bugün
- ela rumeysa cebeci5
- seks yapmayı zevkli sanmak10
- 17 dosyam var diye hava atan tip4
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması5
- dünya kupasında türkiye ile dalga geçen videolar2
- zincir çeken kezo2
- sevgiliyle ilk sevişme4
- evlenmekten korkmak4
- kafaya takan kezo2
- sözlüğün kahve olması2
- insanlara hakaret etmeyin2
- utanma ve ayıp2
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi6
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı9
- haluğun üçüncü çocuğu istemesi3
- harry kane4
- ekşi sözlük14
- herkes uyudu mu4
- amcığın tadını unutmak3
- flörtün strapon hediye etmesi6
- sevgiliyi bağırtmak4
- sabah olmuş2
- kova burcu erkeği2
- flört ile mesajlaşırken yüzde oluşan gülümseme3
- tai lung24
- a milli takım da psikolog sorunu2
- ilk otuzbir6
- kırmızı noktalı film4
- salma hayek seksiliği8
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- fusya semsiyeli yabanci10
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- ctrlx6
- sevişmeden önce saygı duruşunda bulunmak5
- pandela28
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir16
- spor yapmayan erkek13
- 2026 dünya kupası36
- porno arşivini silmeden intihar etmek4
- ctrlx benimle evlenir misin5
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- güvenilir2
- kazak erkekleri5
- babam hiç dövmezdi insanı11
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması22
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- futbol29
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
entry'ler (2)
Mesela erkekler ağlamaz. Siz hiç hüngür hüngür ağlayan erkek gördünüz mü? Ben şahsen görmedim. Ben de, tek başıma, yalnız başıma bile hiç öyle hüngür hüngür ağladığımı hatırlamam. Erkek ağlamaz, ağlayamaz. Çünkü ağladığında zayıf görünür. Güçsüz ve zavallı görünür. Kadınlar da, her ne kadar duygusal erkekleri sevdiklerini söyleseler de ağlayan erkek sevmezler. Erkeklerin, erkeklerinin güçlü olmasını isterler.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.
Mesela erkekler ağlamaz. Siz hiç hüngür hüngür ağlayan erkek gördünüz mü? Ben şahsen görmedim. Ben de, tek başıma, yalnız başıma bile hiç öyle hüngür hüngür ağladığımı hatırlamam. Erkek ağlamaz, ağlayamaz. Çünkü ağladığında zayıf görünür. Güçsüz ve zavallı görünür. Kadınlar da, her ne kadar duygusal erkekleri sevdiklerini söyleseler de ağlayan erkek sevmezler. Erkeklerin, erkeklerinin güçlü olmasını isterler.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.