bugün
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- 15 kasım 20264
- ya şeytan haklıysa3
- 90lar türkçe pop5
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- helin kandemir3
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme4
- başkalarının hayatı dizisi3
- 1990 1995 arası beşiktaş2
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi19
- sevgilimin babasıyla cinsel ilişki yaşadım2
- 1997 2002 arası galatasaray2
- askerde özlenen şeyler9
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı3
- kanser2
- hatay usülü soslu döner3
- parmak kütletmek2
- gençler sakın büyümeyin3
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor5
- kim daha cok seviyor2
- centilmen dizisi3
- gzt tv2
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- inci sözlük2
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- starbucks'a giden adamın zeka seviyesi2
- ceren ayruk3
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- bu koyden olsam ne olacak2
- yörük kızı dizisi2
- türk dizilerinin en büyük sorunu3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- hiç bana sordun mu2
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı4
- okan buruk5
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- yazarların işlediği günahlar15
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- 13 kasım 20262
- kız bulmak için scout ekibi kurmak2
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- terhis oluyorum sözlük25
- burun karıştırmak5
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi8
- uludede3
- hayat bilgisi ürperi3
Çiseleyen yağmur ve gri, kapalı bir hava. Aslında ben bunları severim. Bana Orta Avrupa'yı hatırlatır bunlar. Normal koşullarda Orta Avrupa havası beni canlandırır, zihnimi açar ama dün içimi bunalttı. Haberler zaten basmıştı beni. Üstüne bir de grilik ve yağmur ağır bir şekilde bastı, boğulacak gibi oldum. Türkiye nerede, nereye gidiyor? Bu soruyu o yana bu yana çevirdim içimi ferahlatacak bir cevap bulamadım. Galiba olan biteni de tam anlayamıyorduk. Anlayamamak, bilgisiz kalmak, o havada bu ortamda yaşıyor olmak bana Kafka'yı hatırlattı. Kafka'nın Prag'da hamamböceğine dönüşebilmeyi nasıl olup da yazabildiğini daha iyi anladım sanıyorum.
Durmadan ölüm, savaş, felaket konuşuluyor. Burada en tehlikeli şey insanların bu tür konularda bir tahammül eşiği olmasıymış. Bir eşiği aştıktan sonra insan olan; ölüm, savaş, felaket ne kadar acı çarpıcı olursa olsun bundan etkilenmemeye başlarmış. Bu, bir insanı insanlıktan çıkaran bir şey olmalı. Bizler Türkiye’de sürekli bir dizi felaketin konuşulduğu bir ortamdayız. Birçoğumuz eşiğimizi çoktan aştık. insanlıktan çıktık demek istemiyorum çünkü hâlâ daha bazı değerlere bağlıyım, saygım var onlara. Sadece mutluluk olmasını istiyorum o kadar.
Durumumuzu düşünmek beni daha da sıktı, daralmam arttı. Araba bir sokaktan geçerken yolda ördek kardeş şeklinde bir çöp kutusu gördüm, içimden kötü hislerin akıp gittiğini hissettim. Hani yoga yaparken içinizi kontrol edebildiğiniz anlarda ruhunuzun temizlendiğini hissedersiniz ya. Ben de öyle oluverdim aniden. Sanki birden şehitlerin, kaçırılan askerlerin, savaş tehlikesinin, ölümün hiç olmadığı bir dünyaya transfer oluvermiştim. Galiba civarda bir okul vardı ve sokağın tümü bu tür, 'Ördek kardeş mi?' dersiniz, yoksa 'Vak vak amca mı?'. Ne derseniz deyin o tür kutularla bezenmişti. Basit, çocukça bir süs, insanın içini etkileyebiliyordu işte. Sonra kendi analizimi yapmaya başladım. Güzelliğe, hoşluklara o kadar muhtaçtık ki, o kadar özlemişiz ki bu kadar kötülük, berbatlığın içinde güzel bir şeye rastlamayı... O çöp kutusu benim içimi güzelleştirmeye yetti. Ne hayır varsa çocuklardan var. Büyüklerin dünyası yalan, kavga, acı ve ölümle dolu; küçükler masumiyetleriyle, iç temizlikleriyle bize nefes alacak alan açıveriyorlar işte. Yemin ediyorum o kutuyu görür görmez kendimi Orta Avrupa koşullarında hissettim. Gri hava, çiseleyen yağmur bile hoş gelmeye başladı. Galiba yarım saatliğine de olsa biraz çıkmıştım genel havanın dışına. Tabii sonra gazeteye geldim ve gazetelere göz attım. Yine döndüm geriye, büyümüştüm tekrar ne yazık ki.
serdar turgut
Durmadan ölüm, savaş, felaket konuşuluyor. Burada en tehlikeli şey insanların bu tür konularda bir tahammül eşiği olmasıymış. Bir eşiği aştıktan sonra insan olan; ölüm, savaş, felaket ne kadar acı çarpıcı olursa olsun bundan etkilenmemeye başlarmış. Bu, bir insanı insanlıktan çıkaran bir şey olmalı. Bizler Türkiye’de sürekli bir dizi felaketin konuşulduğu bir ortamdayız. Birçoğumuz eşiğimizi çoktan aştık. insanlıktan çıktık demek istemiyorum çünkü hâlâ daha bazı değerlere bağlıyım, saygım var onlara. Sadece mutluluk olmasını istiyorum o kadar.
Durumumuzu düşünmek beni daha da sıktı, daralmam arttı. Araba bir sokaktan geçerken yolda ördek kardeş şeklinde bir çöp kutusu gördüm, içimden kötü hislerin akıp gittiğini hissettim. Hani yoga yaparken içinizi kontrol edebildiğiniz anlarda ruhunuzun temizlendiğini hissedersiniz ya. Ben de öyle oluverdim aniden. Sanki birden şehitlerin, kaçırılan askerlerin, savaş tehlikesinin, ölümün hiç olmadığı bir dünyaya transfer oluvermiştim. Galiba civarda bir okul vardı ve sokağın tümü bu tür, 'Ördek kardeş mi?' dersiniz, yoksa 'Vak vak amca mı?'. Ne derseniz deyin o tür kutularla bezenmişti. Basit, çocukça bir süs, insanın içini etkileyebiliyordu işte. Sonra kendi analizimi yapmaya başladım. Güzelliğe, hoşluklara o kadar muhtaçtık ki, o kadar özlemişiz ki bu kadar kötülük, berbatlığın içinde güzel bir şeye rastlamayı... O çöp kutusu benim içimi güzelleştirmeye yetti. Ne hayır varsa çocuklardan var. Büyüklerin dünyası yalan, kavga, acı ve ölümle dolu; küçükler masumiyetleriyle, iç temizlikleriyle bize nefes alacak alan açıveriyorlar işte. Yemin ediyorum o kutuyu görür görmez kendimi Orta Avrupa koşullarında hissettim. Gri hava, çiseleyen yağmur bile hoş gelmeye başladı. Galiba yarım saatliğine de olsa biraz çıkmıştım genel havanın dışına. Tabii sonra gazeteye geldim ve gazetelere göz attım. Yine döndüm geriye, büyümüştüm tekrar ne yazık ki.
serdar turgut
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com