bugün
- erdogan'a yarayacak diye mizmızlanmak3
- aşk acısı çekiyorum sözlük10
- aşkını bir sır gibi senelerce saklamak2
- masak'ın ahbap bağışlarını incelemesi3
- 7 ağustos 20262
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar3
- mazot fiyatlarının suçlusu3
- guinness birası5
- nickten isim tahmini yapmak10
- hükümet değişse ülke düzelir mi2
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz5
- orjinalinden iyi coverlar2
- zorunlu eğitim9
- the blair witch project2
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- sözlüğün boşalması3
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler2
- haramidere de haramilik yapmak5
- batıl inançlar7
- sinem dedetaş11
- caddebostan da bostan yetiştirmek4
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var3
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- mason greenwood11
- cabrio tigra süren kadının arabasına atlatmak3
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- kilolu olmak5
- muşlettin amca3
- çerçeve yasa7
- büyük filmlerden büyük replikler3
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- yürüyen bok4
- renault 9 broadway12
- kedin mi var derdin var4
- velvet hanım ile kahve içmek8
- başlarım böyle hayata deyip akp'ye üye olmak4
- 15 temmuz tiyatro mu7
- zall adlı yazar4
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur3
tüm dünya üzerinde söz sahibi olan bir devletin, diğer ülke devleti üzerindeki oyunları, çıkarları ve politikalarının ele alındığı durumdur.
abd'nin aslında bölge ülkeleri ile bir sorunu yok, iran, ırak veya bu çaptaki ülkelerden herhangi biri ile bir sorunu olamaz zaten. daha açık bir ifadeyle onlar bir sorun yaratacak kapasitede değiller abd için. öyleyse abd nin hedefi ve mücadele ettiği güç farklı olmalıdır ve dengi dengine olmalıdır. abd nin dünya üzerinde iki rakibi olduğu görülmektedir, birincisi avrupa, ikincisi ile uzakdoğuda ki çin.
abd eğer bu iki gücü kontrol altında tutmaz ise bunlar onun rakibi olurlar ve abd yi kenara atarlar. böyle bir durumda hem abd'nin hayat standardında çok büyük düşüş olur, hem de abd dünya üzerindeki hegemonyasını kaybeder. abd bu iki gücü kontrol etmek istedi ve bunun içinde şöyle bir proje yürütüyor. diyor ki;
"avrupa ve çin'in enerji kaynaklarını kontrol etmeliyim. onun dışında bu iki rakibin askeri güç olarak benimle yarışacak düzeye çıkmalarını engellemeliyim"
dikkat ederseniz abd dünyadaki savunma harcamalarının yarısını yapıyor. güçlü bir düşman görebiliyor musunuz? hayır!
bu harcamaları kime karşı yapıyor, bunu bilmiyoruz. savunma harcaması düşmana karşı yapılır. "abd'nin düşmanı kimdir?" diye sorduğunuz zaman, el kaide, ırak gibi şeyler söylenir. bunlar abd'nin düşmanı olacak kapasitede olamazlar. yeni silahlar geliştiriyorlar, mesela yeni f-35 savaş uçakları üretiyorlar, el-kaide ile irak'ı abd'nin düşmanı sayarsak şunu sorarız;
mevcut uçaklar bu düşmanla mücadele etmeye yetmiyor mu da yenisi yapılıyor? rusya ve abd'yi takip edin; tabir-i caizse biri bombaların anasını, diğeri babasını üretiyor. "kime karşı?" sorusunun cevabı ortada yok. abd hem kendisine rakip olacak ülkelerin enerji kaynaklarını kontrol ediyor, hem de askeri üstünlüğü bu ülkelere kaptırmak istemiyor.
nato'nun düşmanı kim diye sorguladığımızda açık bir düşman bulamıyoruz. çünkü cevabı yok. nato'nun bu güne kadar devam etmesinin, yani karşısındaki varşova paktı'nin dağılmasına rağmen nato'nun bir güç olarak varlığını sürdürmesinin fazla bir anlamı yok. ama bakıyorsunuz nato'nun varlığı devam ediyor. "nato'nun düşmanı kimdir?" sorusunu sorduğunuz zaman herhangi bir cevap bulamıyorsanız abd'nin maksadını sorgulayacaksınız.
abd'nin maksadı; "nato'ya üye olan ülkelerin savunma politikalarını kontrol altında tutmaktır!"
abd diyor ki; eğer nato'yu dağıtırsam her ülke kendi savunma politikasını belirler, oysa nato'nun varlığı bunların kendi savunma politikalarını oluşturmasına imkan vermiyor, çünkü hepsini ben kontrol ediyorum. böylece bu ülkelerin ileri teknoloji kullanan silahları kendi başlarına üretmelerine gerek kalmıyor.
dikkat ederseniz nato'nun karşısındaki varşova paktı dağılmasına rağmen, bırakın nato'yu dağıtmayı daha da genişletiyor. nerde bağımsızlığına kavuşan bir devlet varsa doğu bloku'nun hegemonyasından kurtulan devlet olursa bunu da hemen nato'nun içine alıyor.
askeri alanda bunu yaparken, bir taraftan da ortadoğu'da ki petrolü kontrol altında tutmak istiyor. ırak'a girişinin sebebi budur. bazıları diyor ki "abd petrolü kontrol etmek için geliyor" bir ülkeyi kontrol etmek istediğiniz zaman, kendi çıkarlarınız açısından söyluyorum, günün birinde o ülkeden size karşı bir ambargo uygulanacağını ve size petrol satmayacaklarını düşünmeniz lazım. eğer böyle bir ihtimal varsa o ülkeyi kontrol etmek istersiniz. dünya da "abd'ye petrol satmayacağım" diyebilecek bir ülke var mıdır? hem sebebi yoktur, hem gücü yetmez. buna rağmen neden gelip ırak'a yerleşiyor abd? kaldı ki abd petrol ihtiyacının düşük bir oranını ortadoğu'dan karşılıyor. oysa avrupa ve uzakdoğu, petrol ihtiyacının tamamını ortadoğu'dan karşılıyorlar. öyleyse abd'nin asıl amacının kendi ihtiyaçlarını garanti altına almak değil, rakiplerinin petrol kaynaklarını kontrol etmek istediği açıktır.
dağılma sürecine giren rusya bizzat abd'nin yardımı ile toparlanmıştır, bu yardım açık bir şekilde abd tarafından devam ettirlmektedir, amaç; az önce de belirttiğim gibi kaynakların kontrol altına alınmasıdır.
avrupa silahlı gücü ile abd ve rusya ile boy ölçüşecek durumda değil!. hem rusya hem abd silahlanma harcamalarını giderek artırıyorlar ve bunu bir hasımları olmamasına rağmen yapıyorlar. o zaman dünya'da ki olayları algılamak için, değerlendirmek için yukarıdan aşağıya doğru gitmemiz lazım. aşağıdaki olaylara bakıp ne olduğunu değerlendirmek yerine, evvela politikaları değerlendirmek, evvela dünyada ki sorunların ne olduğunu teşhis etmek gerekir.
bu gün türkiye'nin kuzeyinde yer alan, gerek iran'ın gerekse ırak'ın ve diğer ülkelerin (fransa, almanya, yunanistan) ülkelerinin türkiye üzerindeki kaynaklara müdahale etmek amacı ve türkiye'yi kontrol etmek amacı ile pkk açık şekilde desteklenmektedir. bunun başında yer alan abd, kendi çıkarları doğrultısunda hem türkiye'yi hem de kuzey ırak'da kurulacak olan bir devletin temellerini atmak adına sürekli pkk yı desteklemektedir.
tüm bunlar olurken türkiye ne yapmaktadır? eskiden olduğu gibi hiç bir politika üretememekte, kısır devlet adamları ile kendi ülkesini yabancı ülkelere peşkeş çekmekte ve yıllardır güçlü ülkelerin hegemonyasından çıkamamaktadır.
abd'nin aslında bölge ülkeleri ile bir sorunu yok, iran, ırak veya bu çaptaki ülkelerden herhangi biri ile bir sorunu olamaz zaten. daha açık bir ifadeyle onlar bir sorun yaratacak kapasitede değiller abd için. öyleyse abd nin hedefi ve mücadele ettiği güç farklı olmalıdır ve dengi dengine olmalıdır. abd nin dünya üzerinde iki rakibi olduğu görülmektedir, birincisi avrupa, ikincisi ile uzakdoğuda ki çin.
abd eğer bu iki gücü kontrol altında tutmaz ise bunlar onun rakibi olurlar ve abd yi kenara atarlar. böyle bir durumda hem abd'nin hayat standardında çok büyük düşüş olur, hem de abd dünya üzerindeki hegemonyasını kaybeder. abd bu iki gücü kontrol etmek istedi ve bunun içinde şöyle bir proje yürütüyor. diyor ki;
"avrupa ve çin'in enerji kaynaklarını kontrol etmeliyim. onun dışında bu iki rakibin askeri güç olarak benimle yarışacak düzeye çıkmalarını engellemeliyim"
dikkat ederseniz abd dünyadaki savunma harcamalarının yarısını yapıyor. güçlü bir düşman görebiliyor musunuz? hayır!
bu harcamaları kime karşı yapıyor, bunu bilmiyoruz. savunma harcaması düşmana karşı yapılır. "abd'nin düşmanı kimdir?" diye sorduğunuz zaman, el kaide, ırak gibi şeyler söylenir. bunlar abd'nin düşmanı olacak kapasitede olamazlar. yeni silahlar geliştiriyorlar, mesela yeni f-35 savaş uçakları üretiyorlar, el-kaide ile irak'ı abd'nin düşmanı sayarsak şunu sorarız;
mevcut uçaklar bu düşmanla mücadele etmeye yetmiyor mu da yenisi yapılıyor? rusya ve abd'yi takip edin; tabir-i caizse biri bombaların anasını, diğeri babasını üretiyor. "kime karşı?" sorusunun cevabı ortada yok. abd hem kendisine rakip olacak ülkelerin enerji kaynaklarını kontrol ediyor, hem de askeri üstünlüğü bu ülkelere kaptırmak istemiyor.
nato'nun düşmanı kim diye sorguladığımızda açık bir düşman bulamıyoruz. çünkü cevabı yok. nato'nun bu güne kadar devam etmesinin, yani karşısındaki varşova paktı'nin dağılmasına rağmen nato'nun bir güç olarak varlığını sürdürmesinin fazla bir anlamı yok. ama bakıyorsunuz nato'nun varlığı devam ediyor. "nato'nun düşmanı kimdir?" sorusunu sorduğunuz zaman herhangi bir cevap bulamıyorsanız abd'nin maksadını sorgulayacaksınız.
abd'nin maksadı; "nato'ya üye olan ülkelerin savunma politikalarını kontrol altında tutmaktır!"
abd diyor ki; eğer nato'yu dağıtırsam her ülke kendi savunma politikasını belirler, oysa nato'nun varlığı bunların kendi savunma politikalarını oluşturmasına imkan vermiyor, çünkü hepsini ben kontrol ediyorum. böylece bu ülkelerin ileri teknoloji kullanan silahları kendi başlarına üretmelerine gerek kalmıyor.
dikkat ederseniz nato'nun karşısındaki varşova paktı dağılmasına rağmen, bırakın nato'yu dağıtmayı daha da genişletiyor. nerde bağımsızlığına kavuşan bir devlet varsa doğu bloku'nun hegemonyasından kurtulan devlet olursa bunu da hemen nato'nun içine alıyor.
askeri alanda bunu yaparken, bir taraftan da ortadoğu'da ki petrolü kontrol altında tutmak istiyor. ırak'a girişinin sebebi budur. bazıları diyor ki "abd petrolü kontrol etmek için geliyor" bir ülkeyi kontrol etmek istediğiniz zaman, kendi çıkarlarınız açısından söyluyorum, günün birinde o ülkeden size karşı bir ambargo uygulanacağını ve size petrol satmayacaklarını düşünmeniz lazım. eğer böyle bir ihtimal varsa o ülkeyi kontrol etmek istersiniz. dünya da "abd'ye petrol satmayacağım" diyebilecek bir ülke var mıdır? hem sebebi yoktur, hem gücü yetmez. buna rağmen neden gelip ırak'a yerleşiyor abd? kaldı ki abd petrol ihtiyacının düşük bir oranını ortadoğu'dan karşılıyor. oysa avrupa ve uzakdoğu, petrol ihtiyacının tamamını ortadoğu'dan karşılıyorlar. öyleyse abd'nin asıl amacının kendi ihtiyaçlarını garanti altına almak değil, rakiplerinin petrol kaynaklarını kontrol etmek istediği açıktır.
dağılma sürecine giren rusya bizzat abd'nin yardımı ile toparlanmıştır, bu yardım açık bir şekilde abd tarafından devam ettirlmektedir, amaç; az önce de belirttiğim gibi kaynakların kontrol altına alınmasıdır.
avrupa silahlı gücü ile abd ve rusya ile boy ölçüşecek durumda değil!. hem rusya hem abd silahlanma harcamalarını giderek artırıyorlar ve bunu bir hasımları olmamasına rağmen yapıyorlar. o zaman dünya'da ki olayları algılamak için, değerlendirmek için yukarıdan aşağıya doğru gitmemiz lazım. aşağıdaki olaylara bakıp ne olduğunu değerlendirmek yerine, evvela politikaları değerlendirmek, evvela dünyada ki sorunların ne olduğunu teşhis etmek gerekir.
bu gün türkiye'nin kuzeyinde yer alan, gerek iran'ın gerekse ırak'ın ve diğer ülkelerin (fransa, almanya, yunanistan) ülkelerinin türkiye üzerindeki kaynaklara müdahale etmek amacı ve türkiye'yi kontrol etmek amacı ile pkk açık şekilde desteklenmektedir. bunun başında yer alan abd, kendi çıkarları doğrultısunda hem türkiye'yi hem de kuzey ırak'da kurulacak olan bir devletin temellerini atmak adına sürekli pkk yı desteklemektedir.
tüm bunlar olurken türkiye ne yapmaktadır? eskiden olduğu gibi hiç bir politika üretememekte, kısır devlet adamları ile kendi ülkesini yabancı ülkelere peşkeş çekmekte ve yıllardır güçlü ülkelerin hegemonyasından çıkamamaktadır.
bütün dünyayı g.tünden s.kmektir kanımca. (bkz: odtü yurdundaki götçü ağa efsanesi)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar