bugün
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları8
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek8
- 30 ağustos zafer bayramı13
- kadınlardaki sahiplenilme isteği6
- 0 0 710
- uzun bacaklı ince belli iri göğüslü dar kalçalı4
- zaman insanı olgunlaştırır mı4
- cem yılmaz7
- tai lung40
- muhabbeti sarmayan kız3
- ne kadar şanslı birisin2
- sözlüğün en bohem yazarı3
- mustafa kemal atatürk6
- tom holland5
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı26
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- junko furuta2
- menzil cemaati ne üretiyor9
- tarkan'ın saçlarını kestirmesi2
- ingilizler5
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- s'i l v'e r m'i s t5
- sarapci koala73
- rafael leao31
- spider man brand new day2
- türk hava yolları2
- gebze fm3
- sözlük yazarlarının nahları9
- arkadaşlar hesabı silicem14
- seri eksicimin iki entry atlaması2
- ben geldim naneler8
- antipanik12
- online yazar sayısında azalma2
- günün sözü24
- aleksey batrakov9
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- salih mirzabeyoğlu5
- radyo fenerbahçe2
- fenerbahçe23
- güne bir atatürk sözü bırak2
- sözlüğün en sevilen yazarı37
- velvet22
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi24
- türkiye18
- para harcamayı sever misiniz6
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır7
- ateistlerin yaşama amacı28
- 30 ağustos kurtuluş savaşı'nın sonu2
bu sıçma!
(bkz: akp yalanları/#23507620)
bu da sıvama!
--- alıntı ----
YSK, Ak Parti'nin kısıtlılar, askerler ve sandık kurulu üyelerinin seçmen olmadığı halde oy kullandığı yönündeki itirazı üzerine ilçe Seçim Kurulundan gelen sonuçları bugünkü toplantıda değerlendirdi. YSK, CHPnin 6 oy farkla kazandığı seçimi 7 kısıtlı seçmenin oy kullandığı gerekçesiyle iptal etti. Karar, 9 kabul oyuna karşın 2 red oyuyla alındı.
Yalovada 1 Haziranda aynı seçmen listesi ve aynı adaylarla belediye başkanlığı seçimi yapılacak.
--- alıntı ----
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26268408.asp
(bkz: akp yalanları/#23507620)
bu da sıvama!
--- alıntı ----
YSK, Ak Parti'nin kısıtlılar, askerler ve sandık kurulu üyelerinin seçmen olmadığı halde oy kullandığı yönündeki itirazı üzerine ilçe Seçim Kurulundan gelen sonuçları bugünkü toplantıda değerlendirdi. YSK, CHPnin 6 oy farkla kazandığı seçimi 7 kısıtlı seçmenin oy kullandığı gerekçesiyle iptal etti. Karar, 9 kabul oyuna karşın 2 red oyuyla alındı.
Yalovada 1 Haziranda aynı seçmen listesi ve aynı adaylarla belediye başkanlığı seçimi yapılacak.
--- alıntı ----
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26268408.asp
bu örnek yargılık bir konu değil ama ak'ların kendi adamlarına idari soruşturma bile yaptırmadıklarının resmi!
(bkz: yusuf yerkel/#24178490)
demek ki başbakanlık müşavirinin vatandaş dövmesi görev, yetki ve sorumlulukları arasında!
(bkz: yusuf yerkel/#24178490)
demek ki başbakanlık müşavirinin vatandaş dövmesi görev, yetki ve sorumlulukları arasında!
balyoz ve ergenekon davaları ile ilgili onlarca kez yazdım.
neyseki bu davaların düzemece olduğu kesinleşti.
tutuklular sanık oldu. hükümlüler tahliye edildi. adil bir mahkemede beraat de edeceklerdir inşallah.
bu seferki konumuz askeri casusuluk ve fuhuş sebebi ile içeri alınan kahraman askerlerimiz!
bugünkü yazısında uğur dündar değinmiş bu konuya.
--- alıntı ---
Çünkü casusluk yapmakla suçlanan kişiler, çıkar amaçlı suç örgütü kurmuşlar, ama çıkar sağlayamamışlardı!
iddianamede çıkar elde ettiklerine dair tek bir somut delil, suçüstü vs. yer almamıştı!
Bu nasıl bir örgütse, üyelerinin çoğu birbirini tutuklandıklarında veya mahkemeye getirildiklerinde tanımışlardı!
Üyeler birbirleriyle bir defa bile telefonla görüşmemişlerdi!
Elektronik posta da göndermemişlerdi!
Aralarında bağ olduğuna ilişkin en ufak bir kanıt bulunamamıştı!
Bu nedenle iddianamede Bu örgüt öylesine gizli bir örgüt ki, aralarındaki ilişkiyi kanıtlayacak delil bulunamamıştır! denilmişti!
* * * *
Örgütteki hiyerarşik yapı da çok tuhaftı.
Örneğin bir amiral, hayatında hiç karşılaşmadığı bir yüzbaşının emrine girmişti!
Herhalde örgütsel faaliyetlerinde amiral, yüzbaşıya emredersiniz yüzbaşım diyerek verdiği talimatları yerine getiriyor olmalıydı!
Tuhaflıklar, acemilikler saymakla bitmeyecek kadar çoktu.
Sanıklardan birinin annesi ve babası ayrı yaşıyordu. Babanın gözleri hiç görmüyordu. Ama ne hikmetse sanığa ait flash bellek, babasının evinde bulunmuş ve arama tutanağını o sırada neler olup bittiğini göremeyen baba imzalamıştı!
Şimdi sıkı durun
iddiaya göre casuslardan (!) biri mesleğe henüz 7 yaşında iken başlamıştı!
* * * *
Benim bildiğim, casus dediğin geride iz bırakmaz!
Ama bu casuslar (!) delil olarak değerlendirilen belgelerin üzerine T.C. kimlik numaralarını yazacak kadar çaylak çıkmışlardı!
Kısacası karşımda beceriksiz bir örgüt duruyordu!
Asrın en tehlikeli casuslarından biri olan Hüseyin Yıldırım bir uzman olarak dava dosyasını incelemiş olsa, mesleğin raconunu rezil ettiniz! deyip, bu beceriksiz casuslara (10) üzerinden (0) verirdi!
* * * *
Duruşmada savunma yapan avukatlardan Murat Ergün ironik bir değerlendirmede bulununca salonda gülüşmeler oldu.
Bunun üzerine davaya yeni atanan ve bende saygı uyandıran mahkeme heyetinin başkanı gülmeyin, yoksa dışarı çıkarırım uyarısında bulundu.
Başkan haklıydı.
Ağlanacak duruma gülmememiz gerekiyordu!
Avukat Ergün savunmasında çarpıcı bir gerçeğe daha değindi.
Onun tespitine göre iddianamede 49 kez Microsoft word yerine Microsoft world yazılmıştı!
Benzer yanlışın Balyoz Davasına ait bir raporda da tekrarlanması, akıllara çeşitli sorular getiriyordu.
Ayrıca bilirkişinin word ile world arasındaki farkı bilmeyecek kadar uzman (!) bir kişi olduğu anlaşılıyordu!
Acı gerçekse, çakma casusların bir bölümünün, bu suçlamalar nedeniyle yaklaşık 2 yıldır cezaevinde yatıyor olmalarıydı!
--- alıntı ---
http://sozcu.com.tr/2014/...ceriksiz-casuslar-541311/
bir tertip / operasyon olduğu o kadar belli ki!
inşallah burada yargılanan askerimizin de suçsuz olduğu ortaya çıkacaktır.
itibarlarının da iade edilmesi gerekir!
darısı askerimizi suçsuz yere / sahte delillerle yargılyanların yargılanacağı günleri görmeye.
neyseki bu davaların düzemece olduğu kesinleşti.
tutuklular sanık oldu. hükümlüler tahliye edildi. adil bir mahkemede beraat de edeceklerdir inşallah.
bu seferki konumuz askeri casusuluk ve fuhuş sebebi ile içeri alınan kahraman askerlerimiz!
bugünkü yazısında uğur dündar değinmiş bu konuya.
--- alıntı ---
Çünkü casusluk yapmakla suçlanan kişiler, çıkar amaçlı suç örgütü kurmuşlar, ama çıkar sağlayamamışlardı!
iddianamede çıkar elde ettiklerine dair tek bir somut delil, suçüstü vs. yer almamıştı!
Bu nasıl bir örgütse, üyelerinin çoğu birbirini tutuklandıklarında veya mahkemeye getirildiklerinde tanımışlardı!
Üyeler birbirleriyle bir defa bile telefonla görüşmemişlerdi!
Elektronik posta da göndermemişlerdi!
Aralarında bağ olduğuna ilişkin en ufak bir kanıt bulunamamıştı!
Bu nedenle iddianamede Bu örgüt öylesine gizli bir örgüt ki, aralarındaki ilişkiyi kanıtlayacak delil bulunamamıştır! denilmişti!
* * * *
Örgütteki hiyerarşik yapı da çok tuhaftı.
Örneğin bir amiral, hayatında hiç karşılaşmadığı bir yüzbaşının emrine girmişti!
Herhalde örgütsel faaliyetlerinde amiral, yüzbaşıya emredersiniz yüzbaşım diyerek verdiği talimatları yerine getiriyor olmalıydı!
Tuhaflıklar, acemilikler saymakla bitmeyecek kadar çoktu.
Sanıklardan birinin annesi ve babası ayrı yaşıyordu. Babanın gözleri hiç görmüyordu. Ama ne hikmetse sanığa ait flash bellek, babasının evinde bulunmuş ve arama tutanağını o sırada neler olup bittiğini göremeyen baba imzalamıştı!
Şimdi sıkı durun
iddiaya göre casuslardan (!) biri mesleğe henüz 7 yaşında iken başlamıştı!
* * * *
Benim bildiğim, casus dediğin geride iz bırakmaz!
Ama bu casuslar (!) delil olarak değerlendirilen belgelerin üzerine T.C. kimlik numaralarını yazacak kadar çaylak çıkmışlardı!
Kısacası karşımda beceriksiz bir örgüt duruyordu!
Asrın en tehlikeli casuslarından biri olan Hüseyin Yıldırım bir uzman olarak dava dosyasını incelemiş olsa, mesleğin raconunu rezil ettiniz! deyip, bu beceriksiz casuslara (10) üzerinden (0) verirdi!
* * * *
Duruşmada savunma yapan avukatlardan Murat Ergün ironik bir değerlendirmede bulununca salonda gülüşmeler oldu.
Bunun üzerine davaya yeni atanan ve bende saygı uyandıran mahkeme heyetinin başkanı gülmeyin, yoksa dışarı çıkarırım uyarısında bulundu.
Başkan haklıydı.
Ağlanacak duruma gülmememiz gerekiyordu!
Avukat Ergün savunmasında çarpıcı bir gerçeğe daha değindi.
Onun tespitine göre iddianamede 49 kez Microsoft word yerine Microsoft world yazılmıştı!
Benzer yanlışın Balyoz Davasına ait bir raporda da tekrarlanması, akıllara çeşitli sorular getiriyordu.
Ayrıca bilirkişinin word ile world arasındaki farkı bilmeyecek kadar uzman (!) bir kişi olduğu anlaşılıyordu!
Acı gerçekse, çakma casusların bir bölümünün, bu suçlamalar nedeniyle yaklaşık 2 yıldır cezaevinde yatıyor olmalarıydı!
--- alıntı ---
http://sozcu.com.tr/2014/...ceriksiz-casuslar-541311/
bir tertip / operasyon olduğu o kadar belli ki!
inşallah burada yargılanan askerimizin de suçsuz olduğu ortaya çıkacaktır.
itibarlarının da iade edilmesi gerekir!
darısı askerimizi suçsuz yere / sahte delillerle yargılyanların yargılanacağı günleri görmeye.
nasıl bir mantalitede olduklarını anlamak için şu açıklamalara bakalım.
istanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, "(17 Aralık soruşturması) Hata yapmamaya çalışıyoruz. Kimsenin hakkına girmemek için uğraşıyoruz. Yaptığımız soruşturmalarda arkamızda yuh dedirtecek tasarruflarda bulunmayacağız. Ciddi olaylar bunlar. Tüm Türkiye sallandı. Halkımız verilen kararları görecek. Sorumluluğumun bilincindeyim" dedi.
açıklamalar buraya kadar çok güzel ya buradan sonrası, şeytanın gizlendiği aytıntılar...
***
Yasadışı dinlemelerin Türkiye'de önemli bir sorun olduğunu ifade eden Başsavcı Salihoğlu, Başbakan dinlendikten sonra kim kendini güvende hissedebilir. Başbakan ve bakan dinleniyorsa dinleme mi yoksa dinlemenin içeriği mi önemli?" dedi
http://www.milliyet.com.t...klamalari-gundem-1903535/
bu söylemi hatırladınız mı?
bu söylem ak tayfanın yolsuzlukları ve suç olan konuşma içeriklerini (kendi vatandaşını bombalayıp ülkeyi savaşa sokma planı dahil) örtmek için bulduğu kılıftı!
insanımız da şekle baktı içeriği unuttu!
***
demokrasiyi özümsemiş bir devlette başbakan dinleniyorsa sorumlular hesabını verir evet doğru!
ama başbakan da olsa herhangi birisinin yolsuzlukları - suç teşkil edecek eylemleri kamuoyunun bileceği bir hale gelmişse
her şeyden önce bu kişiler istifa eder. sonra da adil bir mahkemede yargılanır.
biz "ileri demokrasiyiz ya farklıyız!"
istanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, "(17 Aralık soruşturması) Hata yapmamaya çalışıyoruz. Kimsenin hakkına girmemek için uğraşıyoruz. Yaptığımız soruşturmalarda arkamızda yuh dedirtecek tasarruflarda bulunmayacağız. Ciddi olaylar bunlar. Tüm Türkiye sallandı. Halkımız verilen kararları görecek. Sorumluluğumun bilincindeyim" dedi.
açıklamalar buraya kadar çok güzel ya buradan sonrası, şeytanın gizlendiği aytıntılar...
***
Yasadışı dinlemelerin Türkiye'de önemli bir sorun olduğunu ifade eden Başsavcı Salihoğlu, Başbakan dinlendikten sonra kim kendini güvende hissedebilir. Başbakan ve bakan dinleniyorsa dinleme mi yoksa dinlemenin içeriği mi önemli?" dedi
http://www.milliyet.com.t...klamalari-gundem-1903535/
bu söylemi hatırladınız mı?
bu söylem ak tayfanın yolsuzlukları ve suç olan konuşma içeriklerini (kendi vatandaşını bombalayıp ülkeyi savaşa sokma planı dahil) örtmek için bulduğu kılıftı!
insanımız da şekle baktı içeriği unuttu!
***
demokrasiyi özümsemiş bir devlette başbakan dinleniyorsa sorumlular hesabını verir evet doğru!
ama başbakan da olsa herhangi birisinin yolsuzlukları - suç teşkil edecek eylemleri kamuoyunun bileceği bir hale gelmişse
her şeyden önce bu kişiler istifa eder. sonra da adil bir mahkemede yargılanır.
biz "ileri demokrasiyiz ya farklıyız!"
bu örnekte daha yargı aşamasına bile gelmemiş! "ak adalet"(!) diyelim en iyisi!
TAŞIDIĞI 1.5 ton altınla geçen yıl Ganadan kalkarak Atatürk Havalimanına iniş yapan ve evrak eksikliği nedeniyle 17 gün havalimanında bekletildikten kargo uçağıyla ilgili gümrük bölge müdür ve yardımcılarının da aralarında bulunduğu 18 memur hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan başlatılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/26737991.asp
TAŞIDIĞI 1.5 ton altınla geçen yıl Ganadan kalkarak Atatürk Havalimanına iniş yapan ve evrak eksikliği nedeniyle 17 gün havalimanında bekletildikten kargo uçağıyla ilgili gümrük bölge müdür ve yardımcılarının da aralarında bulunduğu 18 memur hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan başlatılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/26737991.asp
Kurulması aylar alan komisyonun (4 bakan için) AKPli Başkanı, bakanlar ile ilgili fezleke dosyalarını TBMM Başkanına, o da savcılara geri gönderdi. Meğerse klasörlerin üzerinde dizin yokmuş, hangi belge hangi dosyada bulması zor olurmuş filan falan...
http://sosyal.hurriyet.co...01/Hafizalari-tazeleyelim~
hani suçlu varsa üzerlerine gidilecekti?
anca sulandırın amk!
http://sosyal.hurriyet.co...01/Hafizalari-tazeleyelim~
hani suçlu varsa üzerlerine gidilecekti?
anca sulandırın amk!
balyaz ve ergenekon tipi davalardaki tutarsızlıklara rağmen verdikleri kararlarla ne kadar adaletli ve bağımsız olduklarını göstermiş yargıdır!
aşağıdaki yazı trajikomik!
http://www.odatv.com/n.ph...cok-kiskaniyor-1707141200
aşağıdaki yazı trajikomik!
http://www.odatv.com/n.ph...cok-kiskaniyor-1707141200
"süper yetkili ak hakimlerle" çağ atlamıştır!
fatih altaylı yazmış özeti aşağıda!
http://www.haberturk.com/...syon-kararnameyle-basladi
2 gündür başlayan rte deyimiyle emniyet ve yargıdaki paralelleri temizleme operasyonunun alt yapısı 6 gün önceki sulh ceza hakimleri kararnamesi ile atılmış!
daha önce adana tır'larını durduranların ve başbakanlıktaki böcek soruşturmasından içeri alınanların göz altıları mahkemelerce "serbest" bırakma ile sonuçlanınca hükumetin façası çizilmişti!
bu kararname ile serbest bırakma kararını 112 adet süper yetkili sulh ceza hakimi tarafından verilecek!
böylece aylardır "inlerine gireceğiz" deyip de girememe engeli ortadan kaldırılmış olmuş!
***
"suçu ispatlanana kadar herkes masumdur" şeklindeki evrensel ilke ak hukukta
"suçsuzluğu ispatlanana kadar herkes mahkumdur"a dönüşmüştür!
hey maşallah be.
bi kararname "masumiyet karinesi" gibi uluslararası kabul görmüş kuralın / kanunun önüne geçebiliyor.
***
abd filmlerinde klasik sahnedir. kahraman polis kötü mafyayı içeri alır ama elinde somut delil yoktur.
mafyayı konuşturmak için baskı yapınca mafya ukala ukala "elinde delil olmadığını ikimizde biliyoruz. beni 24 (ya da 48 idi) saatten fazla tutamayacağını ikimiz de biliyoruz" der. ve dayı serbest kalır.
bir diğer klasik sahne de "ben vergimi veren bir vatandaşım bana kötü davranamazsın"dır.
abd'den kanun/sistem ithal edenler / etmeye niyetlenenler birazda adamlardaki bireyin haklarını / kişisel özgürlüklere bakış açısını ithal etseler ya!
yarın bir gün sırf bu entry'i girdim diye hapse atılıp, sahte delillerle (ya da yaratılmış gizli tanıklarla) aylarımı/yıllarımı hapiste geçirmem karşılığında hiç bir güvencem yok! bireyin devlet karşısında hiç bir hükmü yok!
bugün akp'yi alkışlayanların geçirilen bu yasalar yüzünden yarın bir gün iktidarın değişmesi durumunda keyfi sebeplerle hapsi boylamayacağının da garantisi yok!
el birliği ile yazı ediyoruz ülkemize!
fatih altaylı yazmış özeti aşağıda!
http://www.haberturk.com/...syon-kararnameyle-basladi
2 gündür başlayan rte deyimiyle emniyet ve yargıdaki paralelleri temizleme operasyonunun alt yapısı 6 gün önceki sulh ceza hakimleri kararnamesi ile atılmış!
daha önce adana tır'larını durduranların ve başbakanlıktaki böcek soruşturmasından içeri alınanların göz altıları mahkemelerce "serbest" bırakma ile sonuçlanınca hükumetin façası çizilmişti!
bu kararname ile serbest bırakma kararını 112 adet süper yetkili sulh ceza hakimi tarafından verilecek!
böylece aylardır "inlerine gireceğiz" deyip de girememe engeli ortadan kaldırılmış olmuş!
***
"suçu ispatlanana kadar herkes masumdur" şeklindeki evrensel ilke ak hukukta
"suçsuzluğu ispatlanana kadar herkes mahkumdur"a dönüşmüştür!
hey maşallah be.
bi kararname "masumiyet karinesi" gibi uluslararası kabul görmüş kuralın / kanunun önüne geçebiliyor.
***
abd filmlerinde klasik sahnedir. kahraman polis kötü mafyayı içeri alır ama elinde somut delil yoktur.
mafyayı konuşturmak için baskı yapınca mafya ukala ukala "elinde delil olmadığını ikimizde biliyoruz. beni 24 (ya da 48 idi) saatten fazla tutamayacağını ikimiz de biliyoruz" der. ve dayı serbest kalır.
bir diğer klasik sahne de "ben vergimi veren bir vatandaşım bana kötü davranamazsın"dır.
abd'den kanun/sistem ithal edenler / etmeye niyetlenenler birazda adamlardaki bireyin haklarını / kişisel özgürlüklere bakış açısını ithal etseler ya!
yarın bir gün sırf bu entry'i girdim diye hapse atılıp, sahte delillerle (ya da yaratılmış gizli tanıklarla) aylarımı/yıllarımı hapiste geçirmem karşılığında hiç bir güvencem yok! bireyin devlet karşısında hiç bir hükmü yok!
bugün akp'yi alkışlayanların geçirilen bu yasalar yüzünden yarın bir gün iktidarın değişmesi durumunda keyfi sebeplerle hapsi boylamayacağının da garantisi yok!
el birliği ile yazı ediyoruz ülkemize!
Yargıtayın yeni başkanı ismail Rüştü Cirit, Üsküdar 2nci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken Erdoğanın istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin hakkında görevi başında zimmetine para geçirmek veya mal edinmek gerekçesiyle 14 yıla kadar hapis cezası istenen AKBiL davasında Aralık 2003te beraat vermesinin ardından 2004te Yargıtay üyesi olmuştu.
http://www.sozcu.com.tr/2...-rustu-cirit-oldu-738529/
http://www.sozcu.com.tr/2...-rustu-cirit-oldu-738529/
yılmaz özdil in bugünkü yazısının konusu
---- alıntı ----
Tayyip Erdoğan kafasına hareket memuru şapkası taktı, düdüğü çaldı, Ankara-istanbul arasındaki hızlı tren seferlerini bizzat başlattı. ikinci dünya savaşından kalma dandik lokomotiflerle şov yapıyorlardı. Tren sigortalı, yolcular sigortasızdı. Sakaryada 80 kilometre hız limiti olan viraja, 132 kilometreyle daldı. ikinci vagonun sol tekerleği raydan çıktı, bağlı vagonlar peşpeşe yaprak gibi savruldu, tren uçtu. 41 kişi hayatını kaybetti, 80 kişi yaralandı.
*
Üç sene sonra aynı Sakaryada Bir otomobil sollama yaptı, asfaltın kenarında yürüyen ineğe çarptı, direksiyonu kırdı, sollamaya çalıştığı otomobile patlattı, arkadan kamyonet geliyordu, kazadan kaçayım derken şarampole yuvarlandı, bir kişi hayatını kaybetti, üç kişi yaralandı, 95602 küpe numaralı inek telef oldu.
*
TCDD genel müdürü Süleyman Karaman belediye otobüsüymüş gibi düşünün, yol belediyenin, otobüs belediyenin, şoför belediyenin Otobüs kaza yapınca hangi belediye başkanının istifasını istediniz de, benim istifamı istiyorsunuz dedi. TCDD genel müdür yardımcısı herşey Allahtan dedi. Akp milletvekili kem gözlerin nazarı olduğunu söyledi. Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım istifa edecek bir şey görmüyorum, her sene karayollarında beş bin kişi ölüyor dedi. Tayyip Erdoğana ne düşündüğünü sordular, sinirlendi, soru sorarken haddinizi aşmayın, bu bölgede 1950den beri kaza oluyor, hükümetler istifa mı etmiş dedi.
*
95602 küpe numaralı inek, gebeydi. Ha bugün ha yarın doğum yapması bekleniyordu. Bilen bilir, inek bağlıyken doğum yapamaz, çırpınırken ipe dolanır yanlışlıkla kendini boğar, ya da buzağıya zarar verir. Bu nedenle bağlanmamıştı, ipi çözülmüştü. Nasıl becerdiyse ahırın kapısını açmış, akşam karanlığında herkes uyurken iki kilometre uzağa yürümüş, asfalt kenarına çıkmıştı.
*
Tren faciasında hayatını kaybedenlerin yakınları, sorumlular hakkında dava açtı. Suç vardı, kusur vardı, ihmal vardı, cezalandırılmaları isteniyordu.
*
Trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşın ailesi, dava açmadı. Hız vardı, sollama vardı, var oğlu vardı, inek naapsın, dava açmadılar. Kamu davası açıldı.
*
TCDD genel müdürü hakkında soruşturma bile açılamadı, ulaştırma bakanı izin vermedi. Ulaştırma bakanı hakkında gensoru verildi, akp oylarıyla reddedildi. Siyasiler-bürokratlar tereyağı gibi sıyrıldı, makinistler yargılanıyormuş gibi yapıldı. Tren hızlıydı ama, yargı yavaştı, dava sekiz sene oyalandı, 2012de zamanaşımından düşürüldü. Akp tarafından sicil affı çıkarıldı, makinistler de yırttı, görevlerine iade edildi. Hiç kimse suçlu olmadığı için, ölenler suçlu oldu!
*
Trafik kazasıyla alakalı olarak duruşma üstüne duruşma yapıldı, bilirkişi üstüne bilirkişi istendi, kimi adam öldürmekten, kimi yaralamadan, kimi maddi hasara yolaçmaktan hakim önüne çıktı, kasko şirketleri devreye girdi, tazminat üstüne tazminat talep edildi, dava yedi sene sürdü kardeşim, işin içinden çıkılamadı, neticede Adli Tıpa başvuruldu, rapor istendi, Adli Tıp uzuuun uzun inceledi, davanın sekizinci senesinde raporunu verdi, inek suçlu dedi!
*
TCDD genel müdürü Süleyman Karaman, akpden milletvekili adayı oldu, TBMMye gidiyor.
*
95602 küpe numaralı ineğin sahibi, 70 yaşındaki gariban Cemalettin Doğancana 2.5 sene hapis cezası verdiler, Geyve cezaevine koydular, bir aydır orda yatıyor.
---- alıntı ----
http://www.sozcu.com.tr/2...il/yasasin-adalet-741901/
---- alıntı ----
Tayyip Erdoğan kafasına hareket memuru şapkası taktı, düdüğü çaldı, Ankara-istanbul arasındaki hızlı tren seferlerini bizzat başlattı. ikinci dünya savaşından kalma dandik lokomotiflerle şov yapıyorlardı. Tren sigortalı, yolcular sigortasızdı. Sakaryada 80 kilometre hız limiti olan viraja, 132 kilometreyle daldı. ikinci vagonun sol tekerleği raydan çıktı, bağlı vagonlar peşpeşe yaprak gibi savruldu, tren uçtu. 41 kişi hayatını kaybetti, 80 kişi yaralandı.
*
Üç sene sonra aynı Sakaryada Bir otomobil sollama yaptı, asfaltın kenarında yürüyen ineğe çarptı, direksiyonu kırdı, sollamaya çalıştığı otomobile patlattı, arkadan kamyonet geliyordu, kazadan kaçayım derken şarampole yuvarlandı, bir kişi hayatını kaybetti, üç kişi yaralandı, 95602 küpe numaralı inek telef oldu.
*
TCDD genel müdürü Süleyman Karaman belediye otobüsüymüş gibi düşünün, yol belediyenin, otobüs belediyenin, şoför belediyenin Otobüs kaza yapınca hangi belediye başkanının istifasını istediniz de, benim istifamı istiyorsunuz dedi. TCDD genel müdür yardımcısı herşey Allahtan dedi. Akp milletvekili kem gözlerin nazarı olduğunu söyledi. Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım istifa edecek bir şey görmüyorum, her sene karayollarında beş bin kişi ölüyor dedi. Tayyip Erdoğana ne düşündüğünü sordular, sinirlendi, soru sorarken haddinizi aşmayın, bu bölgede 1950den beri kaza oluyor, hükümetler istifa mı etmiş dedi.
*
95602 küpe numaralı inek, gebeydi. Ha bugün ha yarın doğum yapması bekleniyordu. Bilen bilir, inek bağlıyken doğum yapamaz, çırpınırken ipe dolanır yanlışlıkla kendini boğar, ya da buzağıya zarar verir. Bu nedenle bağlanmamıştı, ipi çözülmüştü. Nasıl becerdiyse ahırın kapısını açmış, akşam karanlığında herkes uyurken iki kilometre uzağa yürümüş, asfalt kenarına çıkmıştı.
*
Tren faciasında hayatını kaybedenlerin yakınları, sorumlular hakkında dava açtı. Suç vardı, kusur vardı, ihmal vardı, cezalandırılmaları isteniyordu.
*
Trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşın ailesi, dava açmadı. Hız vardı, sollama vardı, var oğlu vardı, inek naapsın, dava açmadılar. Kamu davası açıldı.
*
TCDD genel müdürü hakkında soruşturma bile açılamadı, ulaştırma bakanı izin vermedi. Ulaştırma bakanı hakkında gensoru verildi, akp oylarıyla reddedildi. Siyasiler-bürokratlar tereyağı gibi sıyrıldı, makinistler yargılanıyormuş gibi yapıldı. Tren hızlıydı ama, yargı yavaştı, dava sekiz sene oyalandı, 2012de zamanaşımından düşürüldü. Akp tarafından sicil affı çıkarıldı, makinistler de yırttı, görevlerine iade edildi. Hiç kimse suçlu olmadığı için, ölenler suçlu oldu!
*
Trafik kazasıyla alakalı olarak duruşma üstüne duruşma yapıldı, bilirkişi üstüne bilirkişi istendi, kimi adam öldürmekten, kimi yaralamadan, kimi maddi hasara yolaçmaktan hakim önüne çıktı, kasko şirketleri devreye girdi, tazminat üstüne tazminat talep edildi, dava yedi sene sürdü kardeşim, işin içinden çıkılamadı, neticede Adli Tıpa başvuruldu, rapor istendi, Adli Tıp uzuuun uzun inceledi, davanın sekizinci senesinde raporunu verdi, inek suçlu dedi!
*
TCDD genel müdürü Süleyman Karaman, akpden milletvekili adayı oldu, TBMMye gidiyor.
*
95602 küpe numaralı ineğin sahibi, 70 yaşındaki gariban Cemalettin Doğancana 2.5 sene hapis cezası verdiler, Geyve cezaevine koydular, bir aydır orda yatıyor.
---- alıntı ----
http://www.sozcu.com.tr/2...il/yasasin-adalet-741901/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar