bugün
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması18
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- habire12 adamdır15
- sssilvermist4
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı9
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak8
- çilek reçeli vs vişne reçeli9
- gocu bak bi5
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı6
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- erkek yazarlardaki eğilim3
- kadın olmak3
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- bugün gelen kitaplar3
- kadın yazarların boş konulara ilgi göstermesi3
- muslettin amca12
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak13
- şeriat3
- gece denize girmek12
- voleybol maçı izleyen erkek5
- erkeklerin biraz şey olması9
- manyak olmaya karar verdim7
- melissa vargas4
- anın görüntüsü14
- erkek egemen dil kullanan kadınlar4
- yahudi şapkası2
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- başak burcu8
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- sözlükte nesil kavgası sona erdi2
- bay biraderler bey biraderdirler2
- melissa vargas'dan tokat yemek3
- bad boy5
- geniş kitlelerce tanınma yolları2
- mutsuzluğun en büyük nedeni9
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi4
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması7
- siyaset bilimci olmadan siyaset yapmak3
- melissa vargas benim allahımdır2
- nickten isim tahmini yapmak25
- hijo de puta3
- 99 km hızla topa vuran kız2
- sözlükteki görünmez el2
- usta yazarların dediğini yapın yaptığını yapmayın4
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek7
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur6
- sözlük içi şakalar3
- bugün ne oldu2
- güneş3
- kaymak vs tereyağı6
" birinizin mutluluğu diğerinizin felaketi olacak " mottosuyla yola çıkan, iki insanın benzer hikayelerini birbirine oldukça iyi kenetleyen, hatta, filmi izleyenler anlayacaktır, adeta " kelepçeleyen " bir kim ki- duk filmidir " bi mong " .görsel doyumun yanı sıra kullanılan müzikler de oldukça etkileyici, doğru zamanda doğru tonlamalar ustaca kullanılmış.
http://www.cnbce.com/film.../hakkinda.aspx?filmid=723
duygusal girdi yazmak istemiyorum ama, taşlarımı bir bir kırmış filmdir.
duygusal girdi yazmak istemiyorum ama, taşlarımı bir bir kırmış filmdir.
oldukça iyi kurgulanmış, oldukça iyi görsel doyum sunan bir kim ki duk filmi. aslında "bir kim ki duk filmi" bu film için yeterli tam bir tanımdır. yönetmenin filmografisinde fazlasıyla övgü alacağı bir yapımdır.
rüya ile gerçek arasında ziyadesiyle fantastik bir kurguya hiç direnmiyor, çabucak inanıyorsunuz. aşk insana neler yapıyor, neler yaptırıyor... aklınızda yer ediyor...
rüya ile gerçek arasında ziyadesiyle fantastik bir kurguya hiç direnmiyor, çabucak inanıyorsunuz. aşk insana neler yapıyor, neler yaptırıyor... aklınızda yer ediyor...
kim ki duk'un bu son filmi (rüya) bir önceki iki filmine (yani 'zaman've 'nefes') yakın durmakta. her ne kadar boş ev'in imgeleri hafızamızdan yavaş yavaş silinmeye başlasa da ister istemez oraya referanslar yapmak zorunda kalıyoruz. zira kim ki duk denilince akla ilk gelen sinematografik açıdan görüntü dilinin ön plana çıktığı filmler olmakta.
rüya'da ise ikili ilişkilerin tuhaf kanalları üzerinde durmaktadır. gerçi bunu hemen hemen tüm filmlerinde vazgeçemediği temalardan biri olduğunu söyleyebiliriz; ancak yöntem söz konusu olduğunda yani filmin yaslandığı anlatım dili hesaba katıldığında, (boş ev, yay ve badguy, filmlerinde bize adeta sinema dilinin 'görüntü' olduğunun altını çiziyordu ve bu filmler sanatsal gücünü burdan alıyordu.) karşımıza gücünü, dayanağını öyküsünden alan bir film çıkmakta.
dolayısıyla tıpkı 'zaman' filminde iletişimin, ikili ilişkilerin ancak yüz değiştirme hattı üzerinden irdelerken, (nefes' te de idam mahkumuyla yapılan görüşmeler üzerinden irdelemekte) burada da rüya-eylem ilişkisi üzerinden gerçekleştirmektedir. bir tarafta sevgilisine ulaşma arzusuyla yanıp tutaşan ve ancak rüyalarında bu gerçekleştirebilen erkek (jin), diğer tarfta ise erkek arkadaşını bir daha hiç görmek istemeyen kadın (ran)...
erkeğin kurtuluşu kadının cehennemi oluyor her rüyada...
rüya'da ise ikili ilişkilerin tuhaf kanalları üzerinde durmaktadır. gerçi bunu hemen hemen tüm filmlerinde vazgeçemediği temalardan biri olduğunu söyleyebiliriz; ancak yöntem söz konusu olduğunda yani filmin yaslandığı anlatım dili hesaba katıldığında, (boş ev, yay ve badguy, filmlerinde bize adeta sinema dilinin 'görüntü' olduğunun altını çiziyordu ve bu filmler sanatsal gücünü burdan alıyordu.) karşımıza gücünü, dayanağını öyküsünden alan bir film çıkmakta.
dolayısıyla tıpkı 'zaman' filminde iletişimin, ikili ilişkilerin ancak yüz değiştirme hattı üzerinden irdelerken, (nefes' te de idam mahkumuyla yapılan görüşmeler üzerinden irdelemekte) burada da rüya-eylem ilişkisi üzerinden gerçekleştirmektedir. bir tarafta sevgilisine ulaşma arzusuyla yanıp tutaşan ve ancak rüyalarında bu gerçekleştirebilen erkek (jin), diğer tarfta ise erkek arkadaşını bir daha hiç görmek istemeyen kadın (ran)...
erkeğin kurtuluşu kadının cehennemi oluyor her rüyada...
2nci palto film günlerinde gösterilen, oldukça başarılı film. kelebek motifi de gayet hoş ve derinden. arada güldürüyor, bu güldürülerin bazıları da yersiz oluyor...
31 ekim 2008 tarihinde yani yarın vizyona girecek olan filmdir.
güney kore'den 2008 yapımı bir kim ki duk filmi. "rüya" anlamına geliyor ismi. ekim ayında türkiye'de sinemaseverlerle buluşacak. kim ki duk hayranlarını heyecanlandıran bir film olmuştur ayrıca.
[alıntı]
koreli usta kim ki-duk'un son dramı yine insan ilişkilerine mercek tutuyor. tıpkı adı gibi, film, bir rüyayla, jin adlı genç bir adamın gördüğü kâbustan uyanmasıyla başlıyor. jin, rüyasında bir trafik kazasına neden olmuştur. uyanıp kazayı gördüğü yere gittiğinde biraz önce orada benzer bir kaza olduğunu fark eder. bir şekilde kazaya yol açan kişi olan ran adlı kadınla tanıştığında, aralarında tuhaf bir bağ olduğunu anlar. jin rüya gördüğünde ran, jin'in rüyada yaptıklarını yapmaktadır. daha önceki eserlerinde olduğu gibi on beşinci uzun metrajlı filmini kim ki-duk yine hayaller, hafıza ve aşk temalarını iletişimsizlik üzerine kurduğu çatıyla sunuyor. jin rolünü japon indie oyuncu joe odagiri, ran'ı ise koreli lee na-young canlandırıyor.
[/alıntı]
[alıntı]
koreli usta kim ki-duk'un son dramı yine insan ilişkilerine mercek tutuyor. tıpkı adı gibi, film, bir rüyayla, jin adlı genç bir adamın gördüğü kâbustan uyanmasıyla başlıyor. jin, rüyasında bir trafik kazasına neden olmuştur. uyanıp kazayı gördüğü yere gittiğinde biraz önce orada benzer bir kaza olduğunu fark eder. bir şekilde kazaya yol açan kişi olan ran adlı kadınla tanıştığında, aralarında tuhaf bir bağ olduğunu anlar. jin rüya gördüğünde ran, jin'in rüyada yaptıklarını yapmaktadır. daha önceki eserlerinde olduğu gibi on beşinci uzun metrajlı filmini kim ki-duk yine hayaller, hafıza ve aşk temalarını iletişimsizlik üzerine kurduğu çatıyla sunuyor. jin rolünü japon indie oyuncu joe odagiri, ran'ı ise koreli lee na-young canlandırıyor.
[/alıntı]
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar