bugün
- osuruktan şiirler40
- kanal ayarlama 1500 lira11
- devletin temeli adalettir9
- adana kebap5
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- sözlükten soğuma nedenleri17
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- karanlık bir yolda arabanın bozulması2
- yeni anayasa4
- velvet'in aylık geliri6
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- ben geldim kerkenezler18
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- küçük sürprizler yapmak5
- mini elbise4
- insan klonlama2
- şeytanın insanlardan ders alması4
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- claudian clouds22
- bir daha doğmayacak olmak4
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- iyi parti17
- beyaz tenli gotik kız3
- ölüp hayalet olarak geri gelmek4
- mini etek karşıtı seküler2
- kısır9
- türbanı yasaklayan mallar2
- yazarların özel mesaj sayıları5
- gerdek gecesinde sevişmek zorunda mıyız3
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- simko315
- 777 diyen erkolar8
- mısırın türkiyeden güvenli olduğu iddası2
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener3
- çocukluğun son günü3
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- akrep burcu kini8
- bir gün uludağda kapanacak3
- normal taklidi yapmak4
- uludağ sözlükte yazma hevesini kaybetmek3
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- hiç geçmeyen huzursuzluk hissi4
- gollumun gözü yüzükte6
- cem yılmaz'dan daha komik olmak2
- alttaki yazara motto ver16
- tai lung4
- türbanlı bir kadınla evlenir misiniz2
- yobazlık belirtileri2
- karınıza haşema giydirir misiniz2
rezil bir organizasyon. bana bir daha üniversite öğrencilerinin düzenlediği organizasyonlara katılmamaya karar verdirtmiş kepazelik.
daha yolculuğa çıkmadan organizatörlerin basiretsizliği ve liyakatsızlığı anlaşıldı. haftalar önceden belli olan kalkış yeri* son gün değiştirildi. sebebi de milli kütüphanenin önünde başka grupların da toplanacak oluşuymuş. gelin görün ki bizim yeni hareket yerimizde de başka gruplar vardı. bu daha başlangıç.
2 gece 3 gün kalacaklarla 3 gece 4 gün kalacakları farklı otobüslere bindirme ve bu grupları birbirinden ayırma yöntemleri* tam ilkokul piknikleri öncesi yaşanan karmaşa gibiydi.
saat en geç 23.00'te orada olmamız istendiği halde yola yine organizatörlerin sayfalar dolusu entry yazsam anlatamayacağım beceriksizlikleri yüzünden 00.30'da çıktık. neymiş, otobüse başka gruplardan birileri binmiş. mola yerinde tespit edilirse atılacaklarmış. tey allahım ya. ilkokulda ve lisede o kadar geziye katıldım böyle birbirinden habersiz, ne yaptığını bilmeyen, işin ehli olmayan insanların yönettiği bir gezi görmedim.
yola çıktık çıkmasına da. bir mola verdi gençler yarım saat diye. otobüs hareket ettiğinde bir saati çoktan geçmişti. şoför bastı basmasına ama molalar söylendiğinden o kadar fazla veriliyordu ki side'ye varmamız 9 saati buldu, düşün. sonradan açıklama yaptılar 7 otobüs gittiğimiz için sırayla alınacaklarmış diye. bu yüzden acele etmiyorlarmış. side'ye vardığımızda ise bize haber verilince otele giriş yapacağımız için antik kent'e gittik. gezerek bekleyecekmişiz. zaten saat 10.00 olmuş. aç, susuz ne gezmesi a.q. sizin yaptığınız işin diyip söverek gezindik oralarda. bir buçuk saat sikimsonik sıranın bize gelmesini bekledik. ben de sıra bize gelince hemen otele gireceğiz zannediyordumdu. ondan fazla sövmemiştim. otele geldik ki oooo içeride kalabalıktan eşya koyacak yer yok. oradaki milletin ismini organizatör bozuntusu, kazandığı paraya bakan dallama sürüsüne yazdırıp resepsiyona vermesi ve odasının belli olması kaç saat sürdü bilmiyorum. biz bir şekilde ismimizi yazdırıp eşyalarımızı odası belli olan arkadaşlarımıza verip yemeğe geçtik. bu arada beklemememiz ve otele sırayla alınmamızın otelle uzaktan yakından alakası yok. tamamen bizim gerizekalıların suçu bütün bunlar.
otele yerleştik. odamız, yemekler, havuz, sauna, aquapark, disco, animasyon şovları yani bizim sığırların içinde olmadığı her şey harika. ankafest tanıtım afişinde yazan 10 etkinliğin en fazla biri yapılmıştır. o da yine yapılmasa daha iyiydi tadında olmuştur. ebru destan'lı köpük partisi yazıp o kadar milletin parasını al, ne kadar doğru bilmiyorum 6 milyarını bile ödedik de sonra biz partiye gittiğimizde ebru destan nerde diye sorunca da bu sabah aradı rahatsızlanmış gelemiyormuş de. olacak iş mi şimdi bu. ha sen şimdi rahatsızlanmışsa onlar ne yapsın diyorsun değil mi? haber versin kardeşim haber. ben niye bunu parti başlayınca öğreniyorum. ben demiyorum ki nasıl rahatsızlanır, nasıl gelmez. niye bize haber verilmiyor. niye grup içi iletişim yok. özür dile herkesten. böyle böyle oldu diye. onun yerine şunu şunu yapacaz diye. yok. sonra da dandirikten bir jeep çek sahile party diye millete haber ver. gelen insanları salak yerine koyup bedava aldığın red bull'ları 5 tl'ye almadan giremezsiniz de. tam bir andavallık örneği. sen zaten dediğin hiçbir şeyi yapmamışsın. rezil olmuşsun. mahçupsun herkese karşı. onlara nasıl olur da bunları unuttururum diye düşünecekken, daha kendi cebini düşünüyorsun. daha fazla nasıl para kazanırım bunun hesabını yapıyorsun. ebru destan'dan alacakları paralarını söylemiyorum bile.
bir organizasyonun olmazsa olmazı iletişim olduğuna göre, bizim bu etkinliğe bu ismi vermemiz mümkün değil. hadi beni siktir et adamlar kendi arasında bile iletişimi sağlayamamış. ona soruyoruz farklı cevap alıyoruz, buna soruyoruz farklı cevap. anlatmasını, övünmesini biliyorsun ama: 7 otobüs katılacak, muhteşem olacak, 3 üniversiteden* toplam 400 kişi bıdı bıdı diye. neymiş 19 mayısta daha büyük organizasyon yapacaklarmış. nah yaparsınız siz bu kafayla. daha birbirinizle anlaşamıyorsunuz lan.
2 gece 3 günden siz ne anlarsınız dostlarım? 2 gece 3 gün lan. ne olacak işte? cuma, cumartesi, pazar değil mi? yok işte değil. az daha zorlasalardı 2 gece 1 gün olacaktı diyorum sana. otele cuma günü 12.00'da girdik. pazar günü 11.00'da odayı boşalttık. kaç gün lan bu sana soruyorum. kaç gün?
hayır bak yanlış anlaşılmasın. benim kızdığım şey kesinlikle yapılanlar ya da yapılmayanlar değil. söylenip yapılmayan, söylenmeyip yapılanlar. anlıyorsunuz değil mi beni. ben ebru destan'ın gelmemesine kızmam ama o afişe onu yazmışsan ve yapmamışsan işte o zaman kızarım. ne demiş atalar: öl söz verme, öl sözünden dönme.
şimdi gelelim bir başka rezalete: otelden ayrılış. ne var ki bunda. akşam haber verirsin herkese yarın saat 11.00'da herkes odalarını boşaltıp en geç 12.00' da otelin kapısında olsun. değil mi? bu kadar basit. yok işte. bizim o muhteşem ekip bunu da o üstün organizasyon becerisiyle rezil etmeyi başardı. dedim ya her sorduğumuzdan başka başka cevaplar alıyoruz diye. yine öyle oldu. biri diyor 11.00, biri diyor 12.00. onu da biz öğreniyoruz ha. biz arıyoruz adamları kaçta ayrılacağız, nasıl yapacaz diye. sanki biz organizatörüz a.q. saat 11.30'da otelin lobisine eşyalarımızı alıp indik. bekliyoruz. bir allah'ın kulu da gelip arkadaşlar şunu bekliyoruz demiyor. sadece bekliyoruz. eşyaları otobüse koymak için dışarı çıkıyoruz. bu arada bileklikleri kesiyorlar tabi. eşyaları koyup geliyoruz hala bir gelişme yok. yemek falan yiyin diyorlar. daha buradayız. arkadaşlar mal olduğu için bileklikleri çıkartsak da otelin içinde öyle elini kolunu sallayarak gezebileceğimizi sanıyorlar. bileklik çıkmış lan. ne yemeği. öküz işte öküz adam.
her şey tamam yola çıkıyoruz artık bu rezillik bitecek, bekle bizi ankara, bekle beni sözlük diye düşünürken tekne turu yapacağız demezler mi? adamlar vadedilenleri yapmadılar şimdi de götlerinden aktivite uyduruyorlar. akıllarınca herkesin gönlünü alacaklar. allah'tan bizim otobüsteki kızlardan biri benim de tam olarak aklımdan geçenleri söyledi de vazgeçtiler tekne turundan falan. yol boyunca yine molalar organizeden habersiz organizatörlerin bedava buldukları yemekten sonuna kadar faydalanmaları yüzünden söylenenin 2 katı sürdü. yine 8 saatte zor geldik.
sonuç olarak şunu söylemek istiyorum sevgili okurlar: bir kaç üniversitelinin düzenlediği bir etkinliğe katılmadan önce iki kere düşünün.
daha yolculuğa çıkmadan organizatörlerin basiretsizliği ve liyakatsızlığı anlaşıldı. haftalar önceden belli olan kalkış yeri* son gün değiştirildi. sebebi de milli kütüphanenin önünde başka grupların da toplanacak oluşuymuş. gelin görün ki bizim yeni hareket yerimizde de başka gruplar vardı. bu daha başlangıç.
2 gece 3 gün kalacaklarla 3 gece 4 gün kalacakları farklı otobüslere bindirme ve bu grupları birbirinden ayırma yöntemleri* tam ilkokul piknikleri öncesi yaşanan karmaşa gibiydi.
saat en geç 23.00'te orada olmamız istendiği halde yola yine organizatörlerin sayfalar dolusu entry yazsam anlatamayacağım beceriksizlikleri yüzünden 00.30'da çıktık. neymiş, otobüse başka gruplardan birileri binmiş. mola yerinde tespit edilirse atılacaklarmış. tey allahım ya. ilkokulda ve lisede o kadar geziye katıldım böyle birbirinden habersiz, ne yaptığını bilmeyen, işin ehli olmayan insanların yönettiği bir gezi görmedim.
yola çıktık çıkmasına da. bir mola verdi gençler yarım saat diye. otobüs hareket ettiğinde bir saati çoktan geçmişti. şoför bastı basmasına ama molalar söylendiğinden o kadar fazla veriliyordu ki side'ye varmamız 9 saati buldu, düşün. sonradan açıklama yaptılar 7 otobüs gittiğimiz için sırayla alınacaklarmış diye. bu yüzden acele etmiyorlarmış. side'ye vardığımızda ise bize haber verilince otele giriş yapacağımız için antik kent'e gittik. gezerek bekleyecekmişiz. zaten saat 10.00 olmuş. aç, susuz ne gezmesi a.q. sizin yaptığınız işin diyip söverek gezindik oralarda. bir buçuk saat sikimsonik sıranın bize gelmesini bekledik. ben de sıra bize gelince hemen otele gireceğiz zannediyordumdu. ondan fazla sövmemiştim. otele geldik ki oooo içeride kalabalıktan eşya koyacak yer yok. oradaki milletin ismini organizatör bozuntusu, kazandığı paraya bakan dallama sürüsüne yazdırıp resepsiyona vermesi ve odasının belli olması kaç saat sürdü bilmiyorum. biz bir şekilde ismimizi yazdırıp eşyalarımızı odası belli olan arkadaşlarımıza verip yemeğe geçtik. bu arada beklemememiz ve otele sırayla alınmamızın otelle uzaktan yakından alakası yok. tamamen bizim gerizekalıların suçu bütün bunlar.
otele yerleştik. odamız, yemekler, havuz, sauna, aquapark, disco, animasyon şovları yani bizim sığırların içinde olmadığı her şey harika. ankafest tanıtım afişinde yazan 10 etkinliğin en fazla biri yapılmıştır. o da yine yapılmasa daha iyiydi tadında olmuştur. ebru destan'lı köpük partisi yazıp o kadar milletin parasını al, ne kadar doğru bilmiyorum 6 milyarını bile ödedik de sonra biz partiye gittiğimizde ebru destan nerde diye sorunca da bu sabah aradı rahatsızlanmış gelemiyormuş de. olacak iş mi şimdi bu. ha sen şimdi rahatsızlanmışsa onlar ne yapsın diyorsun değil mi? haber versin kardeşim haber. ben niye bunu parti başlayınca öğreniyorum. ben demiyorum ki nasıl rahatsızlanır, nasıl gelmez. niye bize haber verilmiyor. niye grup içi iletişim yok. özür dile herkesten. böyle böyle oldu diye. onun yerine şunu şunu yapacaz diye. yok. sonra da dandirikten bir jeep çek sahile party diye millete haber ver. gelen insanları salak yerine koyup bedava aldığın red bull'ları 5 tl'ye almadan giremezsiniz de. tam bir andavallık örneği. sen zaten dediğin hiçbir şeyi yapmamışsın. rezil olmuşsun. mahçupsun herkese karşı. onlara nasıl olur da bunları unuttururum diye düşünecekken, daha kendi cebini düşünüyorsun. daha fazla nasıl para kazanırım bunun hesabını yapıyorsun. ebru destan'dan alacakları paralarını söylemiyorum bile.
bir organizasyonun olmazsa olmazı iletişim olduğuna göre, bizim bu etkinliğe bu ismi vermemiz mümkün değil. hadi beni siktir et adamlar kendi arasında bile iletişimi sağlayamamış. ona soruyoruz farklı cevap alıyoruz, buna soruyoruz farklı cevap. anlatmasını, övünmesini biliyorsun ama: 7 otobüs katılacak, muhteşem olacak, 3 üniversiteden* toplam 400 kişi bıdı bıdı diye. neymiş 19 mayısta daha büyük organizasyon yapacaklarmış. nah yaparsınız siz bu kafayla. daha birbirinizle anlaşamıyorsunuz lan.
2 gece 3 günden siz ne anlarsınız dostlarım? 2 gece 3 gün lan. ne olacak işte? cuma, cumartesi, pazar değil mi? yok işte değil. az daha zorlasalardı 2 gece 1 gün olacaktı diyorum sana. otele cuma günü 12.00'da girdik. pazar günü 11.00'da odayı boşalttık. kaç gün lan bu sana soruyorum. kaç gün?
hayır bak yanlış anlaşılmasın. benim kızdığım şey kesinlikle yapılanlar ya da yapılmayanlar değil. söylenip yapılmayan, söylenmeyip yapılanlar. anlıyorsunuz değil mi beni. ben ebru destan'ın gelmemesine kızmam ama o afişe onu yazmışsan ve yapmamışsan işte o zaman kızarım. ne demiş atalar: öl söz verme, öl sözünden dönme.
şimdi gelelim bir başka rezalete: otelden ayrılış. ne var ki bunda. akşam haber verirsin herkese yarın saat 11.00'da herkes odalarını boşaltıp en geç 12.00' da otelin kapısında olsun. değil mi? bu kadar basit. yok işte. bizim o muhteşem ekip bunu da o üstün organizasyon becerisiyle rezil etmeyi başardı. dedim ya her sorduğumuzdan başka başka cevaplar alıyoruz diye. yine öyle oldu. biri diyor 11.00, biri diyor 12.00. onu da biz öğreniyoruz ha. biz arıyoruz adamları kaçta ayrılacağız, nasıl yapacaz diye. sanki biz organizatörüz a.q. saat 11.30'da otelin lobisine eşyalarımızı alıp indik. bekliyoruz. bir allah'ın kulu da gelip arkadaşlar şunu bekliyoruz demiyor. sadece bekliyoruz. eşyaları otobüse koymak için dışarı çıkıyoruz. bu arada bileklikleri kesiyorlar tabi. eşyaları koyup geliyoruz hala bir gelişme yok. yemek falan yiyin diyorlar. daha buradayız. arkadaşlar mal olduğu için bileklikleri çıkartsak da otelin içinde öyle elini kolunu sallayarak gezebileceğimizi sanıyorlar. bileklik çıkmış lan. ne yemeği. öküz işte öküz adam.
her şey tamam yola çıkıyoruz artık bu rezillik bitecek, bekle bizi ankara, bekle beni sözlük diye düşünürken tekne turu yapacağız demezler mi? adamlar vadedilenleri yapmadılar şimdi de götlerinden aktivite uyduruyorlar. akıllarınca herkesin gönlünü alacaklar. allah'tan bizim otobüsteki kızlardan biri benim de tam olarak aklımdan geçenleri söyledi de vazgeçtiler tekne turundan falan. yol boyunca yine molalar organizeden habersiz organizatörlerin bedava buldukları yemekten sonuna kadar faydalanmaları yüzünden söylenenin 2 katı sürdü. yine 8 saatte zor geldik.
sonuç olarak şunu söylemek istiyorum sevgili okurlar: bir kaç üniversitelinin düzenlediği bir etkinliğe katılmadan önce iki kere düşünün.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar