bugün
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak10
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur13
- günün sözü8
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit6
- çin de 2 çocuğunu camdan aşağıya atan cani anne3
- leş kaktüsü6
- cennet çamuru5
- göbek marul3
- nervio29
- anın görüntüsü27
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı3
- sözlüğün en ılık yazarı7
- bik bik'in gerçek yüzü5
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- sözlüğün yeni tasarımı23
- keyif kaçıran şeyler6
- ne bu fon vurgunu6
- gelmiş geçmiş en iyi futbolcu4
- ucuz atlatmak5
- sigara içmeyince sinirlenmek2
- akp'nin kemalistleşmesi5
- ona bir şey söyle2
- fon olayı reisi çok üzdü diyen akpli3
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- öyle yeme böyle ye2
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası3
- samsak döveci9
- galatasaray amed operasyonu5
- iran kürtleri2
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- polo ralph lauren vs us polo assn3
- iranlı genç kızın annesinin adalet arayışı2
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- tinto brass12
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- aponun villası9
- ne yapıyorsun2
- aşk17
- rothschildin hayat bir anda değişebilir twiti2
- opel vectra b4
- paranın mutluluk getirmemesi7
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- masterchef 20263
- terhis oluyorum sözlük21
tüm dünya üzerinde söz sahibi olan bir devletin, diğer ülke devleti üzerindeki oyunları, çıkarları ve politikalarının ele alındığı durumdur.
abd'nin aslında bölge ülkeleri ile bir sorunu yok, iran, ırak veya bu çaptaki ülkelerden herhangi biri ile bir sorunu olamaz zaten. daha açık bir ifadeyle onlar bir sorun yaratacak kapasitede değiller abd için. öyleyse abd nin hedefi ve mücadele ettiği güç farklı olmalıdır ve dengi dengine olmalıdır. abd nin dünya üzerinde iki rakibi olduğu görülmektedir, birincisi avrupa, ikincisi ile uzakdoğuda ki çin.
abd eğer bu iki gücü kontrol altında tutmaz ise bunlar onun rakibi olurlar ve abd yi kenara atarlar. böyle bir durumda hem abd'nin hayat standardında çok büyük düşüş olur, hem de abd dünya üzerindeki hegemonyasını kaybeder. abd bu iki gücü kontrol etmek istedi ve bunun içinde şöyle bir proje yürütüyor. diyor ki;
"avrupa ve çin'in enerji kaynaklarını kontrol etmeliyim. onun dışında bu iki rakibin askeri güç olarak benimle yarışacak düzeye çıkmalarını engellemeliyim"
dikkat ederseniz abd dünyadaki savunma harcamalarının yarısını yapıyor. güçlü bir düşman görebiliyor musunuz? hayır!
bu harcamaları kime karşı yapıyor, bunu bilmiyoruz. savunma harcaması düşmana karşı yapılır. "abd'nin düşmanı kimdir?" diye sorduğunuz zaman, el kaide, ırak gibi şeyler söylenir. bunlar abd'nin düşmanı olacak kapasitede olamazlar. yeni silahlar geliştiriyorlar, mesela yeni f-35 savaş uçakları üretiyorlar, el-kaide ile irak'ı abd'nin düşmanı sayarsak şunu sorarız;
mevcut uçaklar bu düşmanla mücadele etmeye yetmiyor mu da yenisi yapılıyor? rusya ve abd'yi takip edin; tabir-i caizse biri bombaların anasını, diğeri babasını üretiyor. "kime karşı?" sorusunun cevabı ortada yok. abd hem kendisine rakip olacak ülkelerin enerji kaynaklarını kontrol ediyor, hem de askeri üstünlüğü bu ülkelere kaptırmak istemiyor.
nato'nun düşmanı kim diye sorguladığımızda açık bir düşman bulamıyoruz. çünkü cevabı yok. nato'nun bu güne kadar devam etmesinin, yani karşısındaki varşova paktı'nin dağılmasına rağmen nato'nun bir güç olarak varlığını sürdürmesinin fazla bir anlamı yok. ama bakıyorsunuz nato'nun varlığı devam ediyor. "nato'nun düşmanı kimdir?" sorusunu sorduğunuz zaman herhangi bir cevap bulamıyorsanız abd'nin maksadını sorgulayacaksınız.
abd'nin maksadı; "nato'ya üye olan ülkelerin savunma politikalarını kontrol altında tutmaktır!"
abd diyor ki; eğer nato'yu dağıtırsam her ülke kendi savunma politikasını belirler, oysa nato'nun varlığı bunların kendi savunma politikalarını oluşturmasına imkan vermiyor, çünkü hepsini ben kontrol ediyorum. böylece bu ülkelerin ileri teknoloji kullanan silahları kendi başlarına üretmelerine gerek kalmıyor.
dikkat ederseniz nato'nun karşısındaki varşova paktı dağılmasına rağmen, bırakın nato'yu dağıtmayı daha da genişletiyor. nerde bağımsızlığına kavuşan bir devlet varsa doğu bloku'nun hegemonyasından kurtulan devlet olursa bunu da hemen nato'nun içine alıyor.
askeri alanda bunu yaparken, bir taraftan da ortadoğu'da ki petrolü kontrol altında tutmak istiyor. ırak'a girişinin sebebi budur. bazıları diyor ki "abd petrolü kontrol etmek için geliyor" bir ülkeyi kontrol etmek istediğiniz zaman, kendi çıkarlarınız açısından söyluyorum, günün birinde o ülkeden size karşı bir ambargo uygulanacağını ve size petrol satmayacaklarını düşünmeniz lazım. eğer böyle bir ihtimal varsa o ülkeyi kontrol etmek istersiniz. dünya da "abd'ye petrol satmayacağım" diyebilecek bir ülke var mıdır? hem sebebi yoktur, hem gücü yetmez. buna rağmen neden gelip ırak'a yerleşiyor abd? kaldı ki abd petrol ihtiyacının düşük bir oranını ortadoğu'dan karşılıyor. oysa avrupa ve uzakdoğu, petrol ihtiyacının tamamını ortadoğu'dan karşılıyorlar. öyleyse abd'nin asıl amacının kendi ihtiyaçlarını garanti altına almak değil, rakiplerinin petrol kaynaklarını kontrol etmek istediği açıktır.
dağılma sürecine giren rusya bizzat abd'nin yardımı ile toparlanmıştır, bu yardım açık bir şekilde abd tarafından devam ettirlmektedir, amaç; az önce de belirttiğim gibi kaynakların kontrol altına alınmasıdır.
avrupa silahlı gücü ile abd ve rusya ile boy ölçüşecek durumda değil!. hem rusya hem abd silahlanma harcamalarını giderek artırıyorlar ve bunu bir hasımları olmamasına rağmen yapıyorlar. o zaman dünya'da ki olayları algılamak için, değerlendirmek için yukarıdan aşağıya doğru gitmemiz lazım. aşağıdaki olaylara bakıp ne olduğunu değerlendirmek yerine, evvela politikaları değerlendirmek, evvela dünyada ki sorunların ne olduğunu teşhis etmek gerekir.
bu gün türkiye'nin kuzeyinde yer alan, gerek iran'ın gerekse ırak'ın ve diğer ülkelerin (fransa, almanya, yunanistan) ülkelerinin türkiye üzerindeki kaynaklara müdahale etmek amacı ve türkiye'yi kontrol etmek amacı ile pkk açık şekilde desteklenmektedir. bunun başında yer alan abd, kendi çıkarları doğrultısunda hem türkiye'yi hem de kuzey ırak'da kurulacak olan bir devletin temellerini atmak adına sürekli pkk yı desteklemektedir.
tüm bunlar olurken türkiye ne yapmaktadır? eskiden olduğu gibi hiç bir politika üretememekte, kısır devlet adamları ile kendi ülkesini yabancı ülkelere peşkeş çekmekte ve yıllardır güçlü ülkelerin hegemonyasından çıkamamaktadır.
abd'nin aslında bölge ülkeleri ile bir sorunu yok, iran, ırak veya bu çaptaki ülkelerden herhangi biri ile bir sorunu olamaz zaten. daha açık bir ifadeyle onlar bir sorun yaratacak kapasitede değiller abd için. öyleyse abd nin hedefi ve mücadele ettiği güç farklı olmalıdır ve dengi dengine olmalıdır. abd nin dünya üzerinde iki rakibi olduğu görülmektedir, birincisi avrupa, ikincisi ile uzakdoğuda ki çin.
abd eğer bu iki gücü kontrol altında tutmaz ise bunlar onun rakibi olurlar ve abd yi kenara atarlar. böyle bir durumda hem abd'nin hayat standardında çok büyük düşüş olur, hem de abd dünya üzerindeki hegemonyasını kaybeder. abd bu iki gücü kontrol etmek istedi ve bunun içinde şöyle bir proje yürütüyor. diyor ki;
"avrupa ve çin'in enerji kaynaklarını kontrol etmeliyim. onun dışında bu iki rakibin askeri güç olarak benimle yarışacak düzeye çıkmalarını engellemeliyim"
dikkat ederseniz abd dünyadaki savunma harcamalarının yarısını yapıyor. güçlü bir düşman görebiliyor musunuz? hayır!
bu harcamaları kime karşı yapıyor, bunu bilmiyoruz. savunma harcaması düşmana karşı yapılır. "abd'nin düşmanı kimdir?" diye sorduğunuz zaman, el kaide, ırak gibi şeyler söylenir. bunlar abd'nin düşmanı olacak kapasitede olamazlar. yeni silahlar geliştiriyorlar, mesela yeni f-35 savaş uçakları üretiyorlar, el-kaide ile irak'ı abd'nin düşmanı sayarsak şunu sorarız;
mevcut uçaklar bu düşmanla mücadele etmeye yetmiyor mu da yenisi yapılıyor? rusya ve abd'yi takip edin; tabir-i caizse biri bombaların anasını, diğeri babasını üretiyor. "kime karşı?" sorusunun cevabı ortada yok. abd hem kendisine rakip olacak ülkelerin enerji kaynaklarını kontrol ediyor, hem de askeri üstünlüğü bu ülkelere kaptırmak istemiyor.
nato'nun düşmanı kim diye sorguladığımızda açık bir düşman bulamıyoruz. çünkü cevabı yok. nato'nun bu güne kadar devam etmesinin, yani karşısındaki varşova paktı'nin dağılmasına rağmen nato'nun bir güç olarak varlığını sürdürmesinin fazla bir anlamı yok. ama bakıyorsunuz nato'nun varlığı devam ediyor. "nato'nun düşmanı kimdir?" sorusunu sorduğunuz zaman herhangi bir cevap bulamıyorsanız abd'nin maksadını sorgulayacaksınız.
abd'nin maksadı; "nato'ya üye olan ülkelerin savunma politikalarını kontrol altında tutmaktır!"
abd diyor ki; eğer nato'yu dağıtırsam her ülke kendi savunma politikasını belirler, oysa nato'nun varlığı bunların kendi savunma politikalarını oluşturmasına imkan vermiyor, çünkü hepsini ben kontrol ediyorum. böylece bu ülkelerin ileri teknoloji kullanan silahları kendi başlarına üretmelerine gerek kalmıyor.
dikkat ederseniz nato'nun karşısındaki varşova paktı dağılmasına rağmen, bırakın nato'yu dağıtmayı daha da genişletiyor. nerde bağımsızlığına kavuşan bir devlet varsa doğu bloku'nun hegemonyasından kurtulan devlet olursa bunu da hemen nato'nun içine alıyor.
askeri alanda bunu yaparken, bir taraftan da ortadoğu'da ki petrolü kontrol altında tutmak istiyor. ırak'a girişinin sebebi budur. bazıları diyor ki "abd petrolü kontrol etmek için geliyor" bir ülkeyi kontrol etmek istediğiniz zaman, kendi çıkarlarınız açısından söyluyorum, günün birinde o ülkeden size karşı bir ambargo uygulanacağını ve size petrol satmayacaklarını düşünmeniz lazım. eğer böyle bir ihtimal varsa o ülkeyi kontrol etmek istersiniz. dünya da "abd'ye petrol satmayacağım" diyebilecek bir ülke var mıdır? hem sebebi yoktur, hem gücü yetmez. buna rağmen neden gelip ırak'a yerleşiyor abd? kaldı ki abd petrol ihtiyacının düşük bir oranını ortadoğu'dan karşılıyor. oysa avrupa ve uzakdoğu, petrol ihtiyacının tamamını ortadoğu'dan karşılıyorlar. öyleyse abd'nin asıl amacının kendi ihtiyaçlarını garanti altına almak değil, rakiplerinin petrol kaynaklarını kontrol etmek istediği açıktır.
dağılma sürecine giren rusya bizzat abd'nin yardımı ile toparlanmıştır, bu yardım açık bir şekilde abd tarafından devam ettirlmektedir, amaç; az önce de belirttiğim gibi kaynakların kontrol altına alınmasıdır.
avrupa silahlı gücü ile abd ve rusya ile boy ölçüşecek durumda değil!. hem rusya hem abd silahlanma harcamalarını giderek artırıyorlar ve bunu bir hasımları olmamasına rağmen yapıyorlar. o zaman dünya'da ki olayları algılamak için, değerlendirmek için yukarıdan aşağıya doğru gitmemiz lazım. aşağıdaki olaylara bakıp ne olduğunu değerlendirmek yerine, evvela politikaları değerlendirmek, evvela dünyada ki sorunların ne olduğunu teşhis etmek gerekir.
bu gün türkiye'nin kuzeyinde yer alan, gerek iran'ın gerekse ırak'ın ve diğer ülkelerin (fransa, almanya, yunanistan) ülkelerinin türkiye üzerindeki kaynaklara müdahale etmek amacı ve türkiye'yi kontrol etmek amacı ile pkk açık şekilde desteklenmektedir. bunun başında yer alan abd, kendi çıkarları doğrultısunda hem türkiye'yi hem de kuzey ırak'da kurulacak olan bir devletin temellerini atmak adına sürekli pkk yı desteklemektedir.
tüm bunlar olurken türkiye ne yapmaktadır? eskiden olduğu gibi hiç bir politika üretememekte, kısır devlet adamları ile kendi ülkesini yabancı ülkelere peşkeş çekmekte ve yıllardır güçlü ülkelerin hegemonyasından çıkamamaktadır.
bütün dünyayı g.tünden s.kmektir kanımca. (bkz: odtü yurdundaki götçü ağa efsanesi)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com