bugün
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl9
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- türklerden nefret etme nedenleri5
- kibirden kimse kaçamaz4
- fahişelerin en fazla para kazandığı ülke4
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması4
- velvet47
- halkın arasında sadece chp dolaşabiliyor3
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- chp seçmenindeki öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi3
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- arjantin ve messi'ye yapılan linç kampanyası3
- en kibirli yuzır2
- iş arkadaşlarıyla muhabbetin sarmaması2
- ece erken2
- merak ediyorsan yaz7
- türk rock tarihinin kıymeti anlaşılamamış grupları4
- düşün ki o bunu okuyor7
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak5
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- ya sevgilisi varsa3
- kemalistlerin rakıyı çok sevmesi4
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- yeni parti25
- rizeli bir gürcü denince ilk akla gelen isim2
- mehdiyet chp ile gelecek2
- tekneden denize balıklama atlamak4
- erkeklerin genç kadınlara ilgi duymasının sebebi6
- habire1239
- sivrisinekten şikayet etmek2
- g'i l d'e d l'i l y16
- deve sidiği bitmiş şeriatçı davranışı3
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- deniz göktaş2
- kemoş3
- anna rf2
- sürekli kafeye giden insan2
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- puura10
- sürprizlerle dolu2
- kebap vs lahmacun3
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- okulda zorunlu kıyafet dayatması3
- uludağ sözlük gazozu8
- cumhuriyet halk partisi12
- kürt devleti8
- başınıza gelen ilginç olaylar4
- ctrlx istesin anında nikahı kıyarım8
Can Candan ve Serdar Değirmencioğlu'nun sinema filmi uzunluğundaki belgeseli. tam adı: ''3 saat (bir öss belgeseli)''. filmin internet sitesi: http://www.3saat.net filme dair bulabildiğim adam akıllı tek eleştiri yazısı aşağıda. yazarı fatih özgüven:
''ismi bir çeşit resmiyet ve mecburiyetle özdeşleşen, kanıksadığımız, hatta görmez olduğumuz, belki de görmek istemediğimiz bir Türkiye şeysine, öğrenci seçme ve yerleştirme kurumuna bakıyor. 3 Saat aslında seçme ve yerleştirme sınavının kendisinin değil, ona maruz kalanların, Türkiye'de bir kurumla yaşamak, cebelleşmek zorunda olanların, ayrıca bir sürecin belgeseli. Alışılmış konuşan kafalar tipi belgesel gibi başlasa da çok geçmeden hiç de öyle olmadığı hatta bu girişin o tarz belgesellerin bir parodisi olduğu anlaşılıyor. Belgesel, birbirinden farklı aile yapılarından gelen altı lise öğrencisini sınava hazırlık, sınav ve sınav sonrası aşamalarında, bir yılı aşkın bir süre içinde yakından izliyor ve onların kelimenin gerçek anlamıyla nasıl seçildiklerine ve yerleştirildiklerine tanıklık ediyor. Daha doğrusu nasıl seçilmediklerine ve yanlış yerleştirildiklerine... Bireyi biçimlendirmeye yarayan aile, okul gibi kurumların ya da dershane, arkadaş çevresi gibi yan kurumların, ulaşılmak istenen, arzu nesnesi olan ya da olmayan üniversitelerin, ayrıca olup bitenleri olağanlaştırıp yaygınlaştımaya yarayan basın-yayın organlarının, hatta teknolojinin hep birlikte, bir olağanlık görüntüsü içinde nasıl işlediklerini bütün açıklığıyla görüyoruz. 3 Saat kendi iki saate yakın süresi içinde değişen, başka birer insan olan hatta adeta fiziken yaşlanan altı insanın hikayesini sadakatle izliyor. Yetişkinlerin, hatta belki bir süre sonra sınava girenlerin kendilerinin 'bu da bir hayat tecrübesi' ya da 'hepimiz aynı yollardan geçtik' diye özetleyeceği bir süreci iyice saydamlaştırıyor. Ayrıca onu yargılıyor da; bu sürece tabi tutulmanın insanın üzerinde bıraktığı izlere işaret etme dürüstlüğünü gösteriyor. Türkiye'de kurumlara bu kadar saydamlaştırıcı biçimde bakan şeylere alışık olmadığımiz için de 3 Saat'i hayret ve hayranlıkla izliyoruz. Mutlu sonlanmıyor sözkonusu '3 Saat'; bunun da istediğiniz okulu kazanıp kazanmamakla ilgisi yok, konu daha çok bu tür bir örselenmeye tabi tutulmanın adil olup olmamasıyla ilgili. Türkiye'nin diğer kurumlarını da bu biçimde saydamlaştıran belgeseller olsa keşke.''
(kaynak: 'Hepimiz bu yollardan geçtik...' başlıklı köşe yazısı, radikal gazetesi)
''ismi bir çeşit resmiyet ve mecburiyetle özdeşleşen, kanıksadığımız, hatta görmez olduğumuz, belki de görmek istemediğimiz bir Türkiye şeysine, öğrenci seçme ve yerleştirme kurumuna bakıyor. 3 Saat aslında seçme ve yerleştirme sınavının kendisinin değil, ona maruz kalanların, Türkiye'de bir kurumla yaşamak, cebelleşmek zorunda olanların, ayrıca bir sürecin belgeseli. Alışılmış konuşan kafalar tipi belgesel gibi başlasa da çok geçmeden hiç de öyle olmadığı hatta bu girişin o tarz belgesellerin bir parodisi olduğu anlaşılıyor. Belgesel, birbirinden farklı aile yapılarından gelen altı lise öğrencisini sınava hazırlık, sınav ve sınav sonrası aşamalarında, bir yılı aşkın bir süre içinde yakından izliyor ve onların kelimenin gerçek anlamıyla nasıl seçildiklerine ve yerleştirildiklerine tanıklık ediyor. Daha doğrusu nasıl seçilmediklerine ve yanlış yerleştirildiklerine... Bireyi biçimlendirmeye yarayan aile, okul gibi kurumların ya da dershane, arkadaş çevresi gibi yan kurumların, ulaşılmak istenen, arzu nesnesi olan ya da olmayan üniversitelerin, ayrıca olup bitenleri olağanlaştırıp yaygınlaştımaya yarayan basın-yayın organlarının, hatta teknolojinin hep birlikte, bir olağanlık görüntüsü içinde nasıl işlediklerini bütün açıklığıyla görüyoruz. 3 Saat kendi iki saate yakın süresi içinde değişen, başka birer insan olan hatta adeta fiziken yaşlanan altı insanın hikayesini sadakatle izliyor. Yetişkinlerin, hatta belki bir süre sonra sınava girenlerin kendilerinin 'bu da bir hayat tecrübesi' ya da 'hepimiz aynı yollardan geçtik' diye özetleyeceği bir süreci iyice saydamlaştırıyor. Ayrıca onu yargılıyor da; bu sürece tabi tutulmanın insanın üzerinde bıraktığı izlere işaret etme dürüstlüğünü gösteriyor. Türkiye'de kurumlara bu kadar saydamlaştırıcı biçimde bakan şeylere alışık olmadığımiz için de 3 Saat'i hayret ve hayranlıkla izliyoruz. Mutlu sonlanmıyor sözkonusu '3 Saat'; bunun da istediğiniz okulu kazanıp kazanmamakla ilgisi yok, konu daha çok bu tür bir örselenmeye tabi tutulmanın adil olup olmamasıyla ilgili. Türkiye'nin diğer kurumlarını da bu biçimde saydamlaştıran belgeseller olsa keşke.''
(kaynak: 'Hepimiz bu yollardan geçtik...' başlıklı köşe yazısı, radikal gazetesi)
ösym'ye göre hayatınıza yön vermek için uzun yıllar yeterli olmuş süredir.
Yıllar gibi geldi bünyeme.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar