bugün
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek12
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- diyanetin abd'deki villaları5
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- 20 cm iyi midir3
- iç sıkıntısından intihar etmek10
- tek başına tatile çıkmak4
- izmir merkezli feto operasyonu3
- onlayn dört beş kişi olması2
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- dişçinin kucağına oturmak2
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı7
- yazarların şu an istediği şey5
- kuş besleyen akciğeri hastalığı3
- trabzon'un abartılmış balon bir şehir olması2
- polat alemdar3
- rıhtım hamalı ile kafayı çekmek2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- birader beylerin birader beyler olmaları6
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- şücaattin amca2
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- nargile tütünü3
- kedi tüyü kisti2
- sarı yeleli aslan trump8
- yazarları gülümseten şeyler6
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor19
- donuz butonu bir harika dostum2
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- m r e r e c t o24
- 1 dakikada 47 mekik çekmek2
- makyaj öncesi alt tabaka hazırlığı2
- kontrat fosfor karburator4
- hababam sınıfı semra hoca7
- yaz günü bira içmek6
- bir şarkı sözü der ki2
- 60 saat boyunca uyumayan insan4
- iş sıkıntısı olmasa okuyacağınız bölüm4
- mor semsiyeli yabanci21
- müslim sarı3
- kamu görevlilerinin zıvanadan çıkması2
- mardin de bir ağanın inşa ettirdiği ilginç köy evi3
- zallın fake hesabı var mı9
- anın görüntüsü19
- 12 haziran 2026 güney kore çekya maçı5
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- aylık 279 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- en gey özelliğiniz13
- chp'nin hali ne olacak49
- gocu26
avustralya'da özel kurallarla oynanan ve tüm dünyada bu adla bilinen bir çeşit rugby* oyunu*.
19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa kıtasında, daha sonraları adına “futbol” denilecek olan oyunun temelleri atılırken, aynı dönemde Avustralyalılar 1858 yılında ayak ile elin birlikte kullanılabildiği, oval bir topla oynanan ve bu topu uzun kale direklerinden geçirip “gol” yapmayı amaçlayan basit görünümlü ama uzun tartışmaların ardından kuralları belirlenen bir oyun buldular. Art arda kurulan futbol kulüpleri bugün hâlâ bu köklü geleneği yaşatmayı sürdürüyorlar. Dünyanın en eski futbol kulübü unvanına sahip Sheffield FC 1857 yılında, Aussie Rules’un ilk kulübü olan Melbourne Futbol Kulübü ise 1858 yılında kuruluyor. Taa o zaman * koyduğu kurallar -1866’daki revizyonla birlikte- hâlâ oyunun temelini oluşturuyor. ilerleyen zamanlarda küçük değişiklikler yapılsa da oyun hâlâ saflığını koruyor.
Aussie Rules 18 kişiden oluşan iki takımla, oval kriket sahalarında oynanıyor. Sahaların boyutunda bir standart söz konusu değil; ancak açık olan bir şey var ki o da oyun alanının yeterince büyük olduğu (135-185 m arası uzunluk, 110-155 m arası genişlik). Karşılaşmalar orta alanda yapılan hava atışıyla başlıyor. Hakemlerin yaptığı bir başka hava atışı var ki; bize ufaklığımızda oynadığımız keyifli bir oyunu ziyadesiyle hatırlatıyor. Çizgi dışı hakemi, (oyunda toplam sekiz hakem var bu arada) dışarı çıkan topu sırtını oyun alanına dönerek yeniden sahaya fırlatırken, topu yakalayan oyuncunun her an “istooop” diye bağıracağını sanıyorsunuz.
Her iki takımın da, yan yana dizilmiş dört uzun direğin oluşturduğu üç kalesi bulunuyor. Sayı kaydetmek için yapılacak şey oldukça basit. Boyları altı metreyi bulan direklerin arasından topu geçirmek. Eğer topu ortadaki kaleden geçirirseniz altı (6), dış direk (behind) adı verilen yan direkleri bulursanız bir sayı kazanıyorsunuz.
Takımlar oyun alanına üçer oyuncudan oluşan çizgiler halinde diziliyor; ancak topun sürekli dolaştığı ve yüksek tempoya sahip olan bir oyun olduğu için bu dizilişe sadık kalmak da mümkün olmuyor. Ayakla ya da elle pas atarak rakip kaleye ilerlemek oyunun temel hareketi. Bu noktada devreye, atılan golden de önemli olan “mark” kavramı giriyor. Kimilerine göre işaret anlamına gelen, kimilerine göreyse adını Avustralya yerlileri, “Aborijinlerin” oynadığı “Marn Grook” adlı oyundaki topu yakalayışa verilen isimden (mumarki) alan “mark”ı kabaca açıklayalım.
Uzun mesafeden ayakla atılan (kick) pası, top yere düşmeden yakalarsanız buna mark deniyor ve hakem “sizin lehinize” serbest vuruş veriyor. Rakip savunmanın müdahalesi olmaksızın topu yeniden oyuna sokabiliyorsunuz. Eğer mark kaleye yakın bir yerde yapılmışsa gollük vuruş yaparak altı sayı kazanmanız çok büyük olasılık. Bunun dışındaki kurallar ise gayet basit. Topu elinizde tutarak 15 metreden fazla koşamıyorsunuz. Elinizle pas atarken, bir elinizle topu tutup diğer elinizle topu arkadaşınıza doğru yumrukluyorsunuz. Yani “karpuzlamak” yasak! Maçlar Avustralya Futbolu Ligi AFL’de 20’şer dakikalık dört çeyrek üzerinden oynanıyor. Maçların oynandığı sahalardaki atmosfer ise ağzımızı sulandıracak, bizi hayretlere düşürecek cinsten.
Benim kombinem var!
“Globalleşen dünyada…” ile başlayan cümlelerin ardından gelebilecek pek olasılıktan biri olan “televizyon sporu-seyircisiz stadyumlar”, Aussie Rules hayranlarının umurunda bile değil. Naklen yayın hakları toplam 780 milyon dolara satılan AFL, bu görüntüsüyle TV sporu tanımına tam uyacakken, devreye “taraftar” kavramı giriyor. 2006 yılı toplam seyirci sayısı 185 maçta 6.736.414. Yani ortalama 36 binden fazla seyirci geliyor hem de Avustralya gibi 21 milyonluk bir ülkede…
Şu an maçların yapıldığı büyüklü küçüklü 12 farklı stadyum var ve seyircilerin yoğun ilgisi sayesinde her maç adeta bir karnavala dönüşüyor. (Örnek, gelenek: Takımlar her maça kendi taraftarlarının hazırladığı dev brandaları yırtarak çıkıyor.) Seyirci faslını bu yılın izleyici rekorunu aktararak kapayalım. Essendon Bombers-Collingwood Magpies maçını 90.508 biletli seyirci izledi.
Gerçekten de geleneklerine sonuna dek sahip çıkıyor Avustralyalılar. Yalnızca izlemekle de yetinmiyorlar. Çocuğunun elinden tutan, bir kulübe yazdırıyor. Ülkede 15 yaşın üzerinde lisanslı 450.000 “footyci” var. Bu özelliğiyle Netbol (bayan basketbolu diyebileceğimiz bir başka ilginç spor), futbol ve kriketin ardından en çok oynanan dördüncü spor konumunda. Sanmayın ki; bu oyun yalnızca Avustralya’da oynanıyor. Dünya üzerinde 20’den fazla ülke bu farklı sporun sırrına ermiş durumda. Belki de şimdi sıra bizde.
istanbul Ottomans, Kadıköy Ragbi Kulübü gibi ragbi sever oluşumların öncülük etmesiyle, ragbiye oldukça benzeyen bu spora ilgi artabilir. Tabii bu şimdilik sadece yazarın umudu.
Ancak ülkemizde oynanıp oynanmamasına çok takılmaksızın, okyanusaşırı diyarlarda tutkuyla yaşatılan “futbolun gizli atası”nı tanımak, stadyumları dolduran on binlerce seyircinin çığlık çığlığa izlediği maçları takip edebilmek de yeterince tatmin edici.
Haydi, futbolun ezberini bozmaya!
(bkz: http://genclik.zaman.com.tr/?bl=5&hn=650)
19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa kıtasında, daha sonraları adına “futbol” denilecek olan oyunun temelleri atılırken, aynı dönemde Avustralyalılar 1858 yılında ayak ile elin birlikte kullanılabildiği, oval bir topla oynanan ve bu topu uzun kale direklerinden geçirip “gol” yapmayı amaçlayan basit görünümlü ama uzun tartışmaların ardından kuralları belirlenen bir oyun buldular. Art arda kurulan futbol kulüpleri bugün hâlâ bu köklü geleneği yaşatmayı sürdürüyorlar. Dünyanın en eski futbol kulübü unvanına sahip Sheffield FC 1857 yılında, Aussie Rules’un ilk kulübü olan Melbourne Futbol Kulübü ise 1858 yılında kuruluyor. Taa o zaman * koyduğu kurallar -1866’daki revizyonla birlikte- hâlâ oyunun temelini oluşturuyor. ilerleyen zamanlarda küçük değişiklikler yapılsa da oyun hâlâ saflığını koruyor.
Aussie Rules 18 kişiden oluşan iki takımla, oval kriket sahalarında oynanıyor. Sahaların boyutunda bir standart söz konusu değil; ancak açık olan bir şey var ki o da oyun alanının yeterince büyük olduğu (135-185 m arası uzunluk, 110-155 m arası genişlik). Karşılaşmalar orta alanda yapılan hava atışıyla başlıyor. Hakemlerin yaptığı bir başka hava atışı var ki; bize ufaklığımızda oynadığımız keyifli bir oyunu ziyadesiyle hatırlatıyor. Çizgi dışı hakemi, (oyunda toplam sekiz hakem var bu arada) dışarı çıkan topu sırtını oyun alanına dönerek yeniden sahaya fırlatırken, topu yakalayan oyuncunun her an “istooop” diye bağıracağını sanıyorsunuz.
Her iki takımın da, yan yana dizilmiş dört uzun direğin oluşturduğu üç kalesi bulunuyor. Sayı kaydetmek için yapılacak şey oldukça basit. Boyları altı metreyi bulan direklerin arasından topu geçirmek. Eğer topu ortadaki kaleden geçirirseniz altı (6), dış direk (behind) adı verilen yan direkleri bulursanız bir sayı kazanıyorsunuz.
Takımlar oyun alanına üçer oyuncudan oluşan çizgiler halinde diziliyor; ancak topun sürekli dolaştığı ve yüksek tempoya sahip olan bir oyun olduğu için bu dizilişe sadık kalmak da mümkün olmuyor. Ayakla ya da elle pas atarak rakip kaleye ilerlemek oyunun temel hareketi. Bu noktada devreye, atılan golden de önemli olan “mark” kavramı giriyor. Kimilerine göre işaret anlamına gelen, kimilerine göreyse adını Avustralya yerlileri, “Aborijinlerin” oynadığı “Marn Grook” adlı oyundaki topu yakalayışa verilen isimden (mumarki) alan “mark”ı kabaca açıklayalım.
Uzun mesafeden ayakla atılan (kick) pası, top yere düşmeden yakalarsanız buna mark deniyor ve hakem “sizin lehinize” serbest vuruş veriyor. Rakip savunmanın müdahalesi olmaksızın topu yeniden oyuna sokabiliyorsunuz. Eğer mark kaleye yakın bir yerde yapılmışsa gollük vuruş yaparak altı sayı kazanmanız çok büyük olasılık. Bunun dışındaki kurallar ise gayet basit. Topu elinizde tutarak 15 metreden fazla koşamıyorsunuz. Elinizle pas atarken, bir elinizle topu tutup diğer elinizle topu arkadaşınıza doğru yumrukluyorsunuz. Yani “karpuzlamak” yasak! Maçlar Avustralya Futbolu Ligi AFL’de 20’şer dakikalık dört çeyrek üzerinden oynanıyor. Maçların oynandığı sahalardaki atmosfer ise ağzımızı sulandıracak, bizi hayretlere düşürecek cinsten.
Benim kombinem var!
“Globalleşen dünyada…” ile başlayan cümlelerin ardından gelebilecek pek olasılıktan biri olan “televizyon sporu-seyircisiz stadyumlar”, Aussie Rules hayranlarının umurunda bile değil. Naklen yayın hakları toplam 780 milyon dolara satılan AFL, bu görüntüsüyle TV sporu tanımına tam uyacakken, devreye “taraftar” kavramı giriyor. 2006 yılı toplam seyirci sayısı 185 maçta 6.736.414. Yani ortalama 36 binden fazla seyirci geliyor hem de Avustralya gibi 21 milyonluk bir ülkede…
Şu an maçların yapıldığı büyüklü küçüklü 12 farklı stadyum var ve seyircilerin yoğun ilgisi sayesinde her maç adeta bir karnavala dönüşüyor. (Örnek, gelenek: Takımlar her maça kendi taraftarlarının hazırladığı dev brandaları yırtarak çıkıyor.) Seyirci faslını bu yılın izleyici rekorunu aktararak kapayalım. Essendon Bombers-Collingwood Magpies maçını 90.508 biletli seyirci izledi.
Gerçekten de geleneklerine sonuna dek sahip çıkıyor Avustralyalılar. Yalnızca izlemekle de yetinmiyorlar. Çocuğunun elinden tutan, bir kulübe yazdırıyor. Ülkede 15 yaşın üzerinde lisanslı 450.000 “footyci” var. Bu özelliğiyle Netbol (bayan basketbolu diyebileceğimiz bir başka ilginç spor), futbol ve kriketin ardından en çok oynanan dördüncü spor konumunda. Sanmayın ki; bu oyun yalnızca Avustralya’da oynanıyor. Dünya üzerinde 20’den fazla ülke bu farklı sporun sırrına ermiş durumda. Belki de şimdi sıra bizde.
istanbul Ottomans, Kadıköy Ragbi Kulübü gibi ragbi sever oluşumların öncülük etmesiyle, ragbiye oldukça benzeyen bu spora ilgi artabilir. Tabii bu şimdilik sadece yazarın umudu.
Ancak ülkemizde oynanıp oynanmamasına çok takılmaksızın, okyanusaşırı diyarlarda tutkuyla yaşatılan “futbolun gizli atası”nı tanımak, stadyumları dolduran on binlerce seyircinin çığlık çığlığa izlediği maçları takip edebilmek de yeterince tatmin edici.
Haydi, futbolun ezberini bozmaya!
(bkz: http://genclik.zaman.com.tr/?bl=5&hn=650)
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar