bugün
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan31
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi18
- mauro icardi5
- ak partililerin anayasayı değiştirmeye çalışması5
- mesih gelse kimsenin inanmayacak olması6
- sözlük yazarlarının nahları3
- ceyda düvenci4
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız20
- atatürkçü bir ailede doğmak2
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır4
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist7
- tai lung36
- israiloğulları vs ismailoğulları4
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak7
- arkadaşlar hesabı silicem14
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı7
- ölürken dinlenecek müzik6
- arapça küfür edilse amin inşallah diyecek kitle4
- rafael leao30
- önder sav2
- go2
- neden sosyalist oldun sorusuna verilecek yanıtlar4
- hangi il hangi renk2
- çözüm süreci akp lisi vs çözüm süreci pkk lıları2
- türkiye toplumu ile anlaşamamak4
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- deccal7
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı9
- velvet25
- 29 ağustos 2026 konyaspor kocaelispor maçı3
- jack london4
- sayın başbirader erecto birader2
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- leao'nun süper lig'in içinden geçecek olması3
- çomarlar için sosyal medya platformu2
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- kapadokya27
- yılmaz güney7
- sarapci koala71
- habire126
- izleyip ağlamalık aşk filmi2
- türkiye22
- anın görüntüsü18
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi24
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı3
- şeriat gelsin de isterse türkiye batsın2
- günün sözü23
- türkiye'nin nato'dan çıkıp abd'ye barış götürmesi5
- aleksey batrakov6
- gs kadro değerinin 400 milyon euroya dayanması3
Ölümün şiirini yazmak için bileklerini kesmiş ama tıpta hipovolemik şok diye geçen bir tabloyu tanımlamaktan öteye geçememiş osmanlı dönemi şairi.
Ölmeden önce şunları yazmıştır:
5 şubat 1887: ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. kanım akarken baldızım aşağıya indi. yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. bereket versin içeri girmedi. bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. baygınlık gelmeye başladı.
Ölmeden önce şunları yazmıştır:
5 şubat 1887: ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. kanım akarken baldızım aşağıya indi. yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. bereket versin içeri girmedi. bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. baygınlık gelmeye başladı.
Ölümü yazmak için ölüme gidecek kadar psikolojisi bozuk şair. Annesinde de psikolojik bir rahatsızlık olduğu bilinir.
Zaten dönemi de her şeyin büyük büyük yaşandığı bir dönemdi.
Zaten dönemi de her şeyin büyük büyük yaşandığı bir dönemdi.
sosyoloji derslerinin birinde adi muhakkak gecen materyalist.
görsel
ilk türk pozitivist, naturalist ve materyalist felsefeci, ilk denemeci yazar, ilk Biyografi yazarı ve ilk eleştirmen olarak da tarihe geçmiştir. tüm bu meziyetleri ve pos bıyıkları ile türk nietzsche de denilebilir kendisine fikrimce.
Doğum yeri istanbul olan fuad, 1852 yılında doğmuştur. Aslen Gürcistanlıdır. Osmanlı imparatorluğunun aydın kişiliklerinden biri olan Beşir Fuad, bilim, edebiyat, eleştiri, felsefe, biyografi dallarında birçok eser vermiştir.
1873 yılında Mektep-i Harbiye’yi bitirmiş olup Sultan Abdülaziz’e yaverlik yapmıştır. Bunun yanı sıra pek çok savaşa gönüllü olarak katılmıştır. Fransızca, ingilizce ve Almanca dilinden çevirdiği pek çok eserleri dilimize kazandırmıştır.
1886 yılında Annesinin paranoyadan ölmesi yazarda delirme korkusu yaratmıştır. 5 Şubat 1887 yılında evinde bileklerini keserek ve tüm bu anı, dostu ahmet mithat'a bir mektup şeklinde yazarak henüz 35 yaşında iken intihar etmiştir. Son arzusu cesedini Kadavra olarak bağışlama isteği ise kabul görmemiştir.
kendisi gibi arafta kalmış, ne doğuya ne batıya yaranabilmiş, ne sağa ne de sola yar olamamış cemil meriç'in, fuad ile ilgili yorumu ise şöyledir;
“Alışkanlıkları ile Osmanlı, kafasıyla Fransız. Beşir Fuad’ı Cizvit’ler zehirledi. imanını kaybeden o coşkun zekâ, yeni bir din buldu kendine: Maddecilik. Batının müsbet ilimlerini naslaştırdı. Kılıç bir fetih aracı değildi artık. Zafer rüyaları ancak kalemle gerçekleşebilirdi. Abdülaziz Han’ın yaveri bu çetin kavgaya kahramanca atıldı. Ama çağdaşlarının dilini konuşmuyordu Beşir. Her makaleyle biraz daha yalnızlaşıyor, uçurum biraz daha derinleşiyor, anlayışsızlık kine inkılap ediyordu. Burkulan şuurunu uyuşturmak için içkiye ve kadına koştu. Nafile… Dudaklarında günahların buruk tadı, bezgin ve yorgun. Kavgaya devam etti. Gönülle aklın, şiirle nesrin, imanla inkârın, Doğu ile Batı’nın kavgası. O yalçın irade, bu çılgın savaşa üç yıl dayanabildi. Hayalle gerçek arasındaki uçurum, maddecilikle doldurulamazdı. Na’şını fırlattı uçuruma.
Don Kişot’u kitaplar çıldırtmıştı. Beşir’i ise kitaplar öldürdü.”
ilk türk pozitivist, naturalist ve materyalist felsefeci, ilk denemeci yazar, ilk Biyografi yazarı ve ilk eleştirmen olarak da tarihe geçmiştir. tüm bu meziyetleri ve pos bıyıkları ile türk nietzsche de denilebilir kendisine fikrimce.
Doğum yeri istanbul olan fuad, 1852 yılında doğmuştur. Aslen Gürcistanlıdır. Osmanlı imparatorluğunun aydın kişiliklerinden biri olan Beşir Fuad, bilim, edebiyat, eleştiri, felsefe, biyografi dallarında birçok eser vermiştir.
1873 yılında Mektep-i Harbiye’yi bitirmiş olup Sultan Abdülaziz’e yaverlik yapmıştır. Bunun yanı sıra pek çok savaşa gönüllü olarak katılmıştır. Fransızca, ingilizce ve Almanca dilinden çevirdiği pek çok eserleri dilimize kazandırmıştır.
1886 yılında Annesinin paranoyadan ölmesi yazarda delirme korkusu yaratmıştır. 5 Şubat 1887 yılında evinde bileklerini keserek ve tüm bu anı, dostu ahmet mithat'a bir mektup şeklinde yazarak henüz 35 yaşında iken intihar etmiştir. Son arzusu cesedini Kadavra olarak bağışlama isteği ise kabul görmemiştir.
kendisi gibi arafta kalmış, ne doğuya ne batıya yaranabilmiş, ne sağa ne de sola yar olamamış cemil meriç'in, fuad ile ilgili yorumu ise şöyledir;
“Alışkanlıkları ile Osmanlı, kafasıyla Fransız. Beşir Fuad’ı Cizvit’ler zehirledi. imanını kaybeden o coşkun zekâ, yeni bir din buldu kendine: Maddecilik. Batının müsbet ilimlerini naslaştırdı. Kılıç bir fetih aracı değildi artık. Zafer rüyaları ancak kalemle gerçekleşebilirdi. Abdülaziz Han’ın yaveri bu çetin kavgaya kahramanca atıldı. Ama çağdaşlarının dilini konuşmuyordu Beşir. Her makaleyle biraz daha yalnızlaşıyor, uçurum biraz daha derinleşiyor, anlayışsızlık kine inkılap ediyordu. Burkulan şuurunu uyuşturmak için içkiye ve kadına koştu. Nafile… Dudaklarında günahların buruk tadı, bezgin ve yorgun. Kavgaya devam etti. Gönülle aklın, şiirle nesrin, imanla inkârın, Doğu ile Batı’nın kavgası. O yalçın irade, bu çılgın savaşa üç yıl dayanabildi. Hayalle gerçek arasındaki uçurum, maddecilikle doldurulamazdı. Na’şını fırlattı uçuruma.
Don Kişot’u kitaplar çıldırtmıştı. Beşir’i ise kitaplar öldürdü.”
psikopattır. canlı canlı kendini keserek intihar etmiştir. sebebini de tıbbi merak diye açıklamıştı galiba son sözlerinde. (intihardan çok önce de yazmış olabilir orasını hatırlamıyorum)
ölümün şiirini yazmak için bileklerini kesmiş ama tıpta hipovolemik şok diye geçen bir tabloyu tanımlamaktan öteye geçememiş osmanlı dönemi şairi.
ölmeden önce şunları yazmıştır:
5 şubat 1887: ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. kanım akarken baldızım aşağıya indi. yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. bereket versin içeri girmedi. bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. baygınlık gelmeye başladı.
ölmeden önce şunları yazmıştır:
5 şubat 1887: ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. kanım akarken baldızım aşağıya indi. yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. bereket versin içeri girmedi. bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. baygınlık gelmeye başladı.
Batılı olsa son anlarını överek, ballandırarak anlatacak olan özentiler tarafından türk olduğu için körlemesine saldırılara maruz kalan edip.
bu topraklardaki ilk materyalistlerden biridir. henüz 35 yaşındayken sebebini kendinde saklı tuttuğu bir nedenden ötürü intihar etmiş ve ölüm sürecini kendi kanıyla kaleme almıştır. son anlarında kendisini kurtarmaya çalışan doktora: “boşuna zahmet etmeyiniz, beş dakikam kaldı.” dedikten sonra vefat etmiştir. bedenini, inceleme yapmaları için dönemin istanbul tıp fakültesine bağışlamıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar