bugün

bugunün o elit kesim denilen türde yaşam sürenler ile ilgili yıllar öncesinde yazılmış müthiş bir osman yüksel serdengeçti şiiri.

nazik, komilfo, kibar, elegan, janti, ince

hatıra bu gelmez mi asrilik denilince

dil, din farkı gözetmez; genç, ihtiyar her yaşta

asrilik şartı gelir bunlar için en başta



hepsi koket, hepsi şık, düzgün kıyafet kılık

kadınları çaçaron, erkekleri kılıbık

haftada dört beş gece gelirler bir araya

kimi şebeğe dönmüş, kimi de maskaraya



viski, kokteyl; likör, mezeler bol sandviç

a dö tabl bakara, frap, poker, bezik, briç

şen müzik, divertisman kontuvarı eğlenceler

sabah olurken biter, olan sonsuz geceler



her gece birkaç yüz papeli sökülüşler

ayrılırken el sıkıp, kırılıp dökülüşler

hakikati bilmeyen herhalde gıpta eder

ah ne yüksek yaşayış, ne mesut insanlar der



asrilik ne demektir, anlaması biraz zor

i̇çyüzünü öğrenmek istersen, gel bana sor

dikkatli bak, görürsün ne kadar tersine iş

uçuruma sürükler cemiyeti bu gidiş



otuz yıldır gezerim muhiti adım adım

her inkılap devrinde bir terakki aradım

yazık ki rastlamadım, çok gayret ettimse de

bizdeki asriliği görmedim hiç kimsede



asri olan kadında çalışmak da ne demek

ne ev işi, ne dikiş, ne çamaşır, ne yemek

bir düğme bile kopsa, bayan dikemez onu

çamaşırcıyı bekler, küflenir kızın donu



el sürmez sıcak suya; isteriktir, tıkanır

mendil, yaka ne varsa aydan aya yıkanır

kazara aşçı gitse, evde bir çorba pişmez

bu öyle bir iştir ki el ermez, güç yetişmez



manikürü bozulur, kadının eli kokar

o pomatlı elini sulara nasıl sokar

onun kaygısı ancak eğlenmektir, şıklıktır

o ev kadını değil, mosturalık şıllıktır



pudra, krem, esanslar hep düzine düzine

her tuvalette üç beş lira sürer yüzüne

bir hasbıhal edelim, ben sana anlatayım

bu çok mühim yarayı deşeyim, kanatayım



biraz daha geçerse can evine girecek

asrilik denen afet bünyeni kemirecek

o tertemiz varlığın çürüyüp kanayacak

kangren olup, çıban her yerini saracak



asrilerde bulunmaz dostluk, vefa, müveddet

yalandır, hep riyadır samimiyet, muhabbet

i̇şit, fakat inanma o yıldızlı sözünü

elinden gelse oyar birbirinin gözünü



sahtedir, gösteriştir hep o cicili şeyler

candan dosttur sandığın, kalkar seni zemmeyler

ne ahbaplık hissi var, ne hak ve hukuk tanır

ne kimseden sıkılır, ne allahtan utanır



erkek adı don kişot, kadında yok ar haya

namus, dinden bahseden, burada kalır yaya

lükstür, tuvalettir onlardaki her iman

mübalağa değildir bu saydıklarım inan



saç, kaş, kirpik, göz, dudak, yanak hepsi denk

altın rengi, toz pembe, beyaz, kızıl, kara renk

i̇sraf günahtır dersen katılır güle güle

binlerce lira verir birkaç metrelik tüle



saçlar kuaför ister, pamuk eller manikür

vücuda masaj lazım, ayaklara pedikür

aklın varsa sokulma, kaç onlardan uzağa

görünüşe aldırma, tutulursun tuzağa



asriliğe imrenir, bakarken sağa sola

hali vakti yerinde kimseler düşer ağa

üşüşürler başına, içki kumar boğarlar

metelik kalmayınca art kapıdan kovarlar



asri denen kibarın dolabı böyle döner

lakin öbür tarafta birçok ocaklar söner

asriler işte böyle; yarı türk, yarı frenk

kadınlar çaçaron, kozmopolittir erkek



bunlardan gelen nesil, vatan millet tanır mı

müslümanlık kaygısı ,türklük duygusu var mı

oğlan hoppa, kız züppe, ana sürtük, baba kaz

bundan daha ahenkli bir aile olamaz



baba kendi eliyle oğlunu takdim eder

anası randevuya kızıyla beraber gider

mahdum filame, kerime hanım metres

ana sicilli kaltak, baba boynuzlu teres



dansta kadın öpülür; sıkmak, sıkıştırmak hiç

her balodan kazanır memleket bir sürü piç

göbekler perçin olmuş, hava geçmez aradan

yola gelmez kadın varsa, sen haber ver paradan



çiftler kenetli gibi asılmışlar sımsıkı

dans eden kadın-erkek konuşur sıkı fıkı

i̇kisi de duş ister, buna derler asri dans

hiçbir külfeti yoktur; ne pey ister, ne avans



kocasının yanında randevu verir hanım

cemiyet ortasında hitap; nonoşum, canım

asrilik böyle midir, anlat bana çelebi

nerdeyse ça... kadın-erkek aleni



haya-namus kalmamış, rezalet diz boyunda

orospuluk, deyyusluk var onların soyunda

asriliğin manası edep, irfan demektir

bizdekine gelince düpedüz bok yemektir
ben şair değilim derdi üstad. üstad zaten sen şiir yazmıyordun ki şair olsan. senin yazdıkların harflere bürünmüş türklüğün yozlaştırılmasıydı sanırım.
© copyright 2005 - 2026