bugün
- hangi ülke de doğmak isterdin11
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek7
- evde kalmış 30 yaşında kız3
- çare ismail kartal3
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- amedspor20
- havaların erken kararmaya başlaması2
- dursun adında spor kulübü başkanı olmaz2
- 14 mart 20113
- ibo show orkestrası3
- herr domdom2
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- yaran twitter iletileri3
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- futbol17
- pazar akşamı entry sayısının düşmesi2
- anın görüntüsü26
- imranlı3
- süper lig9
- eyüpspor3
- o paraya mercedes bmw audi var5
- arabam nasıl arkadaşlar4
- 1 kasım 2026 amed eyüpspor maçı3
- müzik haram mıdır2
- avm tuvaleti2
- burhan bayar2
- antu forum dan yorumlar2
- 6 ocak 20122
- anne ve kızın ayaklarını öpüp havlayan adam3
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- doğum günü kutlamayan adam2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- gocu aslında influncer8
- 1 kasım3
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- bik bik'in yaptığı yemekleri hizmetçinin yapması2
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- ese dezze8
- fon skandalı halkı hepten çökertmek için yapıldı2
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- dışarıda yemek yemek4
- kişisel bilgisayarlarda ram olmamalı3
- türkiye11
- enag2
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- kuantum fiziğine sahip kadın9
entry'ler (2)
Mesela erkekler ağlamaz. Siz hiç hüngür hüngür ağlayan erkek gördünüz mü? Ben şahsen görmedim. Ben de, tek başıma, yalnız başıma bile hiç öyle hüngür hüngür ağladığımı hatırlamam. Erkek ağlamaz, ağlayamaz. Çünkü ağladığında zayıf görünür. Güçsüz ve zavallı görünür. Kadınlar da, her ne kadar duygusal erkekleri sevdiklerini söyleseler de ağlayan erkek sevmezler. Erkeklerin, erkeklerinin güçlü olmasını isterler.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.
Mesela erkekler ağlamaz. Siz hiç hüngür hüngür ağlayan erkek gördünüz mü? Ben şahsen görmedim. Ben de, tek başıma, yalnız başıma bile hiç öyle hüngür hüngür ağladığımı hatırlamam. Erkek ağlamaz, ağlayamaz. Çünkü ağladığında zayıf görünür. Güçsüz ve zavallı görünür. Kadınlar da, her ne kadar duygusal erkekleri sevdiklerini söyleseler de ağlayan erkek sevmezler. Erkeklerin, erkeklerinin güçlü olmasını isterler.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.
Erkekler güçlüdür. Her zaman ve her koşulda güçlü olmak zorundadır. Zayıflık gösteremez. Çok eski çağlardan beridir devam eden bir olgu bu. Hele de bizimki gibi Ortadoğu toplumlarında. insanlığın doğduğu topraklarda. Erkekler acı da çekse, duygusal anlamda çöküşte de olsa, sevgilisinden yeni de ayrılmış olsa, bir yakınını da kaybetmiş olsa, ne olursa olsun güçlü olmak, güçlü durmak zorundadır. Üzüldüğü, ağladığı görülürse küçük çocuk gibi davrandığı düşünülebilir. istese de yapamaz yani.
Erkek baba olduğunda çocuğunu çok sevemez mesela. Sevse dahi bunu uluorta göstermesi hoş karşılanmaz. Duygusal görünür çünkü. Baba imajına terstir bu durum. Baba olan erkek hele de tanınan, bilinen bir kişiyse daha da zordur çocuğuna karşı yakın olması, yakınlık göstermesi.
Erkek dediğin her zaman hesabı öder. Herhangi bir yemeğe çıkıldığında, bir yere gidildiğinde hesabı kim isterse istesin masadaki erkeğe gelir hesap. O öder. Cebinde parası olması gerekiyordur. Parasız erkek mi olunur? Hayır tabii ki. Bir erkek, harcaması gerekmese dahi, cebinde parası varken daha güvende hisseder kendini.
Erkek dediğin üşümez. Bir yemeğe, partiye, etkinliğe gidilmiştir. Kadınlar en şık ve gösterişli kıyafetlerini giyer ve yanlarına en fazla incecik bir şal alırlar. Tabii hava üşütmeye başladığında erkeğin ceketi imdada yetişmek durumundadır. Erkek çıkarıp verir kadına ceketini. Çünkü erkek dediğin insan değildir, üşümez.
Erkek korur ve kollar. Kimsenin korumasına ihtiyaç duymaz ama herkes onun korumasındadır. Ailenin reisidir. Herkesin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Kendi sorunları dahi olsa, kimse bilmez bunu, bilemez. Kendi içinde çözmesi gerekir.
'Güzele bakmak sevaptır' diye bir söz var. Trene bakmak gibisini kastetmiyorum gerçi ama erkek güzel kadına baktığında hiç hoş karşılanmaz bu durum. Öküz denir, abaza denir, bir sürü laf edilir. Ama bak güzele bakıyor denmez nedense.. Çünkü ayıptır bakmak.
Bir kadın bir erkekten hoşlansa da gidip konuşmaz, konuşamaz. Konuşursa kötü görülür, hafif görülür. Çünkü bu görev erkeğin görevidir. Karşısındakinin arkadaş olarak mı yoksa hoşlandığı için mi yakın davrandığını tahmin etmek ve doğru tahmin etmek zorundadır. Bir bakarsın yakınlaşmak istediği kişi kendisini arkadaş olarak görüyor ve tek seferde hem arkadaşını hem de hoşlandığı kişiyi kaybeder. En modern kadınlar bile erkeğin ilk adımı atmasını bekler, ister, tercih eder..
Şimdi aklıma geldi de, kadınlar günü vardır ama erkekler günü yoktur. Rusya'da aslında asker günü olarak kutlanan gün değil, genel anlamda erkekler günü yani.
Erkek dediğin (eşi çalışmayanlar özellikle) eve geldiğinde işteki yorgunluğunun üstüne bir de kadının konuşmalarını, anlatmalarını (kimine göre dırdırını) dinlemek durumundadır.