bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- yazarların işlediği günahlar11
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- amedspor31
- toplu taşımada yer verme ahlakı3
- ipkis2
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- günlük tutmak6
- profdrekremculfa3
- yazarların fotoğrafları9
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- bu ne hal yahu9
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- kadın tır şoförleri6
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- şimdi ne yapsam acaba7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- akşama ne yemek yapsam10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- kar soğuğu6
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- cumartesi gecesi6
- yarma şeftali7
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- eski sevgilinn profil hesabına hergün girip bakmak2
- kendini odada unutmak4
- yakışıklı güvenlik4
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- kanal 7 gelin dizisi5
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- hoca3
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- gecenin şarkısı6
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- xiaomi 17 pro max4
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
başlığa girince tam öküz olduğumuzu anlıyorum.
koca bir azman dede için 1 entry mi var yani ?
harbi öküzlük bizde millet.
koca bir azman dede için 1 entry mi var yani ?
harbi öküzlük bizde millet.
Balıkesir`de son gömdüğümüz Çanakkale gazisi ivrindi'nin Mallıca köyünden 104 yaşında Azman Dede idi. Gençliğinde iki metreyi aşkın boyu dev görünümüyle insan azmanı sayılmış herkes ona azman demeye başlamış, soyadı kanunu çıkınca da Azman soyadını almıştı. Esas ismi adeta
unutulmuştu. Yıllar önce bir yerel araştırma sırasında Mallıca köyü kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu. Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı kulağına bağıra bağıra söyledi. Onun sesine alışkın olduğundan anladı. Sordukları mı cevapladı. Söz Çanakkale`ye geldiğinde o koca ihtiyar sarsıla sarsıla, hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Kendi zor duyduğu için kan çanağına dönen gözleriyle bize de duyurmak için bağıra bağıra anlatmaya başladı:
-"Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye
için istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti. Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu Sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular. Yüzbaşı sordu; "Yavrum siz kimsiniz?",içlerinden biri; "Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için ölmeye geldik!.." diye cevap verdi. Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. "Mermi böyle basılır. Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır!.." diye. Onları karşıma alıp bir bir gösterdim. Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık. Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik. Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar. Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor birgün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı. Bir ara yüzbaşı "Azman yandık!.." diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı!..
Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana
Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı.
Biraz sonra biri daha... Marş bitiyor yeniden başlıyorlar. Bitiyor bir daha
söylüyorlar.Avaz avaz!.. Gözleri çakmak çakmak... Hücum anı geldiğinde
hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış
dişler kenetlenmiş bekliyorlardı. O an geldi. Birden yüzbaşı
"Hücum!.."diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden
fırladık. işte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden
fırlayıverdiler. işte o an. Tam o an bir makinalı yavruları biçiverdi.
Hepsi sipere geri düştüler. Kucağıma dökülüverdiler. Onların o gül gibi yüzleri
gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor!.. işte ben ona ağlıyorum, o
çocuklara ağlıyorum!.."Azman dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede kim
varsa ağlıyordu. Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi. Eğildi;"Azman
dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı." dedi. *
*C. Bayar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin hazırladığı Çanakkale adlı
kitapçıktan.** *
unutulmuştu. Yıllar önce bir yerel araştırma sırasında Mallıca köyü kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu. Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı kulağına bağıra bağıra söyledi. Onun sesine alışkın olduğundan anladı. Sordukları mı cevapladı. Söz Çanakkale`ye geldiğinde o koca ihtiyar sarsıla sarsıla, hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Kendi zor duyduğu için kan çanağına dönen gözleriyle bize de duyurmak için bağıra bağıra anlatmaya başladı:
-"Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye
için istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti. Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu Sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular. Yüzbaşı sordu; "Yavrum siz kimsiniz?",içlerinden biri; "Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için ölmeye geldik!.." diye cevap verdi. Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. "Mermi böyle basılır. Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır!.." diye. Onları karşıma alıp bir bir gösterdim. Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık. Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik. Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar. Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor birgün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı. Bir ara yüzbaşı "Azman yandık!.." diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı!..
Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana
Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı.
Biraz sonra biri daha... Marş bitiyor yeniden başlıyorlar. Bitiyor bir daha
söylüyorlar.Avaz avaz!.. Gözleri çakmak çakmak... Hücum anı geldiğinde
hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış
dişler kenetlenmiş bekliyorlardı. O an geldi. Birden yüzbaşı
"Hücum!.."diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden
fırladık. işte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden
fırlayıverdiler. işte o an. Tam o an bir makinalı yavruları biçiverdi.
Hepsi sipere geri düştüler. Kucağıma dökülüverdiler. Onların o gül gibi yüzleri
gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor!.. işte ben ona ağlıyorum, o
çocuklara ağlıyorum!.."Azman dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede kim
varsa ağlıyordu. Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi. Eğildi;"Azman
dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı." dedi. *
*C. Bayar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin hazırladığı Çanakkale adlı
kitapçıktan.** *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com