entry'ler (1)

bipolar bozukluk

21 yaşında yakalandığım, hem de çok hazırlıksız yakalandığım hastalık. hayatım gayet iyi gidiyordu, hiçbir sorun yoktu. uzun zaman sonra bir erkek arkadaşım olmuştu ve gayet mutluydum. bir sabah uyandığımda aklımdan inanılmaz şeyler geçmeye başladı. gerçek dışı kurgular yapıyor, bunları sosyal medya üzerinden paylaşıyordum. o kadar uçuk şeylerdi ki, çoğu insan hiçbir şey anlamıyor ve gittikçe endişelenmeye başlıyordu. manik ataktayken en büyük problem, sizde bir sorun olduğunu kesinlikle anlayamamanız. öyle ki yardım isteyecek durumda olmuyorsunuz. sürekli kafanız bi güzel, değişik bir dünyada, çok önemli bir kişi olduğunuzu hatta seçilmiş ve dünyaya barış vb şeyler getirmekle görevlendirilmiş olduğunuzu falan düşünüyorsunuz. o kadar gerçekçi ki, asla kontrol edilemeyecek milyon tane düşünce içinde kaybolup gidiyorsunuz ve tabi ki etrafınızdaki insanlar bu garip hareketlerinizden rahatsız olmaya başlıyor. en son hatırladığım, hayaller gördüğüm bir gün dışarı çıkıp son ses müzik dinlerken birden "çabuk dj ferdi ozkan çal kafasını yaşaman lazım" diye bir ses benimle konuştu zihnimde. hayatımda hiç hap kullanmadım, ama size o gün yaşadığım şeyi anlatabilmem mümkün değil. gerçek dünyadan tamamen kopmuştum. çoğu insan manik ataktayken neler olduğunu bilmiyor. çok para harcamak, çok konuşmaktan ibaret değil bu mesele. öyle ki inanılmaz kurgularla zihninizin sizi yönlendirdiği, hatta ayinler yaptırdığı, arabaların plakalarının size bir şeyler anlattığını düşündüğünüz, hatta dünyadaki diğer ırklarla veya ölülerle telepatik şekilde zihninizde iletişim kurduğunuz ve asla "noluyor lan bana, bunlar normal değil yardım istemeliyiz" diyemediğimiz bir durum. sonuç olarak ailem tarafından okuduğum şehirden apar topar memleketime getirildim. tabi bütün arkadaşlarımı kaybetmiştim, sınıf grubuyla kavga etmiş, eski sevgilime beni stalkladığı için sevgilimden ayırmaya çalıştığını düşünüp paranoyaya bağlayıp sosyal medyadan küfürler saydırarak bunu sevgilimin görmesiyle terk edilmiş, manik atak bittiğinde evde yapayalnız her gün oturup telefonla kendimi aylarca uyuşturmuş, tüm sosyallikten belki yıllar boyunca uzak olacağımın farkına varmış bir şekilde inanılmaz ağır bir depresyonun içine girmiştim. intihar düşüncesi depresyon dönemindeyken o kadar yoğun oluyor ki, gün içerisinde sürekli planlar yapıp bir şekilde uygun zamanın gelmesini bekliyorsunuz. ve tabi o sevgili arkadaşlarınıza aslında ne yaşadığınızı anlatamamanın acısıyla yaşıyorsunuz. hoş, anlatsam da anlamayacaklardır muhtemelen. onların gözünde kafayı yemiş, onlara tehditler savuran ve korkutan manyaktan başka bir şey değilim çünkü. gelin de yaptığım şeylerin hiçbirinin elimde olmadığını inandırın şu insanlara. mümkün değil artık. benim gibi bu hastalık yüzünden hayatının tüm düzenini kaybeden birçok insan vardır elbet, ama bununla da avutamıyor kendini insan. hem üniversitenden oluyorsun, hem çevrenden. ve geriye sadece yaşadığın ve yaşattığın şeyleri her gün düşünüp iyice çıldırmak kalıyor. umarım bir çıkış yolu bulabilirim. çünkü memleketimde yaşamak dahi istemiyorum, buna mecbur kaldım. yalnızlık ömür boyu sanırım. hele ki bizim gibi manik depresifseniz.
© copyright 2005 - 2026