bugün

bir kız için imkansız bir olaydır. lakin bir erkek için normal sayılabilecek bir şeydir... doğup, büyüyülen kültürden mi geliyor nedendir bilinmez baba ile aranızda her zaman bir mesafe vardır. öyle ki onun yanında kahkaha ile gülmeniz ayıplanır, traş olduğunuzu ona belli etmemeniz gerekir ve asla hatun kişilerinden onun yanında bahsetmemeniz gerekir. hee bu denilenleri yapsanız dünyanın sonu gelmez ama içten içe ayıplanırsınız.

22 yaşında biri olarak bunun kahrıyla yaşıyorum lan sözlük.. üniversite için istanbul'dan ayrılırken otogar'da kucaklaşırız diye düşünüyordum olmadı, bayramlarda falan eve döndüğümde sarılırım diyordum olmadı.. olmuyor be hacı, yapamıyorum.. yapınca da yapmacık olacağını biliyorum, beceremem ki.. insan sevdiği insana neden yanaşamaz onu da çözemedim hala..
doğum günümden bir kesit..

babam beni ayda yılda bir öperdi. sanırım bu öpücük ve bu gece hafızamdan hiç silinmeyecek, tabi hastalığım ilerlemezse..

(bkz: bir şizofrenin günlüğü)
yıllardır kafama takılan ve çözüm bulamadığım sorudur. yazarın 22 yaşında oluşu ile benimde 22 yaşında oluşumun aklıma gelmesi ile birlikte 22 yaş sendromu olabileceğini düşündüğüm olaydır.

hele baba kalp hastası ise ve içilmesi doktorlar tarafından tavsiye edilmemesine rağmen hala daha sigara içiyosa durum daha acıdır. onu heran kaybedebileceğinizi bildiğiniz halde ona sıkı sıkıya sarılamamak, seni çook seviyorum be babam diyememek insana nasıl koyar yaşayan bilir.
Babasızmış gibi hissettiren durum. Sobanın üzerinde kaynayan ihlamuru koklayıp içememek ile eşdeğerdir.
varlık içinde çektiğim yokluluğunun tamda anlamı bu işte babacık.
© copyright 2005 - 2026