bugün
- erkeklerin giderek feminenleşmesi8
- bira cips6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar4
- 1 saatte 10 bira içmek19
- laptop5
- tembel ve çalışmayan insan16
- maden suyu4
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- tarot bakabilen sözlük yazarları3
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak3
- aga be şarkılar5
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması6
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek3
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- sözlük kızlarının kombinleri20
- oytun erbaş2
- velvet vs nervio19
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- mezarlıkları sevmek5
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- alparslan türkeş in atatürk düşmanı olması2
- özgür irade ve determinizm üzerine bir tartışma2
- karanlık bir akşamüstü hüzünlü gezer olmak2
- taksim'e ikinci eyfel kulesi3
- allah6
- ktç birader4
- yıllık izin2
- aylık 470 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- manyak olmaya karar verdim9
- lahmacun4
- selam sözlük4
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- hayat2
- alparslan türkeş kadir mısıroğlu ilişkisi2
- slavko vincic15
- velvet12
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- nervio11
- aşkın nur yengi2
- nickaltı açılmamış yazarlar2
- uludağ sözlük görsel ekleme sorunu2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- elektrikli araba2
- pkklıları itlaf etmek2
entry'ler (37)
daha demin yolda yururken "kaldirin kicinizi tembel tenekeler" diyalogunu duydum resmen yarildim. Yapan herif (ki saniyorum ki o templarlarin geldigini Yusufa Ezio'ya haber veren cocuk cunku Turkcesi cok super) baya kafa bulmus. Rastgele, gozleri fal tasi gibi acik ve bunun gibi cok Turkce ve komik cumlelerin gectigi cok kafa bi oyun olmus. *
Japoncada
wakarimasu (anlamak)
anlamina gelen ya da desu (dir) ve bunun gibi yazilan tum kelimelerde, sondaki u okunmaz.
her neyse.
wakarimasu (anlamak)
anlamina gelen ya da desu (dir) ve bunun gibi yazilan tum kelimelerde, sondaki u okunmaz.
her neyse.
Ailesi modern tipler de olabilir.
Aslinda Macar Krali Lajos'un 20 yasinda ölmüş olması ve dizide 40 yaş üstü bi oyuncunun onu canlandirmasi, tarihi acidan ne kadar eksik olabilicegi hakkinda bi ipucu verebilir.
Bunu Banu Alkanin soyluyo olmasi, kaldirilanin ne oldugunu dusundurur efendim.
"Kaldiramazsan kaldirirlar gulum"
"Kaldiramazsan kaldirirlar gulum"
hahahahaha, işte şimdi başlıyoruz dostlar.
Sevgi ve teşekkürlerimle
Birliği hatırlayın...
Sevgi ve teşekkürlerimle
Birliği hatırlayın...
güneşli bi günde yolda yürürken dumur eden telefon diyaloğudur:
-alo çağlar, x ben, nasılsın ne yapıyosun?
+hede hödö...
-ya internetten sansar ben
olayın iyi ve şaşırtıcı yanı internetin sadece karı kız avlama olmamasıdır.
-alo çağlar, x ben, nasılsın ne yapıyosun?
+hede hödö...
-ya internetten sansar ben
olayın iyi ve şaşırtıcı yanı internetin sadece karı kız avlama olmamasıdır.
bağımlılık yapar efendim.
bir kere gidip mistik ve tarihi sokaklarında şarap içersiniz, fotoğraf çekersiniz. aynı gün içinde mütevazi halkın içine karışırsınız ve bi kap lokma için sahilin başından ortasına kadar uzayan bi kuyruğa girersiniz, ege usulü yerleştirilmiş sandalyelere oturup çeşit çeşit insanla ada çayı ve sakızlı türk kahvesi içersiniz.
her sokağında keşfedilecek ayrı güzellikleri vardır, ve her güzelliğin harmanı detaylar. sahili baştan başa yürümek şehirin unutturduğu paylaşımı huzurla size sunar; herkes birbirine selam verir, kimse kimseyi giydiğine göre değerlendirmez-bohem takılırlar, hayvanlar ve "delilere" saygı gösterirler.
rakı balık cundada bi başka olur. cundada içtiğin rakıya güvenirsin, daha doğrusu o masanın ve sonrasının dostane olduğuna. 50 yaş üstü babaların gözlerindeki candan ışıltıdır rakı cundada, ve bunu görürsünüz. yarebbim bir meze yaparlar hiç bi yerde bulamazsınız. Lor böreği, sıcak ot, papalina, ada şarabı, kabak çiçeği dolması ve daha nicesi tap taze günübirlik tüketilir. ha siz gelirseniz özel mesajdan ulaşın ben size daha nicesini anlatırım da *
her adımda birliği yansıtır cunda. gündüz gece her adımında varlığı hissedersin. gece yıldızları izlemek denize karşı, rakıyla tamamlanıp güneşin doğuşunu izlemeye zorlar. güneşin doğuşuyla balıkçı teknelerini görürsünüz, ağ ören babaların ellerini. tam fotoğraflıktır cunda.
herkesin yurdudur; tavernaya gidilir, fasıla gidilir, dibek kahvesi içilir. sokakta her milletin ve varlığın hoşgörüyle dayanışma içinde olduğu gözükür. kedinin, köpeğin, insanın, denizdeki balığın aç kalmadığı bi adadır o şükürü her adımda hatırlayan halkı ile. adalarındaki cami 100 kişiyi anca alır, bu cami tüm adaya hoperlör sistemiyle duyurum yapar. her girdiğiniz dükkanda atatürk resmi görürsünüz.
kızları çok güzel, erkekleri çok yakışıklıdır.
çok kişi bilmez cundayı, aman diyim bilmesinler. siz de gelmeyin bak, mütevazi kalsın, bozulmasın.
bir kere gidip mistik ve tarihi sokaklarında şarap içersiniz, fotoğraf çekersiniz. aynı gün içinde mütevazi halkın içine karışırsınız ve bi kap lokma için sahilin başından ortasına kadar uzayan bi kuyruğa girersiniz, ege usulü yerleştirilmiş sandalyelere oturup çeşit çeşit insanla ada çayı ve sakızlı türk kahvesi içersiniz.
her sokağında keşfedilecek ayrı güzellikleri vardır, ve her güzelliğin harmanı detaylar. sahili baştan başa yürümek şehirin unutturduğu paylaşımı huzurla size sunar; herkes birbirine selam verir, kimse kimseyi giydiğine göre değerlendirmez-bohem takılırlar, hayvanlar ve "delilere" saygı gösterirler.
rakı balık cundada bi başka olur. cundada içtiğin rakıya güvenirsin, daha doğrusu o masanın ve sonrasının dostane olduğuna. 50 yaş üstü babaların gözlerindeki candan ışıltıdır rakı cundada, ve bunu görürsünüz. yarebbim bir meze yaparlar hiç bi yerde bulamazsınız. Lor böreği, sıcak ot, papalina, ada şarabı, kabak çiçeği dolması ve daha nicesi tap taze günübirlik tüketilir. ha siz gelirseniz özel mesajdan ulaşın ben size daha nicesini anlatırım da *
her adımda birliği yansıtır cunda. gündüz gece her adımında varlığı hissedersin. gece yıldızları izlemek denize karşı, rakıyla tamamlanıp güneşin doğuşunu izlemeye zorlar. güneşin doğuşuyla balıkçı teknelerini görürsünüz, ağ ören babaların ellerini. tam fotoğraflıktır cunda.
herkesin yurdudur; tavernaya gidilir, fasıla gidilir, dibek kahvesi içilir. sokakta her milletin ve varlığın hoşgörüyle dayanışma içinde olduğu gözükür. kedinin, köpeğin, insanın, denizdeki balığın aç kalmadığı bi adadır o şükürü her adımda hatırlayan halkı ile. adalarındaki cami 100 kişiyi anca alır, bu cami tüm adaya hoperlör sistemiyle duyurum yapar. her girdiğiniz dükkanda atatürk resmi görürsünüz.
kızları çok güzel, erkekleri çok yakışıklıdır.
çok kişi bilmez cundayı, aman diyim bilmesinler. siz de gelmeyin bak, mütevazi kalsın, bozulmasın.
Efendim japonca "şirinler" yani "küçük insanlar" demektir. güzel nickname olurmuş aslında.
Simon & Garfunkel - The Sound of Silence
ay ışığının ruhumu harmanlaması ve iyileştirmesi, denizin dinginliği ve balıkçı teknelerinin mütevaziliği, rakının hayata verdiği sürrealizm, kalp gözü açık insanlarla yapılan paylaşım, ilahilerin ruhumu dans ettirmesiyle varlıklarla aramdaki fizik ötesi aşk ve bedenimi alkolle yaktıran çok boyutlu aşk olsa gerek dostlarım. Iyi sabahlar, bugün tahmininizden güzel olacak, köşeyi dönün ve mucizeyi görüceksiniz. gününüz aydın olsun.
gerçekten siktirip gitmiştir.
paraya ibadet etmeyin. insanı insan olduğu için sevin. para olmasa da yaşayabilin ve kıskanmayın. olanı paylaşın, küçük hesap adamı(cimri) olmayın ve bunlar içinizden gelsin.
ya da uğraşmayın, kolayı var:
(bkz: mantık evliliği)
ya da uğraşmayın, kolayı var:
(bkz: mantık evliliği)
(bkz: ayasofya)
loş ve mistik havasıyla düşsel romantik bi ambiyanstır, tavsiye edilir.
loş ve mistik havasıyla düşsel romantik bi ambiyanstır, tavsiye edilir.
redd in 21 albümünün 19. parçası
plastik çiçekler ve böcek:
Beton ormanlarda büyüdük
Evcilleştik ve bitti özgürlük
Kozalar ördük ve değiştik içinde
Sahte bir güneş vardı hep bahçemizde
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz rüyada hangimiz gerçek
Plastik çiçekler ve böcek
Bu şekilsiz dünyada önce hangimiz ölecek
Ah ne kaldı, ne kaldı
Ruhumuz parçalandı
Ah ne kaldı, ne kaldı
Hangimiz yabancı
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz dünyada hangimiz gerçek
plastik çiçekler ve böcek:
Beton ormanlarda büyüdük
Evcilleştik ve bitti özgürlük
Kozalar ördük ve değiştik içinde
Sahte bir güneş vardı hep bahçemizde
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz rüyada hangimiz gerçek
Plastik çiçekler ve böcek
Bu şekilsiz dünyada önce hangimiz ölecek
Ah ne kaldı, ne kaldı
Ruhumuz parçalandı
Ah ne kaldı, ne kaldı
Hangimiz yabancı
Plastik çiçekler ve böcek
Bu uyumsuz dünyada hangimiz gerçek
son olduğunu kabullenmek koyar ya insana, inanmak istemezsin. zaten başımıza gelen her şey istemekle doğru orantılı değil midir?
onunla geçirdiğim ve gerçek olduğuna inanamadığım 3 saat içinde beni defalarca öpmüş ve okşamıştı. kokusunu saçlarımda hissettim. inanmaya çalıştım.
gözlerimin içine ailesinden uzak düşmüş bi çocuk gibi baktı ve "belki bir gün" dedi... güldüm kahkahayla ve dedim ki yarın, hemen yarın görüşürüz. yaklaştı bana, bildim, evet eğer buna izin verirsem, imzadır bu ayrılığa. Kabullenmek için yeterince bilge olmayan ruhum, ışıltıyla onun ruhuna fısıldadı "her şey çok güzel olacak, ayrılsak bile" sımsıkı sarıldık yine de atmadım, atamadım o imzayı dudaklarımla... gülümseyerek ondan uzaklaştım. birbirimize baktık ve bana öpücük yollamıştı.
bitmişti.
demişti ki bana, şiir yazmaya başladığında ve o şiiri bitiremediğinde o şiire geri dönmezdi. şiir onun için bi görev değildi. yarım kalırdı şiirleri. yarım kalırmış şiirleri...
onunla geçirdiğim ve gerçek olduğuna inanamadığım 3 saat içinde beni defalarca öpmüş ve okşamıştı. kokusunu saçlarımda hissettim. inanmaya çalıştım.
gözlerimin içine ailesinden uzak düşmüş bi çocuk gibi baktı ve "belki bir gün" dedi... güldüm kahkahayla ve dedim ki yarın, hemen yarın görüşürüz. yaklaştı bana, bildim, evet eğer buna izin verirsem, imzadır bu ayrılığa. Kabullenmek için yeterince bilge olmayan ruhum, ışıltıyla onun ruhuna fısıldadı "her şey çok güzel olacak, ayrılsak bile" sımsıkı sarıldık yine de atmadım, atamadım o imzayı dudaklarımla... gülümseyerek ondan uzaklaştım. birbirimize baktık ve bana öpücük yollamıştı.
bitmişti.
demişti ki bana, şiir yazmaya başladığında ve o şiiri bitiremediğinde o şiire geri dönmezdi. şiir onun için bi görev değildi. yarım kalırdı şiirleri. yarım kalırmış şiirleri...
ayasofya nın tarih kokan, loş merdivenlerinden yukarı çıkarken durup bana baktı ve ona kalpten gülümsedim. iki adım daha yürüdük ve durduk. belimi sardı ve gözlerime bakıp dudaklarıma yapıştı. mucizeydi.
(#8727323)
(#8727323)
doğruydu. Amsterdamdan amerikaya tasinmadan istanbula gelmişti. vapurda dalgalar çarptıkça kalbim dalgalarla bir olmak isteyen meltem gibiydi. bir kaç gün önce yalnız gittiğim, bastığım mermerlerin bana sorular fısıldadığı, içinde doyasıya dans ettiğim, herkesin duymadığı dehşet verici çığlıları ve içten kahkahaları duyduğum, ilahilerin beni yolcu ettiği ayasofyada buluşucaktık. onu gördüm ve sırtına hafifçe dokundum, sarıldım ve gözlerinin içine bakıp zıplayarak ne kadar mutlu olduğumu söyledim. Burda olduguna inanamiyodum. elimi tutmuştu ve görkemli ayasofyaya adım atmıştık. Inanamadığımı söyledikce elimi daha sıkı tuttu.
(#8727321)
(#8727321)