bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı67
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim23
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- sözlükte kim kimle sevgili27
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri5
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- iyi memenin sırrı4
- fenerbahçeli yazarlar7
- kale3112 ifşa8
- sözlüğün en şık erkeği12
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek3
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- tacettin libosoglu4
- gel münihe sözünü tut travel4
- ben jesus olsam4
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok3
- anto'nun kuyumcu olması3
- nervio43
- muhallebi yerken disi kirmak4
- herif olmanın zorlukları4
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- kassız erkek neye benzer5
- sandra bullock3
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik3
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- futbol16
- karadenizli kızlar3
- fenerbahçe13
- uefa şampiyonlar ligi6
- beni evlendir sözlük2
- hangi yazarlar nereliye benziyor4
- liverpool fc5
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- 27 ocak 2027 atletico madrid fenerbahçe maçı3
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- istanbul cin kaynıyor3
- traveler of secret moments sakso sözü3
- helikopterden helikopetere atlarken şarjör takmak2
- suyolu bileklik hediye edecek erkek yazarlar3
- aşk9
- kendini hz isa sanmak2
- türkiye11
- son 5 maçının 5 ini de kazanan takım2
ahir zaman deccalinin tayyip ismini taşıyacağı yönündeki söylentidir. ne kadar doğru olduğu örneklerle tartışılabilir.
basın mensuplarını toplayıp görüşlerini dikte ettirmesi, ntv personeline akp yanlısı yayın yaptırma baskısı gibi son zamanlardaki performansı, yakınlaştırıcı etki yapmaktadır.
istifa edeceği yerde basına, muhalefete, bilumun rakiplerine sataşarak, üzgün görüntüden ziyade, kortutan görüntüsü, kendisini deccal olmaya daha da yaklaştırmaktadır.
şöyle de düşünülebilir: bu ortamda birinin çıkıp, bu yaşananlardan dolayı üzgün olduğunu gösteren bir yüz ifadesi, bir hoşluk, bir gönül alma , bir sükunet içinde olması daha mantıklı değilmi. gidecek mesela şehit cenazelerine, ama öyle yüksek sesle konuşarak değil;
o şehit anasının dizinin dibinde oturacak, ağlayacak, göreceğiz ki vay anasını insanmış lan bu diyeceğiz.
hala ordan sağa sola ahkam kesecek pişkin pişkin.
daha geçen hafta %44 zammı haşırt diye soktuydun, hadi barış ortamı olsun zammı geri al da barışalım, kızgınlığımız geçsin.
alır mı amk. deccalleşmek yoksa ne mümkün.
istifa edeceği yerde basına, muhalefete, bilumun rakiplerine sataşarak, üzgün görüntüden ziyade, kortutan görüntüsü, kendisini deccal olmaya daha da yaklaştırmaktadır.
şöyle de düşünülebilir: bu ortamda birinin çıkıp, bu yaşananlardan dolayı üzgün olduğunu gösteren bir yüz ifadesi, bir hoşluk, bir gönül alma , bir sükunet içinde olması daha mantıklı değilmi. gidecek mesela şehit cenazelerine, ama öyle yüksek sesle konuşarak değil;
o şehit anasının dizinin dibinde oturacak, ağlayacak, göreceğiz ki vay anasını insanmış lan bu diyeceğiz.
hala ordan sağa sola ahkam kesecek pişkin pişkin.
daha geçen hafta %44 zammı haşırt diye soktuydun, hadi barış ortamı olsun zammı geri al da barışalım, kızgınlığımız geçsin.
alır mı amk. deccalleşmek yoksa ne mümkün.
deccaliyet yetkilerini (bkz: hükümeti koruma yasası) isimli kanundan almaktadır.
antitezi olan görüşe göre ise, siyonist maşası köpeklerin tayyib'i mehdi gibi sunmaya çalıştığı iddia edilmektedir.
(bkz: recep tayyip erdoğan ın hz mehdi olması)
(bkz: recep tayyip erdoğan ın hz mehdi olması)
MEHDi VE DECCAL SAVAŞI ARTIK BAŞLADI, BUGÜNDEN SONRA TÜRKiYE iKi KAMPA BÖLÜNECEK, BiRi MEHDi YANDAŞLARI DiĞER iSE DECCAL OLAN BASKICI REJiMiN YANDAŞLARI OLACAK..
Bir bardak içki içene Alkolik, ülkenin kurucularına "iki ayyaş", demokratik hak arayanlara "Çapulcu" diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın devrim pastarları Atatürk havaalanında karşılama yaptı.
Atılan sloganlara baktığınızda bu ülkenin AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'la asla bir daha eski huzurunu ve mutluluğunu bulamayacağını oldukça net görüyorsunuz.
Sloganlar şöyle;
"Azınlık şaşırma sabrımızı taşırma", "Recep Tayyibin askerleriyiz", "Bir işaretin yeter", "Mücahitler burada çapulcular nerede", "Yol ver gidelim, Taksimi ezelim".
Aslında Osmanlı imparatorluğunun salam dilimi gibi parça parça bölünmesinden sonra emperyalistlerin işgal girişimine karşı çıkan ve direnen bir avuç "Kuvayı Milliye" denen yiğit, vatansever ve gözüpek insan vardı. Halkın yine ekseri çoğunluğu Yunan askerini, "Padişahımızın askerleri" diye karşılamış, ingiliz askerine "Müslümanların dünyadaki en büyük koruyucusu" demiş, Mustafa Kemal Atatürk için "Başıbozuk ve halife düşmanı", Kuvayı Milliye için "Çapulcu sürüsü" demişti.
Bunu diyenlerin yüzde 90'ı kendisini o dönemin muhafazakarları olarak niteleyebileceğiniz "Şeriatçı dindar" ve kendi tabirleriyle "Muhammedi"'ydi.
Nitekim düşman Polatlı'ya gelinceye kadar ; muhafazakar ve Müslümanlığa sıkı sıkıya bağlı halkın Kuvayı Milliyeye hiçbir biçimde destek vermemesi de bunun başka bir örneğidir.
Ne zaman ki Afyon, Kütahya, Uşak'ta Müslüman halk camilere doldurulup toplu olarak yakıldı, ne zaman ki buradaki Müslüman çoğunluğun karısına ve kızına Yunan askerleri tecavüz etmeye başladı o zaman millet "kerhen" de olsa Kuvayı Milliyeye destek verdi ama hesabından vazgeçmeyerek kinini ve nefretini saklı tutmayı sonraya bıraktı.
Yine o dönemin medyasında baş üstünde tutulan "Ali Kemal"'ler ve halkın çok yaşa dediği isimler ise "Damat Ferit"'lerdi.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları önce kendilerine "Kafir" diyen bu Müslüman çoğunluğun ırzını ve namusunu düşmanın elinden kurtardı. Ardından ülkeyi kurtardı.
Ve bu köhne imparatorluk artığı, kültürü, kimliği, sosyolojisi belli olmayan topluluğa elleriyle modern ve çağdaş bir Türkiye hediye etti.
Avrupada katolikler ve protestanlar yüzyıl boyunca savaştı onbinlerce insan öldü ve halk gerçeği görüp "Aydınlanma devri ve Rönesansı" yaşadı.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk; hem de çok da fazla kan dökülmeden, hem de yüzyıllar boyunca sürebilecek özgürlük ve demokrasi mücadelesi verilmeden genç ve pırıl pırıl bir cumhuriyeti, bunun için alın teri dökmeyen, bedel ödemeyen ve hatta elinin tersiyle iten "Muhafazakar ve Muhammedi" çoğunluğa hediye etti.
Kurtuluş savaşı biter bitmez Atatürk'ü yok etmek için bütün tarikatlar, cemaatler, mollalar, softalar ve din adamları fırsat kollamaya başladı.
Atatürk'ün inadı ve bitmek tükenmek bilmeyen yurt sevgisi bütün bunların üstesinden geldi ama Osmanlıdaki tekke, zaviye ve medrese artıkları için hesap kapanmamıştı. Önce Adnan Menderes sonra Süleyman Demirel, Kenan Evren, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan. Tüyü diken ise Recep Tayyip Erdoğan oldu.
Demokrasi ve özgürlükler için bir damla kanını döküp bedel ödemeyen bu halkın çoğunluğunu oluşturan muhafazakar kesim, her zaman için Cumhuriyete ve onu kuranlara karşı kinini saklı tuttu.
Genç Cumhuriyeti kuranlar da bu arada boş durmadı. Kendi kuşaklarını yetiştirdi, onları modern, çağdaş ve ilerici batı toplumlarına dönük biçimde eğitti.
Bugüne geldiğimizde artık bu ülkenin geçmişten gelen ve bir elmanın kesilmiş iki yarısı gibi ayrı tarafa düşen bu iki uzlaşmaz toplumun artık hesaplaşma günü.
Bu hesaplaşma ne yazık ki sanıldığından daha yakın ve sanıldığından daha acı bir biçimde gerçekleşebilir.
Recep Tayyip Erdoğan'ın başından beri toplumu germesinin ve sürekli biçimde kendisi gibi inanmayan ve düşünmeyen insanları ötekileştirmesinin tek ve gerçek nedeni geçmişten bugüne taşıdığı, saklı tuttuğu kin ve nefretinin gereği olarak artık hesaplaşma arzusudur.
Kimse Erdoğan'dan yumuşama beklemesin, kimse Erdoğan'dan uzlaşma beklemesin. Çünkü onun amacı gerginlik, çatışma ve sonu islami bir yönetime kadar gidecek büyük bir mücadele.
Beline bomba sarıp kendisini havaya uçuran bir marjinalliğin atmosferinden ve o iklimin kenarından geçmiştir Erdoğan.
Kimse kimseyi kandırmasın, aldatmasın!
Türkiye'nin karanlık yüzü ile aydınlık yüzü mutlaka ama mutlaka hesaplaşacaktır
Recep Tayyip Erdoğan'ın hocası Erbakan'ın dediği gibi soru sadece şu;
"Bu hesaplaşma kanlı mı olacak kansız mı olacak acı mı olacak tatlı mı olacak"
Türkiye'nin bugünlerde yanıtını aradığı soru ne yazık ki bu..
Bir bardak içki içene Alkolik, ülkenin kurucularına "iki ayyaş", demokratik hak arayanlara "Çapulcu" diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın devrim pastarları Atatürk havaalanında karşılama yaptı.
Atılan sloganlara baktığınızda bu ülkenin AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'la asla bir daha eski huzurunu ve mutluluğunu bulamayacağını oldukça net görüyorsunuz.
Sloganlar şöyle;
"Azınlık şaşırma sabrımızı taşırma", "Recep Tayyibin askerleriyiz", "Bir işaretin yeter", "Mücahitler burada çapulcular nerede", "Yol ver gidelim, Taksimi ezelim".
Aslında Osmanlı imparatorluğunun salam dilimi gibi parça parça bölünmesinden sonra emperyalistlerin işgal girişimine karşı çıkan ve direnen bir avuç "Kuvayı Milliye" denen yiğit, vatansever ve gözüpek insan vardı. Halkın yine ekseri çoğunluğu Yunan askerini, "Padişahımızın askerleri" diye karşılamış, ingiliz askerine "Müslümanların dünyadaki en büyük koruyucusu" demiş, Mustafa Kemal Atatürk için "Başıbozuk ve halife düşmanı", Kuvayı Milliye için "Çapulcu sürüsü" demişti.
Bunu diyenlerin yüzde 90'ı kendisini o dönemin muhafazakarları olarak niteleyebileceğiniz "Şeriatçı dindar" ve kendi tabirleriyle "Muhammedi"'ydi.
Nitekim düşman Polatlı'ya gelinceye kadar ; muhafazakar ve Müslümanlığa sıkı sıkıya bağlı halkın Kuvayı Milliyeye hiçbir biçimde destek vermemesi de bunun başka bir örneğidir.
Ne zaman ki Afyon, Kütahya, Uşak'ta Müslüman halk camilere doldurulup toplu olarak yakıldı, ne zaman ki buradaki Müslüman çoğunluğun karısına ve kızına Yunan askerleri tecavüz etmeye başladı o zaman millet "kerhen" de olsa Kuvayı Milliyeye destek verdi ama hesabından vazgeçmeyerek kinini ve nefretini saklı tutmayı sonraya bıraktı.
Yine o dönemin medyasında baş üstünde tutulan "Ali Kemal"'ler ve halkın çok yaşa dediği isimler ise "Damat Ferit"'lerdi.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları önce kendilerine "Kafir" diyen bu Müslüman çoğunluğun ırzını ve namusunu düşmanın elinden kurtardı. Ardından ülkeyi kurtardı.
Ve bu köhne imparatorluk artığı, kültürü, kimliği, sosyolojisi belli olmayan topluluğa elleriyle modern ve çağdaş bir Türkiye hediye etti.
Avrupada katolikler ve protestanlar yüzyıl boyunca savaştı onbinlerce insan öldü ve halk gerçeği görüp "Aydınlanma devri ve Rönesansı" yaşadı.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk; hem de çok da fazla kan dökülmeden, hem de yüzyıllar boyunca sürebilecek özgürlük ve demokrasi mücadelesi verilmeden genç ve pırıl pırıl bir cumhuriyeti, bunun için alın teri dökmeyen, bedel ödemeyen ve hatta elinin tersiyle iten "Muhafazakar ve Muhammedi" çoğunluğa hediye etti.
Kurtuluş savaşı biter bitmez Atatürk'ü yok etmek için bütün tarikatlar, cemaatler, mollalar, softalar ve din adamları fırsat kollamaya başladı.
Atatürk'ün inadı ve bitmek tükenmek bilmeyen yurt sevgisi bütün bunların üstesinden geldi ama Osmanlıdaki tekke, zaviye ve medrese artıkları için hesap kapanmamıştı. Önce Adnan Menderes sonra Süleyman Demirel, Kenan Evren, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan. Tüyü diken ise Recep Tayyip Erdoğan oldu.
Demokrasi ve özgürlükler için bir damla kanını döküp bedel ödemeyen bu halkın çoğunluğunu oluşturan muhafazakar kesim, her zaman için Cumhuriyete ve onu kuranlara karşı kinini saklı tuttu.
Genç Cumhuriyeti kuranlar da bu arada boş durmadı. Kendi kuşaklarını yetiştirdi, onları modern, çağdaş ve ilerici batı toplumlarına dönük biçimde eğitti.
Bugüne geldiğimizde artık bu ülkenin geçmişten gelen ve bir elmanın kesilmiş iki yarısı gibi ayrı tarafa düşen bu iki uzlaşmaz toplumun artık hesaplaşma günü.
Bu hesaplaşma ne yazık ki sanıldığından daha yakın ve sanıldığından daha acı bir biçimde gerçekleşebilir.
Recep Tayyip Erdoğan'ın başından beri toplumu germesinin ve sürekli biçimde kendisi gibi inanmayan ve düşünmeyen insanları ötekileştirmesinin tek ve gerçek nedeni geçmişten bugüne taşıdığı, saklı tuttuğu kin ve nefretinin gereği olarak artık hesaplaşma arzusudur.
Kimse Erdoğan'dan yumuşama beklemesin, kimse Erdoğan'dan uzlaşma beklemesin. Çünkü onun amacı gerginlik, çatışma ve sonu islami bir yönetime kadar gidecek büyük bir mücadele.
Beline bomba sarıp kendisini havaya uçuran bir marjinalliğin atmosferinden ve o iklimin kenarından geçmiştir Erdoğan.
Kimse kimseyi kandırmasın, aldatmasın!
Türkiye'nin karanlık yüzü ile aydınlık yüzü mutlaka ama mutlaka hesaplaşacaktır
Recep Tayyip Erdoğan'ın hocası Erbakan'ın dediği gibi soru sadece şu;
"Bu hesaplaşma kanlı mı olacak kansız mı olacak acı mı olacak tatlı mı olacak"
Türkiye'nin bugünlerde yanıtını aradığı soru ne yazık ki bu..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar