bugün
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği5
- sözlük erkeklerinin kombinleri5
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak9
- bir babanın valiliğe yazdığı ötenazi dilekçesi5
- sarapci koala68
- sezen aksu şarkılarında geçen acımasız sözler5
- tayland a giden erkeğin asıl amacı5
- anın görüntüsü21
- eski sevgiliyle karşılaşmak6
- salata ile başlanan gün6
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- iremga6
- durduramazsınız ak parti geliyor2
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- ölümden korkmamak6
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri30
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçtim4
- kıyamet zamanlarında mı yaşıyoruz3
- teoman ın en güzel 3 şarkısı4
- yagmurcu ile yağmur altında dans etmek5
- e'e f e5
- özgür özel10
- algı çetesi7
- halter kaldırırken osurmak4
- masklavinin siyaseti bırakırsa düzeleceği kanısı8
- s'i l v'e r m'i s t29
- mazotun litresi 90 lira13
- gocu38
- allah cennetten birçok meleği düşürdü2
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir9
- 14 eylül 2026 okulların açılması3
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı9
- revizyonist troçkist kırması yeni oportünist cephe3
- aşırı milliyetçilerin herkesi kürtçü ilan etmesi7
- sigaraya kahve sürmek5
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak9
- 81r4d3r5
- arkadaşlar kavga etmeyin8
- heyt bea birader4
- sözlükteki 4 harfliler4
- miçotakis ten türkiye'ye iyi geçinme çağrısı6
- kargocularla kanka olmak4
- fenerbahçe11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- parti tüzüğü okumak8
- hostingdunyam7
entry'ler (37)
daha demin yolda yururken "kaldirin kicinizi tembel tenekeler" diyalogunu duydum resmen yarildim. Yapan herif (ki saniyorum ki o templarlarin geldigini Yusufa Ezio'ya haber veren cocuk cunku Turkcesi cok super) baya kafa bulmus. Rastgele, gozleri fal tasi gibi acik ve bunun gibi cok Turkce ve komik cumlelerin gectigi cok kafa bi oyun olmus. *
Japoncada
wakarimasu (anlamak)
anlamina gelen ya da desu (dir) ve bunun gibi yazilan tum kelimelerde, sondaki u okunmaz.
her neyse.
wakarimasu (anlamak)
anlamina gelen ya da desu (dir) ve bunun gibi yazilan tum kelimelerde, sondaki u okunmaz.
her neyse.
Ailesi modern tipler de olabilir.
Aslinda Macar Krali Lajos'un 20 yasinda ölmüş olması ve dizide 40 yaş üstü bi oyuncunun onu canlandirmasi, tarihi acidan ne kadar eksik olabilicegi hakkinda bi ipucu verebilir.
Bunu Banu Alkanin soyluyo olmasi, kaldirilanin ne oldugunu dusundurur efendim.
"Kaldiramazsan kaldirirlar gulum"
"Kaldiramazsan kaldirirlar gulum"
hahahahaha, işte şimdi başlıyoruz dostlar.
Sevgi ve teşekkürlerimle
Birliği hatırlayın...
Sevgi ve teşekkürlerimle
Birliği hatırlayın...
güneşli bi günde yolda yürürken dumur eden telefon diyaloğudur:
-alo çağlar, x ben, nasılsın ne yapıyosun?
+hede hödö...
-ya internetten sansar ben
olayın iyi ve şaşırtıcı yanı internetin sadece karı kız avlama olmamasıdır.
-alo çağlar, x ben, nasılsın ne yapıyosun?
+hede hödö...
-ya internetten sansar ben
olayın iyi ve şaşırtıcı yanı internetin sadece karı kız avlama olmamasıdır.
bağımlılık yapar efendim.
bir kere gidip mistik ve tarihi sokaklarında şarap içersiniz, fotoğraf çekersiniz. aynı gün içinde mütevazi halkın içine karışırsınız ve bi kap lokma için sahilin başından ortasına kadar uzayan bi kuyruğa girersiniz, ege usulü yerleştirilmiş sandalyelere oturup çeşit çeşit insanla ada çayı ve sakızlı türk kahvesi içersiniz.
her sokağında keşfedilecek ayrı güzellikleri vardır, ve her güzelliğin harmanı detaylar. sahili baştan başa yürümek şehirin unutturduğu paylaşımı huzurla size sunar; herkes birbirine selam verir, kimse kimseyi giydiğine göre değerlendirmez-bohem takılırlar, hayvanlar ve "delilere" saygı gösterirler.
rakı balık cundada bi başka olur. cundada içtiğin rakıya güvenirsin, daha doğrusu o masanın ve sonrasının dostane olduğuna. 50 yaş üstü babaların gözlerindeki candan ışıltıdır rakı cundada, ve bunu görürsünüz. yarebbim bir meze yaparlar hiç bi yerde bulamazsınız. Lor böreği, sıcak ot, papalina, ada şarabı, kabak çiçeği dolması ve daha nicesi tap taze günübirlik tüketilir. ha siz gelirseniz özel mesajdan ulaşın ben size daha nicesini anlatırım da *
her adımda birliği yansıtır cunda. gündüz gece her adımında varlığı hissedersin. gece yıldızları izlemek denize karşı, rakıyla tamamlanıp güneşin doğuşunu izlemeye zorlar. güneşin doğuşuyla balıkçı teknelerini görürsünüz, ağ ören babaların ellerini. tam fotoğraflıktır cunda.
herkesin yurdudur; tavernaya gidilir, fasıla gidilir, dibek kahvesi içilir. sokakta her milletin ve varlığın hoşgörüyle dayanışma içinde olduğu gözükür. kedinin, köpeğin, insanın, denizdeki balığın aç kalmadığı bi adadır o şükürü her adımda hatırlayan halkı ile. adalarındaki cami 100 kişiyi anca alır, bu cami tüm adaya hoperlör sistemiyle duyurum yapar. her girdiğiniz dükkanda atatürk resmi görürsünüz.
kızları çok güzel, erkekleri çok yakışıklıdır.
çok kişi bilmez cundayı, aman diyim bilmesinler. siz de gelmeyin bak, mütevazi kalsın, bozulmasın.
bir kere gidip mistik ve tarihi sokaklarında şarap içersiniz, fotoğraf çekersiniz. aynı gün içinde mütevazi halkın içine karışırsınız ve bi kap lokma için sahilin başından ortasına kadar uzayan bi kuyruğa girersiniz, ege usulü yerleştirilmiş sandalyelere oturup çeşit çeşit insanla ada çayı ve sakızlı türk kahvesi içersiniz.
her sokağında keşfedilecek ayrı güzellikleri vardır, ve her güzelliğin harmanı detaylar. sahili baştan başa yürümek şehirin unutturduğu paylaşımı huzurla size sunar; herkes birbirine selam verir, kimse kimseyi giydiğine göre değerlendirmez-bohem takılırlar, hayvanlar ve "delilere" saygı gösterirler.
rakı balık cundada bi başka olur. cundada içtiğin rakıya güvenirsin, daha doğrusu o masanın ve sonrasının dostane olduğuna. 50 yaş üstü babaların gözlerindeki candan ışıltıdır rakı cundada, ve bunu görürsünüz. yarebbim bir meze yaparlar hiç bi yerde bulamazsınız. Lor böreği, sıcak ot, papalina, ada şarabı, kabak çiçeği dolması ve daha nicesi tap taze günübirlik tüketilir. ha siz gelirseniz özel mesajdan ulaşın ben size daha nicesini anlatırım da *
her adımda birliği yansıtır cunda. gündüz gece her adımında varlığı hissedersin. gece yıldızları izlemek denize karşı, rakıyla tamamlanıp güneşin doğuşunu izlemeye zorlar. güneşin doğuşuyla balıkçı teknelerini görürsünüz, ağ ören babaların ellerini. tam fotoğraflıktır cunda.
herkesin yurdudur; tavernaya gidilir, fasıla gidilir, dibek kahvesi içilir. sokakta her milletin ve varlığın hoşgörüyle dayanışma içinde olduğu gözükür. kedinin, köpeğin, insanın, denizdeki balığın aç kalmadığı bi adadır o şükürü her adımda hatırlayan halkı ile. adalarındaki cami 100 kişiyi anca alır, bu cami tüm adaya hoperlör sistemiyle duyurum yapar. her girdiğiniz dükkanda atatürk resmi görürsünüz.
kızları çok güzel, erkekleri çok yakışıklıdır.
çok kişi bilmez cundayı, aman diyim bilmesinler. siz de gelmeyin bak, mütevazi kalsın, bozulmasın.
Efendim japonca "şirinler" yani "küçük insanlar" demektir. güzel nickname olurmuş aslında.
Simon & Garfunkel - The Sound of Silence
ay ışığının ruhumu harmanlaması ve iyileştirmesi, denizin dinginliği ve balıkçı teknelerinin mütevaziliği, rakının hayata verdiği sürrealizm, kalp gözü açık insanlarla yapılan paylaşım, ilahilerin ruhumu dans ettirmesiyle varlıklarla aramdaki fizik ötesi aşk ve bedenimi alkolle yaktıran çok boyutlu aşk olsa gerek dostlarım. Iyi sabahlar, bugün tahmininizden güzel olacak, köşeyi dönün ve mucizeyi görüceksiniz. gününüz aydın olsun.
gerçekten siktirip gitmiştir.
paraya ibadet etmeyin. insanı insan olduğu için sevin. para olmasa da yaşayabilin ve kıskanmayın. olanı paylaşın, küçük hesap adamı(cimri) olmayın ve bunlar içinizden gelsin.
ya da uğraşmayın, kolayı var:
(bkz: mantık evliliği)
ya da uğraşmayın, kolayı var:
(bkz: mantık evliliği)
(bkz: ayasofya)
loş ve mistik havasıyla düşsel romantik bi ambiyanstır, tavsiye edilir.
loş ve mistik havasıyla düşsel romantik bi ambiyanstır, tavsiye edilir.
redd in 21 albümünün 19. parçası
plastik çiçekler ve böcek:
Beton ormanlarda büyüdük
Evcilleştik ve bitti özgürlük
Kozalar ördük ve değiştik içinde
Sahte bir güneş vardı hep bahçemizde
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz rüyada hangimiz gerçek
Plastik çiçekler ve böcek
Bu şekilsiz dünyada önce hangimiz ölecek
Ah ne kaldı, ne kaldı
Ruhumuz parçalandı
Ah ne kaldı, ne kaldı
Hangimiz yabancı
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz dünyada hangimiz gerçek
plastik çiçekler ve böcek:
Beton ormanlarda büyüdük
Evcilleştik ve bitti özgürlük
Kozalar ördük ve değiştik içinde
Sahte bir güneş vardı hep bahçemizde
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz rüyada hangimiz gerçek
Plastik çiçekler ve böcek
Bu şekilsiz dünyada önce hangimiz ölecek
Ah ne kaldı, ne kaldı
Ruhumuz parçalandı
Ah ne kaldı, ne kaldı
Hangimiz yabancı
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz dünyada hangimiz gerçek
son olduğunu kabullenmek koyar ya insana, inanmak istemezsin. zaten başımıza gelen her şey istemekle doğru orantılı değil midir?
onunla geçirdiğim ve gerçek olduğuna inanamadığım 3 saat içinde beni defalarca öpmüş ve okşamıştı. kokusunu saçlarımda hissettim. inanmaya çalıştım.
gözlerimin içine ailesinden uzak düşmüş bi çocuk gibi baktı ve "belki bir gün" dedi... güldüm kahkahayla ve dedim ki yarın, hemen yarın görüşürüz. yaklaştı bana, bildim, evet eğer buna izin verirsem, imzadır bu ayrılığa. Kabullenmek için yeterince bilge olmayan ruhum, ışıltıyla onun ruhuna fısıldadı "her şey çok güzel olacak, ayrılsak bile" sımsıkı sarıldık yine de atmadım, atamadım o imzayı dudaklarımla... gülümseyerek ondan uzaklaştım. birbirimize baktık ve bana öpücük yollamıştı.
bitmişti.
demişti ki bana, şiir yazmaya başladığında ve o şiiri bitiremediğinde o şiire geri dönmezdi. şiir onun için bi görev değildi. yarım kalırdı şiirleri. yarım kalırmış şiirleri...
onunla geçirdiğim ve gerçek olduğuna inanamadığım 3 saat içinde beni defalarca öpmüş ve okşamıştı. kokusunu saçlarımda hissettim. inanmaya çalıştım.
gözlerimin içine ailesinden uzak düşmüş bi çocuk gibi baktı ve "belki bir gün" dedi... güldüm kahkahayla ve dedim ki yarın, hemen yarın görüşürüz. yaklaştı bana, bildim, evet eğer buna izin verirsem, imzadır bu ayrılığa. Kabullenmek için yeterince bilge olmayan ruhum, ışıltıyla onun ruhuna fısıldadı "her şey çok güzel olacak, ayrılsak bile" sımsıkı sarıldık yine de atmadım, atamadım o imzayı dudaklarımla... gülümseyerek ondan uzaklaştım. birbirimize baktık ve bana öpücük yollamıştı.
bitmişti.
demişti ki bana, şiir yazmaya başladığında ve o şiiri bitiremediğinde o şiire geri dönmezdi. şiir onun için bi görev değildi. yarım kalırdı şiirleri. yarım kalırmış şiirleri...
ayasofya nın tarih kokan, loş merdivenlerinden yukarı çıkarken durup bana baktı ve ona kalpten gülümsedim. iki adım daha yürüdük ve durduk. belimi sardı ve gözlerime bakıp dudaklarıma yapıştı. mucizeydi.
(#8727323)
(#8727323)
doğruydu. Amsterdamdan amerikaya tasinmadan istanbula gelmişti. vapurda dalgalar çarptıkça kalbim dalgalarla bir olmak isteyen meltem gibiydi. bir kaç gün önce yalnız gittiğim, bastığım mermerlerin bana sorular fısıldadığı, içinde doyasıya dans ettiğim, herkesin duymadığı dehşet verici çığlıları ve içten kahkahaları duyduğum, ilahilerin beni yolcu ettiği ayasofyada buluşucaktık. onu gördüm ve sırtına hafifçe dokundum, sarıldım ve gözlerinin içine bakıp zıplayarak ne kadar mutlu olduğumu söyledim. Burda olduguna inanamiyodum. elimi tutmuştu ve görkemli ayasofyaya adım atmıştık. Inanamadığımı söyledikce elimi daha sıkı tuttu.
(#8727321)
(#8727321)