bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi8
- trump'ın iran açıklaması4
- göz kanlanması8
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak5
- 3 kere üst üste 31 çekmek12
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak13
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması10
- kömbe7
- hayata aniden giren ve yaralara iyi gelen kadın3
- yasin kol'un gözaltına alınması5
- kuyu tipi cezaevleri2
- bugün doğum günü olan yazarlar4
- birbirine iyi gelmek2
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak5
- romantizmi bitirmek için burun karıştırmak2
- sarma4
- ekim3
- game of thrones taki kerhaneci5
- kant'ın yalan söyleme yasağı2
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- uludede'nin cenaze eventi9
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı8
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- recep tahrik erdoğan4
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması4
- tinder'ın eşleşme algoritması2
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- napolyon vs atatürk2
- pick me girl6
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş6
- yunan adalarına gitmek20
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- dinci ahlaksızlığı19
- fatma betül sayan kaya64
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- öyle bir sevişmek ki alev çıkartıp yatağı yakmak4
- uludede'yi karıya götürmek7
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- ekmeğe çikolata sürmek7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- yunan aşığı tip15
- fiziği güzel sözlük kızları47
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
Denemenin tanımı biraz da asliye mahkemelerinin tanımına benziyor, Bilindiği gibi, Hukuk Usulü yasalarında, bu mahkemeler "öbürlerinin görevleri dışında kalan işlerle uğraşır" diye tanımlanmakladır. Oysa en geniş alan yine asliye mahkemelerine kalır. Bir yazı "edebi" olacak, yani yine de şiir, roman, öykü eleştiri olmayacak, ayrıca bilimsel kesinlik taşımayacak: işte deneme! Tanımda "ne değilse, o" yöntemi uygulanıyor yani.
Yine de, dikkat edersek, deneme tanımında ağırlık noktası onu bilimsel yazılardan ayıran özelliklerdedir. Bunu da doğal karşılamak gerek. Çünkü edebi türler arasında bilime en yakın olanı o. Adamakıllı "serbest" bir çıkıştır, hatta "kalkışma"dır deneme (essai sözcüğünde böyle bir anlam da var). Mutlaka bir yere varması gerekmez.
Böyle diyorum ya Bacon. Denemeler’inde bayağı bayağı öğretici bir kimlikle çıkmıyor mu karşımıza? Hatta, o kadar "serbest" de değil Bacon, denemelerinde. Maskeli komedilerin, baloların kaldırılmasını bile ister. Kadını aşağılar. Bütün büyük yapıtları bekar erkeklerin yarattığını söyleyecek kadar ileri götürür işi. Ona göre kadın gençliğinde metres, daha sonra arkadaş olmalıdır, yaşlılığında da hastabakıcı. Katı dinci ve buyurucudur Bacon. Gerçi bahçeler üstüne yazdığı denemesinde konuşma tonunu biraz değiştirir, ama nerden alırsanız alın, bizim deneme tanımımıza uymadığını görürüz onun.
Alalım William James’i. Onun "Radikal Ampirizm Üstüne Denemeler"ini. William James bu yapıtında kurucusu ve tek temsilcisi olduğu öğretiyi (kentli bilimini) anlatır durur.
Sanırım, deneme tanımını biz ilk gerçek denemeci saydığımız Montaigne’in yapıtının özelliklerine göre yapıyoruz. Onun denemeleri, deneme tanımını da getiren ve kendine bağlayan bir yapıt olmuş. insanın zayıflığından çıkan Montaigne, bir kötümserlik evresinden sonra doğaya bağlanmış, ondan epikürcü bir tavır edinmiş, sonuçta da hümanizm noktasına gelmiştir.
Bacon’un yazdıkları deneme ise, Keykavüs’ün (çevirmeni Mercimek Ahmet olmak koşuluyla) Kabusname’si daha da deneme.
Bugün denemenin bilimsel yazıdan, incelemeden ayrı noktaları, ortaya çıkmış durumda. Ama öbür edebi türler karşısındaki durumu gitgide daha bir seçilmezlik içine giriyor gibi. Batıda romanın bir kaynağı da deneme olmuştur. Ama günümüzde roman bu kaynağa öylesine yaklaşıyor ki bir ayrım yapılamıyor kimi zaman. Özellikle eleştiri ve deneme arasında sınırlar birbirine karışabiliyor. T.S. Eliot’unn "Eleştirel Denemeler"ini ele alalım. Bunlar deneme biçiminde eleştiriler mi, yoksa eleştirel denemeler midir, belli değil. Thomas Mann ’ın "Eleştirel Denemeler"i için de aynı şeyi söyleyebiliriz.
Kısacası, bana sorarsanız, deneme, her türün içine giriyor, onların içinden yürüyebiliyor. Yine de düşünsel bir kökü olması türleri besleyip duruyor.
Ataç, Montaigne’e değil de, Alain’e yakın bir yazar. Onun gibi kuşkudan çıkış yapar. Ne var ki Alain güncellik içinde sınadığı kuşkusundan sonunda bir hümanizme, batta sosyalizme varmıştır. Alain kuşkuyu hiç yitirmez. Ataç ise kuşkuda kalır. Bunu bir erdem olarak görür.
Denemeci, bilimsel kesinliklerle kendini bağlı görmeyecek, ama, kesinkes, bir bilimsel donanımı da olacak onun. Barthes’i ele alalım. Barthes "Degre Zero"yu yazarken düşüncenin dünyada ne noktada olduğundan habersiz değildi.
Bizde bu gerçeğe pek kulak asılmıyor.
Cemal Süreya
Varlık Dergisi, S.898 (1982). s. 14.
Yine de, dikkat edersek, deneme tanımında ağırlık noktası onu bilimsel yazılardan ayıran özelliklerdedir. Bunu da doğal karşılamak gerek. Çünkü edebi türler arasında bilime en yakın olanı o. Adamakıllı "serbest" bir çıkıştır, hatta "kalkışma"dır deneme (essai sözcüğünde böyle bir anlam da var). Mutlaka bir yere varması gerekmez.
Böyle diyorum ya Bacon. Denemeler’inde bayağı bayağı öğretici bir kimlikle çıkmıyor mu karşımıza? Hatta, o kadar "serbest" de değil Bacon, denemelerinde. Maskeli komedilerin, baloların kaldırılmasını bile ister. Kadını aşağılar. Bütün büyük yapıtları bekar erkeklerin yarattığını söyleyecek kadar ileri götürür işi. Ona göre kadın gençliğinde metres, daha sonra arkadaş olmalıdır, yaşlılığında da hastabakıcı. Katı dinci ve buyurucudur Bacon. Gerçi bahçeler üstüne yazdığı denemesinde konuşma tonunu biraz değiştirir, ama nerden alırsanız alın, bizim deneme tanımımıza uymadığını görürüz onun.
Alalım William James’i. Onun "Radikal Ampirizm Üstüne Denemeler"ini. William James bu yapıtında kurucusu ve tek temsilcisi olduğu öğretiyi (kentli bilimini) anlatır durur.
Sanırım, deneme tanımını biz ilk gerçek denemeci saydığımız Montaigne’in yapıtının özelliklerine göre yapıyoruz. Onun denemeleri, deneme tanımını da getiren ve kendine bağlayan bir yapıt olmuş. insanın zayıflığından çıkan Montaigne, bir kötümserlik evresinden sonra doğaya bağlanmış, ondan epikürcü bir tavır edinmiş, sonuçta da hümanizm noktasına gelmiştir.
Bacon’un yazdıkları deneme ise, Keykavüs’ün (çevirmeni Mercimek Ahmet olmak koşuluyla) Kabusname’si daha da deneme.
Bugün denemenin bilimsel yazıdan, incelemeden ayrı noktaları, ortaya çıkmış durumda. Ama öbür edebi türler karşısındaki durumu gitgide daha bir seçilmezlik içine giriyor gibi. Batıda romanın bir kaynağı da deneme olmuştur. Ama günümüzde roman bu kaynağa öylesine yaklaşıyor ki bir ayrım yapılamıyor kimi zaman. Özellikle eleştiri ve deneme arasında sınırlar birbirine karışabiliyor. T.S. Eliot’unn "Eleştirel Denemeler"ini ele alalım. Bunlar deneme biçiminde eleştiriler mi, yoksa eleştirel denemeler midir, belli değil. Thomas Mann ’ın "Eleştirel Denemeler"i için de aynı şeyi söyleyebiliriz.
Kısacası, bana sorarsanız, deneme, her türün içine giriyor, onların içinden yürüyebiliyor. Yine de düşünsel bir kökü olması türleri besleyip duruyor.
Ataç, Montaigne’e değil de, Alain’e yakın bir yazar. Onun gibi kuşkudan çıkış yapar. Ne var ki Alain güncellik içinde sınadığı kuşkusundan sonunda bir hümanizme, batta sosyalizme varmıştır. Alain kuşkuyu hiç yitirmez. Ataç ise kuşkuda kalır. Bunu bir erdem olarak görür.
Denemeci, bilimsel kesinliklerle kendini bağlı görmeyecek, ama, kesinkes, bir bilimsel donanımı da olacak onun. Barthes’i ele alalım. Barthes "Degre Zero"yu yazarken düşüncenin dünyada ne noktada olduğundan habersiz değildi.
Bizde bu gerçeğe pek kulak asılmıyor.
Cemal Süreya
Varlık Dergisi, S.898 (1982). s. 14.
dershane günlerim gözümde canlandı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar