bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu20
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri8
- hamas denince akla gelenler11
- hızlı ve çok okumak3
- müslüman4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- ben geldim naneler4
- travestiden dayak yemek3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- bim vs a1013
- tinto brass7
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- hüseyin aktepe2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- eoka'nın amacı4
- terapi niteliğindeki şeyler13
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- emre belözoğlu9
- reha muhtar vs erol köse2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- sizin derdiniz islam2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- türklerin özellikleri5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- kişisel gelişim kitapları2
- nervio43
- miss universe 20265
- mika kase3
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- o 8 0 diyen biri vardı5
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- begüm polat2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
eski halini hala andırır. çocukken, bursa şehreküstündeki çocuk hastanesine götürürdü babam beni, oradaki duvarda hep bayan sus un fotosuna bakıp 'baba kim bu kadın' derdim. o zamanlar pkk terör örgütünün eylemleri ile tüm türkiye'nin tanıdığı yıldız hemşire vardı babamın yakın tanıdığıydı. derdi, yıldız hemşirenin yakın arkadaşı bayan sus bu diye. o hastaneyi oldum olası sevmezdim ama yıldız hemşirenin arkadaşı olduğuna inandığım bayan sus u çok severdim be. yeni hali de şudur.
http://www.haberzamani.co...n-fotograflar-1361418.jpg
http://www.haberzamani.co...n-fotograflar-1361418.jpg
--spoiler--
Türkiye'deki neredeyse bütün hastanelerde ve sağlıkla ilgili kuruluşların birçoğunda görürsünüz o fotoğrafı. işaret parmağını dudaklarına götürerek "sus" işareti yapan hemşireyi.
Hastanelerde hepimizi susturan Bayan Sus fotoğrafındaki Dilek Tunca'nın, yani o hemşirenin hikayesini bu ay OT dergisinde okumak mümkün. işte, o söyleşinin bir kısmı:
''Hiç unutmuyorum, 1976 senesinin yazıydı.Turizm işimle ilgili Almanyadan döndüğüm gün annem söyledi Seni ajanstan aradılar diye. istanbul Reklam Ajansıydı, Cağaloğlunde. Şimdi kapandı tabii. Hatta döndüğümün ertesi günü çekildi o fotoğraf. Şişlide yaşıyordum. Babam Subay emeklisi, annem terziydi.
O dönem Turizmciydim, aynı zamanda mankenlik yapıyordum. Şimdiki kadar çok manken yoktu. Biz 10-12 kişi kadardık. Simla Kantarcıoğlu, Başak Gürsoy, Fatoş Altınkumlar filan. Ertesi gün hemen gittim ajansa. Yurtoğlu ilaç firması, hastanelere Sus Pankartı yaptırmak istiyormuş. Firma beni seçmiş. O zamanlar kast ajansı diye bir şey yoktu. Reklam ajansları birbirine haber verirdi. Bağlı olduğumuz bir ajans da yoktu. Hepimiz birbirimizi tanırdık. Ekspozisyonlara 1-2 kişi çıkardık. Rozet Konfeksiyon için hep beraber çektirdiğimiz fotoğraflarımızda vardır.
Ben hastanelere gittiğimde doktorlar ve hemşireler önce bakıyorlar bana, onlara her seferinde tanıdık geliyorum. Yakın davranıyorlar. ilk kez karşılaşmışız aslında ama yıllarca fotoğrafıma bakmışlar, aşinalar bana. Bu duruma çok gülüyorum. Bir gün göz doktoruna gittim. Kızcağız bana bakıp Yüzünüz hiç yabancı gelmiyor dedi gülerek, halbuki tam arkasında benim hemşire pozum asılı. Ben hiç çaktırmayıp gülüyorum Olabilir tabii diyorum. Söylemiyorum da. Çünkü gözüme makyaj fırçası batmıştı, canım yanıyor. Çıktım oradan, sonradan kendi bulsun diye.
Genelde söylemem o kadının ben olduğumu. Bir keresinde anjiyo oluyorum, hastaneye birlikte gittiğim arkadaşım söylemiş doktorlara, bana gelip Aşk olsun niye söylemiyorsunuz o olduğunuzu? dediler. Siz bir an evvel bitirin işinizi, oradaki benim işte! dedim. Hatta sonra beni özel odaya aldılar, çok hoşuma gitti. Doktorlarla çaktırmadan da olsa samimi bir ilişkim var.
Almanyada bir dişçi polikliniğine gittim, poliklinikte de bir Türk varmış. Odaya girdim, duvarda benim fotoğrafım asılı. Nereden buldunuz bu fotoğrafı? dedim, doktor Aaa, ben onu çok seviyorum, bayılıyorum, aşığım o hamıma dedi. Ben kaldım. Hiçbir şey söyleyemiyorum. Bir baktı Yoksa siz misiniz? dedi. Yok o benim kardeşim dedim. Hadi canım, kandırmayın. Sizsiniz işte dedi, güldük.
Sonra bir gün Tekirdağa gidiyorum, seçim zamanıydı. Bir otobüs gördüm. Bir baktım, otobüsün bir yanında Ecevitin, diğer yanında benim fotoğrafım var. Ne alaka yahu! diye düşündüm. Kime sus diyorlar anlamadım hiç.
Bayan Susun ayrı bir yeri daha vardı, çünkü Atatürkten sonra duvardan inmeyen fotoğraf benimkiydi. Herkes geldi gitti, ben duvarda Bayan Sus olarak kaldım.''
--spoiler--
Türkiye'deki neredeyse bütün hastanelerde ve sağlıkla ilgili kuruluşların birçoğunda görürsünüz o fotoğrafı. işaret parmağını dudaklarına götürerek "sus" işareti yapan hemşireyi.
Hastanelerde hepimizi susturan Bayan Sus fotoğrafındaki Dilek Tunca'nın, yani o hemşirenin hikayesini bu ay OT dergisinde okumak mümkün. işte, o söyleşinin bir kısmı:
''Hiç unutmuyorum, 1976 senesinin yazıydı.Turizm işimle ilgili Almanyadan döndüğüm gün annem söyledi Seni ajanstan aradılar diye. istanbul Reklam Ajansıydı, Cağaloğlunde. Şimdi kapandı tabii. Hatta döndüğümün ertesi günü çekildi o fotoğraf. Şişlide yaşıyordum. Babam Subay emeklisi, annem terziydi.
O dönem Turizmciydim, aynı zamanda mankenlik yapıyordum. Şimdiki kadar çok manken yoktu. Biz 10-12 kişi kadardık. Simla Kantarcıoğlu, Başak Gürsoy, Fatoş Altınkumlar filan. Ertesi gün hemen gittim ajansa. Yurtoğlu ilaç firması, hastanelere Sus Pankartı yaptırmak istiyormuş. Firma beni seçmiş. O zamanlar kast ajansı diye bir şey yoktu. Reklam ajansları birbirine haber verirdi. Bağlı olduğumuz bir ajans da yoktu. Hepimiz birbirimizi tanırdık. Ekspozisyonlara 1-2 kişi çıkardık. Rozet Konfeksiyon için hep beraber çektirdiğimiz fotoğraflarımızda vardır.
Ben hastanelere gittiğimde doktorlar ve hemşireler önce bakıyorlar bana, onlara her seferinde tanıdık geliyorum. Yakın davranıyorlar. ilk kez karşılaşmışız aslında ama yıllarca fotoğrafıma bakmışlar, aşinalar bana. Bu duruma çok gülüyorum. Bir gün göz doktoruna gittim. Kızcağız bana bakıp Yüzünüz hiç yabancı gelmiyor dedi gülerek, halbuki tam arkasında benim hemşire pozum asılı. Ben hiç çaktırmayıp gülüyorum Olabilir tabii diyorum. Söylemiyorum da. Çünkü gözüme makyaj fırçası batmıştı, canım yanıyor. Çıktım oradan, sonradan kendi bulsun diye.
Genelde söylemem o kadının ben olduğumu. Bir keresinde anjiyo oluyorum, hastaneye birlikte gittiğim arkadaşım söylemiş doktorlara, bana gelip Aşk olsun niye söylemiyorsunuz o olduğunuzu? dediler. Siz bir an evvel bitirin işinizi, oradaki benim işte! dedim. Hatta sonra beni özel odaya aldılar, çok hoşuma gitti. Doktorlarla çaktırmadan da olsa samimi bir ilişkim var.
Almanyada bir dişçi polikliniğine gittim, poliklinikte de bir Türk varmış. Odaya girdim, duvarda benim fotoğrafım asılı. Nereden buldunuz bu fotoğrafı? dedim, doktor Aaa, ben onu çok seviyorum, bayılıyorum, aşığım o hamıma dedi. Ben kaldım. Hiçbir şey söyleyemiyorum. Bir baktı Yoksa siz misiniz? dedi. Yok o benim kardeşim dedim. Hadi canım, kandırmayın. Sizsiniz işte dedi, güldük.
Sonra bir gün Tekirdağa gidiyorum, seçim zamanıydı. Bir otobüs gördüm. Bir baktım, otobüsün bir yanında Ecevitin, diğer yanında benim fotoğrafım var. Ne alaka yahu! diye düşündüm. Kime sus diyorlar anlamadım hiç.
Bayan Susun ayrı bir yeri daha vardı, çünkü Atatürkten sonra duvardan inmeyen fotoğraf benimkiydi. Herkes geldi gitti, ben duvarda Bayan Sus olarak kaldım.''
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar