yesin.
Ama örterken kar gibi beyaz kâğıtlar
soykırımı,
kalmadı artık ormanlarında kurt derinliğinde yaralı
koşmayı, ulumayı seçme hakkı;
saklayamaz hiçbir yüz
toplumsal, kişisel acısını,
beden gerilmesi, zaten yontulaştı.
Beynine yerleşmiş kırık bir ok başı
yerleştirir uluyan kara derili şarkıcıyı ayı tuzağına,
genç gözler parıldar deli parlaklığında,
süregelen hüznüyle yaşlıları yorar;
ve kapısında her yıl leylaklar açar,
vişne bahçesinin köpüklü dalgası
kör eder Washington'u ve fısıldar
kulağına, dayalı döşeli odasında suikastçının
ideal bir Amerika'da, göz kırpan ekranları
gösterir, yavaş ilerleyen sürüler halinde, Çeyen hayaletlerini
ayak sürürken kazıklar, tellerle çevrili ovalarda
fısıldayarak, ayakları bez sarılı,
bu arada Calvin'in azizleri gibi arkalarında Gotik kapıları
çiftçi çift, ısırıcı, yoksul, yararcı,
kavrayarak şeytanın yabasını;
dik dik bakıp dururlar ölümsüz buğdaya.
derek walcott
çeviri : nezih onur
nobel edebiyat ödülü seçiciler kurulu şunları söylüyor, onu layık gördükleri ödüle gerekçe olarak;
" Tarihi bir vizyona sahip, çok kültürlülük vaadi içeren, fevkalade parlak şiirsel eserleri için."
*****
AĞIT
Hamağımız sallandı durdu iki Amerika arasında,
Özgürlük, özledik seni. Che'nin
yıkılıyor kurşun bilmecesi bedeni,
öldüler, Cumhuriyet yeniden doğması için
önce ölmeli, diye bağıranlar,
kafadan oy veriyor özgür doğan yurttaşlar.
Yine de istiyorlar
Amerika Güzeliyle yatmayı. Hem, insanlar,
ekmek yoksa, vişneli pasta yesin.
Ama örterken kar gibi beyaz kâğıtlar
soykırımı,
kalmadı artık ormanlarında kurt derinliğinde yaralı
koşmayı, ulumayı seçme hakkı;
saklayamaz hiçbir yüz
toplumsal, kişisel acısını,
beden gerilmesi, zaten yontulaştı.
Beynine yerleşmiş kırık bir ok başı
yerleştirir uluyan kara derili şarkıcıyı ayı tuzağına,
genç gözler parıldar deli parlaklığında,
süregelen hüznüyle yaşlıları yorar;
ve kapısında her yıl leylaklar açar,
vişne bahçesinin köpüklü dalgası
kör eder Washington'u ve fısıldar
kulağına, dayalı döşeli odasında suikastçının
ideal bir Amerika'da, göz kırpan ekranları
gösterir, yavaş ilerleyen sürüler halinde, Çeyen hayaletlerini
ayak sürürken kazıklar, tellerle çevrili ovalarda
fısıldayarak, ayakları bez sarılı,
bu arada Calvin'in azizleri gibi arkalarında Gotik kapıları
çiftçi çift, ısırıcı, yoksul, yararcı,
kavrayarak şeytanın yabasını;
dik dik bakıp dururlar ölümsüz buğdaya.
derek walcott
çeviri : nezih onur
omeros isimli muazzam bir epik şiir yazmış olan şair.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar