bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- samsak döveci9
- sözlüğün yeni tasarımı22
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- opel vectra b4
- italyan arabaları3
- aponun villası9
- tinto brass12
- barbunya pilakisi seven bokkefali2
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- galatasaray amed operasyonu4
- keyif kaçıran şeyler2
- masterchef 20262
- hayal garip2
- uludede ile hacca gitmek3
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- sense and sensibility2
- kötü bir insan mıyım ben5
- paranın mutluluk getirmemesi7
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- belediye ruhsat birimi3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- sözlüğün en ılık yazarı3
- açık beğen2
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- hababam sınıfı3
- küfürlü atasözleri4
- kaçak akım rölesi3
- terhis oluyorum sözlük21
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- aşk16
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- fatma betül sayan kaya28
- ajan berber2
dave shaw'ın son dalışı
insanın tüylerini diken diken eden bir fedakarlık hikayesidir bu. her şey 1994 yılının noel döneminde, güney afrika'daki dünyanın en derin ve tatlı su mağaralarından biri olan boesmansgat'ta başlar. 20 yaşındaki macera tutkunu güney afrikalı deon dreyer, bir teknik dalış ekibine destek olmak için oradadır ancak yaklaşık 270 metre derinliğe doğru inerken, yüksek basınçtan kaynaklanan karbondioksit zehirlenmesi nedeniyle bilincini kaybederek zifiri karanlığın dibine doğru batar ve gözden kaybolur. ailesinin tüm çabalarına, kiralanan su altı robotlarına rağmen gencin bedenine bir türlü ulaşılamaz ve deon, o kapkara suyun altında tam on yıl boyunca kalır.
ekim 2004'te havayollarında çalışan kıdemli bir yolcu uçağı pilotu ve aynı zamanda ekstrem mağara dalışlarının çılgın ismi avustralyalı dave shaw, aynı mağarada 280 metreye dalarak kırılması imkansız bir dünya rekoruna imza atar. dave mağaranın tabanındayken suyun içinde bir karaltı fark eder ve yaklaştığında sırt üstü yatan, kolları yukarı doğru açılmış, dalış kıyafeti ve maskesi hala üzerinde duran deon dreyer'ın cansız bedenini görür. beden aradan geçen on yılda adiposer adı verilen sabunsu bir mezarlık mumuna dönüştüğü için çürümemiş, öylece kalmıştır. dave bedeni yukarı çekmeye çalışır ama ağırlıklar yüzünden dipten ayıramaz. yüzeye çıktığında durumu deon’un anne ve babasına bildirir ve o insanların gözündeki dinmeyen acıyı görünce "oraya tekrar ineceğim ve oğlunuzu size geri getireceğim" diye söz verir. tüm dalış camiası dave’i uyarır, o derinlikte bir ceset torbasıyla çıkmanın intihar olduğunu söylerler ama dave dinlemez, bir kere söz vermiştir artık.
yanına en yakın dostu don shirley'i ve büyük bir destek ekibini alarak 8 ocak 2005'te mağaraya geri döner. dave'in kaskında her şeyi saniye saniye kaydeden bir kamera vardır. dibe iner, deon'un bedenini torbaya koymaya çalışır ama hesaba katmadığı bir şey olur; beden kimyasal yapısı değiştiği için suyun altında pozitif yüzerlilik kazanmıştır, yani torbaya kondukça hafifleyip dave'in etrafında dolanmaya başlar. zifiri karanlıkta ve muazzam bir basınç altında dave cesetle boğuşurken fiziksel olarak çok fazla efor sarf eder, aşırı nefes alıp vermekten solunum cihazı karbondioksiti temizleyemez ve derinlik sarhoşluğunun da etkisiyle bilinci bulanmaya başlar. tam o kaos anında kaskındaki fenerin kabloları ve rehber ipler, deon'un tüplerine dolanır. dave kendini kurtarmak için çırpınır, nefesi yetmez, panikler ve bilincini kaybederek deon'un hemen yanı başında hayatını kaybeder. onu kurtarmak için aşağı inen can dostu don shirley de ölümden kıl payı kurtulur arkadaşını bekleyip yardım etmeye çalışır sonrasında ise yukarı doğru tırmanırken derin dalışlarda ölümcül olan rebreather (solunum cihazı) bilgisayarının arızalanması ve bu derinlikte ani bir basınç şoku yaşamasıyla vurgun yer. bu ağır vurgun don’un iç kulağına ve sinir sistemine o kadar büyük zarar verir ve suyun altındayken dünyası tersine yön duygusunu tamamen kaybeder ve şiddetli bir vertigo (baş dönmesi) ile kusma krizine girer. kusması o derinlikte solunum maskesini tıkayıp onu anında boğabilecekken hayatta kalma içgüdüsüyle kusmuğunu yutarak saatlerce santim santim yukarı tırmanmayı başarır ancak aldığı hasarla aylarca yürüyemez ve işitemez.
olaydan üç gün sonra destek ekibi mağaradaki ağır ekipmanları ve ipleri yavaş yavaş yukarı çekmeye başladığında, su yüzeyine yakın bir yerde şok edici bir manzarayla karşılaşır; dave shaw’un fenerinin kablosu deon dreyer’ın bedenine dolanmıştır ve dave ölürken bile deon'u bırakmamıştır. iki dalgıcın cansız bedeni, su yüzeyinde yan yana yükselir. dave shaw belki hayatını kaybetmiştir ama verdiği sözü tutmuş, hiç tanımadığı o yabancı genci on yıl sonra güneş ışığına ve ailesine geri çıkarmıştır.
we lost the sea grubu kendisini feda eden insanlar üzerine yaptığı departure songs albümünde bu olaya yer verir ve the last dive of david shaw isimli parçayı yayınlar.
grup ve albüm hakkında yazıma da bakabilirsiniz
(bkz: we lost the sea/#48115319)
insanın tüylerini diken diken eden bir fedakarlık hikayesidir bu. her şey 1994 yılının noel döneminde, güney afrika'daki dünyanın en derin ve tatlı su mağaralarından biri olan boesmansgat'ta başlar. 20 yaşındaki macera tutkunu güney afrikalı deon dreyer, bir teknik dalış ekibine destek olmak için oradadır ancak yaklaşık 270 metre derinliğe doğru inerken, yüksek basınçtan kaynaklanan karbondioksit zehirlenmesi nedeniyle bilincini kaybederek zifiri karanlığın dibine doğru batar ve gözden kaybolur. ailesinin tüm çabalarına, kiralanan su altı robotlarına rağmen gencin bedenine bir türlü ulaşılamaz ve deon, o kapkara suyun altında tam on yıl boyunca kalır.
ekim 2004'te havayollarında çalışan kıdemli bir yolcu uçağı pilotu ve aynı zamanda ekstrem mağara dalışlarının çılgın ismi avustralyalı dave shaw, aynı mağarada 280 metreye dalarak kırılması imkansız bir dünya rekoruna imza atar. dave mağaranın tabanındayken suyun içinde bir karaltı fark eder ve yaklaştığında sırt üstü yatan, kolları yukarı doğru açılmış, dalış kıyafeti ve maskesi hala üzerinde duran deon dreyer'ın cansız bedenini görür. beden aradan geçen on yılda adiposer adı verilen sabunsu bir mezarlık mumuna dönüştüğü için çürümemiş, öylece kalmıştır. dave bedeni yukarı çekmeye çalışır ama ağırlıklar yüzünden dipten ayıramaz. yüzeye çıktığında durumu deon’un anne ve babasına bildirir ve o insanların gözündeki dinmeyen acıyı görünce "oraya tekrar ineceğim ve oğlunuzu size geri getireceğim" diye söz verir. tüm dalış camiası dave’i uyarır, o derinlikte bir ceset torbasıyla çıkmanın intihar olduğunu söylerler ama dave dinlemez, bir kere söz vermiştir artık.
yanına en yakın dostu don shirley'i ve büyük bir destek ekibini alarak 8 ocak 2005'te mağaraya geri döner. dave'in kaskında her şeyi saniye saniye kaydeden bir kamera vardır. dibe iner, deon'un bedenini torbaya koymaya çalışır ama hesaba katmadığı bir şey olur; beden kimyasal yapısı değiştiği için suyun altında pozitif yüzerlilik kazanmıştır, yani torbaya kondukça hafifleyip dave'in etrafında dolanmaya başlar. zifiri karanlıkta ve muazzam bir basınç altında dave cesetle boğuşurken fiziksel olarak çok fazla efor sarf eder, aşırı nefes alıp vermekten solunum cihazı karbondioksiti temizleyemez ve derinlik sarhoşluğunun da etkisiyle bilinci bulanmaya başlar. tam o kaos anında kaskındaki fenerin kabloları ve rehber ipler, deon'un tüplerine dolanır. dave kendini kurtarmak için çırpınır, nefesi yetmez, panikler ve bilincini kaybederek deon'un hemen yanı başında hayatını kaybeder. onu kurtarmak için aşağı inen can dostu don shirley de ölümden kıl payı kurtulur arkadaşını bekleyip yardım etmeye çalışır sonrasında ise yukarı doğru tırmanırken derin dalışlarda ölümcül olan rebreather (solunum cihazı) bilgisayarının arızalanması ve bu derinlikte ani bir basınç şoku yaşamasıyla vurgun yer. bu ağır vurgun don’un iç kulağına ve sinir sistemine o kadar büyük zarar verir ve suyun altındayken dünyası tersine yön duygusunu tamamen kaybeder ve şiddetli bir vertigo (baş dönmesi) ile kusma krizine girer. kusması o derinlikte solunum maskesini tıkayıp onu anında boğabilecekken hayatta kalma içgüdüsüyle kusmuğunu yutarak saatlerce santim santim yukarı tırmanmayı başarır ancak aldığı hasarla aylarca yürüyemez ve işitemez.
olaydan üç gün sonra destek ekibi mağaradaki ağır ekipmanları ve ipleri yavaş yavaş yukarı çekmeye başladığında, su yüzeyine yakın bir yerde şok edici bir manzarayla karşılaşır; dave shaw’un fenerinin kablosu deon dreyer’ın bedenine dolanmıştır ve dave ölürken bile deon'u bırakmamıştır. iki dalgıcın cansız bedeni, su yüzeyinde yan yana yükselir. dave shaw belki hayatını kaybetmiştir ama verdiği sözü tutmuş, hiç tanımadığı o yabancı genci on yıl sonra güneş ışığına ve ailesine geri çıkarmıştır.
we lost the sea grubu kendisini feda eden insanlar üzerine yaptığı departure songs albümünde bu olaya yer verir ve the last dive of david shaw isimli parçayı yayınlar.
grup ve albüm hakkında yazıma da bakabilirsiniz
(bkz: we lost the sea/#48115319)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com